Seda Şanlıer Yazdı: BOKO HARAM

0
37

Seda ŞANLIER

Dünya piyasasında daha fazla söz sahibi olmak isteyen emperyalist devletler; az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan gerici hareketleri, kendi çıkar ve amaçları doğrultusunda desteklemektedir.(http://www.odak-direnis.com/turkiye-solunun-bagimsizligi/) Özellikle zengin petrol yataklarına sahip Ortadoğu’da, birçok gerici hareket ortaya çıkmıştır. Afganistan’da Taliban, Suriye’de EL-NUSRA, Irak ve Suriye’nin bir kısmında IŞID bunlardan bazılarıdır. Emperyalist devletler sadece zengin kaynaklara sahip olmakla yetinmek istemiyordu, kendi kontrolünde bir Ortadoğu yaratmak için Ilımlı İslam diye bir proje de geliştirdiler. Bu yolla yüzyıllardır bir arada yaşayan farklı kültürleri karşı karşıya getirirken bölgedeki zenginliklere güçlü bir halk muhalefeti olmadan sahip olacaktılar. Başarılı da oldular. Emperyalistlerin bölgede en büyük yardımcısı ise AKP hükümeti ve R. Tayyip Erdoğan idi. Suriye konusunda kraldan çok kralcı tavrına bürünen Türkiye, bölgeden küçük de olsa bir pay almak için IŞID’li teröristleri çeşitli yollarla desteklemektedir. Suriye-Türkiye sınırı neredeyse ”yürüyüş yolu” haline getirildi. Hiçbir kontrol yok. Bununla beraber Türkiye’den Suriye’ye binlerce tır dolusu silah gönderildiği iddia ediliyor. Geçen sene Adana’dan Suriye’ye doğru yola çıkan bir silah dolu tır, Jandarma tarafından durdurulmuş ve aranmaya çalışılmıştı. Konu böylece tartışılır hale geldi fakat olayın gündeme gelmesiyle MİT duruma hemen el koydu ve durdurulan tır yoluna devam etti.

Emperyalist devletlerve onların Ortadoğu’daki maşası AKP’nin dolaylı yollarla desteklediği iddia edilen bir başka gerici katil örgüt ise El Kaide bağlantılı BOKO HARAM. Gülen Cemaati geçtiğimiz yıl, R. Tayyip Erdoğan- AKP’li bakan ve yandaşlarıyla ilgili tapeler yayınladılar. Yayınlanan tapelerin birinde, THY ile Nijerya’ya yapılan bir seferden bahsediliyordu. Tapedeki konuşma, Erdoğan’ın başdanışmanı Mustafa Varank ve THY Özel Kalem Müdürü Mehmet Karataş arasında geçiyordu. Görüşmede Karataş: ” Onlarca malzeme taşıyorum. Nijerya’ya gidiyor şuan da. Tamam mı? Müslümanları mı öldürecek Hıristiyanları mı vebal altındayım haberin olsun” diyor. Mustafa Varank ise birkaç güne kadar Hakan Fidan ile görüşeceğini söylüyor. Görüşme böyle sonlanıyordu. (https://www.youtube.com/watch?v=1nT4-IwEKts). THY, tapenin doğru olmadığını, BM’nin yasakladığı ülkelere silah taşımadıklarını açıkladılar. Fakat Nijerja, Birleşmiş Milletlerin silah ambargosu koyduğu ülkeler arasında değil. Avrupa Birliği ise 1999 yılında Nijerya’ya koyduğu silah ambargo yasağını kaldırdı. (http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26044463.asp) Suriye’ye tırlarla, uçaklarla silahlar sevk eden AKP hükümetinin, Nijerya’ya da uçakla silah gönderiyor olması akla aykırı bir durum değil.

Tayyip Erdoğan her fırsatta İsrail’in elinin kanlı olduğunu söylüyor ve onu milyonlarca masum insanın öldürülmesinden sorumlu tutuyor. Peki, Nijerya’da Boko Haram’ın öldürdüğü binlerce masum çocuk ve insanlardan kim sorumlu? Suriye’de ölen milyonlarca çocuktan? Irak’ta IŞID tarafından öldürülen Yezidilerden, Türkmenlerden? AKP hükümetinin de eli en az İsrail kadar kan kokuyor.

Dünyada yaptığı eylemlerle ses getiren, tapelere bile konu olan ve geçtiğimiz Cumartesi günü Baga kasabasında 2000 kişinin katledilmesiyle anılan bu katil örgüt kimdir? Nasıl bu kadar gelişti?

