Akyazı Şehitleri için İstanbul’da Anma Düzenlendi.

0
36

1981 yılı 17 Ocak’ta Ali Aktürk ve Metin Adil Toraman eylem gerçekleştirmek için gittikleri Akyazı’da polislerle girdikleri çatışmada öldürüldüler. Amaçları 12 Eylül askeri cuntasına karşı direnişe hazırlanmaktı. Ömer Yazgan, Ramazan Yukarıgöz, Mehmet Kanbur ve Erdoğan Yazgan arkadaşlar ise aynı çatışmadan sağ kurtuldular. 1983 yılı Ocak ayında, Ömer Yazgan’ın doğum günü 29 Ocak’ta Gölcük sıkıyönetim komutanlığında asılarak idam edildiler.

Akyazı şehitlerimiz ve tüm devrim şehitlerimiz için bugün İstanbul’da Metin Adil Toraman’ın mezarı başında arkadaşları, aileleri, yoldaşları ile birlikte bir anma gerçekleştirildi.

Anmada ilk olarak konuşan Funda arkadaş “Onları ve onların mücadelesini hatırlamak için her sene olduğu gibi bugün de bir arkadaşımızın yanı başında bir araya geldik. Metin Adil yoldaşın yanındayız bugün. Onları anmak, özellikle böyle bir süreçte, idamın katillerin ağzından düşmediği bu günlerde çok önemli bir yer duruyor. Bizlere bıraktıkları direniş ısrarını ve azmini tüm çabamızla yaşatmaya devam edeceğiz.” sözlerinin ardından anmada olan herkesi Ömerlerin nezdinde tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.

anma istanbul

 

Saygı duruşunun ardından Ömerlerin yoldaşı Odak dergisi yazarı ve Eğitim ve Dayanışma Hareketi Koordinatörü Hamza Yalçın’ın mesajı ile anma devam etti.

“Metinleri, Ömerleri ve Cemalettinleri anmaktan devrimci bilincimizi, heyecanımızı, iddialarımızı ve mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettirmeyi anlıyoruz. 12 Eylül öncesinde Türkiye solunun Mahir Çayan geleneğinden geliyoruz. Mustafa Suphilerin, Kıvılcımlıların, Mihri Bellilerin, Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin fikirlerinden ve kararlılıklarından etkilendik. Onların mücadeleci yolunda yürümeye karar verdik.

12 Eylül yılları solun önemli bir kesiminin döküldüğü büyük bir sınavdı. O sınavdan devrimcileşerek çıkmayı başardık. Askeri darbe geldiğinde neredeyse hepsi yirmili yaşlarda bir grup devrimciydik. Grup olarak yazılı görüşlerimiz bile yoktu. Fakat devrimci inanç, mücadele azmi ve kararlılığı ile birbirimize bağlıydık. Mücadeleyi tatil etmedik. Şuraya-buraya kaçışmadık ve savaşmaya karar verdik. Devrimci irademiz ve mücadelemizle Türkiye solunun direnişçi geleneği içinde yer aldık.

Türkiye devrimci hareketinin kararsızlıklar yüzünden dağıtıldığı koşullarda korkuya, yılgınlığa, çaresizliğe meydan okuyarak mücadele gücünü korumak kolay değildi. Acemiliğimizden dolayı bir anda en ileri arkadaşlarımızın yani çekirdek kadromuzun büyük kısmını Akyazı’da kaybetmiştik. 1981 yılı gibi on binlerce insanın hapse tıkıldığı, yiğit devrimcilerin ev baskınlarında, işkencede, sokakta katledildiği günlerdi. Yakalanmak ve saf dışı olmak an meselesiydi. Biz avdık, düşman avcı. Etrafımızdaki çember sürekli daralıyordu. Asla canımızı korumayı ya da şahsi geleceğimizi başa almadık. Hareketi devam ettirmek, geliştirmek ve örgüte dönüştürmek için yiğitçe mücadele ettik.

Zor durumdaki bir kısım arkadaş olarak Avrupa’ya çıktığımızda mültecileşmedik ve çürümedik. Avrupa’nın olanaklarını devrimcileşmek için, mücadele için kullandık. Mücadele için ülkeye dönmek konusunda hiç birimizde tereddüt olmadı. Hareket’e ve birbirimize sıkı sıkıya bağlı kaldık.
Devrimci kararlılığımız reel-sosyalizmin yıkılmasıyla gericiliğin yükseldiği, mücadelenin düştüğü, solda militan gruplara ve liderlere karşı özel tasfiye programı yürütüldüğü, devrimcilere karşı yargısız infazların ve göz altında kayıpların yaygınlaştığı 90’lı yıllarda yeniden sınavdan geçti. Hareketimiz gene soldaki direnişçi güçlerin içinde yerini aldı. Mücadele alanlarında, işkencelerde ve hapislerde direnmeye devam ettik.

2000 sonrası büyük bir tasfiye ile yüz yüze geldiğimizde Direnişçi geleneğimizi terk etmedik. Hareketimizin reformcu bir hatta sokulmasına karşı var gücümüzle direndik. Tükendiğimiz sanılan noktada yeniden doğduk.

