ERDOĞAN NEREYE GÖTÜRÜYOR?

0
678

Hamza Yalçın

Kayyum atamaları, Suriye’de ABD ile Müşterek Harekat Merkezi ve Kürt hareketine karşı operasyonlar kamuoyuna hükümetin haklı ve kişilikli politikaları olarak lanse ediliyor. Bunlar neye hizmet ediyor ve Erdoğan nereye varmaya çalışıyor?

Öncelikle Diyarbakır, Mardin ve Van’da seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanması, 12 Eylül ve 12 Mart darbelerinden aşağı kalmayan bir darbedir. Kendi iktidarına karşı her türlü muhalefeti “darbe” diye nitelendiren Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bile kayyum atamayı düşünebileceği söyleniyor. 

AKP’nin darbe mağduru propagandası ilginçtir. İktidara hükümet darbesiyle gelen Erdoğan tüm iktidarı kendi elinde toplamak amacıyla devlet kurumlarını tasfiye ederken sürekli darbe mağduru rolünü oynadı. Milletvekili seçildiğinde korumaya ant içtiği rejimi sürekli ortadan kaldırmak İçin uğraştı. 

Kendisi orduda ve yargıda darbeler yaparken “Darbeciler hükümeti devirecekler” yalanını uydurdu. O, sadece 2007 Cumhuriyet Mitinglerini değil 2013 Gezi Direnişi’ni bile hükümet darbesi girişimi olmakla suçladı ve muhalifleri tasfiye etmek için kullandı. Ortağı Cemaat tarafından yolsuzluklarının açığa vurulmasına (17-25 Aralık) darbe dedi. Yasalara ve Anayasaya uygun olarak tarafsız cumhurbaşkanı olacağı yolundaki yeminini de herkesin gözüne baka baka çiğnedi ve partili cumhurbaşkanı olarak devleti gerici yönde ve yasadışı yolları esas alarak değiştirmeye devam etti. 

O Türkiye’de darbeler yapmakla yetinmedi. Suriye’de Esat rejimini devirmek amacıyla dinci çeteleri silahlandırdı. Onlara asker, silah ve para desteği verdi. Çeteleri Türkiye bütçesinden maaşa bağladı. Türkiye bütçesinden milletin tepesine ikide bir kaldırdığı jetlerle bomba yağdırırken İzmir’de yanan ormanlarımızı söndürmek için uçak vermeyi masraflı olur, gerekçesiyle reddetti.  

Ağızlara sakız olan 15 Temmuz darbe girişimi bile aslında 20 Temmuz darbesinin açılışıdır. Yani Erdoğan darbe mağduru rolünde 20 Temmuz 2019’da darbe yaptı. 

Bu kayyum atamaları hem muhalefete gözdağı vermek hem de içerideki şovenizmi okşayarak Türkleri kandırmak amaçlıdır. Erdoğan kayyum atamaları ve operasyonlarla Kürt hareketini ve toplumda milliyetçi kutuplaşmayı kışkırtıyor. Bu yoldan muhalefetin HDP ile ittifakının gelişmesini  önlemeyi amaçlıyor. Diğer yandan kendisi Kürt hareketi ile yeni bir anlaşma süreci başlatmanın fırsatını arıyor. 

Suriye’deki Kürt oluşumuna asla tahammül etmeyeceğini iddia eden Erdoğan çok zaman yapmış olduğu gibi aslında Kürt hareketi ile ABD üzerinden iletişime girmiş bulunuyor. Kendi yurdunun insanı ile doğrudan temas kurmayı reddederken onunla ABD gibi okyanus ötesi bir işgalci güç aracılığıyla görüşüyor. ABD ile kurduğu Müşterek Harekat Merkezi aynı zamanda Suriye’nin ABD tarafından işgal edilmesinin de tanınması oluyor. Erdoğan Suriye topraklarındaki sorunları Suriye hükümeti ile değil işgalci ABD ile görüşüyor ve ABD ile iş tutuyor. Kamuoyu önünde “ABD emperyalizmine karşı dik duran adam” propagandasının arkasındaki gerçek budur. Üstelik “ABD’ye kafa tutan lider” rolünü oynayan Erdoğan, son anlaşmayla Şanlıurfa’yı ABD askerine açmış oldu. 

Propagandalar iktidarın ABD’yi Türkiye’den attığı izlenimi veriyor. Oysa ABD Türkiye’deki askeri üslerini koruduğu gibi yeni askeri imkanlar elde ediyor. Hükümet bir yandan kameralar önünde ABD’ye karşı  İran’la ve Venezüela ile dayanışma nutukları atıyor iken diğer yandan Venezüela’ya ve İran’a karşı ekonomik yaptırımlara pratikte uyuyor. ABD her seferinde Erdoğan’dan istediklerini alırken Erdoğan’ın Türkiye kamuoyu önündeki prestijini ayakta tutmasına destek olmayı da ihmal etmiyor. 

Erdoğan bir yandan ABD ve İsrail karşıtı  görünmeye çalışırken diğer yandan Ortadoğu’da ABD ve İsrail planlarına sürekli hizmet ediyor. Irak’ta ABD işgaline arka çıkarak oradaki Barzani rejimini korudu. Şimdi Erdoğan Barzani rejiminin Irak hükümetiyle birlikte davranmasını dahi önlemeye çalışıyor. Suriye’nin iç savaşa sürüklenmesi, bilindiği gibi, ABD ve İsrail’in Kürt halkını kendi inisiyatifi altına alma hedeflerine hizmet etti. Erdoğan’ın Suriye’yi istikrarsızlaştırma politikalarını ısrarla sürdürüyor olması çok ilginçtir. 

Erdoğan’ın bir diktatör görünümüyle iş başında kalması da ABD planlarına hizmet etmektedir. Mevcut baskı rejimi ve kayyum atamaları Kürtlere Türkiye içinde özgür bir geleceğin mümkün olamayacağı düşüncesine hizmet ediyor. Erdoğan kendi iktidarı için yarın Kürt hareketi ile ittifak yapabilir. Kürt hareketi yarın Erdoğan ile anlaşma yapsa bile ona asla güvenmeyecek. Yaşananlar Kürtleri ABD ve İsrail’e yaklaştırmaya hizmet ediyor. 

Erdoğan’ın hiçbir adımında Türkiye’nin çıkarlarını korumak görülmüyor. Onun bütün çabaları kendi iktidarını korumak amaçlıdır. Emperyalist tekellerle birlikte ormanlarımızın ve doğanın katledilmesi, Türkiye’nin varının yoğunun satılması ve şehirleri mahveden beton ekonomisi, iktidarın ömrünü uzatmak için uyguladığı politikalardır. 

Erdoğan’ın destekçileri Bahçeli ve Vatan Partisi kayyum atamalarının ve Suriye’de ABD ile Müşterek Harekat Merkezi’nin kamuoyuna kişilikli politikalarmış gibi lanse edilmesine yardımcı olmaya çalışıyorlar.* Erdoğan emperyalizmin eliyle iş başına geldi ve bugüne kadar Kürtlerle Türklerin ve bölge halklarının arasını açma planlarına hizmet etti. O ABD ile Rusya’yı dengeleyerek kendi iktidarını uzatmaya çalışırken ABD ise onu iyice kullandıktan sonra çöpe atmaya hazırlanıyor. 

*Erdoğansever liberaller buradan Erdoğan’ın “derin devlet”in tutsağı olduğu propagandası yapıyorlar. Bu propagandalar Erdoğan’a kendi iktidarını sürdürmek için manevra yapma imkanları sunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.