Beyaz Yakalılar Dayanışması

0
59

Beyaz yakalılar tanımı daha çok hangi alanda çalışanlar için yapılıyor? Meslek açısından bakarsak beyaz yakalılar forumunda daha çok hangi mesleklerden bireyler var?

Beyaz yakalı tanımı plaza, büro, çağrı merkezi ve banka çalışanları için kullanılıyor çoğunlukla. Ancak şurasını belirtmekte yarar var. Beyaz yakalı olmak işçi olmadığımız anlamına gelmiyor. Ancak bir kol işçisinin aldığı ücretten daha fazla ücret almasından ötürü sınıfsal fark varmış gibi görünüyor. Ancak bu durum gerçeği yansıtmamakta. Çünkü bizler de en az kol emekçileri kadar ezilmekte ve sömürülmekteyiz.
İkinci sorunun cevabına gelecek olursak eğer, bizi tanıştıran isyanın azalmasından sonra bizim de sayımız azaldı elbet. Bu sebeple yapmış olduğumuz forumlarda zaman zaman değişmekle birlikte bankacı, mimar, mühendis, avukat, bilişim işçileri mevcut.

Beyaz yakalıların çalışma hayatında karşılaştığı sorunlardan biraz bahsedebilir misiniz? İş güvencesi, iş kazaları ve işçi sağlığı gibi konularda ve diğer haklara ne tür sorunlarla karşılaşıyorlar?

Aslında saymakla bitmez yaşadığımız sorunlar. Mesela iş güvencesi belki bir taşeronun durumu kadar vahim değil ancak yine de çok ciddi bir sorun teşkil ediyor. Sürekli “dediğimi yap yoksa kapının önüne konursun!” tehditleri havada uçuyor. Dolayısıyla bu durum mobbing konusunu doğruyor. Sürekli bir baskı hali mevcut. Bunun yanında iş kazalarının pek yaşandığı söylenemez ancak işçi sağlığı konusunda, güneş görmeme sorunu çok ciddi bir şekilde karşımızda duruyor. Dolayısıyla stres baş gösteriyor. Kokan ve havalandırma sorunun çok fazla olduğu yerlerde çalışıyoruz. Mola süreleri yetersiz. Hatta kimi yerlerde hiç yok. İşe giriş saatimiz belli ancak çıkış saatimiz hiç belli değil. Hatta fazla mesai zaten yok. (Ki bunu konuşmaya dahi gerek yok) Çoğumuz bilgisayar başında çok uzun saatler geçiriyoruz. Üç boyutlu görme kaybı yaşıyoruz dolayısıyla. Tabi bir de boyun ve bel ağrıları meslek hastalığı olmuş vaziyette. Karpal tünel sendromu denilen ve bilek ve parmaklarda ki his kaybının oluşması sıklıkla yaşadığımız meslek hastalıklarından birisi…

En çok karşılaşılan problemlerden biri de iş yerinde çeşitli şekillerde uygulanan baskılar galiba. Genel olarak mobbing olarak adlandırılan bu baskılar çalışanları nasıl etkiliyor? Çalışanlar ne tarz baskılara maruz kalıyorlar?

Beyaz Yakalı Dayanışması içerisinde olan pek çok kişi işyerinde bir şekilde mobbinge maruz kalıyor. Mobbing iktidar olmakla ilgili bir baskı aracı. İş yerinde hakaret etmek, azarlamak, çalışanın kişiliğini rencide etmek, çalışana iş vermemek, çalışanı taciz etmek gibi pek çok çeşidi var. Tüm bu baskılara maruz kalan çalışan, kendine olan güvenini kaybediyor, uzun süreli stres ve gerilime maruz bırakıldığından, kas ağrısı çekiyor, aşırı sinirli oluyor, endişe duyuyor, uykusuzluk çekiyor, sürekli yorgun oluyor… Gündelik yaşamında ürkeklik, saldırganlık, paranoya, depresyon, fazla yemek yeme ya da iştah kaybı sıklıkla karşılaşılan etkilerden bazıları. Bu baskılar uzun süre devam ettiğinde tükenmişlik sendromu yaşayanların sayısı hiç de az değil…

Beyaz yakalılar kendilerini nasıl tanımlıyorlar, hayatı anlamlardırmaları nasıl? Hak gasplarına karşı verilen mücadelede nasıl bir pozisyon alıyorlar ve bunun sınıfla bağlantısı nedir, ne değildir?