Boko Haram, 2002 yılında Nijerya’nın Borno eyaletinde Muhammed Yusuf tarafından kuruldu. Örgütün adı, yerel dilde ” Batılı Dilde Eğitim Haram” anlamına gelmektedir. Her ne kadar Batılı eğitime haram deseler de Boko kelimesini, İngilizcede kitap anlamına gelen ”book” kelimesinden türetmişler.

Nijerya dinsel çeşitliliği olan bir ülkedir. Ülkenin toplam nüfusunun %43’ü Müslüman, % 40’i Protestan, Katolikler %9.3, Animizim ise %5.9’dür. Müslüman nüfusun büyük kısmı ülkenin kuzeyinde bulunurken Hıristiyan nüfusunun büyük kesimi ise Güney bölgesinde yaşamaktadır. Örgütün kuruluş amacı şöyle tarif ediliyor: Kuzey bölgesinde şeriat kanunlarına göre yönetilen bağımsız İslam devleti kurmaktır. El-Kaide bağlantılı olduğu söylenen örgüt,  militanlarını Somali, Sudan ve Libya’da eğitmektedir.

Boko Haram örgütünün ortaya çıkışı, Nijerya’nın ekonomik durumu ile oldukça ilişkilidir. Nijerya zengin doğal kaynaklarına sahip ve Afrika’nın en büyük petrol üreticisidir. Buna karşı Afrika’nın en fakir ülkelerinden de biridir. İnsani Gelişme Raporu’na göre Nijerya, 187 ülke arasından 152. sırada. Yani sıralamada oldukça kötü bir yerde. (Raporda birinci sırada Norveç, ikinci sırada Avustralya, üçüncü sırada ise İsviçre bulunmaktadır. Rapora göre en kötü ülke yani son sırada olan ülke Nijer’dir. Türkiye, aynı raporda 69. sırada bulunuyor). Halk, günlüğü iki dolara yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. İşsizlik yüksek safhadadır.

Zengin petrol yataklarına sahip olmasına rağmen Nijerya neden fakir bir ülkedir? Aslında nedeni çok açık. Nijerya, Amerika’ya petrol sağlayan beşinci büyük ülkedir. Amerika’nın sömürge politikaları bir halkı yoksullaştırırken diğer yandan da sahip olduğu kaynaklara zorla el koymaktadır. Ayrıca birleşik bir halk muhalefetini engellemek için de haklar arasında böl-parçala stratejisini bu bölgede de başarıyla uygulamaktadır. Boko Haram, Amerika’nın bölgedeki politikalarının sadece sonucudur.

Boko Haram örgütünün nasıl geliştiğine gelelim. Örgüt, kuzey bölgesinde küçük bir cami çevresinde örgütlenirken daha sonra cemaat halini aldılar. Boko Haram, bölgedeki yoksulluğu örgütlenme aracı olarak iyi kullandı. Yoksul halka yiyecek dağıtımı yaparken diğer bir yandan da bu ailelerin çocuklarına bedava eğitim vererek, kitle arasında örgütlenmeye başladılar. Bu yöntemle bölgede muazzam bir güce kavuştular. Foreign Policy adlı gazetenin yazarı David Francis, Boko Haram ile ilgili yaptığı araştırmalarda şunu söylüyor: ” Boko Haram’daki gençlerin büyük bir çoğunluğunun radikallikle ilgisi yok, hepsi kötü koşullarda yaşayan insanlardan oluşuyor”. (http://meydangazetesi.org/gundem/2014/05/somuru-sevap-boko-haram-mercan-dogan/)

Örgütün ilk eylemi, 23 Aralık 2003 yılında Yoba Eyaletine bağlı Kananma ve Geidam’daki polis karakollarına saldırmak oldu.

Boko Haram’ın 26 Temmuz 2009 yılında bölgede başlattığı büyük bir isyan, sivillere ve devlet kurumlarına karşı saldırılarını artırdı. Başlatılan isyan, Nijerya Ordu’su tarafından kısa zamanda bastırıldı ama 800 kişi bu olaylar esnasında öldü. Ölenler arasında Boko Haram’ın lideri Muhammed Yusuf da vardı. Ayrıca karargâh olarak kullandıkları camii olaylar esnasında yakıldı. Bu olaydan sonra örgütün başına Abubakar Shekau geçti.

Örgüt’ün, dünya çapında en çok tepki alan eylemleri şöyle: 26 aralık 2011 yılında çeşitli kiliselere eş zamanlı saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırılar sırasında toplam 100 kişi hayatını kaybetti.

