“Biz Her Koşul Altında Gerek Sahne Üstünde Gerek Sokakta Sözümüzü Söyledik Ve Söylemeye Devam Edeceğiz.”

0
1267

Türkiye’de demokrasi ve özgürlük her geçen gün darbe alırken, toplumun her kesimi de bu durumdan “payına” düşeni yaşıyor. Tiyatrocu Ersin Umut Güler ve Cenk Dost Verdi de payına düşeni yaşayanlardan.

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 1 yıl 3 ay ceza alan Yolcu Tiyatro oyuncularından Ersin Umut Güler ve yine aynı gerekçelerle 11 ay tutsaklık yaşayan Cenk Dost Verdi ile Türkiye’de sanatçı olmak üzerine sohbet ettik. Bu güzel sohbeti yayınlıyoruz:

Odak Dergisi: İlk olarak güncel durumunuzdan başlamak isteriz. Sosyal medyada yaptığınız bir paylaşım nedeniyle siz 1 yıl 3 ay ertelemeli hapis cezası aldınız. Ayrıca hakkınızda açılmış başka davalar da var. Bize biraz yaşadığınız dava süreçlerinden bahsedebilir misiniz?

Ersin Umut Güler: Sosyal medyada ki paylaşımlarım ve yazılarımdan dolayı Mayıs 2018’de ifade vermek için savcılığa çağrıldım. İfade sürecinin ardından hakkımda Cumhurbaşkanına, kamu görevlisine hakaret ve terör örgütü propagandası yapmak iddiası ile Mart ayında iki farklı dava açıldı. İki davanın da ilk duruşmaları Haziran ayında yapıldı. Hakaret davası Ekim ayına ertelendi ancak propaganda davası 25 Haziran’da ki ilk davanın ardından 4 Temmuz’a ardından da 8 Temmuz’a ertelendi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ile 1 yıl 3 ay ceza verdiler. Böylece 10 iş gününe 3 duruşma sığdırıp jet bir yargılama ile karar verildi. Adalet sisteminin istediğinde ne kadar hızlı olabildiğini ve savunmayı dinlemeyi bile kendilerine eziyet görüp bir an önce karar verme isteklerini bir kez daha görmüş oldum. Verilen karar ile ilgili Anayasa Mahkemesine itiraz edeceğiz adli tatilden sonra.

Odak Dergisi: Siz ise aynı gerekçelerle 11 ay tutsak kaldınız. Neler yaşadınız? 

Cenk Dost Verdi: Evet, sosyal medya paylaşımlarım yüzünden 17 Ağustos 2018 de tutuklanarak hapishaneye gönderildim ve 11 ay Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutsak edildim. Ve 5 Temmuz 2019 da denetimli serbestlik koşuluyla haftanın dört günü bir karakola imza vermek dayatmasıyla tahliye edildim. Ve yine açılan ilk dosyadan ayrılarak bir de cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla bir dosyam daha var. Henüz duruşması yapılmadı. Anlaşılan diğeri kadar önemsedikleri bir konu değil. Bir akıl tutulması da oradan beklemiyor değilim. Sonuç itibariyle iktidarın kendi sözde “beka”sı için lazım gelen itaati sağlamak adına kurduğu baskıya ve sonuçlarına en başta kendi vicdanınızla ve sonrasında örgütlü bir refleksle karşı koyar ses çıkartırsanız sonuçlarının nereye varacağını görmüş olduk. Onların bu korkularına daha yakından tanıklık ettik. Yani bütün bu davalar, cezalar “devlet” aygıtının aslında ne kadar da toplumun gerçekten hak ve özgürlükleri için var olmadığını göstermekte.

Odak Dergisi: Sanatın birçok alanında olduğu gibi tiyatroda da sansür ülkemizde sıkça karşılaşılan bir durum. Daha birkaç gün önce Erzincan’da çeşitli gerekçelerle “Taranta Babu” isimli oyun sansüre uğradı. Sansür konusunda sizin de yaşadığınız “deneyimler” oldu mu? 

Ersin Umut Güler: Türkiye’de yakın zamanda pek çok oyun yasaklandı. Türkiye’nin her yerinde oynayan bir oyunun valinin keyfiliği neticesinde sadece o şehirde yasaklandığını gördük. Barış’ın Sadece Diktatör oyunu ülke genelinde yasaklandı. İdarecilerin kraldan kralcı tavırları ve iktidara yaranıp yükselme arzuları da bu yasaklamalarda etken oldu. Kültür Bakanlığından ödenek alan bazı tiyatrolar Gezi ayaklanmasının ardından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin destek alamadı bakanlıktan.

