Gençlik, AKP’yi neden sevmiyor?

1
685

SEDA ŞANLIER

Geçtiğimiz haftalarda hem Liseye Giriş Sınavı (LGS) hem de Yü̈kseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yapıldı. Milyonlarca gencin kaderini belirleyen bu iki sınav tartışmaları da beraberinde getirdi. Ö̈zellikle LGS’de yirmi beş birincinin bir tek özel okuldan çıkması ve üniversiteye giriş sınavı öncesi AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın internet üzerinden gençlerle yaptığı video konferans, çok konuşuldu. Video konferans sırasında gençlerin canlı yayına yaptıkları yazılı yorumlarda, AKP’yi eleştirmesi ve oy vermeyeceklerini ifade etmeleri bir anda gündem oldu. Bunun üzerine program sırasında gençlere yorumların kapatılması öfkeyi büyüttü. Aynı sırada sosyal medyada gençlik adına ”AKP’ye oy moy yok” etiketi açıldı ve kısa zamanda bu etiket dünya listesine girdi.

Bir yandan da Erdoğan’ın videosunun 112 bin beğenilmesine karşı 377 bin kez beğenilmemesi, gözleri 2023 yılında oy kullanacak bu gençliğe çevirdi. Neden gençler AKP’ye bu kadar tepkili? Bu yazıda AKP’nin gençlerle arayı nasıl açtığına değinmeye çalışacağım.

Yazıyı yazmaya çalıştığım sıralarda, iki gencin sınav stresi yüzünden yaşamlarına son verdiği haberlerini okudum. Aslında sadece iki genç değil, bu stres yüzünden yaşamlarına son veren. Üç saatlik sınavlara bütün geleceğini ve yaşamını sığdırmaya çalışan ve bu yükün altında ezilen milyonlarca genç var. 14 yaşında hayata gözlerini kapatan Gencay Öktem, ilköğretim öğrencisi Tansu Özdemir, 19 yaşındaki Onat, sınavdan düşük puan aldığı için bunalıma giren Zübeyde, yaşadığı strese dayanamayıp sınav öncesi bileklerini kesen 18 yaşındaki Ö̈zlem, Kocaeli’inde sınavdan kötü sonuç aldığı için babasıyla tartışan ve ardından kendini üçüncü kattan atarak yaşamına son veren 14 yaşındaki Yunus, 13 yaşında girdiği sınavdan istediği puanı alamadığı için barnoz kemeriyle yaşamına son veren Ayşe Berrin; bunlardan sadece birkaçı. Aynı sırada oturduğu ve sohbet ettiği arkadaşının ölümünü gören bu gençlerin, sınav sistemine ve o sistemi on sekiz yıldır delik deşik eden iktidara öfke duymaları sizce de normal değil mi?

