Erdoğan’ın Baskın Seçim Kararına Karşı

0
807
Sürekli destek kaybettiğini gören Erdoğan 2019 yılı Kasım ayı için kararlaştırılmış olan seçimleri yaklaşık 1 yıl 5 ay öne aldı. Daha önce erken seçim iddialarını defalarca yalanlayan, seçimlerin zamanında yapılacağını defalarca ifade eden Erdoğan baskın seçim kararı için “devletin bekası” gerekçesini ileri sürdü.
Saltanatlarının bekası gerçekten de tehlikede. İktidar ekonomik krizin dolu dizgin yaklaşmakta olduğunu görüyor. Artan ekonomik sorunlar nedeniyle gün geçtikçe daha çok yıpranıyorlar. Daha 7 Haziran 2014 seçimlerinde tek başına hükümet kuramaz duruma gelmişlerdi. Sonra kendileri dışında bir hükümet kurulmasını çeşitli entrikalarla engellediler ve 7 ay sonra düzenlenen seçimi baskı ve terör yoluyla aldılar. Kürt hareketini ezmek için onu tahrik ederek Hendek savaşlarına çektiler. 7 Haziran 2015’te başlayan Hendek savaşlarında binlerce Kürt gencini katlettiler, Kürt şehirlerini yerle bir ettiler, böylece hem Türk-Kürt çelişkisini körüklediler hem de bütün Türkiye’ye korku yaydılar. Binlerce Kürt siyasetçisini hapse tıktılar. Seçilmiş belediye başkanlarını zorla görevden alıp yerine kayyum atadılar. Muhalif basını susturmak içim Türkiye’yi gazeteciler hapishanesi haline getirdiler FETÖ operasyonları adı altında ülkeye korku yaymayı sürdürdüler. Destek kaybetmeye devam ederken darbe girişimini fark ettiler. Darbe girişimini önlemek yerine onu kontrollerine alıp “Allah’ın kendilerine bir lütfu” haline getirdiler. 15 Temmuz’da erken doğum yaptırdıkları darbe girişimin hemen ardından 20 Temmuz’da kendi darbelerini yaparak Olağanüstü Hal ilan ettiler. Olağanüstü Hal koşullarında düzenledikleri referandumu dahi kaybettikleri halde oy sayımında hile ve zorbalık yaparak kendilerini kazanmış ilan ettiler. Yüz binin üstünde kamu çalışanını işten attılar. Basını, yargıyı kontrollerine almaları güç kaybetmelerini önlemlerine yetmeyince kendilerine oy desteği sağlamak ve ABD’yi kendi taraflarına çekmek için bir kez daha Kürtlere ve Suriye’ye saldırarak Afrin’in işgali ettiler. Savaş gerekçesiyle muhalefeti susturarak ülkeyi şovenist propagandaya boğdular. Ancak Afrin’in işgalinden de bekledikleri kamuoyu desteğini bulamadılar. İttifak Yasası çıkardılar ki daha rahat hile yapabilenler. Hiçbiri oy kaybetmeye devam etmelerini önlemeye yetmediği için şimdi de baskın seçimi gündeme getirdiler.
Suriye’deki gelişmeler Erdoğan’ın ABD ile Rusya arasındaki rekabeti kullanabilmesini zorlaştırıyor. Suriye’nin işgalinin hem ekonomik hem de siyasi yükü gün geçtikçe artıyor. Seçimler gene Olağanüstü Hal koşullarında yapılacak. İktidar seçimlere sadık hizmetkarı MHP ile ittifak yaparak giriyor. MHP barajın altında kalsa bile ittifak toplam yüzde 10’u aşkın oy alacağı için MHP de barajı aşmış sayılacak. İyi Parti’nin seçimlere sokulmaması, muhalefet partilerinin ittifak yapmasının önlenmesi ve HDP’nin de barajın altında bırakılması hedefleniyordu. İyi Parti seçimlere girebiliyor. Ayrıca yeni seçim yasası oyların çalınmasına geçmiştekinden daha çok olanak sağlıyor. Erdoğan baskın seçim yoluyla parlamentoda çoğunluk sağlayarak, başkanlık seçimini kaybetmesi halinde başkanlığı kazanacak şekilde yeniden seçim yaptırmayı da istiyor.
Erdoğan toplumda, muhalefetin seçimleri her halükarda kaybedeceği düşüncesini yaratmak istiyor. Oysa seçimlerin birdenbire bu kadar erkene alınması, Olağanüstü Hal’in uzatılmasın, İttifak Yasası ve diğer baskı ve hileler Erdoğan’ın seçimleri alacağı anlamına gelmez. Kaybetmeleri daha büyük olasılıktır.
Hem ülkemizde hem de yurt dışında sandığa gidilmesini teşvik etmeliyiz. Seçim koşullarını değerlendirerek Erdoğan’ın kaybetmesi için çalışmalıyız. Oyların çalınmasını önlemek için mahalle mahalle semt semt örgütlenmeliyiz.
Seçimler ne denli adaletsiz koşullarda yapılıyor olursa olsun önemlidir çünkü diktatörlük bir kez daha zor duruma düşecektir. En önemlisi ise, seçim ortamından da yararlanarak diktatörlüğe karşı bütün muhalefet güçlerini birleştirecek alternatif halk örgütlenmeleri yaratmaktır. Etnik ve dinsel kutuplaşmayı, yüzeysel sağ sol ayrımını aşarak işsizliğe, hayat pahalılığına, baskılara ve gericiliğe karşı halkın demokratik hak ve özgürlükler temelinde örgütlenmesi gerekir. Solun kendi içinde ve bağımsız temelde birliği, Türk ve Kürt yurtseverlerinin karşılıklı saygı temelinde birliği; muhalefetin birliğinin temelini oluşturacaktır. Muhalefetin birliği şadece Türkiye’nin değil Ortadoğu’nun ve dünyanın geleceği açısından da çok önemlidir.
Odak Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here