Ocak 2012 yılında örgüt, Kano şehrindeki karakolları ve resmi dairelere bombalı saldırılar düzenledi. Bu saldırılar sırasında ise toplam 178 kişi hayatı kaybetti.

Ağustos 2013 yılında Kobe kentindeki öğrenci yurdu, Boko Haram tarafından basıldı ve kırk öğrenci uyudukları esnada öldürüldü.

Mayıs ayı içinde katil örgüt, birçok eylem gerçekleştirdi. Mayıs 2014 yılında Boko Haram, Nijerya’nın başkenti Abuja’daki bir otobüs terminalini hedef olarak seçti. Bu bombalı saldırıda 200’e yakın insanın öldüğü iddia ediliyor.

Aynı ay içinde örgüt bu sefer Chibok bölgesindeki okullara yönelmişti. Bölgede değişik okullara yapılan baskınlarda yaşları 15 ile 18 arasında toplam 276 kız öğrenci kaçırılmıştı. Örgütüm lideri Shekau yayınladığı videoda, kızları örgütün kaçırdığını ve batı müfredatı olan okulların bu tarz eğitim vermekten vazgeçmezse; kaçırdıkları çocukları köle pazarında satacağını gülerek anlattı. (http://edition.cnn.com/2014.05.05/world/africa/nigeria-abducted-girls/). Örgüt’ün bu eylemi çok tepki aldı. Özellike Avrupa’da konuyla ilgili kampanyalar başlatıldı. Kampanyalar sonunda Nijerya devleti ve Boko Haram arasında anlaşma yapılacağına dair haberler çıktı. Fakat Boko Haram Örgüt’ü bu haberi yalanladı. Nijerya’daki Hıristiyanların, Müslüman olmalarına dek eylemlerine devam edeceklerini açıkladı. Kaçırdıkları çocukların birçoğu ise hala örgütün elinde.

Mayıs 2014 yılında bir başka eylemi, Borno Eyaleti’ndeki bir köyü basmaktı. Boko Haram örgütü, rasgele ateş ederek bölgede toplamda 200 kişiden fazla insanı öldürmüştür.

Yine Mayıs 2014 yılında Jos kentinde iki ayrı noktaya gerçekleştirilen patlamada 118 kişi öldü.

Haziran 2014 yılında örgüt, Borno eyaletinin farklı köylülerinden aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 60 kişiyi kaçırdı.

Boko Haram, Kasım 2014 yılında Potiskum kentindeki okula bombalı saldırıda bulundu. Saldırılarda çoğu öğrenci 48 kişi hayatını kaybetti.

Ocak 2015 yılında ise örgüt en büyük katliamını gerçekleştirdi. Baga kentindeki çeşitli köylere baskınlar yaptılar ve bu baskınlar sırasında toplam 2000 kişiyi öldürdüler. Öldürmekle kalmayıp köylerdeki yerleşim yerlerini ise ateşe verdiler. (http://www.dw.de/boko-haram%C4%B1n-en-kanl%C4%B1 sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1/a-18192636)

Boko Haram örgütünün, Nijerya’da yarattığı terör sonucu bölgeden 500 000’den fazla insan göç etmek zorunda kalmış. Yarattığı katliamlarda ölen insan sayısının 5.000 kişinin üzerinde olduğu idda ediliyor. ABD, yarattığı bu katil örgütü 2013 yılında terörist örgütler listesine almış.

Boko Haram Örgütü bölgede askeri üslere, tanklara ve ağır silahlara sahip bir güç artık. İnsan öldürmenin ”helal” olduğunu savunan bir topluluk. Gün geçtikçe daha da gelişiyorlar.  Örgüt; toplumsal eşitsizlikten, ezilmişlikten yola çıkarak insanları gericilik etrafında örgütledi. Kendi dayanışmalarını yarattılar. Görüldüğü gibi gericilik bile kuvvetini dayanışmaktan almaktadır. Dayanışma olmaksızın herhangi bir toplumda ciddi hiçbir muhalefet hareket yaratılamaz Ama asıl mesele; dayanışmayı onun insanı özüne uygun, yani Sosyalizm’in özüne uygun örmekten geçiyor. Bu sebeple Odak Dergisi olarak ısrarla, sosyalizmin özüne uygun alternatif insan ilişkilerinden bahsediyoruz. Toplumda yenilenmenin, gelişmenin ve birbirini desteklemenin yolu tam da buradan geçiyor. Bu ilişkileri yaratamadığımız takdirde ortalık bu gerici hareketlere kalacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here