2000 yılların başında üniversite sınavına girdiğimde, sayısal ve sözel toplam 180 sorudan sorumlu tutuluyorduk. Şimdilerde ise sınav sisteminin nasıl olduğunu bilemez hale geldim. Çünkü sınav sistemi 18 yılda o kadar çok değiştirildi ki… 2004 yılında yeni bir müfredat getirildi. 2005 yılında Liselere Giriş Sınavı kalktı (LGS), onun yerine Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) geldi. OKS, AKP’nin hoşuna gitmemiş olacak ki 2007 yılında bambaşka bir sisteme geçildi, üç aşamalı Seviye Belirleme Sınavı (SBS). AKP iktidarı baktı ki bu sistem de işlemiyor, 2010 yılında üç aşamalı sınavı tekrardan tek sınava indirdi. 2010 yılında düz liseler, Anadolu lisesi oldu. 2012 yılında ise çok tartışmalı 4+4+4 eğitim sistemine geçildi. Eee buna göre bir sınav sistemi de olması lazım diyen AKP, tek sınavlı SBS yerine yeniden birçok sınav getirdi. AKP, Gülen cemaati ile arasını açınca 2012 yılında özel dershaneleri kapadı. Buradaki en önemli amaçlardan biri, eski ortağını ekonomik açıdan zora düşürmek idi. Eğitimin tamamen paralı hale getirildiği Türkiye’de, dershanelerin açığı nasıl kapatılacak bilinemedi. İktidar açığı kapamanın yolunu yine sınav sistemini değiştirmekte buldu. 2014 yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi getirildi. TEOG’dan da istenilen sonuç alınamayınca Erdoğan, ”TEOG kaldırılsın” diye buyurdu ve 2017 yılında bu sistem kaldırdı. TOEG yerine bu sefer de Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi (MYS) geldi. Bu sisteme göre, Liseye Geçiş Sınavı’nda (LGS) yeterli puanı alamayan öğrenciler, evine yakın beş okula sınavsız yerleşleştirilebilecekti. Yeni gelen bu sistemle birlikte proje okulu kapsamında binlerce okul, İmam-Hatip liselerine dönüştürüldü. 2017-2018 yılında 2 bin 899 olan imam hatip okulu sayısı, 2019-2020 yılında 3 bin 535’e yükseldi.(*) 2019 yılında yapılan LGS’de, 72 bin öğrenci matematikten sıfır çekti yani 72 bin öğrenci matematikten hiçbir soruya cevap veremedi. Eğitimdeki bu ”başarıyı” ve imam hatip okullarındaki bu artışı düşündüğümüzde, proje okullarının eğitimi dincileştirmeye yaradığını daha iyi anlayabiliriz.

Buraya kadar bahsettiklerimiz sadece liselere geçiş sınavı idi. Bir de değişen üniversiteye giriş sınavları var. 2005 yılında üç yıllık liseler, dört yıla çıkarıldı. 2009 yılında Öğrenci Seçme Sınavı (Ö̈SS) yerine, iki aşamalı Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisan Yerleştirme Sınavı (LYS) geldi. AKP iktidarı sınav sistemi değiştirme uzmanı olunca, 2018 yılında yeni bir sınav sistemi geldi. Adına da Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) denildi. Henüz bu sınav sistemi değişmedi. Hafta sonları iki oturum şeklinde yapılan sınavlarda, temel yeterlilik testi puanın en az 150 puan alması gerekiyor. 180 puanın üzerinde alanlar ise lisans programlarına yerleştiriliyor. 18 yılda yapılan değişiklikleri yazarken bile yoruldum. Bir de bu değişikliği sürekli yaşayan, iki yılda bir değişen sisteme ayak uydurmaya çalışan ve yap boz tahtasına dönen öğrencileri düşünelim… Sizce de AKP iktidarına kızmaları normal değil mi?

Türkiye’de eğitim koşulları değişik biçimlerde her zaman çok eşitsiz oldu. Şimdi özel okulların eğitime hakim olduğu dönemde ise, her sene birinciler genellikle özel okullardan çıkıyor. Bu sene yapılan LGS’de de gelenek bozulmadı ve sınavın 25 birincisi aynı özel okuldan çıktı. Tıpkı 2019 yılında olduğu gibi. 32 sınav birincisi yine aynı özel okuldan çıkmıştı. Özel okul ve üniversite sahibi olan bir Milli Eğitim Bakanı’mızın olduğu Türkiye’de, alınan sonuç da normal olsa gerek. Kısacası bu ülkede “Abi kurbanın olayım, evden gelsem yetişirdim, işten geliyorum geç kaldım. Bir senem gitti kolay bir şey değil. Ben ne yapacağım şimdi.” diyerek sadece bir dakika geciktiği için sınava alınmayan Mehmet Kara gibi öğrenciler, ayda 64 bin TL. ödeyen öğrencilerle eşit şartlarda yarışmıyor. Mehmet Kara gibi çalışmak zorunda olan ve bir dakikayla sınavı kaçıranların, AKP’ye kızması normal değil mi?

