Erdoğan Muhalefetin Güçten Düşmesi İçin Uğraşıyor

0
252


Abdullah Öcalan’ın mesajındaki ifadelerin muğlaklığı, yer yer Erdoğan’ın, “Demokratik Türkiye İttifakı” söylemiyle benzeşen anlamlar barındırması akıllarda soru işareti yarattı. 

Kimse aksini iddia edemez, Erdoğan her sıkıştığı dönem ustalıkla bir düşman yaratıp karşısında yer alanları onunla oyaladı. 

Bu “düşman”, çoğunlukla Kürt Ulusal Hareketi oldu. 

Bazen CHP, bazen “Ergenekon”, şimdilerde de Fethullah Gülen Cemaati düşmanlaştırılıyor. Karşıtları ise öyle ya da böyle Erdoğan’ın yanında pozisyon aldı. 

Bugün Erdoğan, “Gülen Cemaati’ne ve PKK’ya savaş açtım!” dediği anda Türk ulusalcılarının gönlünü okşuyor. 

Ergenekon davasında yargılanan Doğu Perinçek, şimdi anti-emperyalist olduğunu iddia ederek Erdoğan’ı destekliyor.

Aynı zamanda milliyetçi kesimler her dönem olduğu gibi, bugün de Kürt Ulusal Hareketi’ni ezme niyetini gösteren iktidarı destekliyor. 

Öte yandan Erdoğan Kürtçeye, yine kendi hanesine yazacak şekilde, kısmi serbestlik getirip, “Açılım” diye bir zırva başlattığında, yetmeyip, “Ergenekon” diye bir torba açıp içine doldurduğu onca aydın, yazar, akademisyen, gazeteci, sanatçı ve değerli mücadele insanının yanına birkaç katili de ekleyince Kürt Ulusal Hareketi Erdoğan’la birlikte bir “süreç” inşa etmeyi her şeyin önüne koyuverdi. 

“Ergenekon Karşıtları”, liberallerin, Kürt Ulusal Hareketi’nin ve hatta Türkiye solundan bir kesimin desteğini almıştı.

Hatta Gezi Direnişi gibi, memleketin otuz-kırk yıldır görmediği büyüklükte bir isyan dalgası ülkeyi kapladığı halde, biz bu masayı zor kurduk, şimdi yıkamayız, diyerek o mücadeleye sırt çevirmişti Kürt Ulusal Hareketi’nin sözcüleri. 

Unutmayalım, şimdi gerçekten farklı bir pozisyonda olan Demirtaş, o günlerde Gezi Direnişi için şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Seçilmiş bir iktidarı, demokratik olmayan yol ve yöntemlerle devirmeye çalışan bu hareket bir darbe girişimidir. Desteklemiyoruz.” Evet. Herkes açıp bakabilir. Bu sözler o dönem Kürt Ulusal Hareketi’nin temsilcileri tarafından Gezi Direnişi için ifade edilen sözlerdir. 

Bugün Türkiye solu zayıf, etkisiz, örgütsüz ve iddiasını yitirmiş halde. 

Bu sebeple kendine güveni de yok. Ya Kürt Ulusal Hareketi’nin, ya da CHP’nin etki alanına gitmekten başka çare yokmuş gibi davranan Türkiye solu, bunun yerine kendi değerleri üzerinde yükselen bağımsız bir hat yaratmak için çaba sarf etmelidir.

Bütün bunların yanında, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde, son iki referandum ve 30 Mart seçimleri döneminde olduğu gibi Türk yurtseverleri ile Kürt yurtseverlerinin Erdoğan’ın dinci, gerici ve faşist düzenine karşı bir araya gelmesi Saray iktidarına kaybettirmiştir.

Erdoğan’ın ne Cumhuriyet değerlerine inanan insanlara, ne Atatürkçülere, ne de Kürt halkına bir yararı olamaz. 

O, kendi iktidarının devamı için, kendisini yaratan tüm güçlere; kendi köklerine dahi savaş açabilecek karakterde narsist bir diktatördür. 

Onun, Kürt Ulusal Hareketi’ni kışkırtıp asker ölümlerine yol açmasından nasıl yararlandığını; cenazeler geldikçe Türklerin, ulusalcıların ve Atatürkçülerin kayıtsız şartsız onun yanında saf tuttuğunu görmek için kahin olmaya gerek yok. 

