Ali Abi’nin Ardından

1
39

1504053_567599986664181_1465722347_nOnu 12 Eylül askeri  darbesinin hemen öncesindeyken tanıdım. Hacı Osman mahallesinde gizli kalıyordum. O zor dönemimde beni evinde konuk eden dostum ”Bu mahallede öyle yaman bir adam var ki, mutlaka tanışmalısın!”  demiş, sonra da götürüp tanıştırmıştı. O dönem Türkiye’de iç savaş denebilecek bir durum vardı. Birlik Partisi adında bir Alevi partisine üye olan Ali Abi mahalledeki bütün radikal devrimcilerin dostu, abisi durumundaydı. Hepsine sahip çıkabilecek, hepsi için de risk alabilecek biriydi.

Metinler, Erdoğanlar, Ömerler vb onun evinde çok kaldılar. Ali Abi devrimcileri kimseye, eşine ve çocuklarına bile değişmeyecek kadar muazzam bir insandı. Hele zor durumdaysan!

Doğru bildiği yolda mutlaka yürür, gözünü budaktan sakınmazdı. Bu yüzden 12 Eylül öncesinde faşist çetelerin 1 numaralı hedefi haline gelmişti. Durumunu bugün hatırlayan kalmış mıdır: Evi çeteler tarafından kaç kez tarandı! Mahallenin sokaklarına ”Camcı Ali’ye Ölüm!” yazılamaları bile yapılmıştı. Nasıl olduğu tam aklımda kalmamış ama bir kez çeteler tarafından ele geçirildiğinde öldürülmek üzereyken ellerinden kurtulup kaçmıştı. Dolayısıyla mahallede ona ”öldürülecek adam” gözüyle bakılıyordu. Kahveye girdiğinde kovboy filmlerindeki gibi kahvehane boşalıyordu. İnsanlar kahvehanenin ”Ali Abi yüzünden” taranması sırasında kurban gitmekten korkuyordu çünkü.

Mahallenin tanınmış, hedef olmuş devrimcileri, saldırılar yüzünden mahalleyi terkettiler. Birinci hedef durumundaki Ali Abi öyle bir dönemde bile mahallesini terketmedi. İşine gitmeye de devam etti.

Bir ara saymıştık Sırf bizimle ilgili olarak 9 kez sorguya alınmıştı. İşkencede daima başını dik tuttu. Başka bir çok devrimci hareket için de benzeri baskıları görmüştü. 12 Eylül sonrasında çevremizin toparlanmasında  ve 1988 yılında devrimci hareketimizin kurulmasında önemli önemli rol oynadı. Evet, Ali Abi giderek bir Direnişçi oldu ve Harekete hep bağlı kaldı.

Onun işyeri Odak bürosu gibiydi. Evi ise devrimcilerin mekanı. Erdoğanlardan, Mehmet Kanburlardan bu yana bütün aktif arkadaşlarla yakın dostluk içinde oldu. Bu konuda en çok çaba daima kendisinden gelmiştir. İstanbul’da her kuşaktan Direnişçi arkadaş onu tanır.  Hareketimizin en kötü dönemlerinde bile bizi asla bırakmadı.  Kalbi hep arkadaşları için atardı, arkadaşlar onun daima aklındaydı. Ayaklarından yoksun, tekerlekli sandalyeye mahkum ve son derece bozuk sağlığıyla bile mücadeleye daima katkısı oldu.

Yurt dışında buluşmamız sağlığının aşırı bozulması yüzünden mümkün olamadı. Ama Ali Abi’yi mutlaka göreceğimi sanıyordum. Öldüğüne hala inanamıyorum. Onu sadece bir arkadaş olarak değil aynı zamanda annem-babam kadar yakınım biliyor ve ondan güç alıyordum.

Hareketimizin bütün dönemlerinin sıkıntılarını yakından yaşadı. Hareketimiz gerilerken çok üzgün, çabalarımızı görünce de daima sevinçliydi. O bir Direnişçidir.  Ali Abi’ye Hareketimizi geliştirme borcumuz var.

Ali Abi yiğit ve vefalı anısıyla mücadelemizde yaşayacak!

Hamza Yalçın

Güle Güle Yiğit ve Onurlu İnsan!

Acı haberi alınca yıllar öncesine gittim.Mahallemizin onurlu, yiğit Alisini de sonsuzluğa uğurladık.

Yıllar oldu seni göremeyeli… Sana hasret kaldım göçmenlik yaşamımdan dolayı.

Anılar aklıma geldikçe hüzünleniyorum. Sana dair anılarınla beni tarifsiz acılara bırakıp gittin.

Güle Güle Yiğit İnsan. Cok sevdiğin devrimcilerin yanına uğurladık seni. ÖMER’lere  ne kadar çok üzülmüştün! Kavuştun sonunda.

Onları ve seni daima onurla anacağım.

Fransa’dan Hüseyin Karakuş (Barzani)

NOT: Cenazesi yarın (13.12.2013) saat 12.00’de Tarabyaüstü’ndeki evinden kaldırılacaktır.

 

 

 

1 Yorum

  1. DELİLRİNN GİRDABINDA SESSİZ DÜŞEN HÜZÜN DAMLALRI …

    Deliler girdabında Ruhlar fahişe oynaşırken Ruhlar mı suçlu Girdap mı kötü Yoksa deliler mi şaşırdı bu oyunu …

    Bülbüle naz eden gül Güle aşk bülbül Gül kokulu memleketim Bülbül yürekli halkım Yar yüreği Memleketimde salınan gerdanlı mavi gelin Baldırı baldan tatlı yemişlerin Alnı'”‘ kandan’ kınalı yiğitlerin Babam kokulu Anam hasretli Halkım bir seni , biz sevdik …

    ***

    Hüzün damlalarını getirdim sana … Direnç çiçeklerinin açtığı yerde … Tohumlara serpilsin diye … Ama ben susuzluğuma inat , kuruturken kendimi … Sen o damlalarımı da içtin kendine … Aşk kör etmez adamı AŞK büyütür hayat’ı … AŞK’A çarmıh atanlar … Hayat’a özgürlük ektiler çaresizce … Deli kalbim şimdi kafesinde değil artık … Maviye çarparken yüreğim Bayrak açtı ruhum yeniden … Yokluğun kanatırken bu öfkemi & nefretimi Bu kanayan yaram da ” suç ” kaldıysa ” miras ” senden bana … Şafağa dizgin atılmaz ki …

    Şahin KANBUR – 01 . 08 . 201

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here