Seda Şanlıer Yazdı: Eleştiri ve Özeleştiri Üzerine

0
196

Seda ŞANLIER

TDK Türkçe Sözlük’e göre eleştiri; bir olguyu ya da bir konuyu olumlu ve olumsuz bütün yönleriyle ele almaya denir. Özeleştiri ise kişilerin kendilerini ve eylemlerini gözden geçirmesine, dersler çıkarmasına denir. Bu kavramları sıkça devrimci mücadele içinde de kullanırız. Devrimci çalışmada ve yoldaşlar arasında eleştiri ve özeleştiri yapılır. Devrimci mücadelede neden bu kavramlara ihtiyaç duyarız? Ve en önemlisi bizler bu kavramlardan ne anlarız ve eleştiri-özeleştiri mekanizmasını nasıl kullanmalıyız?

İlişkilerimizin devrimcileşmesinde ve Hareketimizin gelişmesinde eleştiri ve özeleştiriye çok ihtiyacımız var. Karşılıklı devrimci eleştirici tutum, yoldaşlık ilişkilerimizin en temel öğelerinden biridir. Yoldaşlık ilişkisi karşılıklı saygıya, birbirine karşı sorumluluğa, birlikte öğrenmeyi olanaklı hale getirecek olan karşılıklı alçak gönüllüğe olduğu kadar devrimci eleştiriciliğe de dayanır.

Devrimci eleştiricilik kendine, yoldaşına, ait olduğun çalışma grubuna, örgütüne, çevrene ve dünyaya yaklaşımda devrimci mücadelenin ihtiyaçları açısından hareket eden bir eleştiriciliktir. Burada genel olarak parça bütüne tabidir. Yani devrimci mücadelenin uzun ve genel çıkarları her şeyin üstündedir. Örgüt gruplardan, gruplar ikili ilişkilerden, yoldaşlık ilişkileri de devrimci bireylerden önce gelir. Aynı zamanda ise parça ile bütün arasında tek taraflı ve sabit bir ilişki yoktur. Yani mesela “birimiz hepimiz” için kuralı esastır ama yeri geldiğinde “hepimiz birimiz” için oluruz.

Eleştiri ve özeleştiri teorik mücadelede dünyayı ve mücadelenin sorunlarını kavramak ve çözümler getirmek için yanlışlarımızı, zayıflıklarımızı ve eksikliklerimizi görmemize olanak sağlar. Devrimci eleştiricilik zayıf kalırsa teorik gelişme bundan çok zarar görecektir. Eleştiri aynı şekilde pratik çalışmada birlikte öğrenmenin ve gelişmenin en önemli itici gücüdür. Eleştiri ve özeleştiri bir kolektif çalışmanın kendisini düzeltmesine, geliştirmesine ve yenilemesine olanaklar sağlar. Eleştiri ve özeleştiri yoldaşlar arasındaki ilişkilerde bireyci ve lümpen eğilimlerin aşılmasına yardımcı olurken kolektif çalışma yeteneğini de arttırır.

Eleştiri ve özeleştiri hem kolektif olarak hem yoldaşlık ilişkileri olarak hem de bireysel olarak devrimcileşmeyi sağlar. Eleştiri ve özeleştiri sayesinde tek yanlılıktan kurtulur çok yanlı özelliklerimizi geliştiririz. Kendini çok bağımsız zanneden kendinden menkul yani otonom bir BEN’in sınırlarını aşarak BİZ oluruz. Bu BİZ anlayışı kişilikte devrimcileşme için de büyük olanaklar sağlayacaktır. Yani BEN bu durumda BİZ’in ayrılmaz parçası olarak kuvvetlenecektir.

Bireycilik ve Eleştiri-Özeleştiri

Kapitalizmin dayandığı rekabet insan ilişkilerini olumsuz etkiliyor. Bireyciliğe dayanan sistem yüzünden insanlar birbirine karşı ilgisizleşiyor ve başarılı olabilmek için birbirimizle sürekli rekabete sokuluyoruz. Toplumda yaygın olan bu anlayış nedeniyle kimi zaman hatalar ve eksiklikler konusunda birbirimize yardımcı olamıyoruz ve sessiz kalmayı tercih edebiliyoruz. Dahası, birbirimizi geliştirmek yerine birbirimizin yanlış ve zayıf taraflarından yararlanmaya kalkışabiliyoruz. Bu ilgisiz ve istismarcı tutumlara devrimci harekette de rastlanıyor.

