Barış Onay Yazdı: Alternatif Öğrenci Yurdu

0
52

Barış Onay

Sosyalist hareketin gençlik mücadelesinde birlikte çalışabileceği alanlar alabildiğine geniştir. Birlikte çalışma zorunlu olduğu kadar, öğretici ve geliştirici olacaktır. Bunun için her şeyden önce karşılıklı alçakgönüllülük ve birbirine karşı sorumluluk gerekir. Birbirini ezmeye, hâkimiyet altına almaya veya dönüştürüp, içinde eritmeye niyetlenmiş ilişkilerden düzene alternatif sonuçlar çıkmaz. Bu metotlar özünde sağcı metotlardır.”

Aşağıdaki yazıda, Odak’ın, solda birlik yolunda sol güçlerin birlikte düşünüp birlikte gerçekleştirmesi amacıyla getirdiği dört öneriden biri olan alternatif öğrenci yurdu düşüncesini tartışacağım Alternatif bir öğrenci yurdunun hem öğrenci hareketine hem de solun geneline büyük bir hizmet olacağına inanıyorum.

Evet, sol güçlerin ortak çabasıyla alternatif bir yurt açılabilir. Koltuğuyla, kombisiyle, lobisi, yüzme havuzuyla veya geniş odaları, lüks masa ve sandalyeleriyle değil;  anlayışıyla ve işleyişiyle düzene, cemaatlerin ve diğer düzen kurumlarının yurtlarına alternatif. Birbirinin sırtına basarak yükselmeye çalışan, birbirinin acısına ve mutluluğuna yabancı; dayanışmayı ise dincilik, mezhepçilik, milliyetçilikten ibaret gören bir nesil değil; birbirini kendisinden gören halkına ve insanlığa bağlı bir nesile ihtiyacımız var.

Alternatif öğrenci yurdu mümkün müdür? Bu düşünce kafamızda oluştuğunda, Cemaat AKP iktidarının ortağıydı. Bu tür düşüncelere bile tahammül edemiyordu. Hatırlanacağı gibi Profesör Türkan Saylan’ın başında olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin çalışmalarını bile büyük ölçüde etkisizleştirmişti.  Şimdi bu anlamda daha elverişli koşullardayız. Kaldı ki öğrenci gençliğin, gençliğin buna ihtiyacı var.

Zira devlet, yurtlarının sayısını arttırmamayı, olanları gericiliğe teslim etmeyi, yurda giremeyip dışarıda kalan öğrencileri ise cemaat yurtlarına, tarikatların ocağına teslim etmeyi eğitim alanında her dönem en uygun politika olarak görmüştür. Bugün AKP iktidarının Gülen Cemaati’yle yaşadığı sorun, bu gerçeği ötelemez. Çünkü Gülen Cemaati yoksa başka bir tarikat veya başka bir düzen kurumu vardır.

Meselemiz ise, gençlerin gericiliğe teslim edilmesi politikasına alternatif yaratabilme meselesidir.

Evet, bir ihtiyaçtan doğan bu konuyu ele alıp bir sonuca ulaşmak mümkün. Türkiye solu bu ihtiyaca tek tek gruplar olarak değil, birlikte cevap vermeyi başarabilirse birlik yolunda çok önemli ve kalıcı bir adım atmış olacaktır.

Sosyalist hareketin gençlik mücadelesinde birlikte çalışabileceği alanlar alabildiğine geniştir. Birlikte çalışma zorunlu olduğu kadar, öğretici ve geliştirici olacaktır. Bunun için her şeyden önce karşılıklı alçakgönüllülük ve birbirine karşı sorumluluk gerekir. Birbirini ezmeye, hâkimiyet altına almaya veya dönüştürüp, içinde eritmeye niyetlenmiş ilişkilerden düzene alternatif sonuçlar çıkmaz. Bu metotlar özünde sağcı metotlardır.

Birlikte öğrenme ve mücadelenin metodu tarafların birbirinin varlığını meşru gördüğü, birbirine saygı ve sorumluluk duyduğu, kendi doğrularını dayatmak yerine, birbirini anlamaya çalıştığı; rekabet yerine dayanışmanın ve aynı zamanda da karşılıklı devrimci eleştiriciliğin hüküm sürdüğü, diyalog olmalıdır.

