Hamza Yalçın Yazdı: Gelişmeler Ve Solda Birlik Üzerine

0
93

Hamza YALÇIN

Egemenler dünyanın ezilenleri ve aşağılananları düzene özgürlükçü alternatif yaratacak yerde IŞİD gibi örgütlerin içinde sefilleşmesinin yolunu açıyorlar. Böylece hem ezilenlerin enerjisi en pis şekillerde çarçur ediliyor hem de sömürü ve zulüm düzeni meşruiyet kazanıyor. Kitlelere IŞİD’in canavarlıklarını göstererek, kendi düzenlerinin biricik insancıl ve demokratik düzen olduğu düşüncesini benimsetiyorlar.

Ilımlı İslam modeli İŞİD ile birlikte olabilecek en kötü hale geldi. IŞİD fanatizmde Taliban’ı çok geride bıraktı ve dinciliğin hangi canavarlıklara kadar ulaşabileceğini gösterdi. Dincilik, rezaletini 21nci yüzyılda Allah adına kameralar önünde insan kesmeye, kadınları silah zoruyla esir alıp onları seks kölesi olarak satmaya kadar vardırabildi. İŞİD, yaptığı lanetli işler sayesinde alabildiğine palazlandı. Canavarı geliştirenler onun belli bir aşamaya ulaştığını gördüklerinde önünü kesmeye başlıyorlar.

Ilımlı İslam’ın çocuğu

Şimdi emperyalist güçler İŞİD’e karşı koalisyon kurduklarını bildiriyorlar. Onu kuran kendileri değilmiş gibi! İngiltere, İŞİD’e karşı savaşın uzun süreyi kapsayacağını açıklıyor. ABD Başkanı Obama, İŞİD’i hafife almakla hata etmiş oldularını söylüyor. Türkiye bile IŞİD’e karşı açıklamalar yapmaya başladı. Gören de sanır ki IŞİD gökten zembille inmiş!
Oysa IŞİD emperyalizmin, yeni-liberalizmin ve Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında geliştirilen Ilımlı İslam’ın çocuğudur. Cihad adına IŞİD saflarında kan döken öfke, azgelişmiş ülkelerin sömürülmesi ve geri bıraktırılmasının ve yeni-liberalizmin yolaçtığı işsizlik, gelir dağılımı ve dışlanmaların biriktirdiği öfkedir. IŞİD saflarında akıl almaz canavarlıklar yapan sefiller emperyalist sömürüye başkaldırdıklarını sanıyorlar. Avrupa’nın dışlanmışları IŞİD saflarında orijinal bir kimlik bulduklarını sanıyorlar. IŞİD, İngiliz ve Amerikan emperyalizminin on yıllardır İslam ile oynamalarının ürünüdür. Onu besleyip büyütenlerden Amerikan başkan yardımcısı Biden diyor ki Türkiye dinci savaşçılara yüzmilyonlarca dolar para, onbinlerce ton silah gönderdi. Alman siyasetçisi Roth Türkiye’nin IŞİD’e sadece eğitim üssü sağlamakla kalmayıp aynı zamanda ona petrol ticareti yapma olanağı sağlayarak yüzmilyonlarca dolar kazandırdığını, Türkiye’de onlara üs kurdurttuğunu, caniler Suriye’ye rahat rahat gidip insan öldürsünler, geri dönsünler diye sınırlarını açık tuttuğunu belirtiyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Kuveyt’ten oluşan Sunni dinci cephe Büyük Ortadoğu Projesi’nin taşeronluğunu almışlardı. Arkalarında Amerika, İngiltere ve İsrail bulunuyordu. Herkes birbirini kullanıyordu. IŞİD bu işbirliğinin ürünüdür.

Hüsnü Mahalli IŞİD konusundaki iki yüzlülüğü güzel yazıyor. (Tezkereli Sorti, Yurt Gazetesi, 2 Ekim 2014):

Her ne hikmetse ABD ve Koalisyon uçakları Aynelarab ( Kobani) kasabasını kuşatan IŞİD’i yok edemiyorlar. IŞİD’in orada 8 tankı, az sayıda top ve zırhlı aracı var. ABD isterse bunları 5 dakikada yok eder. ABD isterse Erdoğan’dan rica eder ve Türk uçakları ya da topçusu bunları bir dakikada ortadan kaldırır. Türk askeri Obama’nın ricasına gerek kalmadan Süleyman Şah Türbesi’ni tehdit eden IŞİD’çileri de 5 dakikada temizler.