Hatalara karşı duyarsız kalmak en çok yaşadığımız haldir. Burada hem birbirine hem Harekete hem de kendine karşı sorumsuzluk vardır. Burada “Başkasının hatasından bana ne, ben kimse için başımı ağrıtmam” tutumu söz konusudur. Yoldaşına karşı sorumsuzluk, Harekete karşı sorumsuzluğa dönüşecektir. Eğer ben kolektifin bir parçası isem aynı sorumsuzluğu kendime karşı da yapmış olurum. Çünkü oradaki ben, biz’in koparılamaz bir parçasıdır. Arkadaşım ve Hareketim gelişmezse ben de gelişemem. Kaldı ki birini eleştirmek kendimi de aynı bakışla gözden geçirmeyi gerektirir ki devrimcileşmek istemeyen insan bunu yapmaktan kaçınacaktır.

Hiç kimse devrimci eleştirinin üzerinde değildir. Bizler arkadaşlarımıza, Hareketimize, çevremize ve halkımıza karşı sorumluyuz. Hatalarımızın ele alınmasından korkmamalı, onların üzerine cesaretle gitmeliyiz. Çünkü gelişmek ve başarmak istiyoruz. Kimse mükemmel değildir. Mücadele etmek demek her gün her saat bilgilerimizi, eylemlerimizi, kendimizi sürekli gözden geçirmek demektir.

Peki Eleştiri Nasıl Yapılmalı?

Kimi zaman da eleştiri adı altında rekabetçi bir tutumla yıkıcılık yapabiliyoruz. Eleştiriyi kendimizi dışında tutarak, sert sözlerle ifade etmek devrimci mücadeleye katkısı olmayacağı gibi grup içinde motivasyonun da düşmesine yol açar. Motivasyonun düşük olduğu yerde ise en basit hata devasa bir hataya dönüşürken, sorumlusu olarak birbirimizi suçlarız. Bu durum yoldaşlar arasında ikiliğin ve grupçuluğun gelişmesine de sebep olur.

Yüzeysel değerlendirmelerden, yargılayan ve suçlayan tutumlardan özellikle kaçınmalıyız. Yani eleştiri sübjektif değil, objektif olmalıdır.

Eleştiri yaparken kullanılan dil de ayrıca önemlidir. Başkasını eleştirmekten kolayı yoktur. Ama eleştiriyi kendimize yapınca kullandığımız yöntemler değişebiliyor. Kendimiz eleştirileri nasıl duymak istiyorsak karşımızdakine de aynı şekilde dikkatli olmalıyız. Eleştiri yapmak demek karşı tarafı suçlamak ya da hakaret etmek değildir. Eleştirmek üstün gelme savaşı da değildir. Eleştiri saygılı bir tutumla yapılmalıdır.

Eleştiri yapılırken bir eylemin bir konunun bir şahsın ya da bir kurumun sadece zayıf ve hatalı yanlarına değil güçlü yanlarına da işaret etmeyi ihmal etmemeliyiz. Eleştiriye muhatap olan kişilerin devrimci yanlarına güçlü şekilde işaret etmeye özellikle önem vermeliyiz. Çünkü güçlü yanlarımız zayıf yanlarımızı aşmamıza yardımcı olacaktır.

Eleştiri doğrudan doğruya muhatabına yapılmalı, dedikoduya düşmemeye çok dikkat edilmelidir.

Özeleştiri Nasıl Yapılmalı?

