Erdal Kudiş Yazdı: ÇANKAYA’DAN AKSARAY’A DEĞİŞEN NEDİR?

0
53

Erdal Kudiş

AKP ele geçirdiği iktidarı kendi İslami düşünceleri doğrultusunda değiştirmeye başladı. İslami iktidarına karşı en büyük tehdit olarak ise Kemalistleri ve Laikleri gördü. Çünkü en örgütlü ve devlet içinde kadrolu olanlar onlar. Bu amaçla ilk hedefleri Mustafa Kemal oldu. O’na olan sempati ve hayranlığı kırmak için birçok yalan-gerçek haberi gazetelere servis etti (O’nun eşcinsel olduğu, Rum olduğu ya da anne-babasının belli olmadığı gibi.)

Kemalist düşünce ve iktidar yıkılmadığı sürece kendi İslami cumhuriyetlerini kuramayacağını biliyordu. Bundan dolayı ordudan tutun polis teşkilatına, anaokullarından tutun üniversitelere kadar her yerde Kemalist idealler yerine İslami düşünceler okutulup örnekler İslam tarihinden verilmeye başlandı. Kemalist marşlar ve antlar yerine dualar ve İslami marşlar çalınmaya başlandı.

AKP bu konuda amaçlarına büyük oranda vardı. Her ne kadar tam olarak Kemalistleri yenilgiye uğratamadıysa da büyük oranda zayıflatıp parçaladı. Ergenekon operasyonlarında tutuklanan ordu mensupları ile anlaşarak onları dışarı çıkartırken İşçi Partisinin lideri Perinçek’i de aynı şekilde serbest bıraktı. AKP karşıtlığında bir dönem başı çeken İP’sinin artık esamisi okunmuyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarında Anıtkabir’e yapılan ziyaretlerde bu sene yarı yarıya bir düşüş gerçekleştiği söyleniyor. Son seçimlerde CHP’nin aldığı oy oranı da ortada. CHP yakın zamanda ulusalcı kanadın ayrılması ile birlikte iyice zayıflayacak gözüküyor.

Kemalist iktidarın son kalesi Çankaya Köşkü de artık tarihe karıştı. Yerine ise Erdoğan kendi Ak Saray’ını kurdu. Hem de Atatürk Orman Çiftliği’ne. Bundaki amaç Atatürk tarafından yaratılan bu ormanı kendi sembollerini yaparak hem kendi taraftarlarına hem de karşıtlarına ne kadar güçlendiklerini ve artık hiçbir gücün karşılarında duramayacağını ilan etmek.

Peki değişen ne olacak? Bildiğiniz gibi Erdoğan iktidara ileri demokrasi söylemleri ile geldi. Sessiz çoğunluğun sesiydi, dikta yönetimlerine karşıydı. Bugün, bu vaatlerini yerine getirmiş olarak bu saraya geçmiş olsaydı o zaman isme yakışır Ak Saray olurdu. Ancak yaptıkları politikalar ve pratikleri ile bu isme yakışmıyor. Onlar demokrasi yerine İslami diktatörlük kurdular. Sessizlerin sesi değil bu sesi kesmeye çalışanlar oldu. Elleri kan içinde. Bundan dolayı buraya Kanlı Saray ya da Kara Saray denebilir.

AKP, Kemalist iktidarlar tarafından ezilen, yoksullaşan, kimliksizleştirilen, horlanan, sesleri kesilen, idam sehpalarında sallanan, işkencelerden geçen, köyleri yakılan ve sürülen, sokaklarda infaz edilenlerin direnişleri ve sloganlarını çalarak iktidara gelirken bu kesiminden kimilerinin sempatisini de kazandı. Erdoğan’ın kullandığı argümanlar solun ve ezilenlerin sloganlarıydı. Meclis kürsülerinde Erdal Eren’in son mektubunu okurken gözyaşı dökecek kadar tiyatrocu yeteneği olan birisiydi.  Yine Alevi ve sol aydınların ve sanatçıların tek tek ismini anarak onlarsız bir ülke olamayacağını da söylüyordu. Kürt açılımı, Alevi açılımı, Ermeni açılımı, Rum açılımı söylemleri ile Kemalizm’den kopuşu ifade ederken, toplumun her kesiminden oy almayı da başardı.

O dönem Odak’ta AKP’nin çok tehlikeli bir parti olduğunu ve Fethullah Gülen Hareketi ile birlikte ülkede nasıl kadrolaştığını yazdık. AKP’nin ordunun, polisin, Mit’in, okulların ve devletin içindeki kadrolaşmalarını yazdığımızda sol cenahtan kimileri bizi o dönemin meşhur suçlaması « Ergenekoncu »lukla itham ettiler. Bu söylemi çıkaran ise AKP idi. O dönem kendine muhaliflik edenleri bu suçlama ile gözaltına alıp bir kısmını korkutup sustururken yine bir kısmını ise yıllarca tutuklayarak geri kalanlara gözdağı verdi. AKP’nin gerçek yüzünü göremeyenler bizi suçlarken ne kadar AKP’lileştiklerini de göremiyorlardı. Bugün bizim söylediklerimize dönerken geriye yönelik bir öz eleştirilerini de görmedik.