Ortak bir alternatif yurt açabilmek için öğrenci çalışmasının kendisini dar siyasi çalışmalarla sınırlandırmaktan uzaklaşması ve kendi özgül sorunlarına önem vermesi gerekir. Mevcut tarz, öğrenci hareketinin tabanını daraltmakta ve hareketin bölünmesinin körüklemektedir.

Sol Hareketle ilişkili öğrenciler genelde ‘ev’leri tercih eder nedense. Kimisi çalışma ortamı bulamayışını, kimisi gericiliğin ve ırkçıların varlığını veya saldırılarını, kimileri yer bulunmayışını gerekçe göstererek kalmaz devlet yurtlarında. Oysa bunlar aşılabilir sorunlardır özünde.

Geniş çalışma salonlarının bulunduğu yurtlar olduğu gibi, dar, hatta hiç salonu olmayan yurtlar da mevcuttur ancak sözünü ettiğimiz arkadaşlarımızın yurtları terk etmeleri için bunlar yeterli sebep midir?

Gericiliğin ve ırkçıların faaliyetlerini geriye itmek, yok etmek, buraları, bu yurtlarda kalan öğrencileri onlara teslim ederek mi sağlanacaktır? Bir süre ‘Misafir Öğrenci’ konumunda kalıp, daha sonra bu devlet yurtlarının asli öğrencisi durumunda kayıt yaptıramayacak, hemen ‘öğrenci evi’ne çıkacak kadar mı sabırsız, sahipsiz, ortada kalmış ve acelecidir bizim arkadaşlarımız?

Oysa buralar, bu yurtlar belki kapasiteleri yetersiz, sağlıksız ve çeşitli gerici gurupların etkisi altındadır ancak öğrencileri gericilere teslim etmemeliyiz. Yurtların koşulları ancak bizler orada var olabilirsek, öğrencilerle birlik olabilirsek değiştirilebilir, yararlı hale dönüştürülebilir. Hepsinden öte, burada, devlet yurtlarında kalan binlerce genç insan var ve onların yasadığı bu sıkıntılardan, bizler çok daha iyilerine layık olduğumuz fikriyle mi ‘kaçıyoruz’? Kaçıp da kendimize göre, kafamıza göre dizayn ettiğimiz ‘rahat’ evlere kavuşuyoruz? Bu aslında bir kaçış değil midir?
Uygun çalışma ortamlarını acaba bu yurtlarda yaratmaya çalıştık, emek sarf ettik ve başaramadık da mı terk ettik oraları? Farklı farklı diller bilen öğrencilerin birbirlerinin ihtiyacını karşılaması konusunda çalışmalarımız oldu mu mesela? Yurtlarda turnuvalar, söyleşiler, müzik dinletileri, tiyatrolar mı organize ettik de başarısız olduk öğrenci dayanışmasını geliştirmekte? Ya da geziler mi düzenledik mesela? Bütün bunları yapmaktan imtina ederek oralardan uzaklaşmak, mücadeleden kaçmak değil midir bir bakıma?

Sol hareket, başarabilirsek eğer, kuracağımız alternatif öğrenci yurdu sayesinde öğrendiği, geliştirdiği deneyimlerini, daha geniş bir öğrenci kitlesine ulaştırmak bakımından bu devlet yurtlarına yönelebilir. Alternatif öğrenci yurdu düşüncesi bir yanıyla, devlet yurtlarını da etkileyecek hedefler barındırıyor.

Devlet yurtlarında her ne amaçla olursa olsun para toplamak yasaktır. Yani bu, bağış toplamak, dayanışma fonu oluşturmak anlamına gelir ki, öğrenciler örneğin en ufak özel bir ihtiyaçlarını karşılayarak birlik olmak duygusunu tadamazlar buralarda. Ancak bunlar geriletilebilir, türlü yol ve yöntemlerle boşa çıkarılabilir yasaklardır. Ki çok defa anlamsızlaşmıştır da bu yasaklar.

