Cumartesi Anneleri Yakınlarının Akibetini Soruyor

0
767

202. Hafta

Gözaltında ve faili meçhul cinayetlere kurban giden yakınlarının bulunması amacıyla Cumartesi anneleri olarak bilinen kayıp yakınları, 1995-1999 yılları arasında Galasaray Lisesi önünde iki yüz hafta boyunca her Cumartesi günü seslerini duyurmaya çalıştılar. Cumartesi Anneleri Ergenekon davası ile birlikte ortaya çıkan bilgiler ve dönemin cinayet işleyen ve varlığı reddedilen JİTEM elemanlarının itirafları ışığında kaybedilen yakınlarının bulunması talebiyle uzun bir aradan sonra ilk eylemlerini gerçekleştirdiler. Kayıp aileleri 7 Şubat günü Galatasaray Lisesi önünde saat 12:00’de 202. defa biraraya gediler. İHD İnsan Hakları İstanbul Şubesi Gözaltında kayıplara Karşı Komisyon tarafından başlatılan eyleme kayıp yakınları, DTP Milletvekili Pervin Buldan ile ÖDP Milletvekili Ufuk Uras ile devrimci demokratik kurumlar katıldılar.

202. haftasında “Ali Tekdağ 13 Kasım 1994’de Gözaltında Kaybedildi Devlet ‘Bizde Yok’ Dedi Türkiye AİHM’de Mahkum Oldu” pankartıyla biraraya gelen kayıp yakınlarına hitaben Pervin Buldan ile Ufuk Uras kısa birer konuşma yaptılar. Yapılan konuşmaların ardından tiyatro sanatçısı Nisa Yıldırım basın açıklamasını gerçekleşitirdi.

Yıldırım açıklamada “Diyarbakır’da pastacılık yapan evli ve yedi çocuk babası olan Ali Tekdağ, 13 Kasım 1994 tarihinde karısıyla birlikte Dağkapı’da alışveriş yaparken, silahlı telsizli kişilerce, başına ceketi geçirilerek otomobile bindirilip götürüldü ve bir daha kendisinden haber alınamadı” dedi. Eşi Hatice’nin ve İnsan Hakları Derneği’nin girişimlerine rağmen gözaltına alındığı kabul edilmeyen Tekdağ’ın Çevik Kuvvet’te gözaltında tutulan Seyfettin Demir adlı vatandaşa “Aileme söyleyin beni kaybedecekler” dediğini, bu tanıklığa rağmen gözaltına alındığının kabul edilmedigi vurgulandı. “20-01-1996 tarihli Evrensel Gazetesi’nde yayınlanan itiraflarında bir JİTEM subayı ‘Tekdağ’ın önce çevik kuvvette daha sonra Pirinçlik Askeri Üssünde sorgulandığını, sorgulama bilgilerinin doğrudan, kendi isteği üzerine OHAL Valisi Ünal Erkan’a iletildiğini, sorgulamaya Timuçin lakaplı Özel Tim Komiser Yardımcısı ve Teğmen lakaplı komutanın katılarak bizzat işkence yaptıklarını, işkencenin askeri doktorlar gözetiminde yapıldığını’ anlattığı hatırlatıldı. JİTEM subayı ‘Tekdağ’ın sorgusunun 120. gününde kendisinin de bulunduğu operasyon timi eşliğinde, askeri bölge dışında çöplüğe getirilip silahla taranarak öldürüldükten sonra cesedinin benzin dökülerek yakıldığını’ da anlattı”. JİTEM itirafçısının ifadeleri Tekdağ’ın ölümünden dönemin OHAL Valisi, Asayiş Kolordu Komutanı ve Diyarbakır Emniyet Müdürü’nün bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Yıldırım “Şimdi bir kez daha soruyoruz; Ali Tekdağ nerede? Teğmen, Boğa, Timuçin lakaplı Özel Tim görevlileri ve subaylar kimlerdir? OHAL Valisi Ünal Erkan neden sorgulanmıyor? Dönemin Emniyet Müdürü neden sorgulanmıyor? Dönemin Asayiş Kolordu Komutanı neden sorgulanmıyor?” sözleriyle açıklamaya son verdi.

