FETHULLAHÇI TARAF GAZETESİNİN MİSYONU DOLDU

0
114

ODAK

Milliyet gazetesinin 16 Aralık 2012 sayısında Kadri Gürsel Taraf’ın Zombileşmesi başlıklı makalesinde Taraf gazetesinde yaşananları analiz etmiş. Yazara göre Ahmet Altan’ın ayrılmasıyla
birlikte Taraf gazetesinin kimlik ölümü gerçekleşmiştir. Şöyle devam ediyor yazar:

“Taraf gazetesinden, gazeteyi “Taraf” yapan, adıyla özdeş Ahmet Altan’ın ayrılması, bu gazetenin “kimlik ölümü”nün gerçekleşmesidir. “Kimlik ölümü”nden sonra artık Taraf bir süre daha çıksa da, o artık bir “yaşayan ölü”dür. Bugün gidip bayiden satın alacağınız Taraf bilin ki bir “zombi gazete”dir.Tabii ki basın tarihimizin ilk “zombi gazetesi” değildir bu. Kimliksizleştikten
sonra, ellerinde tuttuklarının aslında bir zombi gazete olduğunu anlamayan şuursuz okurlarının satın alma alışkanlığı sayesinde fiziki varlığını bir süre daha devam ettirmiş başka gazeteler de oldu. Zombileşmek ya Taraf’ın başına geldiği gibi birden bire oluyor, ya da yavaşça… “Taraf’ın ruhu” Ahmet Altan, bedeni terk edince anladık ki Taraf artık bir zombidir. Ruh bedenden nasıl ayrıldı? Romancılığa dönüş ya da maddi darboğaz vesaire gibi açıklamalara itibar etmiyoruz. Taraf’ın çıktığı günden bugüne Ahmet Altan’ı romancılığa dönmekten alıkoyan neydi? Taraf gazetesi “AKP ve Gülen Hareketini Bitirme Planı”nı patlatırken, “Balyoz” dosyalarıyla Türkiye’yi sallarken maddi sıkıntı, darboğaz, maaşını alamayan personel yok muydu? Bizzat biliyoruz ki hepsi vardı. Ama gazetenin bir misyonu da vardı. O gazeteyi bedeniyle ruhuyla ayakta tutan o misyondu. Taraf bir misyon gazetesi olarak kuruldu. Gazeteciliği
de o misyona tabi kıldı. Türkiye’yi yöneten iktidar koalisyonuyla ittifak halinde, aynı anda, aynı hedefe, benzer bir üslupla taarruz etti. Hatta Taraf’ın en önde cepheye sürüldüğü bile söylenebilir. Hedef, Türkiye’de siyasetin askerden arındırılmasıydı. Frenkçesi “demilitarizasyon”. Siyasete ve Türkiye’yi yönetmeye meraklı, kendilerini ülkenin doğal sahibi sanan askeri
vesayet takipçisi generaller analarından doğduklarına pişman edilirken kullanılan en keskin medya kılıcı Taraf gazetesiydi. Mamafih bu amansız mücadeleyi demokratikleşme kavgası sananların yanıldıkları geç olmadan ortaya çıktı. En başından itibaren bir iktidar kavgasıydı bu. Demilitarizasyonun, sivilleşmenin otomatikman demokratikleşmeyi getirmediği meydanda.

Türkiye’ninki otoriter bir sivilleşme oldu. Ama Kürt sorunu başta, demokratikleşmeden başka çözümü olmayan yığınla acil meselemiz var ve Türkiye’nin gündemi artık bu. Özgürlükçü bir demokrasinin kurulması ve kökleşmesi… Ahmet Altan bu ihtiyacı görmedi mi? Bana kalırsa gördü ve Taraf’ın bitmiş olan misyonunu yeniden tanımlamak istedi. Gazetesine demokratikleşme gündeminin ön safında yeni bir yaşam alanı açmak istedi. Demokratikleşme misyonu ekseninde bir gazetecilik ise siyasi iktidarın tutum ve uygulamalarına muhalefet etmeden olmazdı. Ayrılana kadar bunu yaptı da… Yapmasaydı, yeni bir misyonun peşine düşmeseydi, bundan çok daha önce gazetesiyle birlikte o da ruhsuz iktidar medyası hizasında bir zombiye dönüşecekti. Şimdi kendi ruhunu kurtardı ama gazetesini gazetesini feda ederek… Ahmet Altan Taraf’ı kendi çocuğu olarak görebilir. Ama yakın geçmişte ittifak ettiği iktidar unsurları belli ki Taraf’ı kullanım süresi geçmiş bir vasıta olarak görmüşler. Taraf’ın kuruluş amacı dışında kullanılmasına izin vermediler.”

Buradaki ”kuruluş amacı” ifadesi yerinde bir ifadedir. Taraf-AKP-Gülen cenahına soldan taraf çıkmak için kurulmuştu.

Peki Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Murat Belgelerin ayrılmalarının ardından Taraf başka ellere mi geçti? Hiç sanmıyoruz. Hatta Ahmet Altanların askerlerle fazla sorunu olan idealistlerden sayılmaları da çok zor. Mesela Taraf yazarları Ahmet Altanlar ve Murat Belgeler cunta döneminde ezilen yazarlar mıydı yoksa askeri rejimin solu yasaklayarak ortalığı emanet ettiği insanlar mıydılar?

Hatırladığımız kadarıyla cunta döneminde onlar Ecevit’ten ve Baykal’dan bile daha özgürdü. Sol cenaha hitap edecek şekilde yasalda yazmak neredeyse tek onlara serbestti.

Sonra yükselen yeni iktidar odağının safına geçtiler. Rollerini artık oynayamaz hale gelince Cemaat-AKP kapışması sırasında AKP iktidarına bir-iki laf atar gibi davrandılar ki biraz da anlaşmazlık yaşanmış gibi ayrılabilsinler. Söz konusu olan, özünde şike bir anlaşmazlıktı. Bu insanların burjuva liberallikleri bile kuşkuludur. Kimilerinin solcu sandığı Ahmet Altan ve Murat Belgeler solcu olmak bir yana gerçekte şaibeli liberallerdir.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here