8 Mart Röportajları

0
35

8 Mart dolayısıyla İstanbul Sarıyer’de bir gecekondu mahallesinde üç kadınla görüştük. Bölgede daha önce konser çalışması yapmış, bunu dergimizde yansıtmıştık (Seda-Ebru-Yeşim, Odak, Aralık 2008).

Söyleşiden amacımız 8 Mart dolayısıyla Mahalle’deki kadınlarla görüşüp fikir edinmek; görüşmeyi dergimize yazarak kadın sorununa ve dayanışma hareketine ilgi yaratmaktı. Her üç söyleşi de görüştüğümüz insanların evlerinde yapıldı.

İlk Röportaj 22 Şubat akşamı yapıldı:

Kırk yaşlarında bir kadın. Malatyalı. Eşi işsiz kaldı krizden. Üç çocuğu var ve sadece büyük kızı çalışıyor. Oğlunun kolu kırıldı, tedavi masrafları çok. Ortanca kızı ortaokula gidiyor. Amacımız hakkında yukarıdaki açıklamayı yapıp sorularımızı soruyoruz:

 
Ailede, işte, sokakta, otobüste, durakta,  hayatın içindeki kadınların yaşantısı hakkındaki düşünceniz nedir? 

Türkiye’de kadının değeri yok. Sadece kadını değeri değil Türkiye’de insanın değeri yok. Doğuruyorsun, bakıyorsun herşeyi bütünleştirmeye çalışıyorsun ama bir anlamı olmuyor. Erkek bir işte çalışıyorsa kadın en az altı işte çalışıyor. Herşeyi düşünüyor kadın; şu nerde nasıl olmalı? Kadınlar açısından durum bu. 

Ekonomik kriz sizi nasıl etkiliyor? Ailenizden veya çevrenizden işini kaybeden oldu mu? Kadın olarak geçiminiz huzurunuz şimdi nasıl? Alış-veriş, pazar masrafınız nasıl etkilendi? 

Etkilemez olur mu? Eşim işsiz kaldı Ford’da çalışıyordu ücretsiz izne çıkarıldı. Birşey de yapamıyoruz, eşim sendikalı da değil çünkü.  Borçlarımı ödeyemedim, yakında evime haciz gelir. Çocuğumun sağlık problemleri var; şanslıyız  diyoruz ne kadar sanssa  o da; sigortamız var şimdilik. Anlayacağınız arkadaşlar kriz beni teğet geçmedi

Pazar masraflarımı kriz çıkmadan öncede kısıyordum zaten. Biraz daha kısmama neden oldu yani iyice açlığa itiliyoruz.  

Mahallede kadınlar arasında komşuluk ilişkileri nasıl? 

Şimdi öyle komşuluk ilişkileri pek yok. Çoğunu tanımıyorum. Önceden insan olduğu için insana sahip çıkarlardı; artık onun da bir önemi kalmadı.   

Kadınlar açısından; mahallede en çok neye ihtiyaç duyuyorsunuz? Kadınlar olarak hayatı güzelleştirmek için, kadın dayanışması adına mahallede ne yapılabilir?  

Hayatı güzelleştirmekten çok, insan kendini anlamalı. Ondan sonra insan olarak ihtiyaçlarımız oluşur. Ama bu anlamda mahallede en çok ihtiyaç duyduğum şey; güven duyabileceğim insana ihtiyaç duyuyorum. Ama mahallede durumumuza katkı sağlamak için atölyeler olsa orada üretebilsek. Çünkü buradaki kadınların el işe oldukça yatkın nitelikteler. Birçok kadın burada boş zamanında bunlarla uğraşıyor; bunları üretime katıp değerlendirebilecek yerler olabilir.  

Nüfusun yaklaşık  yarısını yani yüzde ellisini kadınlar oluşturuyor. Peki yerel seçimlerde adayların yüzde 99’unun erkek adaylardan oluştuğunu, kadın adayların sadace yüzde bir olduğunu biliyor muydunuz? 

