Çocuklara Kıymayın Efendiler

0
36

Hasan Ali Sönmez

Savaş ve şiddetin, yoksulluk ve açlığın, salgın hastalıkların en çok etkilediği kesim çocuklar oluyor. Dünyada 4 çocuktan biri yoksul, şiddete uğrayan her 3 kişiden biri çocuk, her beş dakikada bir çocuk ölüyor. 4 milyon çocuk sokakta yaşıyor. Yaklaşık 40 milyon çocuk aç. 380 milyon çocuk yoksulluk sınırı altın da yaşıyor. 920 bin çocuk temiz su içemiyor. 8 milyon çocuk ağır işlerde çalışıyor. Dünyada her beş dakikada bir 500 çocuk aile içi şiddete tanıklık ediyor, her bir saatte 230 çocuk yaralanarak hastanelik oluyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun geçen yıllarda yaptırdığı bir araştırmaya göre dünyada her yıl 50 milyon kız ve 73 milyon erkek çocuğu tecavüze ya da cinsel şiddete uğruyor. Her yıl 50 binden fazla çocuk öldürülüyor.
Çocuklara bu derece kıyılması ve toplumların geleceğinin karartılması karşısında insan dehşete düşmeden edemiyor. Özellikle geri kalmış ülkelerde çocuklar açlık ve hastalıklardan kırılırken kaynaklar silahlanmaya ve emperyalist yağma savaşlarına gidiyor. Çocukların kanı üzerinde emperyalist tekellerin kasaları şiştikçe şişiyor. Emperyalist haydutlar dünyayı talan etmekle kalmıyor insan soyunu da acımasızca tahrip ediyorlar.
Çocukları sağlıklı büyütme, koruma ve yaşatma konusunda ülkemizde de durum iç açıcı değil. Son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalara göre, çocuk suçları, ihmal ve istismar olayları, madde kullanımı, kayıp ve korunmaya muhtaç çocukların sayısında artışların yaşandığını gösterirken çocuk haklarına yeterince önem verilmediğini de ortaya koydu. Türkiye’de bu yılın ilk dokuz ayında kayıp çocukların sayısı geçen yıla göre ikiye katlanarak 1078’e ulaştı. 25-30 binlere yakın çocuk sokakta yaşıyor, suça karışan her beş kişiden biri de çocuk, Türkiye’de 38 bine yakın çocuk madde bağımlısı. Her yıl binlerce çocuk cinsel tecavüze ya da cinsel şiddete uğruyor. Yapılan araştırmalarda cinsel istismar olaylarının yüzde 90’ının adli makamlara yansımadığını gösterdiğinden tam olarak sayı bilinmiyor. Uzmanlar, Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne (ÇHS) imza atan 193 ülke arasında yer almasına karşın, çocukların haklarının yeteri kadar korunmadığına dikkat çekiyor. Çocuk Hakları Sözleşmesini 1990’lı yıllarda imzalayan Türkiye’de çocukların korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi gibi konularda yeteri düzeye gelinmediği görülüyor. Küçük yaştaki on binlerce çocuk, okul yerine, aile bütçesine katkıda bulunmak maksadıyla oto sanayi sitelerinde, konfeksiyon atölyelerinde ve çeşitli işlerde korumasız ve güvencesiz bir şekilde, çok düşük ücretlerle, uzun saatler köle gibi çalıştırılıyor. Büyük şehirlerin sokakları başıboş sürüler halinde dolaşan, mendil satan çocuktan geçilmiyor.
Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü ” Dünya Çocuk Günü” olarak kutlanıyor. Dünya Çocuk Günü’nde ülkemizdeki çocukların durumunu değerlendiren Çocuk Örgütleri, eğitmen ve psikiyatristler, Ekonomik kriz, aile içi şiddet gibi olguların çocuklar üzerinde derin yaraların açılmasına neden olduğunu belirtiyorlar. Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı (ÇİKORED) Prof Dr. Oğuz Polat Türkiye’nin çocukların korunması konusunda oldukça zayıf ve yetersiz olduğunu, özellikle çocuk istismarı ve ihlali vakalarının arttığını söylüyor.