Elini tabutun üstüne koyarak yaptığı konuşmada Erdoğan, ölümlerden muhalefeti sorumlu tutmuştu.

Aynı şekilde, “Cemaat ile mücadele ediyorum!” diyerek kırıp döktüğünde de bu kesimler, hiç değilse ona itiraz etmemeyi, susup izlemeyi tercih ediyor. 

Bununla birlikte Erdoğan’ın, Kürt sorununun çözümüne yönelik adım atıyor gibi görünmesi bile Kürtlerde bir umut yaratıyorsa Atatürkçüler ve Cumhuriyetçiler kendilerini sorgulamalı, şapkalarını önlerine koyup düşünmelidir. 

Oysa o, bütün bunları ne ülke için, ne Cumhuriyet için, ne de Kürt halkı için yapıyor. 

Onun tek derdi kendi saltanatını pekiştirecek bir düzen yaratmak.

Şimdi HDP, İstanbul, Ankara, Adana ve İzmir gibi yerlerde aday çıkartmayarak Türkiye’nin demokratik, ilerici, Cumhuriyetçi kesimlerine doğru bir adım daha attı. 

Erdoğan İstanbul ve Adana’yı bu yakınlaşmanın sayesinde kaybetti. 

Kürt yurtseverleri ile Türk yurtseverlerinin bu yakınlaşması Erdoğan için oldukça tehlikeli.

O, gidişinin Türk ve Kürt yurtseverlerinin birbirini anlayarak, birbirine yakınlaşması, kendisine karşı bir araya gelmesi sayesinde olacağını gayet iyi biliyor. 

Demirtaş’ın “Son dakika mesajı” İstanbul’da seçimlerin kaderini belirleyen önemli bir hamle olmuştu.

Bunun için türlü manevralarla bu yakınlaşmayı parçalamak isteyecektir. 

HDP’nin ondan önce davranıp İstanbul kararını açıklaması önemlidir ancak Kürt Ulusal Hareketi’nin genel eğilimini belirleyenin Öcalan olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamak, İmralı Görüşmeleri’nin, olursa devamından, kimi kaygıları besleyecek sonuçlar çıkabilmesini de hesap etmek gerekir.

Sonuç olarak, İmralı Görüşmeleri, Erdoğan’ın işine yarayacak bir şekilde sonuçlandı diye Kürt halkınının mücadelesini Türk halkının aydınlanma, laiklik ve özgürlük gibi talepler etrafında şekillenen mücadelesinden ayrı görecek değiliz. Ki henüz böyle bir şey söz konusu değil. 

Bunun yanında eğer gerici, yobaz, sermaye yanlısı, faşist Erdoğan iktidarına karşı mücadeleyi yükseltmek niyetindeysek, Türkiye’nin ilerici kesimini, Cumhuriyetçileri, Alevileri, Kürtleri, Atatürkçüleri yanyana getirecek şekilde hareket etmeliyiz. 

Erdoğan çok önceden kavramış; onun iktidarının gidişi, Türkiye ilericiliğinin ortak mücadelesi ile sağlanabilir.

Şimdi 30 Mart ve 23 Haziran seçimleri sayesinde sağlanan bu yakınlaşmayı ve birbirine dayanma, birbirinden güç alma halini parçalayacak değil, güçlendirecek adımları atmanın zamanıdır. 

Örneğin İstanbul’un İmamoğlu’nun elinden alınmasına sinirlenip, isyan edenlerin, HDP’nin elinden alınan belediyeler için de söz söylemesi, tepki göstermesi gerekir. 

İmamoğlu’na yapılan haksızlığa itiraz edenlerin benzer tepkiyi beyaz tülbentli anaların hapishane kapılarında elleri kolları büküldüğünde, coplanıp, itilip kakıldıklarında da göstermeleri beklenir. 

Ancak bu sayede Kürt ve Türk yurtseverleri birbirini anlar hale gelecek, dinci, gerici, faşist saray rejimine karşı ortak mücadele gelişecektir.

Yurtseverlik bayrağını bir kez daha Erdoğan’ın eline vermemek için bu yolu güçlendirmeliyiz.

Barış Onay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.