CHP Kongresi

0
32
kilicdaroglu-kul-hakki-yiyene-prim-vermeyin-26882
Kılıçdaroğlu Kongrede Konuşmasını Yapıyor

CHP kongresi sağcı politikaların delegeler tarafından bile benimsenmediğini ortaya koydu. Kılıçdaroğlu 944 delege tarafından aday gösterilmişti. Kongrede aldığı oy ise 740 oldu. Rakibi Muharrem İnce 415 oy aldı. Kılıçdaroğlu’yu aday gösteren 944 kişiden 204’ünün oylarını Muharrem İnce’ye verdikleri görülüyor.
CHP Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. Kökleri Osmanlı’da burjuva devriminin liderliğini yapan İttihat ve Terakki’ye gider. Osmanlı’nın son yıllarında kurulan İttihat ve Terakki Fırkası yanında, bir de ona muhalif olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası vardı. İttihat ve Terakki Fırkası dağılmakta olan imparatorluğu Türk milliyetçiliği yoluyla merkezileştirerek birleştirmeye çalışırken Hürriyet ve İtilaf Fırkası İslam, Osmanlıcılık ve ademi merkeziyetçilik taraftarıydı. İttihat ve Terakki Alman yanlısıyken Hürriyet ve İtiraf Fırkası İngiliz yanlısıydı. Hürriyet ve İtilaf Fırkası, bu topraklarda ademi merkeziyetçi liberal geleneğin ve dinciliğin öncüsüdür. DP, AP, ANAP ve AKP bu geleneğin devamcısıdırlar.
İttihat ve Terakki Fırkası lideri Enver Paşa’nın hükümet darbesi sonucu Hürriyet ve İtilaf Fırkası fiilen tasfiye edildi. Yeniden etkinlik kazanması ise Osmanlı’nın savaşı kaybetmesi sonucu İttihat ve Terakki hükümetinin yıkılmasıyla mümkün olabilmişti. 10 Ocak 1919 yılında Hürriyet ve İtilaf Fırkası yeniden kuruldu. Parti, işbirlikçi Damat Ferit hükümetinde yer aldı ancak bir daha asla toparlanamadı. Kurtuluş Savaşı bu partinin tasfiyesiyle sonuçlandı.
İttihat ve Terakki Fırkası’ndan gelen ve Kurtuluş Savaşı’na liderlik eden Mustafa Kemal ve arkadaşları CHP’yi kurdular. CHP ülkeyi uzun süre tek parti diktatörlüğü ile yönetti. 1945 yılında çok partili sisteme geçildikten sonra kurulan DP, AP, MHP, MSP vb hepsi ondan türediler. CHP, İnönü döneminde ”ortanın solu” politikasını yani burjuva sol bir politikayı benimseyerek sosyal demokrasi yönünde bir değişim yaşadı. Türkiye halkı sola kaydığında İnönü bu gidişe ayak uyduramayınca Ecevit, liderliği ele geçirmişti.

Ecevit ve Türkiye’de faşist saldırılar
Ecevit emekçi kitlelerde yarattığı beklentilere cevap veremedi. Bu dönemde faşist saldırılar artarak Çorum, Maraş gibi bölgelerde kitlesel Alevi-Sünni çatışmaları yaşanacaktı. Bu süreçte önce Ecevit eliyle 1978 yılında 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. CHP böylece 1980 askeri darbesine yol açmış oldu.
Darbe sonrası CHP; SHP ve DSP olarak ikiye bölündü. Her iki kesim de yeni liberal politikaları benimsediler. Her iki kesim de Kürtlerin ulusal demokratik mücadelesine diğer burjuva partileri gibi yaklaştı. Bu yoldan CHP ile MHP birbirlerine yakınlaştılar. Ecevit DSP’si ABD’nin Irak’a saldırısından önce MHP ve ANAP ile koalisyon yaparak işbaşına gelmişti.
İşbirlikçi tekelci sermaye bu hükümete dünyanın en koyu neo-liberal politikalarından birini uygulattı. Hükümet ipleri Kemal Derviş’in eline vermişti. Uygulanan politikalar yüzünden Ecevit hükümetinin halk desteği düşmüş olduğu bir sırada MHP Genel Başkanı Bahçeli erken seçim isteyerek hükümeti düşürmüştü. Bahçeli’nin bu girişimi çok daha ilginç bir dönemde gerçekleşmişti. O sırada ABD, Irak’a saldırmaya ve tüm dünyayı ateşin içine atmaya hazırlanmıştı. Ecevit bu işgalin yol açacağı sonuçları görebildiği için ABD ile işbirliğinde gönülsüzdü. ABD ve işbirlikçileri önce Ecevit’in partisini içten böldüler ve sonra da erken seçim ile Ecevit’i tümüyle tasfiye ederek yerine AKP’yi getirdiler.

