BİR KİTAP: DOKUNAN YANAR!

1
44

İnternette okuma rekoru kıran bir kitaptan bahsedeceğim. Kitap daha yayınlanmadan el konuldu. Yazarı Ahmet Şık ise kitap internete konulmadan önce Ergenekon meselesi yüzünden tutuklanmıştı. Tutukluluğu halen devam ediyor.

‘’İmamın Ordusu’’ kitabın adıdır. Kast edilen ise Gülen’in etkisi altındaki polis teşkilatıdır. Kitap, Gülen cemaatinin, başta Emniyet olmak üzere, devletin hangi kademelerinde nasıl örgütlü olduğunu anlatıyor. Eskiden orduya dokunan ya da onu eleştiren yanarken bugün onun yerini Gülen cemaati aldı. Kitap internette birçok aydın ve demokrat çevre tarafından sahiplenildi. ‘’Dokunan Yanar’’ başlığı altındaki kitabın internette okunma rekorları kılmasına rağmen bu ilgi  sokakta güçlü bir eyleme ve tepkiye dönüştürülemedi.

Erzurum’dan  ‘’Nurcu’’ bir imam olarak yola çıkan Fethullah Gülen  Ege Bölgesi’nde imamlık yaptığı zamanlarda açtığı dershane ve yurtlarla örgütlenmeye başlamış. Fethullah Gülen ve cemaati o sırada Nurcuların kendi içinde  yaşadığı sorunlardan da faydalanmış ve  diğer Nurculardan’ ayrılarak  kendilerini bağımsız bir grup olarak ilan etmişler.  Fethullah Gülen ve cemaatinin gelişmesinde en önemli etki kuşkusuz ABD’nin komünizme karşı “Yeşil Kuşak” oluşturma  projesidir. Bu açıdan da Fethullah Gülen ve cemaati bunun bir ürünüdür. Gülen; Nurcu hareketini emperyalizmin hizmetine sokan insandır.

Fethullah Gülen komünizme karşı mücadele dernekleri yoluyla ortaya çıktı. O zamana kadar sadece İzmir’de bulunan Komünizme Karşı Mücadele  derneği`nin ikinci şubesi  Fethullah Gülen’in insiyatifi ile Erzurum’da açıldı. (sayfa 25) Geçtiğimiz günlerde ifade veren 12 Eylül darbecileri  o günlerde görünürde Fethullah Gülen’i arasalar da aslında cemaat 12 Eylül askeri darbesi tarafından desteklenmiş ve işlerini yürütmeye devam etmiştir. Gülen 12 Eylül darbecilerini ihbarcılık yoluyla desteklemiştir.  Gülen “Allah 12 Eylül’ü yapanlardan razı olsun” diyen insandır.

Fethullah Gülen siyasette her zaman herkese eşit mesafede olduğunu söylese de hep sistem yanlısı bir politika izlemiştir. Gülen hareketi her zaman hem gerçekteki  hem de ‘’görünürdeki iktidara’’  yakın durmayı tercih etmiştir. Cemaat, Necmettin Erbakan’ı iktidardan indiren  28 Şubat sürecini desteklemiş ve Erbakan’ı yüzüstü bırakan öğrencilerinin de yanında yer almıştır. Tek başına iktidar olan AKP, devlet içerisinde önemli bir rol edinme amacı güden cemaatin gelişmesinde çok önemli bir rol oynadı.

Fethullah Gülen’in en önemli amacı devleti yönetecek kadrolar yetiştirmektir. Kendisi buna ‘’Altın Nesil’’ adını veriyor. 12 Eylül’den sonra çeşitli siyasiler tarafında da destleklenen Fethullah Gülen 1990’lı  yıllarda  siyasi alanda da söz sahibi olan etkin bir cemaat haline gelmiştir. Özellikle eğitim alanında gelişen cemaat açtığı dershaneler, yurtlar ve okullar ile hem örgütlenme sağlıyor hem de buralardan  gelir elde ediyor. Esnaf ve cemaat yandaşlarından alınan ‘’küçük hayırlarla’’ da büyük finans gelirleri elde ettiler. Finans ve banka sektörü, otomotiv, enerji, kimya, basın-yayın sektörüne kadar büyük parasal güce hükmedecek cemaat holdingleri kurdular.

