Serkan Yıldırım: “Bilye sağından girmiş, boynunun solundan çıkmış!”, “Bacağı kopmuştu, ceketine sardım!”

0
896

image

 

Katliamdan sağ kurtulan ve yaralılara, arkadaşlarımıza ilk müdehaleyi yapan Serkan Yıldırım ile bir röportaj gerçekleştirildi. BBC Türkçe’ye verdiği demeçte, yaşadıklarını anlatan Serkan da tedavi altında.

“Dört arkadaştık. Patlamanın olduğu yere 20 metre uzakta poğaça yiyorduk. İzmir’den gelen arkadaşımız önümde oturuyordu. Onu kaybettik.”
Cumartesi günü Ankara’da, barış mitingine düzenlenen bombalı saldırıda kendisi de yaralanan 26 yaşındaki Serkan Yıldırım, olay anını anlatmaya böyle başlıyor.
Ankara Tuzluçayır’da oturan Yıldırım mitinge, hastanede tedavisi süren Elif Zavar, onun lise birinci sınıf öğrencisi kızı Özgecan Zavar ve Elif Zavar’ın İzmir’den gelen yakın arkadaşı Berna Koç’la birlikte gidiyor.
Patlama yerine 20 metre uzaktaki havuzun kenarına geçip sabah erken olduğundan çayla birlikte poğaçalarını yiyorlar. Elif Zavar, Özgecan Zavar ve Berna Koç yerde oturuyor.
Serkan Yıldırım ise ayakta duruyor. Koç’un yanına oturmak için eğildiğinde patlama oluyor.
‘Kimileri donup kalmış, boşluğa bakıyordu’
Yıldırım, “Başımı sağa çevirdim, onlarca insan, kan gölünde üst üste yatıyordu. Kimileri donup kalmış öylece boşluğa bakıyordu, ağlayanlar, ne yapacağını bilmeden sağa sola koşan insanlar vardı” diyor ve sonraki dakikalarda alanda yaşananları anlatmaya devam ediyor.
O da ilk şoku atlatır atlatmaz, yanındaki arkadaşlarına bakıyor. Berna Koç’un ağzından kan geliyor. Boğulmasın diye yan yatırıyor ama öldüğünü fark ediyor. Vücuduna bakıyor, bombadan fırlayan bilyeler göğsüne ve başına isabet etmiş.
Ardından Elif ve Özgecan Zavar’a uzanıyor. Özgecan Zavar’ın sağ omzundan şiddetli kan geldiğini fark ediyor. Kendi üzerindeki tişörtü çıkarıp omzuna tampon yapıyor ve kanı durduruyor.
Elif Zavar ise boynunun sağından girip solundan çıkan bilye nedeniyle yerde acı içinde kıvranıyor. Yıldırım bu kez üzerindeki atletini çıkarıyor, bir karton parçası bulup Elif Zavar’ın boğazına sarıyor, kanı durduruyor.
‘Bacağı dikmişler, kurtuldu’
Yıldırım, Özgecan Zavar küçük olduğu için onu ilk gelen ambulansa bindirip hastaneye gönderiyor. Ardından yeni bir ambulans gelmesini bekliyor. Tüm bunlar yaşanırken yanlarında acı içinde bağıran bir erkek fark ediyor. Kopan bacağı birkaç metre uzaklarında duruyor.
Yaralının montunu ve tişörtünü çıkarıyor. Kopan bacağı monta sarıyor. Tişörtle de bacağın diz üstünde kalan kısmını kan kaybını önlemek için sıkı sıkı bağlıyor. İlk gelen ambulansa bu hastayı teslim ediyor.
Yıldırım “Kendisini hiç tanımam ama yoldaşım o benim. Yakınları gelip teşekkür ettiler. Bacağı dikmişler, sağlık durumu iyiymiş” diyor.
Baba, kanser hastası ve cezaevinde
Serkan Yıldırım, ardından alana hızla giren bir taksi görüyor. Durdurup bu kez de Elif Zavar’ı bindiriyor. Bu sırada ayağından yaralı yerde yatan bir kişi dikkatini çekiyor. Onu da taksinin ön koltuğuna bindiriyor.
Taksi onları Numune Hastanesi’ne götürüyor. Yaralıları doktorlara teslim ediyor. Her yeri kan içinde olduğundan doktorlar dahil kargaşada kimse Yıldırım’ın da yaralı olduğunu fark etmiyor.
Yıldırım anlatmaya devam ediyor: “Nefes almak için dışarı çıkmak istedim. Bu sırada bacağımda bir acı hissettim. Dönüp baktım, üst baldırımdan yoğun kan geliyordu. Bir bilye saplanmış, içerde üçe ayrılmış. Beni de hemen yatırdılar. İlk müdahaleyi yaptılar ama bilyeyi çıkaramadılar. O bölge iyileştikten sonra çıkaracaklar” diyor.
Elif Zavar ve kızı Özgecan Zavar’ın da hikayeleri yürek burkuyor. Elif Zavar, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve halen cezaevinde olan Odak Dergisi Yazı İşleri Müdürü Erol Zavar’ın eşi.
Erol Zavar, kanser hastası ve cezaevinde tedavisi sürüyor.

Röportajın tamamı için: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151012_ankara_sinan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.