Diyalog Temelinde Kapital Okumaları

0
129

Doğan Can Baran/ 16-10-2013-

Birlikte öğrenme- birlikte gelişme temelinde başlatmış olduğumuz okuma çalışmalarımıza yaklaşık bir yıl kadar evvel Marks’ın Kapital adlı eserini okuyarak devam etme kararı almıştık. Kapital adlı kitabı yine aynı metot ile, diyalog temelinde bir çalışmayla yapacağımızı kararlaştırmıştık.

Kapital’e geçmeden evvel oluşturduğumuz birikimin temeli 2005 yılında Paulo Freire’nin Ezilenlerin Pedagojisi adlı kitabını birlikte okuyup, tartışma sürecine kadar uzanıyor. O zamandan bu güne yine çeşitli pedagojik eserlerin yanında, Marksist klasikler ve edebi kitaplar hatta şiirleri de bu temelde çalışmamıza dahil etmiştik. Bu süre zarfında hem edindiğimiz metot ile kendimizi geliştirirken, hem de eleştirdiğimiz geleneksel sol anlayıştan bir nebze de olsa farklı ilişkiler ağı yaratmada başarılı olduk. Hala eksikliklerimiz mevcut tabii. Çalışmalarımızı bütünlüklü değerlendiren insan, entelektüel amacın yanında asıl olarak sola hizmet edecek bir çalışma anlayışı amaçlandığını hemen anlayacaktır. Eleştirdiğimiz sol anlayışın bir parçası olduğumuz gerçekliğini yadsımadan; işte tam da bundan ötürü hem pratik hem de bakış açısı-anlayış değişikliğini önemli gördük. “Yenilenme” olarak ele aldığımız bu sürecin temel nüvesinin iki insan arasındaki ilişki olduğunu düşündüğümüzde, eğitim çalışmalarında bu ilişkiyi değiştirecek ve Che’nin deyimiyle meta-insandan yeni-insana dönüşüm sürecini başlatabileceğimizi düşündük. Başkaca yazılarda da belirttiğimiz üzere devrimin uzak yarınlara ait bir proje olmadığını, iktidarın kazanımı ile başlatabileceğimizi düşünmeden, devrimin bugünden başlayabilecek bir süreç olduğunu dikkate aldık.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Kapital adlı eserde bir yılı aşkın süredir deneyim ve birikim sahibi olduk. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, yurtdışında çeşitli ülkelerde ve internet üzerinden de sürdürdüğümüz çalışmalarımız hala devam ediyor. Çalışmaları klasik sunum şeklinde, sistemin eğitim anlayışı ile değil; Freire’nin de dediği gibi “özgürleşme pratiği olarak eğitim” şeklinde yani diyalogcu ve bilinen öğretmen-öğrenci ilişkisini reddeden bir tutumla yapıyoruz.

Aslında çalışmayı ele aldığımız zaman bunu dışımızdaki sol ile birlikte planlayacağımızı tasarlamıştık. Ne yazık ki o zaman çeşitli nedenlerden adım atamadığımızdan, çalışmaya kendi içimizde başladık ve buralara kadar ilerledik.

Türkiye alenen görüleceği üzere ciddi bir süreçten geçiyor şimdi. Solun lehine bir süreç. Bu süreç bugün bizlere daha ciddi ve ağır sorumluluklar yüklemiş halde. Bugün sol içinde burjuva rekabetin veya günü kotarmak amaçlı siyasetin değil, birbirinden öğrenecek ve gelişecek, ortak fikirler çıkaracak ilişkilere ihtiyacımız çok daha fazla. Bugünkü koşullar bize bunu dayatıyor. Kübalı ünlü şair ve devrimci Jose Marti’nin çok sık kullandığımız “söylemenin en iyi yolu yapmaktır” düsturu meseleyi nasıl ele alacağımızı tekrar hatırlatıyor. Bugün alanlarda, forumlarda, derneklerde, partilerde veya dergilerde solun bu eksikliğini yinelemek değil; adım atmak gereklidir. Gerisi halkı kandırmak, oyalamak olacaktır. Bu da bir seçenek olsa da, yarınlara ışık tutacak anlayışa temelden zıttır.

Neden Kapital? Bugün Kapital’i tartışmak Türkiye’de krizi tartışmaktır. Tarihi tartışmaktır. Edebiyatı, sanatı tartışmaktır. Politikayı, siyaseti tartışmaktır. Kapital sosyoloji, felsefe öğrenmektir. Ve bizim için en önemlisi de tüm bunlarla birlikte meta fetişizmi kavramı ile sola bile hakim olmuş burjuva bireyci insanı ve insan ilişkilerini tartışmaktır. İşte tüm bunlardan ötürü ve cabasıyla Kapital tartışması bugün solun önemsemesi gereken bir tartışmadır.

Bugün bu çalışmadaki birikimimizi farklı gruplardan arkadaşların birikimi ile harmanlayacak sürece giriyoruz. Kapital çalışmaları ile ilgili anlaştığımız farklı gruplardan devrimciler var. Bu çapı daha da genişletmek isteriz. Çünkü dediğimiz gibi Kapital büyük bir tartışmadır. Birlikte öğrenmenin, gezi ruhuna yakışır bir şekilde eksikliklerimizden arınmanın, toplumun beklentilerini de karşılayacak bir solun temel yollarından birisidir.

Bunu yapalım! Şaşaalı sözler, gerçekliğimizi gizlemiyor. Gezi ayaklanması sonrası kitleyi bir hamlede yörüngesine sokmaya hevesli “Gezi ruhu, Gezi ruhu” lafazanlığı yerine adım atalım. Biliyoruz ki “değiştik” demekle değişim gerçekleşmiyor. Değişim; adım atmakla, süreç dahilinde oluyor. O halde biz de adım atalım. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here