Kitapta cemaat örgütlenmesinin önemli araçlarından olan Işık evleri ve yurtlarından da bahsediliyor.  Fethullah Gülen’in bir zamanlar önemli adamlarından biri olduğu söylenen  Nurettin Veren’in (Nurettin Veren ile Fethullah Gülen’in daha sonra arası açılmış ve  Veren  TİP’e üye olmuştur) yazdığı kitaptan yararlanan Ahmet Şık, bu evlerde disiplini sağlamak için yapılan 18 maddelik yemin metnini ele alıyor. Bir tarz eğitim grubu olan Işık evlerinin örgütün temel birimi olduğu görülüyor. Gizlilik, bağlılık ve Fethullah Gülen ile sıkı dayanışmayı içeren metin oldukça ilginç (sayfa 22-23). Metin cemaatçi dayanışmanın tüzüğüdür. Tüzük cematteki kişilerin birbirine karşı nazik ve saygılı olması gerektiği, sorunların belli periyodlarla tartışılması,  çözülemeyen sorunların evlerdeki veya yurtlardaki  üst yetkili ‘’imama’’ götürülmesi, imamın  konu hakkında verdiği karara herkesin uyması, dışarıya karşı ittifak halinde olunması, her cemaat yandaşının resmi veya gayriresmi işinin olma zorunluluğu, alınan kararları yerine getirilmesi ve bunun denetlenmesi, her türlü çıkar ilişkisinde cemaat içindekilere öncelik tanınması gibi maddeleri de içeriyor. Örgütlenen cemaat yandaşları bu metne uyacağına dair yemin ediyor. Belli disiplin içindeki bu evlerde içki ve sigara içilmiyor, yine aynı disiplin ve düzen içinde beraberce namaz kılınıyor ve haftanın belirli günlerinden Fethullah Gülen videoları izlettiriliyor.

Kitap, cemaatin devlet içinde örgütlenmek istediği  ve güçlü örgütlülüğü bulunan yerlerden de sıkça bahsediyor. Cemaatin güçlü örgütlülüğü bulunan yerlerin başında  Polis MYO, Polis akademileri, Emniyet, Emniyet içindeki İstihbarat birimleri, telefon dinleme ve teknik takip gibi görevleri bulunan KOM daire başkanlıkları ve il şube müdürlükleri geliyor. Cemaat,  Polis Akademilerinde ve Polis MY Okullarında özel olarak eğitilen ‘’sınıf imamları’’, ‘’sınıf komiserleri’’,’’devre imamı’’ önderliğinde faaliyet yürütüyor. Örgütlenecek öğrenciler belirlendikten sonra aile veya muhabbet ortamı sağlanıyor ve ilişkiye geçiliyor. Okul içinde imamlar haricinde öğrenciler birbirleri ile irtibat kurmuyorlar,  bu yolla da örgütlenme deşifre olmuyor. Cemaat, yanlarına çekemedikleri öğrencilere genelde ‘’komünist’’ diyor, diğer öğrenciler de bu öğrencilere karşı cephe oluşturuyor. Ayrıca  bu öğrencilere cemaatçi öğretmenler tarafından da baskı uygulanıyor. Uygulanan cezalardan bazıları sınıfta bıraktırma, disiplin cezası verme ve okuldan attırma. Mezun olan öğrenciler  yine  cemaatin elinde olduğu söylenen Personel Daire Başkanlığı aracılığı ile görev yerlerine gönderiliyorlar. Mezun olan öğrenciler maaşa geçtikten sonra maaşlarının  bekar olanlar 1/5’ini, evli olanlar 1/10’unu bağış olarak (cemaat himmet diyor) cemaata veriyorlar. Daha yüksek rütbeden mezun olan polisler ise  cemaat tarafından ‘’önceden belirlenmiş’’ kura seçimiyle genellikle büyük şehirlerin şube müdürlükleri  ya da büyük şehirlerdeki İstihbarat Daire Başkanlık’larına müdür- müdür yardımcısı olarak  atanıyorlar.