Yine buralarda toplanmak da, kapalı bir salonda toplantı yapmak da yasaktır. Yani öğrenciler bir konu üzerine fikir alışverişinde bulunamazlar, yaratıcı bir söyleşi yapamazlar. Neticede onlar bencil ve bireyci olarak yetiştirilmek üzere alınmıştır üniversiteye. Alternatif öğrenci yurdu bunların tamamına olanak tanıdığı için alternatiftir. Serbestçe turnuvalar, söyleşi ve paneller, geziler, konserler düzenleyebilmelidir öğrenciler.  Uzmanlardan temel sağlık eğitimi almak, sosyal terapi desteği görmek, psikolojik yardim almak mümkün olabilmelidir alternatif öğrenci yurdunda. . Yurtta çıkacak yemekten, yurdun idare edilmesine, bütçesinden, harcamalarına kadar yönetim anlayışına da müdahale edebilmeli, karar alma ve uygulama surecine de aktif katılabilmeli öğrenciler bu yurtta.

Sol hareketin ortak bir akla, ortak bir politikaya, ortak bir dünya görüşüne ihtiyacı olduğu gibi, uzun vadeli ortak bir çalışma alanı olan böylesi bir projeye de ihtiyacı var.

Yakin zamanda Yenimahalle Belediyesi ile TMMOB, Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı ile de Halkevleri Ankara’da ortak birer öğrenci yurdu açtılar. Bunları eleştirici bir yaklaşımla incelemek gerekir. Sol güçlerin bu alandaki ilk çalışmaları olması bakımından bu iki projeyi gerçekleştiren güçlerle temas kurmak, onlardan öğrenilebilecek şeylerimizin olduğunu akılda tutmak gerekir. Aynı alanda dünyanın çeşitli ülkelerindeki mevcut deneyimlerin incelenmesi de yararlı olacaktır.  Bütün bunlar yanında Köy Enstitüleri deneyiminin de incelenmesi gerekir.

Eğer alternatif eğitimi, öğrenci kitlesiyle bütünleşerek birlikte gelişmeyi temel almak yerine ‘üç tane olsun benden olsun’ anlayışıyla; kurtulmaya çalıştığımız hastalıklı davranışlara yönelirse, kısa süre sonra ‘biz bize’ kalma riskimiz de mevcuttur. Bunu daha şimdiden görmek, bu tehlikeye karşı şimdiden eleştirel bir tutum belirlemek faydalı olabilir. Kaldı ki grupçu tutumla başarılı olunsa bile bunun genel öğrenci hareketine de sol harekete de bir faydası olmaz.

Sol hareketin ortak çabasıyla kuracağı yaşatacağı ve geliştireceği alternatif öğrenci yurdu, bir süre sonra yeni projeler üreten, sürekli yenilenen; akademisyenlerden, uzman sağlık personelinden, yazar, sanatçı ve diğer öğrencilerden destek görerek, devlet yurtlarından çeşitli sebeplerle ‘kaçmamıza’ değil, oralarda da alternatif anlayışları hayata geçirmemizde bize örnek olacaktır. Evet, bu sayede, gericiliğin, devlet baskısının ve cemaatlerin elinde köreltilen gençliğe bir ışık yakılmış olacaktır. İleride yaygınlaşma potansiyeli taşıyan bu alternatif öğrenci yurdunun devlet yurtları üzerinde bir etkisi olacaktır.

Bir yurt var ki, içinde bir yandan öğrenciler arasında güçlü bir ders dayanışması kurulmuş. Diğer yandan orada mevcut eğitim sistemini öğrencilerin gözüyle inceleniyor, takip ediyor, alternatifler üretiyor. Gençliğin bütün kesimlerinin, işçilerin, kadınların, ezilenlerin sorunlarını tartışıyor. Sürekli seminerler, kurslar, paneller düzenliyor. Konserler, geziler, sohbetler ve turnuvalar organize ediyor. Emekçilerle, sanatçılarla, aydınlarla ve akademisyenlerle, sağlıkçılarla, mimar ve şehir planlamacılarıyla söyleşiler düzenleyebilen ve bunları tüm katılımcılarının ortak çabasıyla yapabilme becerisine sahip olan bir yurt neden alternatif olmasın ve devlet yurtlarının değişmesi, öğrencilerin bir güç olarak birlikteliğinin sağlanması konusunda başarı elde etmesin?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here