Yolcu Tiyatro olarak oyunlarımızın içeriğinden ve bireysel olarak iktidara muhalif tavrımızdan dolayı önceki yıllarda katıldığımız bazı tiyatro festivallerine davet edilmemeye başlandık. Maalesef bazı CHP belediyeleri oto sansür uyguladı oyunlarımıza karşı ama biz her koşul altında gerek sahne üstünde gerek sokakta sözümüzü söyledik ve söylemeye devam edeceğiz.

Cenk Dost Verdi: Sansür günümüzde çok boyutlu bir mesele haline geldi. Bunlardan ilki: evet direk devlet/iktidar eliyle yasaklamalarla kendini gösterirken bir diğeri -ve bence en tehlikeli boyutu- ise oto sansür dediğimiz, kendi kendimize uygular hale geldiğimiz sansürdür. Ki çoğu kez bunun farkına bile varamıyoruz. Ben şimdiye kadar devlet/iktidar eliyle direk bir yasaklama yaşamadım. Fakat çalıştığım başkaca tiyatrolarda bu oto sansür refleksine çok tanık oldum. İktidarın giderek şiddetlenen baskı uygulamaları bu ikinci tip sansürü gerçekten inanılmaz boyuta getirmiş durumda. Kısa bir örnekle anlatmam gerekirse: yeni kurulan bir tiyatronun provasında metnin dramaturgisini yaparken bazı tanımlar ve durumlar üzerinden tartışmalar, fikir alışverişleri yapıyoruz. Konu iyiden iyiye politikleşince bazı arkadaşlarımızın “bu kadarını söylemek ya da göstermek sorun yaratabilir” dediği olmuştu. İster istemez yumuşatıyor ya da daha ironik hale getiriyorduk meseleyi. İşte bu “önlem” daha büyük ölçüde sansüre alışmanın onu kanıksamanın asıl nedeni. Ben çalıştığım tiyatrolardaki pozisyonum gereği elimden geldiğince bu oto sansür meselesine dikkat etmeye çabalıyorum fakat sahnede yaptığınız sadece sizi bağlamıyor sonuçları itibariyle. Eğer sanatçılar birtakım bedelleri göze almazlara sansürün her nevi boyutu pusuda onları/bizleri bekliyor ne yazık ki.

Odak Dergisi: Kendilerini “sanatçı” olarak adlandıran bazı isimler Türkiye’de sanata ve sanatçıya baskının abartıldığı düzeyde olmadığını ifade eden açıklamalar yapmıştı. Sizce Türkiye’de mevcut iktidarın sanata ve sanatçıya müdahalesi ve baskısı var mı? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Ersin Umut Güler: Her devrin insanı olan sanatçılar var Türkiye’de. Onlarca yıldır her gelen iktidar ile anlaşabilen, oyunlarındaki içeriğe ilişkin toplumun ve bireylerin acıları, istekleri, sesleri, sözleri ile ilgilenmeyen bir kitle bu. AKP iktidarı son bulduğunda gelenin gemisine binecekler bu seferde ve o devrin iktidarı da muhtemelen sanatçı olarak başköşeye oturtturacak bu insanları. Heykeller yıkıldı bu ülkede, oyunlar yasaklandı, filmler sansürlendi, davalar açıldı hakkımızda. Kültür sanat alanındaki baskılar ve hak ihlalleri ile ilgili her ay onlarca olay gerçekleşiyor. Sanatın ve sanatçının üzerinde baskı yok demek aymazlıktan öte bilinçli bir söylem tarzıdır. Benim iktidarın, devletin sansürünün ötesinde endişelendiğim asıl mesele sanatçıların kendi üretimlerine oto sansür yapmalarıdır. Sansürden daha vahim olan budur.

Cenk Dost Verdi: İzninizlebu soruya çok kısa bir cevap vermek istiyorum:

KHK ile kapatılan İzmir Yeni Kapı Tiyatrosu oyuncusu Nazlı MASATÇI, Uludağ Üniversitesi G.S.F. Dramaturgi Bölümü son sınıf öğrencisi Gizem YERİK, Yolcu Tiyatro’dan Ersin Umut GÜLER ve ben neden “HAPİS” cezası aldık-yattık? Bunu bir araştırsın derim ben o “sanatçı” olarak adlandırılan zevatlara.

