Direnişin ve İsyanın Sembolü Ernesto Che Guevara

0
689

1967 yılı 9 Ekim’de Bolivya’da diktatörlüğe karşı savaşırken tutsak alınarak öldürülen Che, 1968 yılından bu yana dünyanın adelete susamış insanları için direniş ve isyan sembolüdür. 1928 yılında Arjantin’de orta halli bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 20 yaşında iken tıp tahsiline başladı. Üç yıl sonra öğrenimine ara vererek yakın arkadaşıyla birlikte motosikletle Latin Amerika gezisine çıktı. Bu gezi Motosiklet Günlüğü olarak kitaplaştırıldı ve daha sonra filmi yapılacaktı. Gezi’de Latin Amerika’daki yoksulluğu ve adaletsizlikleri gören Che Guevara devrimci olmaya karar verdi.

Doktor olduktan sonra solcu başkan Jacobo Árbenz Guzmán‘ın sosyal reformlar yapmak için çalıştığı Guetamala’ya gitti. Arjantinlilere özgü “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen Che sözünü çok kullandığı için ona Che dediler ve o da bu adı severek kabul edecekti. Arbenz 1954 yılında CIA darbesiyle devrilince Che Latin Amerika’da devrimin yolunun sosyalizm olduğuna karar verdi. Başkan Arbenz’in de tavsiyesiyle Guetamala’dan Meksikaya kaçtı.

1 Temmuz 1955’te Meksika’ya ayak bastı. Orada Raul ve Fidel Kastro kardeşlerle karşılaştı. Kastro kardeşlerle birlikte gerilla eğitimi aldı ve Granma gemisini ayarlayıp 82 kişi olarak silahlı mücadele başlatmak amacıyla Kasım 1956’da Küba’ya hareket etti. Aralarına muhbir sızdırılmış olduğu için Küba’ya ayak basar basmaz saldırıyla karşılaştılar. Aralarından yalnızca 18’i hayatta kalacaktı. Bu baskına kadar doktor yanı ağır basan Che baskından sonra gerilla savaşçılığını tercih etmek zorunda kaldı. Fidel Kastro ona savaşta gösterdiği üstün yeteneklerden dolayı binbaşı rütbesini ve “kumandan” ünvanını verdi. Gerillalar 2 yıl sonra 1959 yılbaşı öncesi Batista rejimini yıktılar.

Fidel Kastro devrimden sonra “Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma devrime bağlı 10 ya da 15 güvenilir insan alırdım. Eğer mücadeleye bağlıysanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiçbir önemi yoktur.” demiştir.

Che ilkin Batista rejimin suçlarını soruşturma komisyonuna liderlik etti. Sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü Başkanlığı, Sanayi Bakanlığı ve Merkez Bankası Başkanlığı yaptı. 1964 sonrası Che uluslararası toplantılarda Küba devriminin dünyaya bakan yüzü oldu. Çeşitli ülkelere giderek yaptığı konuşmalarda adaletsiz dünya düzenini eleştirdi ve ezilenlerin emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesini savundu. Che bu konuşmalarında Çin ve Sovyetler Birliği’ni de devrimlere yeterince yardım etmedikleri için eleştirmişti. Che Guevara aynı zamanda hem Mao liderliğindeki Çin hem de Sovyetler Birliği ile dostluk politikasını savundu. Ünlü Fransız filozof Sartre ile yakın dostluk kurdu. O zamanlar Troçkistler dünyada karşı devrimci sayılarak tecrit edilmiş iken Ernest Mandel Küba’da fikirlerinden faydalanlmak amacıyla konuk edimişti.

Che 1965 sonrası ortalıktan çekilerek çabasını devrim mücadelelerine destek vermeye adadı. Ortalıktan çekilmesi, Fidel Kastro tarafından iktidar mücadelesi yüzünden tasfiye edildiği yolunda, spekülasyonlara yol açacaktı.  Fidel Kastro’nun bilgisi dahilinde Kongo’ya gitti ve orada savaştı. Daha sonra ise devrimci hareket başlatmak için Bolivya’ya gidecekti.

Bolivya’daki mücadele de Che Guevara’nın beklediği gibi gitmedi. Bolivya Komünist Partisi onu yalnız bırakırken ABD de Bolivya ordusuna gerilla savaşında destek verdi. Gitgide etrafındaki çember daraldı ve sonunda Bolivya Özel Hareket birliği tarafından yaralı olarak ele geçirildi. Yargılanmaksızın infaz edildi. İnfazı kahramanca karşıladı. Elleri kesilerek gizlice gömülen ceseti 1997 yılında DNA testiyle saptanarak Küba’ya getirildi.

Düşünceleri ve mücadelesiyle Odak’ın sembolü kabul ettiğimiz Che Guevara‘nın en ünlü sözlerinden birisi “Gerçekçi ol imkansızı iste” olmuştur. İmkansızmış kabul edilen,çoğunlukla gerçekte değil sistem tarafından şartlandırılmış insanların kafalarında imkansızdır. Che, Küba’da Sosyalizm ve İnsan adlı ünlü makalesinde burjuva bireyin aslında eşitlik ve özgürlük anlayışı burjuva piyasa düzeni ile sınırlı bir meta-insan olduğunu, sosyalizmin asıl amacının meta-insan yerine yeni-insanı yaratmak olması gerektiğini savundu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.