Şimdi bile IŞİD’in hemen ortadan kalkmasını istemiyorlar ki oluşacak durumun ürünlerini derlesinler. IŞİD’i kullanıyorlar. Egemenler dünyanın ezilenleri ve aşağılananlarının düzene özgürlükçü alternatif yaratacak yerde IŞİD gibi örgütlerin içinde sefilleşmesinin yolunu açıyorlar. Böylece hem ezilenlerin enerjisi en pis şekillerde çarçur ediliyor hem de sömürü ve zulüm düzeni meşruiyet kazanıyor. Kitlelere IŞİD’in canavarlıklarını göstererek, kendi düzenlerinin biricik insancıl ve demokratik düzen olduğu düşüncesini benimsetiyorlar. Ezilenler böylece emperyalizme karşı bir alternatif yaratamaz duruma geldikleri gibi ortaya çıkan IŞİD gibi örgütler Batılı emperyalistlere zorluk çıkaranlara karşı tehdit olarak kullanılıyor. Savaşın uzun süreceği sözleri IŞİD gibi örgütlerin uzun süreli kullanılması düşüncesini yansıtıyor.

Türkiye oligarşisi IŞİD’i hem Suriye’ye hem de PKK’ye karşı kullanıyor.Türkiye oligarşisi Kürt ulusal hareketinin ağır bir yenilgi almasını istiyor. Oligarşi PYD’ye yardım etmek için onun Esad’a karşı savaşan güçlerin safına geçmesini şart koştu. PYD bunu yaparsa IŞİD gibi örgütlere teslim olmak zorunda kalacağını iyi biliyor

Dincilik inişte sol ise beklemede

Ortadoğu’da dincilik her bakımdan iflas ediyor. Ilımlı İslam Cephesi ülkeleri artık IŞİD’e doğrudan yardım edemiyorlar. Dincilik ABD emperyalistleri tarafından eskisi gibi desteklenemeyecektir. Çünkü dincilere giydirilen özgürlükçü elbiseler paramparça oldu.

Türkiye’de AKP rejimi yakın zamana kadar Sunni dünyaya kurtarıcı, Batı’ya ise demokrat olarak lanse edildi. Suriye düşmediği için Sunniliği istismar eden dinci cephe bölündü ve daha da bölünecek. Erdoğan Suriye’de yüzbinlerce insanın ölümüne ve milyonların göç etmesine sebep olduğu için hedef haline gelecektir. Türkiye’de ise açığa çıkmış muazzam yolsuzlukları var. Dinciliğin inişe geçmesiyle AKP’nin darmadağın olması ihtimali gittikçe güç kazanmaktadır. Erdoğan bu gelişmeyi önlemek için iç savaşı bile göze alacak bir politikacıdır.

Türkiye solu bu koşullarda düzene alternatif yaratmak göreviyle karşı karşıya bulunuyor. Düzene alternatif yaratmanın yolu ise birlik ve yenilenmeden geçiyor.
Odak dergisi olarak ısrarla şu gerçeğe dikkati çekiyoruz: Türkiye solu reel sosyalizmin çöküşünden bu yana milliyetçilik ve dincilik tarafından safdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır ve bu tehlikeden ancak yenilenerek kurtulabilir. Artık emperyalizm karşısında bir karşı ağırlık oluşturan reel-sosyalizm yok. Onun mirası olarak gelişmiş anlayışlara dayanan örgütler ise düzen karşısında alternatif güç durumuna gelemiyorlar. Boşluğu, dincilik ve milliyetçilik dolduruyor. Sosyalist hareket hem yeni-liberalizme hem de onun yan etkisi olarak yükselen dincilik ve milliyetçiliğe karşı bir alternatif yaratmak zorundadır. Bunun için Türkiye solunun güçlü bir şekilde yenilenme yoluna girmesi ve kendi içinde sağlıklı birlik yapması gerekiyor. Bu iki görev birbiriyle diyalektik ilişki içindedir.

Birliğin yolu, sol içinde rekabetçiliğin ve grupçuluğa dayanan hegemonya ilişkilerin yerini dayanışmanın almasından geçer. Sol içindeki grupçuluk, reel sosyalizmden miras kalan bürokratik anlayışın kaçınılmaz sonucudur. Bu bürokratik anlayışın öncülüğü, manipülasyona dayanmaktadır. Bürokratik anlayış bilinçlenme adı altında kendi yarattığı fikirleri kitlelere empoze etmeye çalışmaktadır. Örgütlenme anlayışı, öncünün kiteleri hegemonyası altına alarak hakim bir grup olarak gelişmesine, mücadele ise kitleleri sevk ve idare etmeye kurguludur. Bu anlayış öncünün grup iktidarı olarak şekillenmesine varmaktadır. Kendi içinde yenilenemeyen sol, grupçuluğa er-geç teslim olmaya mahkumdur.

