Atanan Kayyumlara Tepkiler Büyürken, Kayyumun İlk İcraatı Erdoğan’ın Fotoğrafını Makam Odasına Asmak Oldu

0
718

Bugün sabah saatlerinde polis eşliğinde Van, Diyarbakır ve Mardin’e atanan kayyumların yankıları devam ediyor. Bu sırada Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na getirilen kayyumun ilk icraatı, başkanlık odasında bulunan Atatürk fotoğrafını indirip yerine AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını astırmak oldu.

Milletvekillerine Polis Engeli

Kayyum atamalarına karşı Diyarbakır Belediyesi’ne yürümek isteyen milletvekilleri ve eş başkanlar Ofis önünde polis tarafından engellendi. Bu esnada kayyumu protesto etmek için belediye önünde toplanan vatandaşlara ise polis saldırdı. Belediye binasını abluka altına alan polis, kayyum atamalarını protesto eden halka TOMA’dan su sıktı.

Van’da ise benzer görüntüler vardı. Van’da kayyum atamasının ardından belediye binasına yürümek isteyen HDP’lilere polis müdahale etti. Aralarında HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, görevden uzaklaştırılan Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mustafa Avcı’nın da bulunduğu yaklaşık 30 HDP’li, Seyit Fehim Arvasi Mahallesi’ndeki belediye binasına yürümek istedi. HDP’li grubun yolu, belediye binasının yakınlarında polisler tarafından kesildi. 

CHP’li Milletvekillerinden Tepkiler

CHP yönetiminin bugün konuyla ilgili bir toplantı gerçekleştireceği öğrenildi. DW Türkçe’ye konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Yeni bir darbeyle karşı karşıyayız. Darbeler sadece tankla, topla olmuyor. Halkın iradesine darbe, sandığa darbe yapıldığını da hep birlikte görüyoruz” dedi ve “Hukuka da demokrasiye de sığmayacak bir durumla karşı karşıyayız” diye ekledi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Son yol ayrımındaki AKP iktidarı yine demokrasiyi değil faşizmi seçti. Büyük çoğunlukla halkın tercih ettiği belediye başkanlarını görevden almak, iktidarın kendi varlığını tartışmaya açmasıdır. Seçimle gelen artık seçimle gitmiyorsa iktidarı elinde tutan darbecidir, faşisttir!” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu sosyal medyadan “31 Mart Yerel Seçimlerinde milletin oylarıyla seçilmiş Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atanması demokrasiyle ve demokratik teamüllerle izah edilemez. Milletin iradesini yok saymak kabul edilemez” paylaşımını yaptı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu “Birileri ileri demokrasi demişti değil mi? Halk iradesine bir darbe daha: Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerinin seçilmiş başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanması hukuka aykırı, halkın seçimle siyasal tercihlerine darbedir” diyerek karara tepki gösterdi.

Bir başka tepki ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den geldi. Artı Gerçek’e konuşan Soyer, “Bu memlekette bu kadar keyfi bir uygulamayı hiçbirimizin hak etmediğini düşünüyorum. Bu her gün demokrasiden uzaklaşmamızın göstergesi. Diliyorum ki devamı gelmez, diliyorum ki en kısa sürede şeffaf bir şekilde gerekçeler ortaya konur” ifadelerini kullandı.

HDP’den Açıklama

HDP’den kayyumlarla ilgili ilk açıklama geldi. İşte o açıklama: 

“Susmayacağız, durmayacağız…

Diyarbakır’da yüzde 63, Mardin’de yüzde 56 ve Van’da yüzde 53 oyla seçilmiş olan Belediye Eşbaşkanlarımız İçişleri Bakanlığı’nın yalanlara ve hukuksuz gerekçelere dayalı bir emri ile görevden alınmıştır. Belediye Meclis üyelerimize ve belediyelerimizde çalışanlara yönelik ağır bir gözaltı operasyonu halen sürmektedir.

Bu yeni ve açık bir siyasi darbedir. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasi iradesine dönük açık ve düşmanca bir tutumdur. İçişleri Bakanlığı hak ve özgürlüklerin gasp edilmesinin, provokasyonların, demokrasinin zerresini bile bırakmayan karar ve uygulamaların tetikçisidir ve bir darbe odağıdır.

Kayyımlar döneminde bu 3 büyükşehir başta olmak üzere bütün belediyelerin kaynakları tüketilmiş, bir enkaz geride bırakılmıştır. İçişleri Bakanlığı ve iktidar, Sayıştay raporlarında da görüldüğü gibi, kayyımlar aracılığıyla yolsuzlukların ve hırsızlıkların odağı olmuştur.

Bu iktidar ve İçişleri Bakanlığı geçmiş kayyım döneminde yapılmış olan yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarılmasını, halkın kaynaklarını çalıp çırpan kayyımların rezilliklerinin ortaya saçılmasını hazmedememiştir. Yerelde de asker ve sivil bürokrasi bu yolsuzluk düzeninden beslendiği için kayyımlar döneminin destekçisi olmuştur.

Bu iktidarın zerre kadar demokratik meşruiyeti kalmamıştır. Halkın iradesini gasp etmek, seçim sonucunda sandıkta kazanamadıklarını devlet şiddeti, zoru ve hilesi ile gasp etmek bu iktidarın, AKP-MHP ittifakının bir olağanı olmuştur.

Bu uygulamaları halkımız asla kabullenmeyecektir. Daha önceden olduğu gibi iradesine, seçilmişlerine, partisine sahip çıkacaktır.

Halkın iradesini gasp eden, sandık iradesini ve seçimleri tanımayan bir iktidar karşısında tüm demokrasi güçlerini, vicdan sahibi tüm yurttaşlarımızı, Meclis içindeki ve dışındaki tüm muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını, sendika ve meslek birliklerini, demokratik dernekleri dayanışmaya çağırıyoruz.

Bu iktidara karşı bütün meşru ve demokratik mücadele yollarını kullanmak hem anayasal hem de evrensel hukuktan kaynaklanan tartışılmaz bir haktır. Demokrasiyi ancak demokrasi güçlerinin ortak ve kararlı mücadelesi ile kazanabiliriz.

Türkiye’nin her bir köşesinde 31 Mart ve 23 Haziran’da oy kullanmış, AKP-MHP ittifakının kaybetmesi ve demokrasinin kazanması için çalışmış olan herkese çağrımızdır. Bu sadece HDP’nin ve Kürt halkının sorunu değildir; tüm Türkiye halklarının, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Susmayın, susmak onaylamaktır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.