Biliyorum ama bilmek çözüm değil ki birşeyler yapabilmek önemli onun için yani ayakta kalmak için elele vermeliyiz. 

Neden bir belediye başkanı adayı ya da muhtar adayı kadın değil de illa ki erkek? Sebebi sizce nedir?  

Kadın her açıdan baskı altında. Birşey yapsa polis baskısı evde koca baskısı o yüzden kadınlar çekiniyor. İstediklerini de yapamıyor yani kadınların alanını kapatıyorlar, bunlar da genellikle bilerek yapılıyor. Sesimiz az çıksın diye. 

Nasıl bir Sarıyer nasıl bir Türkiye isterdin? En önemli gördüğünüz husus ne, bu kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir? 

Sarıyer’den çok yaşadığım mahallede iyi şeyler olmasını isterim. Mahallemize bakın ne elektriği var ne de doğru düzgün arabası. Evimin yanındaki elektrik telini bile zar zor yaptırdım. Onu da muhtara değil. Belediyeden ekipler başka bir iş için geldi rica ettim yaptılar. Yoksa çocuklarımız dışarda sürekli oynadıkları alanda. O yüzden iyi bir hizmet kesinlikle olmalı dediğim şey. 

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü size neyi ifade ediyor, bu günün kadınlar için önemi nedir? 

Bu günde sesimizi duyurmalıyız. Bir sürü sıkıntı yaşıyoruz bazen ayakta nasıl kaldığıma şaşırıyorum. Bugün de dayanışma yaratmalıyız sizlerle.

İkinci röportaj 24 Şubat akşamı

Kırk yaşlarında; zor koşullar altında çalışan bir emekçi kadın. Bir lokantada çalışıyor, lüks bir yer. O da Tuncelili. Büyük çocuğu askerden geldi işsiz. Annesi (askerden gelen gencin anneannesi) aynı evde kalıyor. Yukarıdaki gibi amacımızı açıklıyor, olurunu aldıktan sonra aynı soruları ona da yöneltiyoruz. 
 
Ailede, işte, sokakta, otobüste, durakta,  hayatın içindeki kadınların yaşantısı hakkındaki düşünceniz nedir? 

Zordur kadın olmak, zorlanıyoruz. Hem işte hem evde. Hayat zor üç kuruş para kazanmak için her türlü şeye maruz kalıyoruz. İşte patron onu yap der yapıyoruz evde koca, çocuk yap der, yapıyoruz. Hayatımız bu döngü içinde geçiyor. Oğlum askerdeydi onun üzüntüsünü bile ben çektim. Onun için bile neler çektim hem manevi hem de maddi. 

Ekonomik kriz sizi nasıl etkiliyor? Ailenizden veya çevrenizden işini kaybeden oldu mu? Kadın olarak geçiminiz huzurunuz şimdi nasıl? Alış-veriş, pazar masrafınız nasıl etkilendi

Bayağı etkiledi. Durumumuz iyi değil aldığım para 560 lira. Geçinemiyorum. Bir de kriz olunca daha da fakirleştim. Ama işyeri sahibi para kazanıyor, biz maaşımızı isteyince para kazanamıyoruz kriz var, diyor. Sofram ortada: buyrun bakın eskiden üç ekmek alıyordum şimdi iki ekmek. Ekmeği bile tasarruflu kullanmaya çalışıyorum düşünün artık… 

Mahallede kadınlar arasında komşuluk ilişkileri nasıl?  

Komşuluk ilişkilerimiz iyidir. Burada iyi geçiniyoruz ama eskisi gibi mi dersen pek değil. Önceden yan komşumuzun derdini bilirdik şimdi değil derdini  yaşayıp yaşamadığını bile zor biliyoruz. Anlayacağınız eski paylaşım yok artık burada. 

Kadınlar açısından; mahallede en çok neye ihtiyaç duyuyorsunuz? Kadınlar olarak hayatı güzelleştirmek için, kadın dayanışması adına mahallede ne yapılabilir? 

