Artvin Halkı AKP’ye Geri Adım Attırdı!

0
27

image

Örgütlü halk mücadelesinin sonuç alacağı bilinen bir gerçek. Yüzlerce kez test edilmiş bir olgu bu.
Artvin halkı bunun bilinciyle hareket etti ve halk doğası ve yaşam hakkı için mücadele etti.
Bu mücadelenin 90’lı yıllardan beri sürdüğünü, Artvin ve çevresindeki yağma projelerinin çok uzun yıllardır sürdüğü biliniyor.
Bu bakımdan bölge insanı aslında sürecin nereye varabileceğini öngörüyor; bir deneyimi var.
Artvin’in yanısıra Rize’nin köylerinde süren yağma süreci de bölge halkı tarafından hem yakından takip ediliyor, hem de örgütlü tepkiler geliştiriliyor.
Doğanın ve yaşam alanlarının talan edilmesine karşı sergilenen bu mücadelenin, yalnızca bir ekolojik mücadele olarak ele aldığını düşünmek yanıltıcı olabilir.
Artvin halkının bir yanıyla, AKP iktidarıyla zenginliğine zengilik katmakla yetinmeyip “Bu milletin a.ına koyacağız!” diyebilen kapitalist açgözülülükle de hesaplaştığı gerçeğini gözardı etmemek gerekir.
AKP iktidarının sermayedarlara sağladığı “Ye kürküm ye!”ciliği yerden yere vuran Artvin halkının mücadelesini yalnızca “Doğa ve yaşam haklarının savunulması etrafında kurgulanmış bir ekolojik mücadele” olarak görmek mücadelenin bütünlüğüne zarar verebilir.

Bununla birlikte, Artvin’de yükselen direnişin, AKP iktidarına geri adım attırdığını bir kez daha görmüş olduk. AKP iktidarı, Gezi’de prova ettiği “Müzakere ile çözüm” taktiğini yeniden devreye sokmuş ve süreci uzatıp, öfkeli insanları yumuşatarak direnişi etkisizleştirme yolunu deniyor olabilir. Başbakan Davutoğlu, “Herkes mahkeme kararını bekleyecek, çıkacak karara herkes uyacak” yolunda konuştu. AKP hükümetinin bugüne kadar beğenmediği kararları çıkaran yargıçları nasıl değiştirdiği biliniyor. Bunu Artvin halkına karşı da yaptılar.

Her şeye rağmen, Cerattepe direnişi, AKP iktidarında ve özellikle Erdoğan’da vücut bulan kibirli, barbar ve açgözlü; buna rağmen kendine güvenen duruşun bir kez daha yerlebir edilebileceğini göstermiştir.

Ancak direnişlerin, mücadelelerin ve toplumda biriken öfkenin bir potada birleştirilememesi sonuç olarak iktidarın lehine bir durumdur.
Gezi direnişinin “Müzakere süreci” ile etkisizleştirilip, şiddetle bastırılması akıllardan çıkarılmamalıdır. İktidar yalnızca baskı yolunu tercih etmiyor. Bir yandan da “Müzakere” diyerek, öfkeyi dingilneştirebilme yolunu tercih ediyor. Bu sayede adaletsizlik var, haksızlık var algısının topluma yayılmasının da önüne geçilmiş oluyor.
Geçen yaz yükselen “Metal direnişi”nin diğer mücadele alanlarına ulaşarak güç alamaması ve Kürt halkının mücadelesinin henüz “Batı’da” karşılık bulamaması gerçeği var. Tüm bu mücadele pratikleri zaman zaman iktidara geri adım attırmış olabilir. Ancak bölünüp parçalanan mücadeleler kolayca etkisizleştirilip, topluma nüfuz etmeleri engelleniyor.

Ama hükümet geri adım atarak Artvin’i yatıştırdı diye mücadele bitmedi. Hükümetin attığı geri adım bile AKP içindeki çatlakları geliştirecek görünüyor. Kaldı ki Artvin direnişi yeni direnişlerin habercisidir. Önümüzdeki dönemde tek tek direnişlerin diktatörlüğe karşı genel bir direnişe dönüşmesinin koşulları da gelişiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here