Hayat şartları yoksul aile çocuklarının sokağa salınarak tehlike içinde yaşaması, ağır işlerde köle gibi çalıştırılması yanında, kolluk güçlerinin acımasız saldırılarına maruz bırakıyor. Yüzlerce çocuk gösterilere katıldığı, ya da polis panzerini taşladığı gerekçesiyle gözaltına alınıyor, işkence görüyor, tutuklanıyor ve keyfi yargılama sonucu ağır cezalara çarptırılıyor. Halen cezaevlerinde bu durumda olan yüzlerce çocuk bulunuyor. 15-18 yaş grubundaki çocuklar çocuk mahkemeleri yerine özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanıyor. Cezaevlerine doldurulan bu çocuklar son derece kötü koşullarda tutuluyor. Türkiye uluslar arası birçok sözleşmeye uymuyor, uygulamada ayrılıklar yaşanıyor. Örneğin cinayet işleyen bir çocuk psikologlar eşliğinde sorgulanırken, polise taş atan ya da yüzünü kapatarak gösteriye katılan çocuklar bu şekilde sorgulanmıyor. Onlar Terörle Mücadele yasasına tabi tutuluyor. Bu nedenle Türkiye’de çocuklardan, çocuk haklarından bahsederken akla ilkin çocuklara yönelik şiddet ve ölüm olayları geliyor. Uğur Kaymaz cinayeti hala hafızalarda tazeliğini koruyor.12 yaşındaki Uğur Kaymaz 21 Kasım 2004’te Mardin Kızıltepe’de evinin önünde faşist ellerin tuttuğu silahtan çıkan 13 kurşunla vücudu delik deşik edilerek babasıyla birlikte katledildi. Uğur’u katleden 4 polis hakkında göstermelik dava açıldı. Ancak, başka örneklerde de olduğu gibi, bir sonuç çıkmadı; polisler berat ettirildiler.
28 Eylül günü Diyarbakır’ın Şenlik köyü Paşaçiya mezrasında 12 yaşındaki Ceylan Önkol, yakındaki bir askeri birlikten atıldığı iddia edilen havan mermisinin patlaması sonucu parçalanarak öldü. Geçen yıl Şırnak’ın Cizre ilçesinde Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının yıl dönümünde çıkan olaylarda 15 yaşındaki Yahya Menekşe panzerle ezilerek katledildi. Yetkililer küçük Yahya’nın “kalabalıkta ayaklar altında kalarak ezildiğini” iddia ettiler. Otopsi raporu Yahya’nın panzer altında kalarak yaşamını yitirdiğini ortaya koydu. Raporda sert cisimle ezilme olduğunu, ceset üzerinde çok sayıda yara, sıyrık, ezilme ve kırık bulunduğuna dikkat çekildi. Nisan ayında Hakkâri’nin Bağlar Mahallesi’nde DTP’ye yönelik yürütülen operasyonu protesto eden binlerce kişinin yürüyüşüne saldıran bir özel harekât polisi 14 yaşındaki Seyfi Turan’ın başına uzun namlulu silahının dipçiği ile vurarak ağır yaraladı. Beyin kanaması geçiren Seyfi uzun tedavilerin ardından iyileşirken, kameralara yansıyan dehşet görüntüleri büyük tepki yarattı. Ancak bütün bu olaylarda gözü dönmüş caniler mahkemeye bile çıkarılamadı. Geçen yıl sivil polislerin kameralar önünde hiç çekinmeden kolunu kırdığı Cüneyt Ertuş, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu. Adli makamlar polis hakkında takipsizlik kararı verdi. Ertuş yaşadığı psikolojik travma nedeniyle evden çıkamaz, okula gidemez oldu.
Çocuklar için Adalet Çağrıcıları Grubunun hazırladığı bir rapora göre 1989 yılından 2009’a kadar geçen sürede güvenlik güçlerinin saldırısı sonucu 415 çocuk öldürüldü. Raporda, 10 ile 17 yaşlarındaki çocukların başta Şırnak, Mardin, Hakkâri, Diyarbakır, Muş, Van, Ağrı olmak üzere bölgede asker ve polisin kurşunlarıyla yaşamlarını yitirdiği belirtildi.
Çocukların katledilmesinde görev alan güvenlik güçlerinin birçoğu hiç açığa çıkarılmadı. Saklanamaz durumda olanlar ise ya hafif cezalarla sıyırdı ya da haklarında soruşturma açma gereği bile duyulmayarak yeni cinayet ve katliamlara davetiye çıkarıldı. Düzenin adaleti böyle işliyor, işletiliyor. Bugün yüzlerce çocuğun katili elini kolunu sallayarak toplum içinde ve aramızda dolaşmaktadır.
Çocukların ihmal ve istismar edilmesi, her türlü şiddete maruz kalmaları, eğitim, sağlık, beslenme ve barınma haklarının ellerinden alınması toplumun geleceğinin karartılması anlamına gelir. Sağlıklı büyümeyen çocuklar ileriki yıllarda topluma maliyeti yüksek olan bedeller ödetebiliyor, hem kendileri zarar görüyor hem aileleri, hem çevre ve ülkemiz zarar görüyor. Çocukların sanayide ağır işçi olarak çalıştırılması, şiddete hedef olmaları, istismar ve ihmal edilmeleri tüm toplumun bir sorunudur. Çocukları bekleyen tehlikelerden korumaya ve önlemeye yönelik tedbirlerin alınmasına önem vermek ve bunun için toplum olarak mücadele etmek gerekiyor. Bu nedenle umudumuz, yarınımız ve geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım…

29.10.2009

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here