Bugün Ortadoğu’da büyük bir güç durumuna gelmiş olan Kürt ulusal hareketi Türkiye solunun en önemli bağlaşığıdır. Kürt ulusal hareketiyle güçbirliği yapabilmek için bağımsız bir varlığa sahip olmak gerekir. Kürt ulusal hareketinin Türkiye solunu yedek güç olarak kullanmak istediğini biliyoruz. Bu, Kürt ulusal hareketinin sınıf karakterinin sonucudur.
Türkiye solu her şeyden önce Kürt ulusal hareketinin propagandacısı durumuna düşmemeli, kendi yolunda yürümelidir. Aslı Aydıntabaş, Cengiz Çandar, Ruşen Çakır gibi liberaller Kürt ulusal hareketini Türkiye solundan daha başarılı propaganda ediyorlar. Türkiye solu Kürt ulusal hareketinin kara gün dostu olduğunu ispatlamış bir güçtür. Türkiye solu reel sosyalizmden kalma propagandacılık geleneğinden uzaklaşmalıdır. Kürt ulusal hareketi Sovyetler Birliği, Çin ya da Arnavutluk gibi sosyalizmin önderliği iddiasında bir güç değil. Öyle olsaydı bile propagandacılık sola bir şey kazandırmadı, sadece kaybettirdi. Geçmişte SB, Çin ve Arnavutluk yönetimlerine övgüler dizenler, şimdi muhakkak ki o yaptıklarından utanıyorlardır. Aynı durumlara yeniden düşülmesi daha büyük hata olur.

Türkiye solu kendi içinde birleşmelidir. Başka güçlere dayanarak yapılan birlikler Türkiye solunu başka güçlerin yedeği haline getirmektedir. Bu anlamda Kürt ulusal hareketine dayanılarak kurulmuş olan HDK ve HDP, içinde taşıdığı bütün olumluluklara rağmen, sonuçta Türkiye solunu Kürt ulusal hareketinin yedeği haline getirmektedir. Bu nedenle o birliğin dışında kalıyoruz.

Sosyalist hareket hem yeni-liberalizme hem de onun yan etkisi olarak yükselen dincilik ve milliyetçiliğe karşı bir alternatif yaratmak zorundadır. Bunun için Türkiye solunun güçlü bir şekilde yenilenme yoluna girmesi ve kendi içinde sağlıklı birlik yapması gerekiyor. Bu iki görev birbiriyle diyalektik ilişki içindedir. 

Solda Birlik ve Birleşik Muhalefet

İçinde bulunduğumuz koşullarda solda birlik adına bir girişim de Birleşik Muhalefet Hareketi’dir. Bu birlik çabasını Türkiye solunun kendi öz gücüne dayanıyor gördüğümüz için ilk fırsatta onunla ilişkiye geçtik. Endişelerimizi, yani devrimci eleştiriciliğimizi, koruyarak ama umutlu ve yapıcı bir tutumla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Orada devrimci yenilenme yolundaki çalışma anlayışımızı hayata geçirme konusunda olanaklara kavuşmayı umuyoruz. Birleşik Muhalefet Hareketi’nin söylemi bu konuda bize umut veriyor. Tabii bizim için daha önemli olanı pratiktir. Çünkü yakın geçmişte ÖDP gibi güzel söylemlerle kurulmuş olup da büyük hayal kırıklığı yaratmış olan bir örnek var. İyi niyetle ve yapıcı bir tutumla ama eleştiriciliğimizi de koruyarak deneyeceğiz ve ileri gitmeye çalışacağız.
Ayrıca solun birliği yolunda hayata geçirmek istediğimiz dört husus var. Bunlardan biri EHP ile birlikte adımını attığımız ve 1 yıldır başarıyla sürdürdüğümüz eğitim çalışmasıdır. Arkadaşlarla birlikte Marks’ın Kapital’ini okuyor ve tartışıyoruz. Amacımız bu temelde hem Kapital’in özüne uygun bir birlikte öğrenme metodu geliştirmek hem de günümüz kapitalizmi hakkında daha ileri bir kavrayışa ulaşmaktır. Çalışmanın gelişerek sola yayılmasını istiyoruz. İkinci düşüncemiz, genel olarak düzenin yarattığı insan ilişkilerinin ve özel olarak ise sol hareketin bu anlamda düzene nasıl alternatif olabildiğinin tartışılacağı bir kurultaydır: Düzen nasıl insan ilişkileri yaratarak kendi kendisini yeniden üretiyor, biz devrimciler buna ne derecede alternatif yaratabiliyoruz? Bu sayede sol hareketin kendi kendisini gözden geçirme olanaklarına kavuşacağını umuyoruz. Üçüncü olarak alternatif bir öğrenci yurdu açmak istiyoruz. Bu yurt solun öğrenci gençlerle birlikte hazırlayacağı bir yurt olmalıdır. Dördüncü olarak ise solun bir üst örgütlenmesi yolunda adımlar atılmasını istiyoruz. Solun ortak ve net bir hukuka, bir ahlaka, bir kültüre ve bunlara denk düşecek bir kurumlaşmaya ihtiyacı var.

Birleşik Muhalefet Hareketi’yle yukarıdaki düşüncelerle ilişki içindeyiz ve orada hem kendi içimizde devrimci yenilenme hem de solda dayanışmacı ilişkiler geliştirme yolunda olanaklar yaratmak istiyoruz.

Türkiye solu kendi içinde tutarlı birlikler oluşturarak geliştikçe Kürt ulusal hareketiyle ve tüm ilerici dinamiklerle birleşerek kötü gidişi tersine çevirecektir. Biz Direnişçiler bu süreçte aktif bir rol oynamalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here