Sosyalist Sol Tartışıyor: Emekçi Hareket Partisi İle Röportaj

1
1536

Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada çok önemli gelişmeler yaşanıyor.

Özgürlük ve demokrasi getireceği vaadedilen Ilımlı İslam, Türkiye’de dinci bir tek adam rejimiyle; Ortadoğu’da ise aşırı bir dinsel, mezhepsel, etnik vb. gerilimlerle sonuçlandı. ABD ve AB’nin göz bebeği AKP iktidarı şimdi onlarla kavgalı duruma düştü. Bu süreçte Kürt hareketi bölgede politik bir aktör olarak daha çok önem kazanırken Türkiye işçi sınıfı ve emekçi hareketi ise alabildiğine geriledi. Kolektif emeğin ürünü bilimsel ve teknolojik gelişmeler tekelci özel mülkiyet sistemi yüzünden ezilenlerin köleleştirilmesine varacak riskler taşıyor. Emperyalist güçler arasındaki mücadele şiddetlenirken bütün dünyanın kaynadığını görüyoruz.

Türkiye solunun ülkemizi, bölgeyi ve dünyayı etkileyecek büyük bir potansiyel güç olduğuna inanıyoruz. Sol hareketlerin gidişe nasıl baktığını ve ortak hareket olanaklarını görüşmek amacıyla bir söyleşi başlatmaya karar verdik.

“Türkiye nereye gidiyor?”, “Türkiye solunun bu süreçteki durumu nedir?”, “Sol, sürece tutarlı ve etkin bir müdahale için kendi güçlerini nasıl birleştirebilir” sorularımıza yanıt olarak Emekçi Hareket Partisi‘nden arkadaşların hazırladığı cevapları sizlerle paylaşıyoruz:

1. Türkiye nereye gidiyor?

Ekonomik kriz bir yılı aşkın süredir ülkeyi sarsıyor ve sarsmaya da devam edecek. 20 yıllık iktidarı boyunca üretim ve sanayi yerine, beton ve rant siyaseti yürütmenin sonuçlarıyla AKP yüz yüze kalıyor. AKP bu gerçekliğin üzerini örtmek istese de kaçacağı yer kalmamış durumda. Tüm toplum bu gerçekliği en yakıcı hali ile yaşıyor. Bir avuç zengin tüm imkanlara sahipken maaşları eriyen, işten atılmakla yüz yüze olan, her hakkı gasp edilmeye çalışılan ve kıdem tazminatına bile el konulmaya çalışılan milyonların öfkesi birikiyor.

İktidarın ekonomik krizden çıkması mümkün değildir. Betona yatırılan milyon dolarlar gibi geri dönüşümsüz bir sürecin içine girilmiş durumda. Sermaye iktidarı bu süreçte de patronları rahatlatmak için emek verenlerin kıdem gibi her türlü hakkına saldırıyı “meşru” göstermeye çalışacaktır.

Öte yandan antidemokratik koşulları sürdürmeye çalışmaları, kaybetmekte oldukları güçlerinin maskelenmesinden öteye gidemiyor. AKP içindeki çatlak ve tartışmalar, parti içinde sınırlı kalamıyor. İlk kez bu süreçte AKP içinden bir itiraz hareketi yükselerek mevcut güçlerini bölmeye ciddi bir alternatif oluyor. “Hala buradayız” demek isteyen AKP, her türlü antidemokratik biçimi devreye sokarak halkların iradesine el koyuyor. Bir yandan Kürt halkına yönelik hamlelerini kayyım yolu ile sürdürürken İstanbul’da mağlubiyeti unutarak kayyım tehdidinde bulunma cüretini kendilerinde bulabiliyorlar.

Ancak bilinmelidir ki AKP iktidarı hem ülke içinde hem de ülke dışında sıkışmış durumda. Ortadoğu’ya sefer diye giderken Suriye Devleti’nin İdlib’de ilerlediğini görüyoruz. S-400 almak ile bölgede yayılmacılık politikalarının rahatça ilerletilemeyeceği açık seçik ortaya çıkıyor. “Sefer” mağlubiyetini güvenli bölge ile kapatmak isterken de yine gerçekle karşılaştılar. Başka bir ülkenin sınırlarına ek koymak, ülke içinde özgürlüklere el koymaya benzemiyor. AKP’nin bölgede yayılmacılık politikalarının şu an bir çıkmazda olduğunu görüyoruz.

