AKYAZI DİRENİŞÇİLERİ

0
134

 

 

10929934_657406841051898_6773602415774108229_n1981 yılı 17 Ocak’ta Ali Aktürk ve Metin Adil Toraman Akyazı’da polislerle girdikleri çatşmada öldürüldüler. Amaçları 12 Eylül askeri cuntasına karşı direnişe hazırlanmaktı. Çatışmadan sağ kurtulan Ömer Yazgan, Ramazan Yukarıgöz, Mehmet Kanbur ve Erdoğan Yazgan arkadaşlar ise 1983 yılı Ocak ayında, Ömer Yazgan’ın doğum günü 29 Ocak’ta asılarak idam edildiler.

 

Baskı ve zulme karşı direnen insanların öldürülmesine ezilenlerin dilinde katledilme denir. Devrimcilerin katledilmesi meşru görülmez ve nefretle anılır. Ezilenler özgürlük mücadelesi yolunda hayatlarını ortaya koyan insanları ise sahiplenirler. Dolayısıyla direniş yanlısı ezilenler Akyazı eyleminin ne kadar isabetli olduğundan ziyade eylemcilerin amaçlarına,  faaliyetlerine, devrimci kişiliklerine ve hayatlarına bakarlar. Akyazı’daki eylemde önemli hatalar olduğu açıktır. Özgürlük mücadelesi yolunda yapılan hatalardan ders çıkarmak ise devrimci hareketlere düşer.

Ömerlerin idama kahramanca giderken yazdıkları ve devlet tarafından 25 yıl gizlenen mektuplarından da anlaşıldığı gibi Akyazı faşizme karşı direniş azmidir. Akyazı devrimcilerin davaya, halka ve birbirlerine bağlılığın simgesidir:

RAMAZAN YUKARIGÖZ: Faşizme ve emperyalizme karşı halkın yanında yer almak gerekirdi. Ben de bunu yaparak halkın mücadelesine en ön saflarda katılmaya çalışarak sizlere ve halkıma olan görevlerimi her zaman elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım. Son görevimi de şimdi yerine getiriyorum. Benim için üzülmenizi gözyaşı dökmenizi istemem. Devrimci olarak yaşadım devrimci olarak ölüyorum.

ERDOĞAN YAZGAN: Yaşamım kısa ama onurlu oldu. Sizlere onurlu bir yaşami miras birakabildim ise ne mutlu bana. Kimseyi suçlamayın, suçlu olan bizi asanlardir.

MEHMET KANBUR: Son olarak da halkımın mutluluğu uğruna canımı severek feda ediyorum. Bu görevimi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin celladına fırsat vermeden halkımın mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. (…) Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur.

ÖMER YAZGAN: Halkımızın mücadelesi haklı ve meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. (…) Az sonra görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıacağım, dizlerim tiremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unumayacak.

Akyazı’da hayatlarını kaybeden devrimcilerden Ali Aktürk eyleme üç çocuk babası olarak gitmişti.  Ali Aktürk’ün mevcut özellikleri ile devrimci mücaeleyi seçmesi adeta eşyanın tabiatı gereği olmuştu. Geçim durumu iyi olan bir insandı. İstanbul’un hayat şartlarında başta işçilik olmak üzere  çok çeşitli geçim uğraşıları içinde çok enerjik, insiyatifli, daima umutlu ve korkusuz bir halk adamı olarak yetişmişti. Hayat okulundan yetişmişti. Ali Aktürk bitmez-tükenmez enerjisi ve yaratıcılığı sayesinde kendisine daima iyi bir yaşam kurabilecek yetenekteydi. Aynı zamanda nerede hangi tanıdığının bir zorluğu varsa yardımına koşmaktan kendisini alamazdı. İnsanlara karşı çok yoğun sevgi ve sorumluluğu, muazzam canlılığı, yaratıcılığı ve insiyatifi sayesinde olağanüstü sevilen bir insandı.

