BİR OLGUNLUK MASALI

0
27

Yine bir bilinmezin merkezinde gençler! Hergün hiçbir kelimesini çıkaramadığımız bir bulmacanın merkezinde olmak nasıl bir sınav sisteminin işidir? YÖK’ün ÖSYM’nin MEB’in açıklamaları giderek boğucu hale geliyor. Hepimizin içinde gelecek kaygısı, bir adım önümüze bakamıyoruz, adım attığımız yeri ya kazıyorlar ya da bir engel koyup şaşırtıyorlar. Yüksek öğretime geçiş sınavı tarih oluyor! Yerine olgunluk sınavı getiriliyor ki içeriği uygulanabilirliği hakkında bildiğimiz tek bir şey bile yok. YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın açıklamalarına bakılırsa hayrımıza olacak bir uygulama. Tıpkı YGS’nin yarattığı bunalım gibi, yeni bir heyecan, beter bir tedirginlik bizleri bekliyor, hayatımıza renk geliyor… Açıklamalara bakılacak olursa bu sınav sistemi orta öğretimi destekler nitelikte olacakmış. Liselerin eğitim öğretim sürecini nasıl geçirdiği zaten ortada. Birde buna dayanarak bizi daha iyi yoklamak adına açık uçlu sorular sorulacakmış. Bu sınavı geçemeyen üniversiteye giremeyecek dahası liseyide bitiremeyecek. Öğrenci yeterki okusun gibi temiz bir niyet hakim, bunda meraklanacak bir durum yok. Lise üç seneden dörde çıktı varsın dörtten sonrası içinde kısmet diyelim. Bu ne yapacağını bilememe durumu ortaya çıkan dalevereden sonra iyice belirginleşti. Küçük bir çocuk hevesiyle o olmazsa bu yoksa şuda olur mantığı nereye kadar! MEB ve YÖK’ün bu paslaşmaları öğrenciye zarar veriyor. Sizler kendi kalenize gol attığınızı görmezken savunmadaki öğrencilerin farkında bile değilsiniz. Arkamızda sağlam bir destek, elimizde sımsıkı tuttuğumuz geleceğimizin çırpınışları…Kim durdurabilir emeği çalınan bir genci! Kimin gücü yeter bu genç coşkuyu yıpratmaya? Sınav öyle modern bir hale sokulmaya çalışıldı ki medeniyet elimize yüzümüze bulaştı, suç yazılım programlarına, basım organlarına kaldı. Şimdi de randevu verecek ÖSYM bize arkadaşlar! Herkes aynı günde aynı saatte sınava girmek zorunda kalmayacak. Farklı zamanlarda bireysel olarak tabi tutulacağız bu zulme, anlarsınız ya şifreye gerek kalmayacak adamına göre özel münasebetlerde bulunulacak. Gelişme hevesi aşikar olan bu sistem aynı zamanda bir nostomani misali olgunluk sınavını çıkardı. İlk Osmanlı’da uygulandı bu sistem, Galatasaray Lisesi’nde. 1869 ile 2011 arasında zaman farkı mı yok yoksa biz o günde mi yaşıyoruz, zaman mefhumu bırakmadınız. Keller körler birbirlerini ağırlar hesabı aynı masada dönüp duran bir şişe, doğruyu söylemeye cesaretleri yok. YÖK Ali Demir’i aklamaya çalışır gibi basına oynuyor, kadro eski değişen bir şey yok, herşey kontrol altında deniliyor. Kontrolün de olsa, ÖSYM bin dereden bizlerede şifre getirsen aklanamazsın. Meteksan’da bulduğunuz kabahati biz yemedik, yemeyiz. Her sınavda bir şaibe çıkması bizdeki güven kavramını yok etti. Bir önceki bir sonrakini meşru kılar gibi, izin verir gibi. Üniversite öğrencilerinin girdikleri ara sınalarda kopya olduğu teşhis ediliyor ve sınavlar için iptal kararı alınıyor. Öğrenciler hakkında yasal işlem başlatmadıklarını söyleneyen üniversite kurulu öğrenciler mahkemeye başvurup itiraz ettiğinde karşı dava açıyor. Kısasa kısas bir eğitim sistemi içinde devinip duruyoruz. Kimsesizin kimsesi var bu ülkede. Sen YÖK başkanı olursun, sahip