Emniyet içindeki cemaat örgütlenmesini soruşturanlara ise genelde aynı yöntemler uygulanıyor. Yapılan soruşturmalar çoğunlukla  takipsizlikle sonuçlanıyor. Soruşturmayı yapan bu kişiler cemaat tarafından  toplum karşısında itibarsızlaştırılıyorlar, polislerin mafya ya da sol örgütlerle  ilişkileri olduğunu gösteren kasetler ortaya çıkıyor veya görevlerinden alınarak işlevsiz hale getiriliyorlar. Bunun yanında Fethullahçıların emniyette kullandığı en sık yöntemlerinden biri de ihbar mektupları. Kendilerini araştıran veya kendileri için tehlikeli olduklarını düşündükleri insanları İstihbarat Daire Başkanlıklarından uzaklaştırmak için haklarında imzasız ihbar mektupları gönderiyorlar. Kendilerini ‘’ülkücü, laik, demokrat’’ görünümleri altında gizliyorlar uzaklaştırmak istedikleri için de ‘’irticacı, şeriatçı, aşırı solcu, Bulgar Alevisi, mason ve hatta Fethullahçı’’ suçlamalarıyla ihbar mektupları yazılıyor. Böyle bir durumda kim gerçek Fethullahçı kim değil bilinmiyor ve bu yolla kendilerini gizlemeyi başarıyorlar. Cemaatin polis teşkilatında insan kazanmak ve karşıtlarını tasfiye etmek yolundaki entrikaları okurun tüylerini ürpertiyor.

AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra bürokraside özellikle Emniyet içinde Fethullahçı örgütlenmeyi daha sık duyar olduk. Fethullah Gülen geleceğin yönetici kadroları olacağını düşündüğü ‘’Altın Nesil’’in meyvelerini toplamaktadır. Kendisine rakip olanları ise Emniyet’teki örgütlenmesi sayesinde bertaraf etmektedir. Cemaatin mali gücü,  başta eğitim olmak üzere birçok alanda dünya pazarında yer edinmiş ve bu mali güç  her geçen gün  gittikçe de  artmaktadır. Ahmet Şık yazdığı bu kitapla ekranlarda her daim ağlayan adam olarak görülen Fethullah Gülen  ve cemaatinin Emniyetteki gücünü ve gücün nasıl ‘’İmamın Ordusu’’na dönüştüğünü işlemiş.

Rakiplerini ahlaksızlık suçlamaları yoluyla tasfiye eden cemaatin üniversiteye giriş sınavı sorularında, kamuya personel almak için sınavlarda, polis okulları sınavlarında, yurt dışına gönderilecek öğrencilerin seçiminde vb nasıl hırsızlık ve ahlaksızlıklar yaptığı günden güne ortaya çıkıyor.

Ahmet Şık’ın kitabında ezenlerle işbirliği temelinde örgütlenen bir burjuva dayanışma ve eğitim hareketinin gelişmesini ve işleyişini görüyoruz. Bu hareketin bütün ahlaksızlıklarına rağmen disipline ve fedakarlığa verdiği önem dikkat çekicidir. Cemaatte bireysel çıkarcılık yanında liberal solda bile görülmeyen sıkı bir kollektif anlayış dikkat çekiyor. Başka türlü zaten başarılı olamazlardı. İktidardakilerle daima işbirliği yapıyor olmaları, kendileri dışındakilere karşı sıkı gizlilik uygulamaları, rakiplerini çoğu aşırı ahlaksızlığa dayanan türlü yöntemlerle tasfiye etmeleri bu grubun gelişmesinin en önemli dinamikleri görülüyor. Bunlar  alternatif bir eğitim ve dayanışma hareketi çabamızın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here