Bedensel emek gücünden ziyade düşünsel emek gücü ile çalışan işçiler diye tanımlayabiliriz. Ama pratikte ki işleyiş bu kadar net değil. Genellikle işveren temsilcisi olarak görülüyoruz, aldığımız ücretler bir asgari ücretliye göre daha yüksek bu sebeple sınıfsal perspektiften biraz yoksunuz. Bize “siz işçi değilsiniz” denilmiş ve bizde bunu içselleştirmişiz. Tüm gün beden gücüyle çalışan bir işçi gibi görmüyoruz kendimizi…
Başlarda karşılaştığımız güçlükleri sadece kendi çalışma alanımız ve kendi özgül koşullarımız sanarken, sistemin bizi farklı farklı adlarla aynı şekilde güvencesizleştirdiğini ve emeğimizi değersizleştirdiğini farkettik. Çalışma yaşamı içerisinde ki yasal haklarımızın büyük bir kısmını bilmediğimizi gördük. Bir araya geldiğimizde, birbirimizin meslek alanlarında neler oluyoru daha yakından görüyor ve sermayenin sistemli saldırılarına karşı birlikte nasıl hareket ederizi tartışıyoruz. Deneyimlerimizi aktarıyor ortak refleks geliştirmenin yollarını arıyoruz. Bizim sorunlarımızın sınıfın sorunlarından bağımsız olmadığını düşünüyor ve müdahale edebildiğimiz kadarıyla greve çıkan, işten çıkarılan işçilerle dayanışma mesajları yayınlıyoruz. Olabildiğince çalışmalarımızı ortaklaştırmaya özen gösteriyoruz.

Gezi direnişiyle birlikte beyaz yakalılar ismini daha çok duymaya başladık. Gezi direnişte beyaz yakalıların öne çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskiden sınıf atlamanın bir yoluydu, diplomalı olmak. Diplomanla iyi bir işe girersin, iyi bir maaş alırsın ve hayatın kurtulur gözüyle bakılırdı. Ne varki bu sistem sürekli insan fazlası yaratıyor ve her türden emeği değersizleştiriyor. Beyaz yakalı çalışanlar olarak bizlerde bu süreçlerden bağımsız değiliz. Kredi kartlarıyla hayatlarımızı idame ettirmeye çalışır olduk, yoksullaştık. Bir de yaşam alanlarımız daraltılıp, özel hayatlarımıza doğrudan mühedale başlayınca ister istemez ön saflarda yer aldık.

Çalışma hayatında ücret karşılığı bir işi yapana işçi, yapılan iş karşılığında ücret ödemek zorunda olan tarafada işveren (patron) deniliyor. İşçiyi ve patronu, yada işçi sınıfı ve burjuva sınıfını iki ayrı kavram içinde çok kolay tarif edebiliyoruz. Çalışanların beyaz yakalı, mavi yakalı gibi, yada fabrika işçisi, atölye işçisi veya farklı çalışma alanında bulunan emekçiler olarak ayrıştırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu soru başta sorulup, verilecek olan cevaba göre sorular iletilmeliydi. Şimdi biz, Beyaz Yaka vb tanımları sorunlu bulup, buna dair de söylemler üretiyorsak beyaz yakalıların sorunları nedir sorusuna en başta, kimlik bunalımıdır deriz. Bu tanımla sorunumuz yok ve hatta mutlu isek, klasik ofis işçilerine özgü sorunlardan tutun da sokakta kredi kartı dağıtan taşeron personelinin emek cephesinden tüm sorunlarına dair başlıklar açarız. Sorular, egemen anlayışı kabullenip sona doğru kendini de sorgulama ile bitiyor.
Kendine özgü sorunları (kadın işçiler) ya da sınıf içinde belirleyici ağırlıkları olan grupları (metal işçileri) kendi içinde değerlendirmek, çeşitli stratejilerden anlamlı olacaktır.
Çalışma ilişkileri, emek pazarının yapısı, emeğin yönetilmesi ve emek sömürüsü süreçleri, kolaylıkla yapılıveren tariflerle anlaşılmak ve karşı tavır geliştirmek için oldukça karmaşık konulardır. Hukuk dilinde ve genel geçer anlayışta basitçe yapılan ayrımlar, sektörlerde, iş kollarında ve iş yerlerinde yaşanan süreçlerin aralarındaki farklılıkları, özgün koşulları anlatmak için yeterli gelmez. Emek mücadelesi ve emek örgütlenmesi için bu öznel koşulları dikkate almak zorunda kalırsınız.