Açıklamanın ardından bir sonraki hafta  yapılacak eyleme katılım çağrısıyla eylem son buldu.

203. Hafta

İHD’nin çağrısıyla tekrar başlayan “Cumartesi Eylemleri” 203. haftasında devam ediyor. Galatasaray Lisesi önünde saat 12:00’de biraraya gelen kayıp aileleri “Failler Belli Kayıplar Nerede?” pankartı ve kaybedilen insanların fotoğrafları ve kırımızı karanfillerin taşındığı oturma eyleminde adalet istemlerini bir kez daha dile getirdiler.

Oturma eyleminde kayıp yakını bir ana çocuklarının akibetini öğrenmek için yıllarca oturma eylemi gerçekleştirdiklerini, devlete bütün insanlığa seslendiklerini ancak devletin seslerini duymak istemediğini belirtti. Kayıp anası faillerin yargılanması gerektiğini ifade ederek sözlerine son verdi. Ardından DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, Ergenekon ile birlikte Türkiyenin karanlık yanının bir kez daha ortaya çıktığını, çıkan krokilerin nereleri işaret ettiği ve asit kuyularında insanların nasıl yokedildiğinin görüldüğünü ifade etti. Tuncel “kayıplarımızı bulmak yaşadıklarımızı unutturmayacak ama bir tesellimiz olacak en azından” sözleriyle konuşmasına devam etti. Tuncel, bu ülkede bir savaş var, belki insanlar artık kaybolmuyor ama sokak ortasında insanlar hala öldürülüyor, savaş bitmediği sürece kayıplarda devam edecektir dedi.

Tuncel’in ardından hazırlanmış olan basın açıklaması Zeynep Tanbay tarafından okundu. Tanbay “Yıllardır ‘Jitem’ diyor, ‘kontrgerilla’ diyor, ‘gizli devlet’ diyor, ‘Özel Harp’ dairesi diyor ve bütün ‘gizliliğin’ ve ‘kirliliğin’hesabını soruyoruz. Bir süredir devam eden ve adına ‘Ergenekon’ davası denen bir dava ile yıllardır dile  getirdiğimiz bazı olaylar ortaya çıkmaya başladı. Bu dava eğer sonuna kadar götürülmek isteniyorsa, Cumartesi meydanında oturan insanların sordukları, tüm soruların cevaplanması gerekmektedir” dedi. Bir süre önce bulunan kemiklerin Ali, Ekrem ve Ramazan Bulut’a ait olduklarının belirlendiğini ifade eden Tanbay “Ne acı ki bu insanlarımızın yakınları, kendilerini şanslı sayıyorlar. Ve ‘artık gideceğimiz bir mezarımız olacak’ diyorlar. Ölüm kuyularının ve toplu mezarların açılması talepleri bu güne kadar kabul edilmedi. Devlet bu talepleri reddederken gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeyi amaçlıyor” dedi. Tanbay İtalya’da Galdyo’ya karşı yürüyen milyonlarca insanın Gladyo’yu çökerttiğini ifade ederken “Biz sağ ya da ölü yakınlarımızı istiyoruz. Bunun için de bir arada olmaya, çok olmaya, birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.

204. Hafta

204 Haftadır kayıp yakınları evlatlarının, eşlerinin, ana babalarının bulunması için oturma eylemlerine devam ediyor.

21 Şubat günü yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları bu defa İHD Elazığ Şube Başkanı Metin Can ve İHD üyesi doktor Hasan Kaya’nın kaybedilmesini işlediler. Tiyatro sanatçısı Seray Gözler öyküyü aileler adına basın ve kamuoyu ile paylaştı.

Bir çok devrimci kurumun desteklediği oturma eyleminde “Kayıplarımızı Geri İstiyoruz”, “Kaybedenler Kaybedecek” sloganları atıldı.

