Bekaretin “el değmemiş” adeti!

0
828

Evrim Nazlım

Son yıllarda daha da güçlenen, haklarının peşine düşen, eşitlik isteyen, yaşamın her alanına dokunan, üreten, emek veren kadınlar tarih boyunca eziyet ve zulüm gördüler. Fiziksel şiddet yetmedi, psikolojik ve duygusal şiddete de maruz kaldılar. Şiddetin ve ölümün her türlüsünü yaşadılar.

Henüz eğri bir kaburga kemiğinden yaratılarak başlandılar aşağılanmaya. Sonra taşlandılar, diri diri gömüldüler, ateşe verildiler, idam edildiler…

Ölümün her şekli yakıştırıldı da kadınlara; yaşam, sevgi bir türlü yakıştırılamadı.
Baktılar öldürmekle tüketemiyorlar, bu kez de kadının sınırlarını çizmeye kalktılar. Cinsiyetçi dil ile, politik baskılarla, din ile köşeye sıkıştırdılar. Bunlar yetmezmiş gibi bir de kültür, gelenek-görenek adı altında kadının ne anlama geldiğini bilmedikleri ‘namus’unu korudular. Onurunu, ruhunu hiçe saydılar, üzerinde tepindiler.

Kadını aşağılayan bir çok politik söylem, cinsiyetçi deyim ve atasözü sayılabilir elbet, fakat evlilik kararı aldığım bu zamanlarda bahsetmek istediğim konu, gelenek ve göreneklerin kadına bakışı olacak. Sıkı sıkıya sahip çıktığımız adetlerimizin, olmazsa olmaz geleneklerimizin altında beslenen korkunç gerçekle yüzleşeceğiz.

Doğanın kendisinde olduğu gibi kimi kültürlerde kadın değerlidir, kutsaldır; kimi kültürlerde ise hiç değer görmemiştir. Kültürümüzde ise maalesef hâlâ devam eden bazı adetler, ülkemizde kadının yerini açıklar niteliktedir. Bu adetlere baktığınızda göreceksiniz ki kadın bir ürün, bir eşya gibi değer görebilmiştir ancak.

Evlilik sürecinde uygulanan aşağılayıcı adetlerden bazıları ise kız isteme, başlık parası, gelin hamamı, kanlı çarşaf gösterme vb.

Özellikle değinmek istediğim bir tanesi var ki bu kokuşmuş, burnunu her yere sokan toplumun, çirkin ve utanç verici zihniyetinin yansımasıdır adeta. Kadının bekaretinin bozulmadığının simgesi olan ‘kuşak bağlama’ töreni! Bir kadın olarak, eğer ‘gerçeğin’ farkındaysanız bu adetin ne kadar sinir bozucu olduğunu tahmin edebilirsiniz.

‘Gelin kuşağı’ isminin yanı sıra ‘bekaret ve gayret kuşağı’ olarak da kullanılır. Gayret kuşağı denilmesinin sebebi ise kadının gittiği evde her güçlüğe ‘katlansın’, ‘işten kaçmasın’, ‘tembellik yapmasın’ anlamı taşımasıdır. Kadın sanki her zorluğa katlanmak zorundaymış gibi! Erkeğinin, evinin her hizmetini görmesi gerektiği söylenir üstü kapalı.

Genelde kırmızı olmakla birlikte, günümüzde çeşitli renklerde de olabilir.Kuşak bağlandığı anda kadını adeta bir ürüne çeviriverir. Erkeğine bir hediye paketi gibi sunulur. Bir nevi garanti belgesidir, açıldığı anda sorumluluk açanındır artık.

Gelinin bakire olduğunu ele güne, dosta düşmana göstermeyi sembolize eder. Toplanılır ve o an beklenir, açılış töreni gibi…

Herkesin derdi kadının bacak arasıdır, çünkü bu zihniyette namus oradadır!

Kadının cinsel yaşamına dair en önemli bilginin verildiği yerdir ve bağlandığında herkes ikna edilmiş olur. Aile gururludur.

Bitmedi!

Kuşak bir erkek tarafından bağlanmalıdır. Erkek kardeş veya baba, yoksa amca dayı vs. tarafından, çünkü erkeğin böyle bir görevi vardır, çünkü kadın ‘erkeğin namusu’dur. Yani kuşak bağlama aynı zamanda görev teslimidir, artık namus koruma görevi damat ve ailesinindir.

Bu sadece bir tane örnekti ve kadını aşağılayan bunun gibi daha bir çok örnek de verilebilir. Bu fikirlerin zemininde yatan bataklığı fark edince kadına verilen değerin nerelerde olduğunu anlıyoruz.

Kadını bir ‘var oluş’ hatası kabul eden bu gibi gelenekler acilen terk edilmelidir. Maalesef bu geleneklere sahip çıkanların çoğunluğunun da kadınlar olması üzücüdür.

Bu gibi örf ve adetler kadına şiddeti besler. Bu gelenekler öğretilerek büyütülmüş insanlar, kendince ‘namus cinayeti’ işlemek için dayanak bulmuş olurlar.

Sözün kısası hiç de masum değillerdir kültürümüze ait bu adetler. Umarım yeterince açıklayabilmişimdir; ölmesi gerekenin kadınlar değil, kadınları aşağılayan bu çağ dışı adetlerin olması gerektiğini…

“Ölmek istemiyorum” diyen kadınlar… Ölmediniz Emineler, Şeymalar, Şuleler, Özgecanlar… Bu mücadelede sönmeyen bir meşaledesiniz, her bahar yeşeren toprakta yeni doğan her gündesiniz.
Dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.