Arkadaşlarımızın Anısına: Direniş Ateşi Sönmeyecek

0
1044

16111818_10154206984112197_1044916132_nMetinleri, Ömerleri ve Cemalettinleri anmaktan devrimci bilincimizi, heyecanımızı, iddialarımızı ve mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettirmeyi anlıyoruz. 12 Eylül öncesinde Türkiye solunun Mahir Çayan geleneğinden geliyoruz. Mustafa Suphilerin, Kıvılcımlıların, Mihri Bellilerin, Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin fikirlerinden ve kararlılıklarından etkilendik. Onların mücadeleci yolunda yürümeye karar verdik.

12 Eylül yılları solun önemli bir kesiminin döküldüğü büyük bir sınavdı. O sınavdan devrimcileşerek çıkmayı başardık. Askeri darbe geldiğinde neredeyse hepsi yirmili yaşlarda bir grup devrimciydik. Grup olarak yazılı görüşlerimiz bile yoktu. Fakat devrimci inanç, mücadele azmi ve kararlılığı ile birbirimize bağlıydık. Mücadeleyi tatil etmedik. Şuraya-buraya kaçışmadık ve savaşmaya karar verdik. Devrimci irademiz ve mücadelemizle Türkiye solunun direnişçi geleneği içinde yer aldık.

Türkiye devrimci hareketinin kararsızlıklar yüzünden dağıtıldığı koşullarda korkuya, yılgınlığa, çaresizliğe meydan okuyarak mücadele gücünü korumak kolay değildi. Acemiliğimizden dolayı bir anda en ileri arkadaşlarımızın yani çekirdek kadromuzun büyük kısmını Akyazı’da kaybetmiştik. 1981 yılı gibi on binlerce insanın hapse tıkıldığı, yiğit devrimcilerin ev baskınlarında, işkencede, sokakta katledildiği günlerdi. Yakalanmak ve saf dışı olmak an meselesiydi. Biz avdık, düşman avcı. Etrafımızdaki çember sürekli daralıyordu. Asla canımızı korumayı ya da şahsi geleceğimizi başa almadık. Hareketi devam ettirmek, geliştirmek ve örgüte dönüştürmek için yiğitçe mücadele ettik.

Zor durumdaki bir kısım arkadaş olarak Avrupa’ya çıktığımızda mültecileşmedik ve çürümedik. Avrupa’nın olanaklarını devrimcileşmek için, mücadele için kullandık. Mücadele için ülkeye dönmek konusunda hiç birimizde tereddüt olmadı. Hareket’e ve birbirimize sıkı sıkıya bağlı kaldık.
Devrimci kararlılığımız reel-sosyalizmin yıkılmasıyla gericiliğin yükseldiği, mücadelenin düştüğü, solda militan gruplara ve liderlere karşı özel tasfiye programı yürütüldüğü, devrimcilere karşı yargısız infazların ve göz altında kayıpların yaygınlaştığı 90’lı yıllarda yeniden sınavdan geçti. Hareketimiz gene soldaki direnişçi güçlerin içinde yerini aldı. Mücadele alanlarında, işkencelerde ve hapislerde direnmeye devam ettik.

2000 sonrası büyük bir tasfiye ile yüz yüze geldiğimizde Direnişçi geleneğimizi terk etmedik. Hareketimizin reformcu bir hatta sokulmasına karşı var gücümüzle direndik. Tükendiğimiz sanılan noktada yeniden doğduk.

Kenan Evren askeri cuntasından 28 Şubatçısına, AKP’sine ve Cemaatçısına bütün egemenler bizi düşman belledi. Sol hareket içinde özellikle baskılara uğrayan, özellikle ağır cezalara çarptırılan gruplardan biri olduk. Çünkü biliyorlardı ki Cemalettinlerle, Ali Aktürklerle, Ömerlerle yarattığımız direnişçi gelenek terk edilmedi ve asla terk edilmeyecek.

Türkiye’nin bir gerici iç savaş tehdidiyle yüz yüze geldiğini kavradığımızda halktaki yılgınlığa, mevcut gücümüze ve olanaklarımıza bakmayıp “Gerici iç savaşa karşı devrimci savaşla cevap vermeliyiz” dedik. Ne dediğimizi ve sözümüzün gereğini yapmak için varlığımızı koymamız gerektiğini biliyoruz.

Aynı Direnişçi duygu ve düşüncelerle bugün Faşist Diktatörlük Anayasasına HAYIR! diyoruz.

Herkes bilsin ki bu hareket zorluklara, korkuya ve yılgınlığa teslim olmayacaktır. Özgürlük mücadelesine ve birbirimize bağlılıkla gerekirse son insanımıza kadar direneceğiz. İnanıyoruz ki halkın sessizliğinin derinlerinde devrimci ateşler yanıyor.

Cemalettinlerle, Metinlerle, Ömerlerle yarattığımız Direnişçi odak yaşayacak ve gelişecek. Bu ülkenin devrimcileri ile ve halkla birleşerek faşizmi yıkacak, devrim davasını zafere ulaştıracağız!16118080_1271792466244926_1667180455_n

 

ODAK DERGİSİ

17.01. 2017

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.