Emekçiler arasındaki ayrımlar, medyada veya genel geçer tabirlerde bu ayrımların vurgulanmasından kaynaklanmıyor. Yani bu ayrımlar devletin veya patronların dilde yarattığı ayrımlara işçileri ikna etmesiyle ortaya çıkmıyor. Bu anlamıyla ayrımlar sahte değil; sömürü süreçlerindeki farklılıklara denk düşen ve işçilerin doğrudan deneyimlediği farklarla besleniyorlar. Ortaklıkların yeniden inşa edilebilmesi için farkların da üzeri örtülmeden dikkate alınması gerekiyor.
Bugün emek gücünün tabi olduğu iş düzeni ve disipline edilme mekanizmaları eskiye nazaran çok gelişmiş ve çeşitlenmiştir. Performans, işe alım süreçlerindeki kişilik envanterleri, kiralık işçilik, freelance denilen serbest çalışma, mobbing, fazla mesai, evden çalışma, akıllı telefonlar ve diğer iletişim araçlarıyla tüm gün şirkete bağlı çalışma, çalışma sürelerindeki değişkenlik, kamera sistemleri ve bazı sektöre özel farklılıklar taşıyabilen daha bir çok yönetim tekniği, emek süreçlerinin üzerine bir kabus gibi çökmüş durumda. İş yönetimi, özellikle beyaz yakalılar açısından sosyal hayatınızı da kıskaca alıp iş sırasında nasıl hissedeceğinizi, agresif mi neşeli mi olacağınızı, iş dışında nasıl giyineceğinizi, ne yiyeceğinizi bile işin gerekleri uyarınca belirlemeye çalışıyor. Geçmişte sendikal mücadeleyle örneğin bir iş yerinde elde ettiğiniz kazanımları tüm iş koluna ve hatta emekçi sınıfların bütününe doğru genişletme imkanı bulabiliyordunuz. Bugünse bir iş yerindeki bir haksızlığın karşısındaki kazanımı o iş yeri dahilinde bile genelleştirmek çok zor. Her işçi sanki teker teker yönetiliyor, tek başına emek sömürüsüne tabi oluyor, iş yeriyle kişisel bir ilişki kuruyor gibi yönetiliyor. Bu yönetsel tekniklere karşı verilecek sınıfsal bir mücadele için ekonomik tanımlara dayalı en genel ortaklığı işaret etmek yeterli olamıyor. Tüm işçilerin “işçi” olduğunu, güvencesiz olduğunu, patronlara sahip olduğunu ve o patronların örneğin yalancı olduğunu söylemek, mücadele için bir motivasyon sağlamaz. Kaldı ki, işçiler bunları adı gibi bilirler. Ama işçiler böyle herkesin bildiği şeylerin yanı sıra, işe ve çalışmaya dair sadece kendilerinin ve kendilerine benzeyenlerin bildiği başka birçok şeyi de bilirler. Bugün mücadelenin motivasyonu bu özel, öznel ve farklılıkları içeren bilgilerden kaynaklanıyor. Ortaklıkların en küçük direnç noktasından başlayarak zamanla kurulması gerekiyor.

IMG_1522Beyaz Yakalı Dayanışması

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here