Arkadaşımız Burak Koçak ile röportaj

0
95

Odak Dergisi çalışanı Burak Koçak ve Doğan Baran, 14 Temmuz günü Başbakanlık başdanışmanı Yiğit Bulut’un Üsküdar’da verdiği Milli İrade konferansını protesto etmişlerdi. Aşağıda arkadaşımız Burak Koçak ile protesto sonrası yaptığımız röportajı yayınlıyoruz. Eylemin video linki röportajın aşağısındadır.

18

ODAK: Üsküdar’da Yiğit Bulut’un panelist olarak katıldığı “Milli İrade” panelinde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Tayyip Erdoğan’ın seçilmemesi için pankart açarak protesto hakkınızı kullandınız. Bize olayı kısaca anlatabilir misiniz?
Burak Koçak: Panelin yapılacağını bir kaç gün öncesinden Üsküdar’da asılan pankartlardan görmüştük. Seçimlerde genel tavrımızı dergimizde ve yayınlarımızda ifade ettik. Biz de genel tavrımız yönünde etkili bir eylem yapabileceğimizi düşündük. Doğan Baran arkadaş ile böyle bir karar aldık. Amacımız panelde görüşlerimizi ifade edecek biçimde hazırladığımız pankartımızı açarak, kısa bir konuşma yapmaktı. Protesto hakkımız anayasada mevcuttur. Panel saatinde bu hakkımızı kullanmak için Bağlarbaşı Kültür Merkezinde bulunduk. Panel başlamadan evvel yapılan konuşmalar cidden rahatsızlık vericiydi. Herhalde Tayyip Erdoğan’a ne kadar çok iltifat dizersen, o kadar yer ediniyor olacaksın ki AKP Üsküdar İlçe başkanı bile çıkıp “Allah benim ömrümden alsın, başbakanımızın ömrüne katsın” diye konuşuyordu. Bu konuşmaların ardından panelist Yiğit Bulut çağrıldı. O da tahmin edileceği üzere Başbakan’a methiyeler dizmeye, Türkiye’nin ne denli demoratikleştiğini anlatmaya, dış borçlarımızın kapandığını ve Türkiye’nin dünya lideri olduğunu vurgulamaya başladı. Elbette bunların hepsi yalan. Yiğit Bulut konuşmaya başladıktan kısa süre sonra çantamızda bulunan ve üzerinde “Seçimleri Boykot Ediyoruz-Odak” yazılı pankartımızı açtık. Akabinde Doğan arkadaşımız “sizin yalanlarınızı dinlemeye gelmedik buraya” diyerek ajitasyon çekmeye başladı.
ODAK: Peki sonra?
Burak Koçak: Ardından tabii hemen arkamızda ve ön sıramızda oturan insanlar pankartı çekiştirmeye başladı. Tekmeler, yumruklar atmaya başladılar. Basında çıkan videodan da gördüğümüz üzere AKP’li güruh tarafından bize linç girişiminde bulunuldu. Yaklaşık iki-üç dakikanın ardından olaya salonda bulunan polis de müdahale etti. İlk başta sadece arkadaşımız Doğan’a vuruyordu kalabalık. Hatta biraz komik olacak, beni unutmuşlardı. Ben de hemen protestocu olduğumu ifade ettim. Dolayısıyla ben de nasiplendim diyebilirim tekme ve yumruklardan. Bizim yaptığımız protestodan çok kısa zaman önce, Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını ilan ettiği geceye biliyorsunuz çok sayıda sanatçı (!) ve iş adamı katılmıştı. Sosyal medya ve gazetelerde oraya katılan sanatçıları eleştiren yazılar yazılmıştı. Tayyip Erdoğan sonrasında çıkıp bu küçücük eleştirilere dahi “linç ediyorsunuz sanatçılarımızı” diyerek karşı gelmişti. İşte bundan birkaç zaman sonra bizim yaptığımız demokratik eylemde başımıza gelenlere bakın. Ortada çok demokrat geçinen, Türkiye’yi