Ç̧aresiz Değil Çocuklar

0
58

Erol Can/ 14.11.2013-

Çocukluğumuzu, çocuklarımızı düşünelim. Onların yerine iyi ya da kötü aldığımız kararlar doğrultusunda hayatlarına, tertemiz geleceklerine o zamandan ufak müdahalelerle yön veririz. Başta anne- babadan gördükleriyle, çevrenin etkisinden büyülenen çocuklarımız etkilere artık gördükleriyle tepki verme eğilimine girer. Babası gibi tıraş olmak isteyipte yüzüne tıraş köpüğünü boca eden, annesinin ayakkabılarıyla ağır aksak yürümeye çalışan çocuklarımız…

Büyüklerini derin analizden geçiren çocuklarımızın üzerinde bıraktığımız etkileri unutmayalım. Onlar bizim ellerimizde büyüyor, nihayete erip bir gün kendilerini keşfediyorlar. Topluma kendini birey olarak kabullendirmek asında kendi bilincine varmak, kendini keşfetmekle başlar. Bu keşifler içinde beslenerek zamanla ihtiyaçları doğurur. Birey isteyip elde edemedikleriyle baş başa kalır. Hırsıyla sabrı arasındaki o ince çizgide gider gelirler. Kendi benliğinin farkına varan birey, eksikliğinde içine uktelerle döner. Ulaşamadıklarına koşmayı amaçlar. Tarih boyunca ihtiyacın olanı hazır bir şekilde önümüze sunmadılar. Ağlamadan gözyaşlarını silip seni dinlemediler, çocukluğunu anımsa. Basit sokak oyunlarının gürültüsünü bahane edip rahatsızlığını dile getiren Ayşe teyzelerden, ilkokulda sivrilen hareketlerinden hak ettiğin notu sana yakıştıramadığı için vermeyen sıfırcı hocalardan, birbirine giren trafiği yarıp yol isteyen makam arabalarına kadar hayatımızın hemen her kesitinde bunlara şahitlik ediyoruz ve bizim umduğumuzun dışında vardır bir bildiği deyip içimize atıyoruz. Hakkını aramasını bilmeyen cahil, aciz bir toplumda çocuklarımızı büyütüyoruz ve geleceğe aynı çocuklardan umutla bakıyoruz.

Günümüzde artan kadın cinayetlerinin, şiddetin ve tacizin başlıca nedeni bireyin içe dönüklüğü ve sindirilmiş duygularıdır. Kadının ifade özgürlüğü elinden alındığında dile getiremedikleriyle baskıya, zulme, şiddete boyun eğer. Dinlemediğimiz o çocuklarımız kendini anlatma, ifade gereksiniminde dahi bulunmazlar. Ailede babasından, okulda erkek arkadaşından, dışarıda evleneceği adamdan aynı tavrı gördüğü için bu duruma yabancı değildir, O doğruyu böyle bilir, öyle görmüştür. Bir kadının ilk tanıdığı erkek babasıdır. Babanın tutumuna göre çevresindeki erkekleri tanımlar, babayla kıyaslar.

Baskı ve şiddetle ehlileşen kadın kendi varlığını ortaya koyduğunda, erkekten gelecek her türlü baskıya göz yummuştur. Kadın dinlenmez, rızası alınmadan bir eşya gibi komuta edilir. Kadın kendine güçlü bir savunma mekanizması oluşturamaz. Küçük yaşta bir erkek kardeşin bekçiliğiyle tüm özgüveni elinden alınmıştır. Bilinçaltınızda yatan erkek tam, kadın yarım zihniyetini ortadan kaldırdığımızda daha sağlam nesiller, gençlikler yetiştirilebilinir. Böyle bir zemin üzerine inşa edilen gençliğinde, geleceğinde güçlü yapıtlarla sağlıklı bireyler oluşturacağına inanıyorum.

Adaletsizlikler ve haksızlıklar gözünün önüne geldikçe düşün bundan başka hayat, başka yaşam da mümkün mü insanlık için… Sonra geçmişine göz at, araştır kitaplardan insanlık tarihini. Amacına varamamış doğruları seç kendine ve kalınan o son noktadan parantezin içine kendini alarak ilerle! İşte o parantezin içinde başka türlü hayatında mümkün olabileceğini göreceksin. İnsanların sınıf farkı yok, ötekileştirilmiyor, seçimini yapamadığı cinsiyetinden ve ırkından dolayı ayırt edilmiyor. Dilediği gibi gelmediği bu dünyaya sırf insan olduğu için hak ettiği değeri, muameleyi görüyor.

Aslında olması gerekende bunlar, verilmesi gerekeni istiyoruz. Ne fazlasıyla işimiz var ne de başkasının hakkında bir talebimiz. İmkansız da değil tabi, tırnak aşındıran o ilmeği açın artık çözülsün dilinin bağı. Okuyun ve görün gerçekleri, bilin ki gelsin kaçan iki gözünün feri. Aydınlanacaksın kendini toparlayıp hedefe koşacaksın. Kurtuluşun varoluşun gereğince cazip gelecek. İçindeki devrimci değerlerle harekete geçeceksin. Kaybedecek zamanının olmadığını, geç kalmışlığın pişmanlığını hissedeceksin, vicdanın buna aman vermeyecek. Muhtemelen olacakları hissediyorsun elin kolun bağlanmış, ağzın kapanmış bi çare şekilde… Çünkü bugün konuşmaya yeltenip içine attığında, olacakları köşenden seyretme eylemine girersen yarın konuşmak için hamle yapamayacak hale gelirsin. Derhal ifşa olman gerekir. Biz 68 döneminin devrimci önderlerinin kararlılığından, cesaretinden, metanetinden ve coşkusundan aldık inancımızı. Artık uyanın sizde, uyanın bu gaflet uykusundan ve inanın. Biz inanıp inandıracağız bir gün yaşadığımız bu cehennemin elbet cennete dönüşeceğine.

Filizlenen GENÇLİK sarmaşık olacak, sarmaşık SOSYALİZM’e sarılacak.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here