AKP’NİN POLİS DEVLETİ’NE KARŞI

0
109

6639

Seda ŞANLIER

AKP hükümeti, kendi iktidarını ve gücü pekiştirmek için adım adım saltanatını ilan etmeye devam ediyor. AKP hükümeti, MİT yasasından sonra şimdi de İç Güvenlik Yasa Tasarısı’nı tüm toplumsal muhalefete rağmen yasalaştırıyor. İç Güvenlik Yasası, toplumsal muhalefetin önünü şiddetle bastırmanın yolunu açıyor. İnsanların en temel hak ve özgürlüklerini engelleyen bu yasa, hakim ve savcıları devre dışı bırakırken neredeyse bütün yargısal yetkiyi polislere devretmektedir. Hakkını aramak isteyen herkes bu yasayla potansiyel suçlu ilan edilecek. Polis, keyfi uygulamalarla yargı kararı olmadan herkesi gözaltına alabilecek ve hatta ”şüpheli” diye tanımlayacağı herkesi, devlet güvenliği adı altında sokak ortasında vurulabilecek. Bunun içinse kimseye hesap vermeyecek.

Gezi sürecindeki gibi gelişebilecek toplumsal muhalefetten korkan ve bunu bastırmak için her türlü faşist uygulamaya sarılan AKP, bu yasa ile ülkeyi korku imparatorluğuna dönüştürmek istiyor. Hukukçuların, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, partilerin ve devrimci kurumların yasaya itirazına aldırmayan hükümet; Meclis’te yasaya muhalefet eden CHP ve HDP milletvekillerine de şiddet uyguladı. Utanmazlık konusunda sınır tanımayan hükümet, bunca tepkinin ardından 21 Şubat günü İç Güvenlik Yasa Tasarısı’nın önemli bir bölümünü kabul etmiştir. Bu yasa ile Türkiye fiilen tek partili polis devletine dönüştürülmek isteniyor; gözaltı süresi uzatılıyor; polis şiddeti meşrulaştırılıyor; bilye ve sapan suç aleti sayılıyor; polis eve ve işyerine istediği gibi gelip gözaltı yapabiliyor ve ifade alabiliyor; polise ”özel” gözaltı ve hatta ceza almaksızın öldürme hakkı tanınıyor. Bu yasanın anlamı nice Berkinlerin, Abdullahların, Ethemlerın, Ali İsmaillerin, Baranların, Ceylanların, Uğurların ölmesi demektir.

AKP hükümeti, kabul ettiği maddadeleriyle birlikte İç Güvenlik Yasası’nı geri çekinceye kadar sokaktaki bütün demokratik eylemlere katılmalı ve AKP’nin baskıcı politikalarına karşı hep birlikte hareket etmeliyiz.

AKP iktidarı dinci dikta kurmak yolunda dış desteklerini bir bir kaybediyor. Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarı yıkıldı. Suriye ve Irak’ta IŞİD gün geçtikçe gerilerken AKP rejimi o desteğini de kaybediyor. Şimdilerde IŞİD ile de arayı bozma tehlikesi yaşayan AKP rejimi yolsuzluklara batmış, çürüyor. Erdoğan ailesi yolsuzluk iddialarıyla öyle yıpranmış durumda ki “Hırsız” sözcüğünü ağzına alan herkes, başka kimseyi kastedemeyecekmiş gibi, Cumhurbaşkanı’na hakaretten göz altına alınmakla ve yargılanmakla karşı karşıya. AKP halkı borçlandırarak ve ülkenin varını yoğunu satarak ekonomik canlılık yaratabildi. Deniz bitiyor ve ekonomik kriz yaklaşıyor. Yolsuzluklara ve benzeri ağır suçlara batmış AKP iktidarının ayakta kalmak için baskı aygıtını tahkim ederek iç savaşı göze alacağı görülüyor. MİT Başkanı Hakan Fidan’ın MİT’in başından ayrıldıktan sonra yeniden göreve ikna edilmesi AKP’nin gemisinin su almakta olduğunun, rejimin kendisini çözülme tehikesi altında hissetmesinin ve iç savaşı göze almasının işaretidir.

AKP iktidarı şu an için belki en çok Gülen Cemaati’nden ve Türk milliyetçilerinden korkuyor ve bu güçlere karşı, Kürt sorununu çözmek vaadiyle, Kürt ulusalcılarıyla ittifak kurmuş durumda. Kürt ulusalcıları, dışarıda ittifaklar yaparak içeride de yanlarına alacakları güçleri genişleterek mevcut süreçten mümkün olan en büyük kazançla çıkmaya çalışıyor. AKP’nin ittifakları her an değişebilir. AKP, tıpkı yakın zamanda IŞİD ile girdiği ilişkide olduğu gibi, imkan bulsa Kürt ulusal hareketine karşı Gülencilerle ve Türk milliyetçileriyle de ittifak kurar. Hatırlanacağı gibi bir yandan barış süreci yürütüyoruz, derken diğer yandan Kobani’yi kuşatan IŞİD’e destek olunuyordu. İttifaklar açık çatışmayla el ele gidiyor. Gene tıpkı yakın zamana kadar AKP-Cemaat ittifakında olduğu gibi güçler bir yandan ittifak yapıyor diğer yandan birbirinin gözünü oymaya çalışıyorlar.

AKP’nin bir anda çözülüp dağılması da mümkündür. Türkiye solundan bazı örgütlenmelerin ve ilerici, sosyalist insanların böyle bir dönemde Kürt ve Türk ulusalcılığından bağımsız bir birlik kurmuş olmaları hem solun geneli hem ülkemiz için önemli bir şanstır. Birliği AKP polis diktasına karşı mücadele içinde geliştirmeye çalışmalıyız.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here