Bir kadın olarak değil insan olarak ihtiyacımız insani koşullarda yaşamak. Ben işyerine giderken üç tane araç değiştiriyorum; tam üç tane. Merkeze çok uzak ulaşımın halledilmesini istiyorum. Aldığım maaş nerdeyse yola gidiyor. Mahallede herşey eksik, ne tam ki; hangisini anlatayım.  

Gidip oturacağımız bir yer yok. Kadınlara bir hak tanınmıyor, hep eziliyor. Müsait bir kahve olsa hafta birgün biraraya gelsek sorunlarımız dertlerimizi konuşsak. Mesela aşağıdaki mahallede böyle birşey yapılıyor; kadınlar biraraya gelip konuşuyorlar. Ben de böyle birşeyin içinde bulunmak isterim, istiyorum. Bayanlara ait bir yerimiz olsun istiyorum. Gençler hakkında konuşalım isterim; bir yere varmamız için çok gerekli.

Nüfusun yaklaşık  yarısını yani yüzde ellisini kadınlar oluşturuyor. Peki yerel seçimlerde adayların yüzde 99’unun erkek adaylardan oluştuğunu, kadın adayların sadace yüzde bir olduğunu biliyor muydunuz? 

Bilmiyordum. Kadınların nüfusun bu kadar oran oluşturduğunu gerçekten bilmiyorum ama ne kadar zor ki bunun farkında da değiliz kadınlar olarak. 

Neden bir belediye başkanı adayı ya da muhtar adayı kadın değil de illa ki erkek? Sebebi sizce nedir? 

Geçen senelerde bayan girdi kınadılar. Bizim millet çok geri, desteklemediler kadını. Bayan nasıl muhtar olur dediler, derdimizi anlamaz dediler ve ikinci plana attılar. Bayan olarak bir bayan muhtar isterim aslında. Bilinçli bir bayan arkadaş olursa desteklerim. Kadın duyarlılığı başka çünkü  kadın olarak kadınla diyalog kurmak farklıdır. Bunca sene erkek muhtar seçiyoruz ama ne oluyor? Bize bir katkısı olmadı hiç, muhtarın kendisi kazanıyor, kendi çevresini besliyor.  

Nasıl bir Sarıyer nasıl bir Türkiye isterdin? En önemli gördüğünüz husus ne, bu kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir? 

İlerlemesini, gelişmesini sağlayacak herşeyi isterdim. Bazı duyarlı gençler buna ön ayak oluyorlar ama size destek vermiyoruz; ne kadınlarımız ne gençlerimiz. Bahsettiğim bir yer olsa mahallede bu da konuşulurdu böylece beraberce ilerlerdik.  

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü size neyi ifade ediyor, bu günün kadınlar için önemi nedir? 

Biraraya gelmek hareket yaratmak için çok önemli. Kadın emek veriyor ama karşılığını alamıyor eziliyor, ezik hissediyor bunu yok etmek için önemli diye düşünüyorum.

Üçüncü röportaj 24 Şubat akşamı

Üçüncü görüşmeyi 24 Şubat akşamı 25 yaşlarında bir kız ile yaptık. Dersimli, günde yaklaşık 12 saat mağazada çalışıyor. Evde tek çalışan o imiş. 

“Merhaba, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınları Günü dolayısıyla kadınlarla ilgili araştırma yapıyoruz. Araştırmamızın sonunda kadınları konu alan bir dergi yazısı hazırlayacağız. Sizin de fikirleriniz almak istiyoruyuz. Yardımcı olur musunuz”, diye sorduk.Olurunu aldıktan sonra önceden hazırladığımız soruları yönelttik.

Ailede, işte, sokakta, otobüste, durakta,  hayatın içindeki kadınların yaşantısı hakkındaki düşünceniz nedir? 