AKP Hükümeti işbaşına gelirken Ecevit tasfiye olunca Baykal’ın önü açıldı. 1992 yılında tekrar kurulan CHP’nin başına Baykal gelmişti. CHP ile SHP 1995 yılında birleşmişlerdi. Birleşme SHP’nin CHP’ye katılması yoluyla olmuştu. Baykal işbaşına geldikten sonra uzun dönem AKP’ye güçlük çıkarmayacaktı. Ancak Baykal bir kaset darbesiyle devrilmesi öncesinde, atağa geçmişti. O da tıpkı Ecevit gibi komployla devrilecekti. Baykal’a kaset darbesinin arkasında hem AKP hem de Cemaat vardı. Sonra AKP ile Cemaat sorumluluğu birbirlerinin üzerine yıktılar.
Baykal 2010 yılında bir kaset darbesi ile devrilince yerine Kılıçdaroğlu aldı. Kılıçdaroğlu Baykal dönemindeki başörtüsü siyasetine dayalı sahte laikçiliğe son vereceğini, Kürt sorununda şovenizmi kışkırtmayacağı, yolsuzluklara karşı mücadeleyi ve hatta emekçileri gözeten bir siyaset geliştireceği izlenimini vermişti. Kılıçdaroğlu’nun başkan olmasını biz özellikle CHP’nin MHP’lileşmesini önleyeceği beklentisiyle iyimser karşılarken aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun ya CHP’de yeni bir dönem başlatmak ya da Baykal’ı deviren ve kendisini başa getiren komploya teslim olmak seçenekleri ile karşı karşıya olduğunu düşünmüştük. Kılıçdaroğlu özellikle AKP-Cemaat çatışmasından sonra komploculara teslim olarak Cemaat’in inisiyatifine girdi.
Kürt ulusal hareketi ise CHP’nin daha da sağa kayması yolunda çalıştı. CHP = MHP algısı Kürt ulusal hareketinin kendi kitlesini CHP’den uzak tutmaya hizmet etmekle kalmıyor ayrıca CHP içindeki Kürt kitleyle de temas kurmasına yardımcı oluyordu. Aslında Kılıçdaroğlu’nun politikaları AKP’ye Kürt sorununu çözülmesi doğrultusunda zorluk çıkarmamaya dayanıyordu. İktidarda CHP olsaydı ve Kürt ulusal hareketiyle o görüşseydi AKP büyük olasılıkla şovenizmi öyle kışkırtırdı ki CHP devam edemezdi. Nitekim AKP iktidara Öcalan’ın asılmayıp müebbet hapse mahkûm edilmiş olması aleyhine demagojilerle oy toplayarak gelmişti.
CHP içindeki bazı sol eğilimli milletvekilleri demokratik kitle hareketlerinde olumlu tutumlar gösterdiler. Bu tutumlar Gezi Direnişi sırasında daha iyi bir yere gelmişti. Fakat seçimlerde CHP Gezi direnişine ve demokratik muhalefete sırt çevirip yüzünü ısrarla Cemaat’e ve MHP’ye döndü. İşte Muharrem İnce’nin adaylığını açıkladıktan sonra aldığı oylar bu duruma tepkilerin ürünüdür. Kitle CHP’nin sola yürümesini istiyor. Son seçimlerde Selahattin Demirtaş’ın oylarını artırması da bunun işaretlerinden biridir. Dünya koşulları Türkiye’de bir sol muhalefetin gelişmesine olanak sağlıyor.
CHP’nin başına kim gelirse gelsin yapacağı, CHP kitlesini sağa çekmek olacaktır. Ancak CHP milletvekilleri arasında bile sola açık insanlar var. Dolayısıyla Türkiye sosyalistleri kendi içlerinde birleşerek CHP içindeki sol kesimle bağ kurdukları ölçüde başarıya yürüme olanaklarına kavuşacaklardır. Ardından da bu temelde Kürt ulusal hareket ile demokratik ittifaka girmelidirler.

ince’den-tarihi-bir-konusma-2014-09-05
Kılıçdaroğlu Kongrede 740 Oy Alırken, Rakibi Muharrem İnce İse 415 Oy Aldı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here