Metin Adil Toraman üniversite öğrencisiydi. Orta sınıf bir aileden geliyordu ve bu nedenle  burjuva değerlerine göre yükselmesinin önü açıktı. Fakat Metin, bu yolu seçmedi. Kendisine en yakın olarak gecekondu semtinin yoksul gençlerini seçmiş, en yakın arkadaşı 1979 yılında işkencede katledilen Cemalettin Yalçın olmuştu. Metin, eylemci yetenekleri yüksek bir insandı. Özellikle sıkıyönetim döneminde Metin çok sayıda anti-faşit eyleme girdi.   Tarabya’da kaldığı eve karargah kuran polisler tarafından yakalandığı halde ellerinden kurulmayı başarmıştı.  12 Eylül darbesinin ardından direnme kararı alan arkadaşlarının yanında kararlı bir şekilde saf tuttu. Akyazı’ya kadar girdiği hiç bir anti-faşit eylemde ele geçirilememişti. Polisler onu yaralı olarak yakaladıktan sonra linç ettirdiler.

Ali Aktürk ve Metin Toraman üzerlerine onlarca kurşun sıkılarak katledildiler.

Akyazı eyleminin lideri Ömer Yazgan, devrimci mücadeleye askeri öğrenci iken katılmıştı. O oligarşinin ordusunda bugüne kadar yaratılmış olan en güçlü sosyalist örgütlenmenin öncülerinden biridir. Ömer Yazgan; tanıyan herkeste derin saygı ve güven uyandırmış bir insandır. Ömer insanlara saygılı, sözüne dürüst, iradeli, kendine sahip ve güçlü kişilikli bir insandı. Rahat bir çocukluk yaşamıştı. Ama kendisine yüksek saygısı ve düşüncelerini hayata geçirme yolundaki tutarlılığı kısa zamanda onu zorlu eylemlerin militanı haline getirecekti. Mücadeleye Aydınlıkçı olarak başlamıştı. Kısa zaman sonra Mahir Çayan’ın görüşlerini benimsedi ve savunduğu görüşler için hayatını ortaya koydu.

Ramazan Yukarıgöz mücadeleye Devrimci Sol saflarında Gültepe’de katılmıştı. Faşizme karşı mücadelede Dev Genç’in efsaneleşmiş bir ismiydi. Ramazan bir eylem adamıydı. 1979 yılında kısa süreli cezaevi yaşantısından sonra firar edip ölünceye kadar mücadeleye devam etti.

Erdoğan Yazgan mücadeleye İstanbul Sanayi Mahallesi’nde katılmıştı. Ondaki insan tanıma, insanlarla ilişki kurma ve gelişmeleri analiz yeteneği, yetişmeden geliyordu. Mücadelede aldığı sorumluluklar onun bu yeteneklerini geliştirdi. Erdoğan ayrıca ürkek tanınan bir insanın mücadelede nasıl bir kahraman haline gelebileceğinin çarpıcı bir örneğidir.

Mehmet Kanbur ise “anadan doğma devrimci” denebilecek bir insandı. Mücadeleye Devrimci Yol saflarında başlamıştı. Bir çocuk babasıydı. O bir dava adamı ve halk önderiydi.

Bu insanların en önemli özelliği muazzam sevgi ve sorumluluk duyguları, düşündüklerini hayata geçirecek samimiyete sahip olmaları, davaya ve arkadaşlarına kuvvetli bağlılıklarıdır. Bu denli nitelikli insanların tümünün bir tek eylemde riske atılması kuşkusuz stratejik bir hatadır. Bu hatada devrimcilerin tehlikeyi fazla küçümsemelerinin çok önemli payı var. Bu insanlar elbette birilerinin aldığı kararlarla eyleme gitmediler. Alınan kararın içinde ve hatta öncüsü oldukları biliniyor. Uğranılan büyük kaybı gidermenin yolu mücadeleyi aynı ruhla devam ettirmektir. Geride kalanlara vasiyetleri budur ve Direnişçiler de Akyazı kahramanlarının insan sevgisini, halk sevgisini ve direnişçiliklerini mücadele içinde yaşatmaya çalışıyorlar.

Biz Direnişçiler içinde bulunduğumuz dönemde bu görevi Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak yorumladık ve sürdürüyoruz.

Yolumuz Devrim Yolunda Düşenlerin Yoludur.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here