Devrimci-Demokrat Kamuoyuna ve Halklarımıza;

0
29

sayfa-28Bilindiği üzere; Eskişehir’de 18 Mart Çarşamba günü, Anadolu Üniversitesi’nde bildiri dağıtmak isteyen faşist gruba, Devrimci-Demokrat öğrenciler müdahale etmiş ve olay sonrasında 74 Devrimci-Demokrat öğrenci gözaltına alınmıştır. Bu durumu protesto etmek isteyen bazı devrimci gruplar, aynı gün akşam saatlerinde Adalar Migros önünde bir basın açıklaması düzenlemiş, açıklama sonrasında Emniyet Müdürlüğü’nde bulunan öğrencilere destek olmak amacı ile Emniyet Müdürlüğü’ne yürünmek istenmiş; fakat yolun kapatılması sebebiyle, Vilayet Meydanı’nda bekleyişe geçilmiştir. Vilayet önünde bekleyen kitleye, faşistler ve polis saldırmıştır. Bu saldırı sonrasında Eskişehir’de belli yapılar arasında tartışmalar yaşanmıştır. DGH, DÖB, DPG, Ekim Gençliği, Eskişehir Gençlik Derneği, ODAK/Genç Direnişçi tarafından alınan toplantıda belli başlı değerlendirmeler yapılıp; genel bir değerlendirme için bütün yapılara haber verilmesi kararı alınmıştır; fakat toplantıya EHP, ESP, Öğrenci Kolektifleri ve SDP dışındaki kurumlar katılmamıştır. Toplantıya katılan yapılarla, yaşanan olaylar değerlendirilmiştir. Yaşanan gözaltı sırasında; bir EMEP çalışanının, bir Gençlik Derneği çalışanına ‘’Kes lan!” şeklindeki hitabı, birçok yapı tarafından eleştirilmiş ve EMEP’e özellikle bu durum üzerinden çağrı yapılmasına rağmen; EMEP toplantıya katılmamıştır. EMEP’in toplantıya katılmaması üzerine doğrudan görüşme kararı alınmıştır. Bu karar doğrultusunda, öncelikle EMEP’e toplantılara katılmama gerekçeleri sorulmuş ve sonrasında EMEP’ten, arkadaşlarının sergilediği tavır hakkında özeleştiri istenmiştir. Bu durum üzerine EMEP yöneticileri; “söz konusu arkadaşlarının kendisinin de bu durum üzerinden özeleştiri verdiğini, söylenen sözün doğru olmadığını ve kullanılmaması gerektiğini” dile getirmişlerdir. Toplantıya katılmamalarını ise; “Bu konuyla ilgili toplantı yapıldığını, tekrar tekrar aynı konuyu konuşmaya gerek duymadıklarını ve toplantılarda kararlar aldıklarını” belirtmişlerdir. Alınan kararlar içerisinde; “bizlerin çağrılarına gelmeyeceklerini; fakat kendilerinin bizlere çağrı yapabileceklerini; çünkü Adalar Migros önünden kitleyi Vilayet Meydanına götüren grupları ‘fırsatçı’ olarak değerlendirdiklerini ve bunun ortak bir karar olduğunu” söylemişlerdir. Bunun üzerine toplantıdan haberdar olmadığımız ve toplantı çağrısının bizlere yapılmadığı belirtilmiştir. Toplantıya kimlerin katıldığı sorulduğunda ise; EHP, EMEP, Halkevi, ÖDP, SDP ve TKP’nin katıldığı; yapılan eleştirileri doğru bulmadığı gerekçesiyle SGD’nin toplantıyı terk ettiği belirtilmiştir. Bu durumun doğru olmadığı, bizlerin olmadığı toplantılarda bizler hakkında konuşulup karar alınamayacağı; o an EMEP’in kendisine söylenmiş, keza kendilerinin olmadığı toplantılarda, onların tutum ve davranışları hakkında konuşulmadığı; konuşmak, özeleştiri istemek için birebir kendilerine gelindiği, olması gereken tavrın bu olduğu anlatılmıştır. EMEP de dâhil olmak üzere, ortak karar aldıklarını belirttikleri tüm yapılara toplantı çağrısı yapılmıştır. Toplantıya yalnızca EHP ve TKP gelmiş, toplantıya belli gerekçelerle katılamayan Halkevi, ÖDP ve SDP’ye de toplantı sonrasında ortak alındığı söylenen kararlar sorulmuştur. “Ortak böyle bir kararın olmadığını, ‘fırsatçı’ ve ‘provokatör’ değerlendirmesini kabul etmediklerini ve doğru bulmadıklarını, ortak iş yapmama noktasında böyle bir durumun söz konusu olmadığını” belirtmişlerdir; ki daha önce yapılan toplantıya katılan Halk Evi, yaşanan olayda birçok yanlışın yapıldığını, hiçbir yapı pratikte özeleştiri vermeden ortak hareket etmeyeceklerini dile getirmişti. ÖDP ise; ‘fırsatçı’ değerlendirmesi yapmadıklarını; fakat ‘Vilayet önüne gidelim’ önerisi yapan grup içerisinde ‘provokatör gibi davranan’ kişilerin olduğunu ve bunları herhangi bir yapıya mal etmediklerini; ortaklık noktasında iş yapmama kararı aldıklarını söylemişlerdir.