çıkan olur elbet. Dürüst adam, temiz adam denilir kusurlar bir başka çamurla sıvanır cilasıda yeni bir kaosta atılır. Basının, muhalefetin parçaladığı Ali Demir’in sağlam parçalarını birleştirip bir sonraki raunda çıkardı Yusuf Ziya Özcan. İstifa talebine gülümseyerek yanıt verme gücü de verildi, koltuğu sağlama aldı iyice. Ne savcı ne YÖK ne ÖSYM hiç birinin hiçbir savunması temize çıkaramaz bu yaşananları. Eşeledikçe görünen bu pisliği kabullenemiyoruz, yirmi bini aşan itiraz davalarını düşürdüler ve şimdi yarattıkları gölgedebir güzel yatıp dinleniyorlar. Cevap kağıdı bile olmayan öğrencilerin puanını hesapladınız, LYS’ye girme hakkı verdiniz susturma payı olarak. Hayaldi gerçek oldu şiarıyla yasallaştıramayacağınız sahtelik kalmadı, anladık. Kadrolarınızda ufak tefek yaptığınız değişiklikler var, gariban memuru işten çıkardınız, göz boyamaya çalıştınız. Bilgi işlem servisinden çıkardığınız o on kişinin de bu işle ilgisinin olmadığı gün gibi ortada, aklanmak için yine çelme taktınız. Attığız bu adımın muhasebesini bir de biz yapalım. Madem çıkarılan bu on kişi suçlu, siz daha emrinizde sorumluluğuzdaki on kişiye hükmedemiyorsunuz. Türkiye genelinde bir seçime gidiliyor nasıl başa çıkacaksınız? Tahmin yürütelim, dağıttığınız şifreli kitapçıklar gibi bir yol izleyip strateji oluşturalım. Hükümetin pusulasına evet mührünü basacak muhaliflere basılmış oyları çöpe atacaksınız. Çok basit oldu galiba daha teknolojik yollar denemeli, eğer böyle olursa da sandık görevlilerini bulur susturursunuz. Ne de olsa ülkemin insanının patetese, soğana, şifreye zaafı var. Tahminlerim sehven olabilir. Alışkanlık kazandım gündemden herşey yanlışlıkla yapılıyor,  doğru yapılan hiçbir şey mi yok? Ben söyleyeyim yok, doğru bilinen bir şey olsa da yapılmasa içim yanmayacak. Sehvenden yola çıktık madem devam edelim, bir küçük anekdot daha yaşandı kısa bir zaman önce. Cumhurbaşkanının bu sefer gerçekten sehven konuştuğuna inanıyoruz. Öyleki şifrenin var olma sebebini doğuda ve güneydoğuda kopya çekilmesine bağladı. Anlamadığımız; büyük şehirde yaşayan çocuklar bu algoritmayı çözebilecek kapasite de doğudakiler değil? Yine başınıza bir çorap ördünüz gibime geliyor. Yine etnik ayrıcalığı işin içine sokup talihsizliğinizi yarattınız. Her zaman eşitlik ilkesine tamamen aykırı kararlar alınıyor, suç bir kısma malediliyor. Asayişi bozan bir düzen içerisinde geleceğe seçime vs. yöneliyoruz. İnatla bırakılmayan koltuklara diyecek lafımız yok. Sayenizde direniş artık sadece üniversitelerde belirgin bir şekilde yaşanmıyor, liseye kadar hatta SBS mağduru arkadaşlarımıza kadar ulaştık ve hep birlikte direniyoruz. Biri karşımıza beş bin-on bin genç çıkarıyor biri alperenlerini alıp geliyor.. Bunlar nasıl söylemler böyle? Bizleri, gençleri karşı karşıya getirmek isteyen zihniyetleri kınıyoruz. Cumhuriyet savcılığına sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, iktidarın değil adeletin sesi ol çağrısındayız. Bizlerin karşısına bu akıncı zihniyetle çıkanlara hesap sor, geleceğimizi güvenle emanet edeceğimiz adaleti sağla!… Bizler de pes etmeyeceğiz elbet. Mizahla, protestolarla, yasal başvurularımızla ti ‘ye alıyoruz varlığınızı, tatmin olmuşluklarınızı…

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here