205. Hafta

28 Şubat günü Galatasaray Lisesi önünde İHD üyeleri ve kayıp yakınları, kayıpların akibeti ve faillerin bulunması için oturma eylemi gerçekleştirdi.

19 Ekim 1995 tarihinde İstanbul Avcılar’daki evinin önünden ellerinde telsiz ve silahlı olan kişiler tarafından kaçırılan Fehmi Tosun nezdinde tüm kayıp yakınları bir kez daha seslerini duyurmaya çalıştılar.

Galatasaray Lisesi önünde “Failler Belli Kayıplar Nerede?” pankartının yanı sıra ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları, karanfiller ve “Fehmi Tosun 19 Ekim 1995’de Gözaltında Kaybedildi, Devlet ‘Bizde Yok’ Dedi Türkiye AİHM’de Mahkum Oldu” dövizinin taşındığı eylem saat 12:00’de başladı.

İlk olarak 12 Eylül cuntacılarının katlettiği Hüseyin Morsümbül’ün annesi Fatma Morsümbül kısa bir konuşma yaptı. Morsümbül, oğlunun askerler tarafından gözaltına alındığını, Albay Dursun Kıvrak tarafından gözaltına alınırken nereye götürüldüğüne dair sorduğu soruya aldığı cevabın “beş dakika sonra göndeririz” olduğunu, ancak oğlumdan bir daha haber alamadığını ifade etti. Fatma ana, kanser olduğunu oğlunun mezarını, kemiklerini görmeden ölmek istemediğini belirtirken konuşmasına güçlükle son verdi.

Oturma eyleminde kayıp yakınları adına bu hafta yapılan basın açıklamasını Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okudu. Jiyan Tosun kaybedilen yakınlarının dosyalarının Ergenekon soruşturması kapsamına alınması gerktiğini belirtirken “Ergenekon Davasında Özel Harp-JİTEM-Ergenekon gibi hukuk dışı gizli yapılanmaların tümüyle ve bütün suçlarıyla birlikte soruşturulmasını istiyoruz” dedi. Tosun “Jitem mensuplarının itiraflarında kaybedilenlerin sorumluları olarak gösterilen OHAL Valilerinin, emniyet müdürlerinin de yargılanması” gerektiğini ifade etti.

Açıklama “36 yaşındaki Fehmi Tosun 19 ekim 1995 tarihinde İstanbul Avcılar’daki evinin önünden ellerinde telsiz ve silah olan kişiler tarafından kaçırıldı. Olay, karısı, Hanım Tosun, 6 çocuğu ve mahallelinin gözleri önünde gerçekleşti” sözleriyle devam etti. Açıklamada 34 UD 597 beyaz Renault araba tarafından kaçırılan Fehmi Tosun için ailesinin ve diğer tüm duyarlı kesimlerin yapmış olduğu çağrıların sonuçsuz kaldığı belirtilirken Türkiyede hiçbir yasal başvurudan sonuç alınamadığı ancak AİHM’de Türkiye’nin mahkum olduğu belirtildi.

Jiyan Tosun “Ancak Fehmi Tosun’un akıbeti bu toplumda yeterince yankı bulmasa da dünyaca ünlü U2 gurubu 1997 yılında çıkardığı albümün kapağında ‘Türkiye’de kaybedilen Fehmi Tosun’u Hatırlayın’ yazdı…” dedi.

Jiyan Tosun’un “Babaları kaçırıldığında küçücük olan çocukları büyüdüler, şimdi onlar Galatasaray’da babalarının akıbetinin açıklanması, sorumlularının yargılanması talebiyle oturuyorlar” sözleriyle oturma eylemi noktalandı.

206. Hafta

Cumartesi Anneleri kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 206. kez  Galatasaray Lisesi önünde saat 12:00’de buluştu.

Yoğun yağış altında gerçekleştirilen oturma eyleminde, faili meçhul Hasan Gülünay’ın kaybedilmesine ilişkin dosya açıklandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.