Vilayet önüne gidilmesi önerisi ilk olarak Gençlik Derneği tarafından DGH, DPG, Ekim Gençliği ve ODAK’a yapılmış ve öneri kabul edilmiştir. Bu noktadan sonra, ortak tavır sergilenmiştir. ‘Provokatör gibi davrandığı’ iddia edilen kişiler, bu yapıları temsilen konuşmuş ve diğer yapılara öneriyi sunmuştur. Böyle bir kişinin yalnızca bireysel değerlendirmesini yapmak, ‘temsil ettiği yapıları yok saymak’ anlamına gelmektedir. Örgütlü bir insan için bu şekilde bir eleştiri sunulamaz. ‘Vilayet önüne gidelim’ önerisi yapan gruplar için; ‘kimseyi dinlemeyen ve yaşanacakları düşünmeden hareket eden’ şeklinde eleştiri yapan gruplar, aslında bu eleştirileri yaparken bile kendileri siyaset ahlakına uymayan değerlendirmeler yapmışlardır. Kim, kime karşı ‘provokatör’ değerlendirmesini yapar; bir düşünelim. Devrimci yapıları temsilen konuşan birisinin, ‘provokatör gibi hareket ettiği’ değerlendirmesini yapan ÖDP’ye; ya da kendi önerilerini sunup Vilayet Meydanı’na hareket eden gruplara ‘fırsatçı’ değerlendirmesini yapan EMEP’e soralım; böyle bir anlayış hangi sınarlar içerisindedir? Devrimci sınırlar içerisinde olmadığı kesindir. Bu söylemler, düzen sınırları içerisinde, düşman safından yapılan söylemlerdir. EMEP’e, bu durum tekrar anlatılmış ve ‘fırsatçı’ üzerinden özeleştiri istendiğinde, EMEP’in tavrı “Evet, böyle değerlendirdik; bu noktada istediğinizi yapabilirsiniz.” olmuştur. Üstüne üstlük EMEP, toplantılarda kendi sunduğu eleştirileri ve kendi aldığı kararları, ortakmış gibi aktarmaktan çekinmemektedir. Açıklama sonrasında, Emniyet önüne gidilip gidilmeyeceği, sonuçlarının ne olup olmayacağı tartışmaya açık bir konudur. Şu da unutulmamalıdır ki; faşist gündemlerde birlikte hareket edilmediği ve dayanışmanın olmadığı, faşizme karşı ortak hareketin öneminin kavranmadığı bir durumda, bu tarz değerlendirmelerin yapılması çok da şaşırtıcı değildir; fakat ‘provokatör’ ya da ‘fırsatçı’ değerlendirmelerinin kabul edilir hiçbir yanı olmadığı gibi bu değerlendirmeleri yapan kurumlar içinse; hangi safta oldukları ve hangi çizgiden olayları değerlendirdikleri sorgulanmalıdır. EMEP ve ÖDP’nin tavrı, devrimci yapılara dil uzatmaya kadar varan; bununla da kalmayıp ortak iş yapmama kararını öneren ve bunu diğer siyasetlere dayatan; devrimcileri tecrit eden ve devrimci yapıların önünü kesmeye yönelik bir tavırdır. Her siyaset, durduğu yeri bilmeli ve oradan durumları değerlendirip bunun üzerinden kararlar almalıdır. Kendini devrimci saflarda gören hiçbir siyaset, düzen ağzıyla konuşup, düşmanın kullandığı sözlerle değerlendirme yapamaz. Bunu yapanlarsa, bu durumun özeleştirisini, Eskişehir emekçilerine ve öğrencilerine vermek zorundadır; çünkü ÖDP ve EMEP’in takındıkları bu tutum, karalama ve hakarete maruz kalan devrimciler nezdinde tüm halka karşıdır.

Faşist saldırılarda devrimci dayanışmayı sürdürmeye devam edeceğiz; ancak özeleştiri verilmediği takdirde EMEP ve ÖDP’nin bu tutumları teşhir edilecektir.

Demokratik Gençlik Hareketi, Devrimci Öğrenci Birliği, Devrimci Proleter Gençlik, Ekim Gençliği, Eskişehir Gençlik Derneği, ODAK/Genç Direnişçi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here