Erdal Kudiş Yazdı: ABD’de Varoşların İsyanı

0
435

Erdal KUDİŞ

Amerika’nın Missouri eyaletinde silahsız bir gencin polis tarafından öldürülmesi ile başlayan olaylar Ferguson’un emekçi halkının isyanına dönüştü.

Yüzyıllarca köleciliğin merkezi olan ABD her ne kadar teoride bunu aşsa da pratikte siyahiler halen ikinci sınıf ve potansiyel suçlu muamelesi görmeye devam ediyorlar. Barrack Obama’nın başkan olması ile siyahilere umut ışığı doğmuştu. Artık ikinci sınıf insan olmayacak, dışlanmayacak, ötekileştirilmeyecek ve polisin şiddetine maruz kalmayacaklardı. Bunların hepsinin bir hayal olduğu kısa bir sürede belli oldu. Obama Ferguson olayları sırasındaki tutumu ile bunu daha iyi gösterdi. Siyah diye ona oy verenlerin yerine onu ve onun renginde olanları dışlayan beyazların yanında olduğunu gösterdi. Seçimlerde ilk kez oy veren siyahi yaşlılar içi beyaz dışı siyah Bounty çikolatasına benzeyen Obama’nın da bir aldatmaca olarak kendilerine sunulduğunu geç de olsa anlamışlardır.

Olay’ın yaşandığı Missouri eyaletinin %82’si beyazken Missouri’nin bir ilçesi olan Ferguson’un ise %67’si siyahi. Buna karşın yönetim ve idari birimlerinde çalışanlar çoğunlukla beyaz. Polis teşkilatında bile siyahların oranı sadece %3.

Ferguson, siyahilerin yüzyıllardır verdikleri mücadelede yeni bir isyan oldu. Yaşananları sadece ırksal olarak almak da hata olur. Ferguson işçi bölgesi ve genelde siyahiler kötü koşullarda ve düşük ücretle çalışıyorlar. Sisteme karşı sürekli bir kin ile yaşıyorlar ve her türlü yeni bir adaletsizlik onların isyan etmesine yetiyor. Tıpkı 18 yaşındaki genç Michael Brown’un yargısız infaza uğraması gibi. Elinde bıçak olduğu iddia edilen bir gence 6 kurşun ile karşılık veren bir mantık adaleti savunamaz, düzeni koruyamaz. Bu mantık köleci döneme aittir. Köle sahibinin kölesini öldürebilme mantığıdır. Buna karşı verilen direniş ise meşrudur.

Tunus’ta başlayan ‘’Arap baharı’’ süreci ve Türkiye’deki Gezi Direnişi’nde polisin sert ve orantısız muamelesinini eleştiren ABD ve Obama kendi polisini görmedi. Öyle ki Eyalet Valisi Özel Kuvvetlerden oluşan orduyu, isyanı bastırması için görevlendirirken sokağa çıkma yasağı da ilan etti. ‘’Özgürlükler Ülkesi’’ halkın barışçıl eylemlerini gaz bombası ve plastik mermiler ile bastırmaya çalışırken bunu görüntüleyen gazetecileri bile tutuklayıp şiddet uyguladı. Aynı ABD başka ülkelere bu konuda akıl veriyordu. Uluslararası Af Örgütü ilk kez ABD’ye heyet göndermeye karar verdi.

Dünya’ya demokrasi pazarlayan Amerika kendi içinde adaleti sağlayamadığı sürece isyanlar devam edecektir. Özelikle siyahiler, ırkçı ve dıştalayıcı tutumlara karşı isyan ateşlerini söndürecek gibi durmuyorlar. Ferguson ilk değildi ve son da olmayacak.

Dünyada sınıflar olduğu sürece de bu isyanlar devam edecek.Yönetenler -yani zenginler- iktidarlarını koruyabilmek için isçileri sürekli baskı altında tutmaya çalışıyorlar. Bu bütün dünyada böyledir.

Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika’da da durum budur. Ezilenlerin içinde de daha çok ezilenler ise yabancılardır. Zenginin rengi olmadığı gibi fakirin de yoktur.

Fransa, İspanya ve Yunanistan’da gelişen isyanlar farklılıklar gösterse de özünde aynı mantığı barındırıyorlar. İkinci sınıf insan olarak görülen ve bundan dolayı dıştalanan, ötekileştirilen, hor görülenlerin buna karşı isyanları da dinmeyecek. Fransa’da gençler günlerce mahalleleri yakarken belki de isyanlarını doğru hedef ve yöntemle göstermediler. Amerika’da da aynı şekilde her yapılan isyan doğru yöntem ve amaçla yapılmıyor. İspanya ve Yunanistan’da yapılanlar ise sistemi deşifre etmede ve söylemlerde daha gerçekçiydi.
Bu gösteriler ve isyanların hemen başarıya ulaşmasını beklemek hayal olur. Bunlar sadece toplumdaki hoşnutsuzluğu gösteriyor. Aynı zamanda toplumun adalet ve insanca yaşama özlemlerinin baskılara ve politikalara karşın sönmediğini de gösteriyor. İsyanlar ve direnişler çoğaldıkça baskılar artacak. Ancak buna karşı mücadele de gelişecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.