demokratikleştirdiğini ifade eden ve bu misyonu sahiplenen güruh sadece kendilerinin görüşlerini benimsemediğimizden ve demokratik, şiddet içermeyen eylemimizden dolayı bize linç girişiminde bulunuyor… Ortada vahim bir durum var anlayacağınız. Neyse… Daha sonra polis araya girdi. Salondan çıkarken çok kötü şekilde saldırdılar tabii. Salon çıkışındaki fuaye alanında bir daha saldırdılar. Öyle ki, bahçede tekrardan linç edilmeyelim diye polis bizi yaklaşık 3 metrelik bahçe duvarından atlatıp öyle polis aracına bindirdi. Daha sonra tabii polis merkezine götürüldük. Terörle Mücadele ekipleri arandı. TEM şubesi gözaltı işlemi yapmamalarını istedi. Gece bizim şikayetçi olup olmadığımızı sordular. Bu sırada ÇHD’den avukatlar ve İHD epey ilgilendi tabii bizimle. Biz şikayetçi olduk. Şikayet dilekçelerimizi alıp gece saat 03.00’e doğru serbest bıraktılar.
ODAK: Peki Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığına neden karşıydınız?
Burak Koçak: RTE’ye karşıyım çünkü ülkeyi tiranca, baskı ve zulümle yönetiyor. RTE’ye karşıyım çünkü, demokratik hak ve özgürlüklerin karşısında duruyor. RTE’te karşıyım çünkü, 2.5 aylık Samsunlu Kübra Bakırcı açlıktan ölürken o ayakkabı kutularına sakladığı dolarların keyfini sürüyor. RTE’ye karşıyım çünkü, Berkin Elvan’ın ve Gezi şehitlerinin ölümünden RTE sorumludur. Bugün hırsızlığı ve arsızlığı toplum tarafından komedi malzemesi haline gelmiş Rıza Sarraf dahi, cumhurbaşkanlığı seçiminde “Pusulada tek bir aday vardı, başka var mıydı? Ben görmedim.” diyor. İşte bunlardan dolayı Tayyip Erdoğan’ın adaylığına karşıydım. Her zaman şunu savunmuşumdur, insanın ne söylediği değil, ne yaptığı önemlidir. AKP’nin söylemleriyle tutumu arasındaki uçurum herkesçe malum. RTE’nin sürekli ortalığı kızıştıran, halkı kutuplaştıran söylemlerinin bizi getirdiği nokta ortada. Tahammülsüz, gözü dönmüş insanlar…
ODAK: Gerçekleştirdiğin portesto, ardından linç girişimi ve gözaltı nasıl karşılandı çevrende? İnsanların, yakınlarının tepkileri nasıl oldu? Bundan sonra neler yapacaksın?
Burak Koçak: Linç girişimi ve gözaltı çevremde çok farklı yankılar uyandırdı. Bir kısım insan yaptığımız şeyin anlamını idrak edemedikleri için boş ve tehlikeli bir davranışta bulunduğumuzu düşündüler. Öte yandan gerekli bilinç ve birikime sahip arkadaşlarım tarafından takdir ve saygıyla karşılandım. Bundan sonra neler mi yapacağız? Dimdik şekilde sarsılmaz bir inançla mücadeleye devam edeceğiz.
ODAK: Son olarak söylemek istediklerin nelerdir?
Burak Koçak: Son olarak şunu söylemeliyim ki insanlar korkutulmuş, sindirilmiş vaziyette. Onların gözünü açacak, baskı ve zulme karşı onlara dur dedirtecek yine biz devrimcileriz. Bunun için gerek teorik olarak gerek pratikte profesyonel devrimci olma yolunda kendimizi geliştirmeliyiz. Yaşamımızı halkımıza adamalıyız.
ODAK: Tekrar geçmiş olsun diyelim Burak. Teşekkür ederiz.
Burak Koçak: Ben de teşekkür ederim. İyi çalışmalar size de.
Eylem görüntüleri için:   http://www.youtube.com/watch?v=6YKtx5AaUkY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here