Eleştiri ve özeleştiri birbirinden ayrılmaz iki bütündür. Özeleştiri zaaflarımızla yüzleşmemizin en iyi yoludur. Kendini eleştiremeyen, devrimcileşemez. Bir devrimci en acımasız eleştiriyi önce kendine yapmalıdır sonra da çevresine. Eleştiri almak, düşmanlık görmek değildir. Özeleştiride dinlemek, hem eleştiri yapanın arkadaşın hem de gruptaki arkadaşların bakışını da deneyerek yapılan eleştiriyi anlamaya çalışmak, birinci koşuldur.

Eleştiriyi, gelişme olanağı olarak görmek çok önemlidir. Fakat çok zaman bir eleştiri yapıldığında bunu şahsi bir hücum gibi algılayıp kırılgan tutumla eleştiriye karşı, eleştiri yoluyla cevap verebiliyoruz. Yapılan eleştiriyi anlamaya çalışmak ve özeleştirici bir tutuma girmek yerine gurur yapıp, gelişmemiz önündeki en büyük engel olarak kendimiz duruyoruz. Halbuki bizlere hatalarımız ya da eksikliklerimiz işaret edilmişse onları samimi bir tutumla görmeye çalışmalı ve alçak gönüllü bir tutumla kabul etmeliyiz. Eleştiriyi anlamaya çalışmalı ve ondan faydalanmaya çalışmalıyız. Hatayı neden yapıyoruz ve sebepleri nelerdir? Bu sorular yardımıyla hatayı bütün açıklığı ile görmeye çalışmak ve düzeltmek için etkili adımlar atmak önemlidir.

Sonuç olarak eleştiri karşısındaki özeleştiri, polemikçi değil diyalogcu bir tutumla yapılmalıdır. Öyle ki eleştiri yapılan konuda hem eleştiren, hem eleştirilen hem de toplantıda hazır bulunan arkadaşlar birbirinin yardımıyla daha ileri bir kavrayışa ulaşabilsin.

Kimi zaman ise hatalarımızı kabul ediyoruz ama düzeltmek için gereken çabayı sarf edemiyoruz. Özeleştirinin en önemli yanı, sözünün arkasında durmaktır. Aynı hataları üst üste binlerce kez yapmak, özeleştiriyi sadece yozlaştırır.

Süreç Nasıl Takip Edilmeli?

Eleştiri ve özeleştiri mümkün olduğu kadar grup içinde yapılmalıdır. Yani sadece eleştiriye muhatap olan(lar) ile sınırlı kalmak sanıldığı kadar yararlı bir metot değildir. Bu metot sadece çok özel durumlarda işe yarayabilir. Eğer devrimcileşmede insan ilişkilerine yoğunlaşmayı esas alıyorsak o halde her türlü sorunumuzu birbirimizin huzurunda tartışmaya hazır olabilmeliyiz.

Eleştiri ve özeleştiri süreci mutlaka takip edilmelidir. Bunun için bütün gruplar en az ayda bir kez toplanarak bu süreci birlikte değerlendirmelidir. Bu toplantıların mutlaka sürekliliği olmalıdır.
Düzeltilmesi gereken konuda herkes takipçi olmalı, hepimiz birbirimize yardımcı olmalıyız. Çünkü eğer bir yoldaşlar isek eğer her birimiz sadece kendimiz değil aynı zamanda birbirimiz isek hiç bir hata ya da eksiklik sadece eleştirilen arkadaşa ait değildir.

Aynı zamanda her grup toplantısı, her örgüt toplantısı bir eleştiri-özeleştiri toplantısıdır. Bu toplantılarda birlikte öğrenme yoluyla gelişme amaçlanırken, geçmiş süreç de gözden geçirilir. Grupların çalışmaları başka grupların da gözleriyle görülür, öneriler getirilir.

Yapılan toplantılar mümkünse kayıt altına alınmalıdır. Bu toplantı kayıtları deneyim ve tecrübelerin yeniden gözden geçirilmesine yardımcı olurken ilerisi için de kaynak görevi görür. Eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını geliştirmemiz birlikte öğrenmemizin, birlikte devrimcileşmemizin yolunu açacaktır. Bu mekanizmayı sözlerle bırakmayıp kararlı bir devrimci tutumla gerçeğe dönüştürmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here