Kenan Evren askeri cuntasından 28 Şubatçısına, AKP’sine ve Cemaatçısına bütün egemenler bizi düşman belledi. Sol hareket içinde özellikle baskılara uğrayan, özellikle ağır cezalara çarptırılan gruplardan biri olduk. Çünkü biliyorlardı ki Cemalettinlerle, Ali Aktürklerle, Ömerlerle yarattığımız direnişçi gelenek terk edilmedi ve asla terk edilmeyecek.

Türkiye’nin bir gerici iç savaş tehdidiyle yüz yüze geldiğini kavradığımızda halktaki yılgınlığa, mevcut gücümüze ve olanaklarımıza bakmayıp “Gerici iç savaşa karşı devrimci savaşla cevap vermeliyiz” dedik. Ne dediğimizi ve sözümüzün gereğini yapmak için varlığımızı koymamız gerektiğini biliyoruz.

Aynı Direnişçi duygu ve düşüncelerle bugün Faşist Diktatörlük Anayasasına HAYIR! diyoruz.

Herkes bilsin ki bu hareket zorluklara, korkuya ve yılgınlığa teslim olmayacaktır. Özgürlük mücadelesine ve birbirimize bağlılıkla gerekirse son insanımıza kadar direneceğiz. İnanıyoruz ki halkın sessizliğinin derinlerinde devrimci ateşler yanıyor.

Cemalettinlerle, Metinlerle, Ömerlerle yarattığımız Direnişçi odak yaşayacak ve gelişecek. Bu ülkenin devrimcileri ile ve halkla birleşerek faşizmi yıkacak, devrim davasını zafere ulaştıracağız!”

Hamza Yalçın

Hamza Yalçın’ın mesajından sonra Devrimci 78’liler Fedarasyonu ve Özgürlük ve Dayanışma Partisinden arkadaşlar konuşma yaptılar. Akyazı şehitlerinin hayatlarından, yaşamlarından devrimci mücadeleye katılımlarından ve direnişçiliklerinden bahsettiler. Mücadelenin, direnişin ve dayanışmanın önemine, devrim şehitlerine ve onların hatıralarına sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğine ve onların bizlere miras bıraktıkları kültüre vurgu yaptılar.

anma ist 2

Ömerlerin idama kahramanca giderken yazdıkları ve devlet tarafından 25 yıl gizlenen mektuplarından da anlaşıldığı gibi Akyazı faşizme karşı direniş azmidir. Akyazı devrimcilerin davaya, halka ve birbirlerine bağlılığın simgesidir:

RAMAZAN YUKARIGÖZ: Faşizme ve emperyalizme karşı halkın yanında yer almak gerekirdi. Ben de bunu yaparak halkın mücadelesine en ön saflarda katılmaya çalışarak sizlere ve halkıma olan görevlerimi her zaman elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım. Son görevimi de şimdi yerine getiriyorum. Benim için üzülmenizi gözyaşı dökmenizi istemem. Devrimci olarak yaşadım devrimci olarak ölüyorum.

ERDOĞAN YAZGAN: Yaşamım kısa ama onurlu oldu. Sizlere onurlu bir yaşamı miras bırakabildim ise ne mutlu bana. Kimseyi suçlamayın, suçlu olan bizi asanlardır.

MEHMET KANBUR: Son olarak da halkımın mutluluğu uğruna canımı severek feda ediyorum. Bu görevimi yerine getirirken size ve halkıma layık olmaya çalışacağım. Son nefesimi verirken dahi köhne düzenin
celladına fırsat vermeden halkımın mutluluk sloganını haykıracağım. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. (…) Akyazı onurumuz. Yolumuz Akyazı’da düşenlerin yoludur.

ÖMER YAZGAN: Halkımızın mücadelesi haklı ve meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. (…) Az sonra görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıacağım, dizlerim tiremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unumayacak.

anma ist 3

Yeşim Arkadaşın Ramazan Yukarıgöz’ün mektubunu okumasının ardından anma 1981 ağustos ayında adana cezaevinde asılarak katledilen bir başka devrimci Mustafa Özenç’in şiiri ile sonlandırıldı:

“O büyük gün geldiğinde
ben kim bilir kaç yıldan beri
ebedi yatağımda toprağın derinliklerinde
sonsuz bir uykuda uyuyor olacağım
fakat alınca ne zamandır beklediğim haberi
uyanıp, sesimi kimse duymadan
o büyük zaferin tarifsiz coşkusuyla
kara toprağın altından, ben de haykıracağım.
unutup geçmişte kalan acı dünü
kim bilir belki bir kış günü
üzerimi yorgan gibi kaplayan
bembeyaz karın soğuğundan….
ya da sonbahar mevsiminde
kemiklerime işleyen yağmurdan duyacağım
ve milyonları saran o doyulmaz sevince
ben de sessizce ortak olacağım.
mevsim ilkbahar sıcak bir yaz olsa da
gece gündüz fark etmez ben her zaman hazırım
adımın yazıldığı taş bile yıkılsa da
kalmamış ta olsa şu dünyada mezarım
hatırlayıp tek canlı gelmese başucuma
o müjdeyi ben doğadan alacağım
nasırlı ellerce yaratılan o görkemli bayrama
hiç kimse fark etmeden ben de katılacağım.”

Devrimci 78’liler Federasyonu’na ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nden arkadaşlara destek ve katılımlarından, yaptıkları konuşmalarından dolayı teşekkür ederiz.

29 Ocak 2017

ODAK DERGİSİ

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here