Tüm bu gidişat ve iktidarın her geçen gün daha fazla gösterdiği çözümsüzlük içerisinde, emek verenlerin gerçek bir çözüm olarak ortaya çıkma yolu güçleniyor. Çünkü işçi sınıfı örgütlenme eğilimleri güçlü ama açığa çıkmamış, politik basireti güçlü, imkanını her bulduğunda ülkenin geleceğine yön veren, var olan örgütsel formlarda kendine yer bulamamış ama kendisine yeni formlar arayan yaratıcı, dinamik bir siyasal özne konumunda. Sermaye iktidarını devirebilecek yegane güç buyken emek verenlerin yönetimine yaklaşmamız bir hayal değil.

2. Türkiye solunun bu süreçteki durumu nedir? 

AKP iktidarı her yönden sıkışmış durumda ancak havadan zafer bekleme eğilimi yanlışa sürükler. 20 yıllık bu iktidarın tüm zor kuvvetlere sirayet etmiş ve yerleşmiş olduğunu unutmamak gerekir.

AKP’nin İstanbul’da tahtının devrilmesi tüm ülkede yürütülen demokrasi mücadelesinin bir sonucu olarak iktidarı yaralamıştır. Muhalefet bunun üzerine gitmek yönünde hareket ediyor.

Ancak ayrılması ve keskin bir farkla ortaya koyulması gereken emek verenlerin iktidar hedefidir. Sol kendi özgücüyle hareket etmediği ve var olan güçlere yaslandığı sürece bu hedeften kaçınır durumda kalacaktır. Daha büyük güce bel bağlamak hatalı bir eğilim olarak sol içinde sürmektedir.

Ekonomik krizin ilk başladığı günlerden itibaren bu konuşulmaktan kaçınıldı. Emek verenlerin hazırlıklı ve örgütlü olarak güçlenmesini sağlamak için herhangi bir adım atıldığını görmedik. Krizin faturasını ödemek ya da ödememek sınırlılığında kalan tartışmalar, bu gidişatta ön açıcı olamadı.

Emekçi Hareket Partisi bütün bu sürecin zorluklarını göğüsleyerek ilk günden bu yana tek çözümün emek verenlerin yönetimi olduğunu altını çizerek anlatıyor, mücadelesini yürütüyor ve bu fikri emek verenlerle buluşturuyor.

Gerçeklerin hoş bir sedadan ibaret olmadığını anlatmak ve göstermek gerekliliği, kapitalizmin krize girdiği bu süreçte yani beklenen bu zamanda yapılması gerekendir. Ancak bunu yapmak ve yapmamak tartışması da süreç içinde ortaya çıkmakta olan ve devam eden eğilimlerle son bulmaktadır. Her örgütlü gücün yapılması gerekeni bildiği gibi yapıp yapmamak konusunda iradesini ne düzeyde ortaya koyduğunu bütün bir seçim süreci ve ekonomik kriz günleri tüm topluma gösteriyor.

Her mücadeleden yılgınlık üretmek yerine deneyim üretmek gerekir. Çünkü gerçek; tek adam olma hayali kuranları sandığa gömenin, akıllı iletişimciler ve sağcılara heveslenen düzen partileri yetkilileri değil bu ülkenin emek verenlerinin olmasıdır. Şimdi patronların düzenini tarihe gömmek üzere bu hareketin büyümesi ve örgütlenmesi adına doğrular birden fazla değil. Tek bir doğru yol önümüzde duruyor. Gerçek bir siyaset, gerçek bir örgüt, Marksist-Leninist devrimciler bu yolu aydınlatmaya devam edecek.

3. Sol sürece tutarlı ve etkin bir müdahale için kendi güçlerini nasıl birleştirebilir?

Sol içinde bir araya geliş; onlarca birlik, onlarca platform yoluyla denendi. Şimdi hiçbirinin varlığından söz edemiyoruz. Bu birliklerin her seferinde dağıtılmak üzere kurulmuş olması gerçekliği ne yazık ki çok eskilere de dönmeden ardımızda duruyor.

Solun kendi içinde demokratik bir işleyişi sağlamaktan uzak durarak klasik alışkanlıklarını sürdürdüğünü birçok kez gördük. Mevcut koşullar içinde solun kendi özgücüyle var olmasını gerektiğini savunanlar bir yola girerken aksini var etmeye çalışanlar başka bir yola giriyor. Tüm deneyimler ve solun mevcut durumu ile ortaklaşarak bir hedef etrafında bir araya gelmenin koşulları zayıflamış durumdadır.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.