AKP devlet ve toplumda yeterli çoğunluğu yakaladığını gördüğü anda öncelikle soldan ve sol yelpazede görünen aydın ve sanatçılar ile ilişkisini kesip attı. Ardından en büyük müttefiki Fethullah Gülen Hareketi ile yollarını ayırdı. Bugün çatışmaları halen devam ediyor. Her iki kesimde devletin başına geçmek istiyor. Gülen Hareketi daha çok kadrolaştığı halde başaramadı ve Erdoğan onların yolunu kesti. Gülencilerin ortaya çıkardığı yolsuzluklarda AKP ve Erdoğan’ı durduramadı. Normal şartlarda hiçbir hükümet bu kadar ortaya dökülen yolsuzluk ve hırsızlıklar karşısında duramazdı.

Dış politikada da tamamıyla batmış durumda olduğu halde halen sanki onların istedikleri şekilde devam ediyormuş gibi demeçler veriyor. 3 ayda bitirecekleri Esad ayakta duruyorken Suriye’de kendilerinin de oluşumuna destek verdikleri İŞİD halkın ve kendilerinin başına bela olmuş durumda.

Devletleşen AKP büyük basını tamamıyla ele geçirmiş durumda. Bundan dolayı da sürekli AKP’yi öven yazılar çıkıyor.Ekonominin başını çeken önceki dönemin Kemalist burjuvazisi bir süre direndiyse de onlarda artık AKP’ye teslim olmuş durumdalar.

Aydın ve sanatçılar dahi artık AKP ile içli dışlılar. AKP’li olmayan sanatçılara ve yönetmenlere devlet desteği verilmiyor.

Bütün Türkiye’yi kontrol altına almış ve kendini hükümdar olarak güren Erdoğan buna uygun ve hırsızlığına yakışır bir saray yaptı.  Nasıl bir saray mı ? “Yaklaşık 1000 odası olduğu belirtiliyor. Sarayın maliyeti 1 milyar 370 milyon YTL. Yeraltı tünelleri de olan bu sarayda bombalardan ve kimyasal silahlardan koruyan bir sığınak da varmış. Medyaya göre Ak Saray’ın bulunduğu arsanın büyüklüğü 210 bin metrekare. Binanın yüzölçümü ise 40 bin metrekare. Böylece Erdoğan’ın yeni sarayı Buckingham Palace, Èlysèe Sarayı ve Beyaz Saray’dan çok daha büyük.

Olması gereken de budur zaten. Amerika’nın Beyaz Sarayı’ndan daha küçüğü da yakışmazdı zaten bizim başkana. Ne de olsa ekonomik olarak onlardan daha ilerdeyiz. İlkel çalışma ve iş güvenliği yoksunluğundan dolayı “bizde işçiler ölmüyor”.Bürokratik olarak ve bakanlık açısından baktığımızda da daha büyük bir devletimiz var. Bundan dolayı da büyük bir saray gerekiyordu. Üstelik Çankaya Köşkü’nü de “Atatürk’ün anısına yakışır bir müze ve kültür evi yapmak gerekir »

Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığı aynı yere toplayarak hâkimiyetini sağlamlaştırırken aynı zamanda gizli işlerini de halkın ve basının gözünden kaçırmış oluyor. Daha önce ortaya çıkan hırsızlıklar ve yolsuzluklarını artık daha rahat yapacak.

Sürekli tartışılan ve yasal alt yapısı olmayan Başkanlık sistemi de Erdoğan ile birlikte uygulanmaya başlandı. Halkımıza ve milletimize “hayırlı olsun” .Ancak AKP’nin ve Erdoğan’ın en çok korktuğu bir kesim daha var. Bunlar şuan örgütsüz durumda ve AKP’nin politikalarına karşı içten içe bir öfke besliyor. Bunları en açık şekilde Gezi sürecinde gördük. HES eylemlerinde gördük, yeni gelişen ve devam eden Velidebağ’da kendini gösteriyor. Bu kesimi kimi zaman çevre eylemlerinde kimi zaman öğrenci eylemlerinde kimi zaman köylülerin kimi zamanda işçilerin eylemlerinde görüyoruz. Devrimciler olarak bu kesimler içinde doğru ilişkiler kurmalıyız. Bu direnişleri tek cephede buluşturursak ancak o zaman AKP yıkılabilir. ABD’nin Ortadoğu politikalarında AKP’ye ihtiyacı bitmediği sürece ne CHP ne de başka bir düzen partisi AKP’yi yık(a)maz. AKP’yi ancak devrimcilerin önderliğindeki bir halk hareketi yıkar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here