Erdoğan’ın Diktatör Arkadaşı El-Beşir Devrildi, Sudan’da Neler Oluyor?

0
108

Doğan Baran

“Dünya liderliği” ile övünen Erdoğan, bu “niteliğini” de 24 Haziran seçimleri sonrası kendisini tebrik eden öteki liderler ile tanıtlıyordu. Kim bu Türkiye “demokrasisini” tebrik eden liderler peki? Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Katar Emiri, Özbekistan Devlet Başkanı, Kuveyt Emiri, Somali Cumhurbaşkanı, Gine Dışişleri Bakanı, Suriyeli “muhalif ve devrimci” güçlerin başkanlığı… Tabii bir de yazımızın konusu Ömer El-Beşir; kendisi birkaç gün önceye kadar Sudan Devlet Başkanı idi.

El-Beşir 1944 yılında Sudan’ın başkenti Hartum’da doğuyor. 1966’da askeri akademiden mezun oluyor ve generalliğe kadar yükseliyor. Ülkenin güneyinde faaliyet yürüten Sudan Halk Kurtuluş Ordusu’na karşı verdiği savaş en “önemli” görevlerinden. 1989 yılında ise kendisinden önce seçimle iş başına gelmiş hükümeti deviriyor ve Sudan’ı 1993 yılına kadar cunta ile yönetiyor. 93 yılında ise “sivilleşen” Ömer El-Beşir o günden beri de İslamcı bir yönetim anlayışı ile ülkeyi yönetir haldeydi.

Ömer El-Beşir, 1989 yılında darbe ile iktidarı ele geçirdiğinde Müslüman Kardeşler örgütünün Sudan kolu Ulusal İslami Cephe ve onun önderlerinden Hasan El-Turabi’den tam destek almıştı. Yani İhvancı kimliği açıktadır. Diktatörlüğü süresince ismi sayısız eziyet ve katliam ile anılmıştır. Beşir, soykırım ile suçlanıyordu; 2003 yılında Darfur’da hükümet tarafından desteklenen milis güçleri 200 binden fazla insanı katletti; sistematik tecavüzlerin ve sürgünlerin gerçekleştiği de ayrıca biliniyor. El-Beşir ile Erdoğan’ın ilişkileri malum… Erdoğan, 2009 yılında Darfur’a ziyareti sonrasında soykırıma ait herhangi bir bulgu tespit edemediğini söylemişti.

Sudan’da bir süredir ekonomik kriz hat safhadaydı. Darfur soykırımı nedeniyle halen birçok ülkenin yaptırıma maruz bıraktığı Sudan’a, ABD geçtiğimiz sene yaptırımlarını kaldırarak yardımcı olmaya çalışmış ama buna rağmen Sudan pek fazla yatırım çekememişti.

El-Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında çıkarttığı tutuklama kararına karşı 2017’de Moskova’ya ziyareti sırasında Putin’den yardım istemişti. ABD’ye karşı kendisini korumasını talep etmişti. 16 Aralık 2018’de ise Suriye’ye ziyareti Türkiye dahil bir çok ülkede konuşuldu. Hemen 19 Aralık’ta ise ekonomik krizin derinleşmesi ve ekmek fiyatlarının da 3 katına çıkması ile birlikte diktatörlüğe karşı sokak muhalefeti gelişmeye başladı.

Polis ve şimdilerde yönetime el koyan ordunun muhalefete karşı tavrı sert olmuştu. Onlarca kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve hapse atılmıştı. Protesto gösterileri buna rağmen daha da alevlendi.

Sokak muhalefetinde Sudan Komünist Partisi’nin etkili olduğu ifade ediliyor. Bu savı İhvancıların söylemlerinde Komünist Parti’yi hedef alması da doğrulayabilir. Son bir haftadır protesto gösterilerinin iyice şiddetlenmesi sonucunda dün silahlı kuvvetler yönetime el koyduğunu açıkladı. Ulusal kanal, radyo ve stratejik noktalar ele geçirildi. Erdoğan’ın arkadaşı diktatör Ömer El-Beşir, öteki darbeciler tarafından ev hapsine alındı. İhvancı hükümet yetkililerinin tutuklandığı bildirildi. 2 yıllık askeri geçiş meclisi kurulacağı açıklanarak 3 aylık OHAL ilan edildi. El-Beşir’in adamı, eski Savunma Bakanı Avd Bin Awf, yeni yönetimin başında kendisinin olacağını ilan etti.

Sokak, askerin yönetime el koymasından yana değil tabii. Halkın mevcut durumdan rahatsızlığı ifade ediliyor. Sudan Komünist Partisi, “Siyasal islam diktasına karşı ayaklanan kitlelerin onurlu mücadelesine karşı bir saray darbesi gerçekleşmiştir” açıklamasında bulundu. Sokak muhalefeti bir bütün olarak yönetimi devralan silahlı kuvvetlere karşı sert sözler sarfetmese de yönetimin sivil bir konseye devredilmediği sürece sokağı bırakmayacaklarını bildirdi.

Darbeye Rusya açıkça tepki gösterdi. ABD’nin açıklamaları gayet yumuşaktı. Erdoğan ise ne nalına ne mıhına… Durumun biraz daha netleşmesini bekliyor gibi; kısa zaman sonra dün “iyi bir Müslümandır” dediği El-Beşir’e “eyyyy Beşir” derse şaşırmayalım.

Öyle görünüyor ki ABD zamanında El-Beşir ile anlaşmak istemiş. Fakat bu durum oluşamamış. Ömer El-Beşir, Rusya ile de görüşmeye başlayınca ABD iyice uzaklaşmış. Komünist Parti, El-Beşir’in on yıllardır ülkeyi CIA ve MOSSAD faaliyetlerine açık hale getirdiğini belirtmiş. Afrika’nın en büyük CIA üssü burada kurulmuş. Yani bu Sudan’ın Amerikan denetimine gayet açık bir ülke olduğunu gösteriyor. ABD Sudan’da bir süredir zaman kolluyor olmalı.

Aylardır Sudan halkının ve ilerici güçlerin geliştirmiş olduğu sokak muhalefetini ve kazanım olanaklarını şimdi ABD destekli silahlı kuvvetler toplumdan çalmış gözüküyor.

Ufukta özgürlükçü bir Sudan gözükmüyor tabii. Bir darbeciyi öteki darbeciler gönderdi, olan biten bu. Fakat sokak muhalefetinin ve ilerici güçlerin öz güçlerine güvenerek cesaretle ve kararlılıkla taleplerinde ısrar etmesi, onlara yeni olanaklar geliştirecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.