Gençlerin AKP’ye karşı mesafeli durması, aslında sadece biz muhaliflerin dikkatini çekmiyor. AKP’li bazı siyasetçiler ve gazeteciler tarafından da bu durum sıklıkla dile getiriliyor. Gezi Direnişi sırasında, direnişçilerin başörtülü bir kadına saldırdığı yalan haberini yapan Elif Çakır bunlardan biri. Elif Çakır, Karar gazetesindeki köşe yazısında gençlerle AKP’nin arasının açıldığı ve bunu AKP’lilerin de fark ettiğini yazmıştı.(**) Bu konuya dikkat çeken başka bir isim ise yine AKP’ye yakınlıği ile bilinen gazeteci Abdülkadir Selvi. Abdülkadir Selvi İstanbul seçimleri zamanında yazdığı ‘’İstanbul tartışması büyüyor’’ adlı makalesinde AKP’li Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam’ın söylediği sözlere yer vermişti. Selvi’nin aktardığına göre Selva Çam, seçim kampanyasının kadınlarda ve gençlerde karşılık bulamadığını söylemiş hatta AKP’lilerin çocuklarının bile AKP’ye oy vermediğini ifade etmişti.(***)

AKP’lilerin çocuklarının sebebini tam bilemem ama 2013 yılında İzmir Gündoğdu Meydanı’nda hiçbir şey yapmadıkları halde polisten şiddet gören gençler, neden AKP’ye oy versin? 2019 yılında Kadiköy’de ”Karneler sizin gelecek bizim” pankartı açarak eylem yapmak isteyen 12 lise öğrencisini, polislere dövdürürseniz elbette bu gençler AKP’ye oy vermez.
Giresun’da 11 yaşındaki ortaokul öğrencisi Rabia Naz’ın nasıl öldüğünü araştırmayıp, feryad eden babasını duymazsanız;
180 günden fazla bulunamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’yu görmezden gelirseniz;
9 yaşındaki göçmen bir çocuğun tecavüzcülerini serbest bırakırsanız;
Kuran kurslarında yanarak ölen çocukların ölümüne ”kader” derseniz;
Çorlu tren kazasında evlatlarını kaybeden anneleri, mahkemelerde acı çektirirseniz;
Suruç’ta, Ankara’da katledilen gençlerin katillerini bulmazsanız;

İş bulamadığı için yaşamına son veren gençlerin durumunu ”itikatla” açıklamaya kalkarsanız; elbette bu gençler AKP’ye oy vermez, hatta AKP ve Erdoğan’dan nefret eder. Herkes Nedim Şener veya Ahmet Hakan değil ki hapisle, dayakla ve korkutmayla yandaş hale gelsin.

Size ”oy moy yok” diyen gençliğin o kadar haklı sebepleri var ki, bu haklı isyanı 23 Nisanlarda yahut 19 Mayıslarda koltuklarınızı bir saatlik gençlere vererek çözemezsiniz. 2023’de ne olur bilinmez ama gençliğin gönlünde olmadığınız çok açık.

KAYNAKLAR
(*) https://ilerihaber.org/icerik/turkiyede-dini-egitim-veren-okul-sayisi-5-bin-138e-ogrenci-sayisi-13-milyona-ulasti-105390.html

(**) https://www.karar.com/genler-ak-partinin-dnne-bakmyor-bugnne-bakyor-1510894

(***)https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/istanbul-tartismasi-suruyor-41260034

1 Yorum

  1. Butun hayalleri, gencklikleri ve gelecekleri calinan gencligin hakli isyanini ne guzel yaziya dökmussun. Bir anne olarak hayatlarini kaybeden coculari okurken resmen icim yandi. Yazik bu ulkeye! Umarim sadece gencler degil tum yetiskinler gelecek sefer sandiga giderken akli basinda karar verirler. Eline saglik Seda!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.