Odak Dergisi: Ülke olarak sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Bir yandan ekonomik krizle baş edemeyen ya da atanamadığı için yaşamına son veren insanlar, diğer yanda sofralarında ejder meyveleriyle, lüks içinde yaşayan bir grup. Katledilen kadınlar, çocuklar, yanı başımızdaki savaşlar, katliamlar… Bunlar sahnenize nasıl yansıyor? Sanatınızın şekillenmesinde ülke koşullarının rolü var mı?

Ersin Umut Güler: Yolcu Tiyatro olarak şu ana kadar dört oyun yaptık. Bu oyunların yönetmenliğini üstlendim ve iki tanesinde oynadım aynı zamanda. İlk oyunumuz tiyatro tarihinin en güçlü savaş karşıtı oyunlarından biri olan “Kapıların Dışında” adlı oyundu. İkinci oyunumuz olan “Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler” dünyanın çeşitli ülkelerinde ve Türkiye’de insan hakları ihlallerine ve baskılara uğramış insanları hikayelerini anlatıyordu. “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyun temel eksenine ezen-ezilen ilişkisini koymuş bir oyun. Son oyunumuz “Kürklü Venüs” toplumsal cinsiyet eşitsizliğine değiniyor. Sonbahar ayında sahnelemeye başlayacağımız yeni oyunumuzda toplumsal meselelerle ilgili. Oyun seçimlerinde yaşadığım ülkenin ve dünyanın sorunlarına değinmemek mümkün değil benim için. Soruda yazdığınız sorunları, adaletsizlikleri ve daha nicelerini yaşayan ve hisseden bir tiyatrocu olarak bu sesi çıkarmak, bu sözü dillendirmek boynumun borcudur. İçeriğe ilişkin bütün bu söylemlerin yanı sıra biçime yönelik her oyunumuzda yeni olana doğru meyleden, başka estetik biçimler deneyen bir tiyatroyuz. Söylediğimiz sözün arkasına sığınıp sanatı daha az önemseyen bir tavırla slogan atan bir duruşumuz yok. Tiyatro sanatını biçim ve içerik olarak daha ileriye taşıyabilecek oyunlar yapmaya ve hiçbir koşulda susmamaya devam edeceğim.

Cenk Dost Verdi: Elbette bir sanatçının üretim sürecini içinde yaşadığı toplumun siyasal ve sosyoekonomik durumu etkiler, besler. Bir manav, bir demirci nasıl etkileniyorsa tüm bu süreçlerden bizler de o kadar etkileniyoruz. Daha en baştan üretimde kalabilmek adına ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar bizlerin başat sorunu haline geliyor. Ve bizler biliyoruz ki bu ekonomik krizin siyasi boyutu da var. Dolayısıyla bu etkilenme eğer toplumcu bir yerde duruyorsanız sizi her ne kadar sıkıştırsa da diğer yandan sizin için bir beslenme kaynağı oluyor. Bunca katliamın yaşandığı bir coğrafyada değil sanatçı olarak insan olarak nasıl kayıtsız kalınır bilemiyorum. Ama şuna inanıyorum ki buna kayıtsız kalan bireyden sanatçı çıkmıyor. Bizler eskiden hangi oyun metnini oynasak diye düşünürken artık ülkemizdeki hangi sonu anlatsak diye düşünüyoruz. Bu bile bu sorunun en kapsayıcı cevabı. Biz Yolcu Tiyatro olarak bu meselelere denk düşen metinler ve ya sahneleme teknikleri keşfetmeyi seçiyoruz. Hatta tiyatromuzun 2014-2016 tarihlerinde oynan 2. oyunu Ariel Dorfman’ın yazdığı “Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler-Başka Bir Dünya İçin Manifesto” adlı oyunu bir kolaj halinde yukarıda saydığımız savaş-kadın-çocuk meselelerine mercek tutan bir çalışmaydı. Kısacası sanatçılar içinde yaşadıkları toplumun bir nevi hafızalarıdır. Kayda geçer hatırlar ve hatırlatırlar. Ve özellikle tiyatro bu misyonu en rahat, en korkusuz üstlenen dallardan, disiplinlerden biridir. Gücümüz yettiği ve cesaretimiz arttığı müddetçe da bizler bu şiarla üretiyor paylaşıyor olacağız.

Odak Dergisi: Röportaj için sizlere teşekkür ederiz.

Ersin Umur Güler: Biz de teşekkür ederiz.

Cenk Dost Verdi: Teşekkür ederiz. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.