Yaşadığımız bu toplumda çok kötü bir duygu. Genç bir bayanım, işim gereği akşam geç eve geliyorum ama ortalık çok kötü o yüzden tedirgin oluyorum. Hele kadınsanız çıkmak daha kötü ve tehlikeli. Buradan yola çıkarsak kadın olmak her yerde zor. 

Ekonomik kriz sizi nasıl etkiliyor? Ailenizden veya çevrenizden işini kaybeden oldu mu? Kadın olarak geçiminiz huzurunuz şimdi nasıl? Alış-veriş, pazar masrafınız nasıl etkilendi? 

Kriz tabii ki etkiledi krizin etkilemediği insan yok sanırım. Kimini derin etkliyordur; bütün etkisini hissedersiniz, kimisi ise daha küçük etkileniyordur. Ama sonuç aynıdır, herkesi etkiler. Krizin etkilemedikleri patronlardır. Belki de krizin çıkmasını fırsat bilen patronlar. İki ablam da işten ayrıldı. Evde çalışan tek insanım. Masraflarımızı da dolayısıyla ben karşılıyorum. Bu da krizin güzelliği işte !!!!! Pazar masrafları ile  annem ilgileniyor, o da aldığım parayla yetiştirmeye çalışıyor. 

Mahallede kadınlar arasında komşuluk ilişkileri nasıl?  

Yapacak birşey olmadığı için evdeki kadınlar biraraya gelince sadece konuşuyoruz ama bu konuşmalar sorunlarımız olmuyor tabii. Az çok nasıl bir sohbet olduğunu tahmin edebilirisiniz. Tabii ki eskiye kıyasla ilişkilerde bozulma var. Gene de buranın kültüründen dolayı ve akraba, hemşerilik olayı sebebiyle diğer yerlere göre daha birarada sayılabiliriz

Kadınlar açısından; mahallede en çok neye ihtiyaç duyuyorsunuz? Kadınlar olarak hayatı güzelleştirmek için, kadın dayanışması adına mahallede ne yapılabilir?  

Kadınlara özel bir mekan yok. Ben çalışıyorum ama annem, komşularımız akşama kadar evde. Böyle oturup sohbet edebileceğimiz bir yer olsa güzel olurdu. Bu eski ilişkileri yakalamak açısından da önemli bir adım sayılabilir. 

Nüfusun yaklaşık  yarısını yani yüzde ellisini kadınlar oluşturuyor. Peki yerel seçimlerde adayların yüzde 99’unun erkek adaylardan oluştuğunu, kadın adayların sadace yüzde bir olduğunu biliyor muydunuz?

Bilmiyordum çok yoğun çalıştığım için pek takip edemiyorum. Hafta sadece birgün iznim var onu da dinlenerek geçiriyorum ancak.  

Neden bir belediye başkanı adayı ya da muhtar adayı kadın değil de illa ki erkek? Sebebi sizce nedir? 

Kadınlara hor bakıyorlar bence ondan kaynaklı. Ayrıca kadınların kendine özgüveni de yok. belki de özgüvenimizi yitirttiler bize. O kadar çok şey düşünüyoruz ki. Aslında çok şey de başarıyoruz hem evdeyiz. Hem işteyiz hem çoçuklarla ilgileniyoruz hem dışarda ama bunu galiba pek başarı olarak göremiyoruz. Yönetmeye gelince yapamayız diyoruz ama kolayca yönetilebiliyoruz maalesef. Üstelik işin ilginç tarafı yadsıyanlar da kadınlar oluyor genellikle. Özgürlüklerini kısıtlıyorlar.

Nasıl bir Sarıyer nasıl bir Türkiye isterdin? En önemli gördüğünüz husus ne, bu kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir? 

Öncü olan bir Sarıyer olmasını isterdim. Her konuda düzende, birliktelikte, ortak harekette. 

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü size neyi ifade ediyor, bu günün kadınlar için önemi nedir? 

Kadınlar açısından belki de özgür oldukları tek gün ve tek alan; o yüzden bu alanı iyi değerlendirmek gerekir senede birgün de olsa da.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here