GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK

0
28

TAK üyesi Abdülbaki Sönmez adlı eylemcinin taziyesine katılan milletvekili Tuğba Hezer’e burjuva basın ve partiler hücumlarda bulunuyorlar: “Bir milletvekili nasıl olur da bir intihar eylemcisinin ailesine başsağlığına gider!”

Davutoğlu bu yapılanı “insanlığa en büyük ihanet”, Kılıçdaroğlu ise “ülkeye ihanet” olarak nitelendirdi. AKP, sözkonusu milletvekillerini içeri tıkmaya hazırlanırken Odatv ve Soner Yalçın işi HDP’yi Öcalan’a şikayet etmeye götürdü. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen saldırılara cevaben “Cenaze geride kalanların acısıdır, her katıldığınız cenazede söylenenlerin ortağı olmazsınız. Ölenlerin kimliğine bakmadan geride kalanların acısını paylaşmak onaylamak anlamına gelmez” dedi.

hdp-6795-640x360Biz intihar/feda eylemlerine taraftar değiliz. Özellikle sıradan insanların yaşamlarını tehlikeye atan bombalama eylemlerine karşıyız. Eylem yerinin seçiminde her ne kadar sıradan insanları tehlikeye atmamaya biraz gösterilmiş olsa da bombalama eylemlerinde çok sorun var. Mesela Ankara eylemi sonrasında biz Ankara’daki devrimci arkadaşlarımızdan endişe ettik ve onları aradık. Ayrıca Kürt ulusal hareketine ait geçmişteki bir bombalama eyleminde bir Odak okuru arkadaşımız ölmüştü.

Kürt ulusal hareketinin şiddet konusunda başkaca ulusal hareketlere kıyasla çok olumlu yanları olduğu açık. Türkiye’deki savaş ile mesela Çeçenistan’daki veya Suriye’deki savaşı karşılaştırdığımızda. nüfusu 1,5 milyon etmeyen Çeçenya’da 1991’de başlayan savaşta 20 yıl içinde 150 binden fazla insan ölmüş olduğunu görüyoruz. 23 milyonluk Suriye’de 2011 yılında başlayan savaşta ölenlerin sayısı 220 bindir; 6,5 milyonu aşkın insan yerini yurdunu terk etmiştir; yurt dışına göç sayısı ise 4 milyonu geçiyor. Sonuçta nüfusun yarısı savaş nedeniyle göç etmiş durumda. 1984 yılında başlayan Kürt savaşından bu yana ölen insan sayısı 45 bindir.

Ankara eylemini tasvip etmiyoruz ama ülkemizde yaşanan çok önemli bir savaş gerçekliği var. Yakılıp yıkılmış olan Diyarbakır, Cizre, Yüksekova gibi Kürt şehirleri var. Orada öldürülmüş yüzlerce insan var. Bir kısmının cesedine kameralar önünde saygısızlık edilmiş. Aileye bebeğinin cenazesini kaldırma hakkı tanınmamış, çocuk cesedi evde kokmuş. Bu durumda çok insan Abdülbaki Sönmez’i vatan haini değil halkı için kendisini feda etmiş büyük bir vatansever görmesinde şaşılacak bir şey yok.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan HDP milletvekilinin taziye evini ziyaret etmesini ağır ifadelerle eleştirince HDPliler Ahmet Hakan’ın kaypak olduğunu ifade ettiler. Ahmet Hakan bugünkü (26 Şubat 2016) Hürriyet gazetesinde cevaben AKP, HDP ve CHP’nin birbirinden pek de farklı olmadıklarını yazmış:

 “Sen de partine bir laf edildiğinde küfür ediyorsun, o çok eleştirdiğin AK Partili de partisine bir laf edildiğinde küfür ediyor. Sen de partine gözünün üstünde kaşın var denmesi karşısında deliye dönüyorsun, o çok eleştirdiğin AK Partili de partisine gözünün üstünde kaşın var denmesi karşısında deliye dönüyor. Sen de kendini partinin tüm yanlışlarını savunmak zorunda hissediyorsun, o çok eleştirdiğin AK Partili de kendini partisinin tüm yanlışlarını savunmak zorunda hissediyor. Sen de parti içi eleştiri mekanizmasını çalıştırmaya kalkanları anında ‘hain’, ‘satılmış’ falan olarak görüyorsun, o çok eleştirdiğin AK Partili de parti içi eleştiri mekanizmasını çalıştıranları ‘hain’, ‘satılmış’ olarak görüyor. Senin de her türlü densizliği en pis şekilde yapan trollerin var, AK Parti’nin de var. HDP’sinden CHP’sine… CHP’sinden MHP’sine… Alayına sesleniyorum: Boşuna artistlik yapıp durmayın. Yok, işte birbirinizden farkınız.”

Ahmet Hakan tarafsız görünmeye çalışır ama gerçekte kaypak bir insandır. Onun HDP milletvekillerine yönelik ” Taziye evini ziyaret edeceğinize gidin siz de hendeğe yatın”, ” siz de intihar eylemi yapın” gibi ifadelerini samimi bulmadık. Ayrıca kendisinin patronu Doğan’a bir eleştirisini okumadık ve duymadık. Biz Ankara eylemini yanlış buluyoruz ama Kürt direnişçilerinin tepkisini anlıyoruz.

Fakat Ahmet Hakan’ın yukarıdaki eleştirileri farklı bir noktaya da değiniyor. O da insanların ait oldukları tarafı körü körüne ve bağnazca tutmasıdır. Beğenmediğimiz Ahmet Hakan bu noktada ne yazık ki isabetli eleştiride bulunmuş durumdadır. Üstelik sözkonusu tutum sadece dört parti için geçeli değildir. Biz Türkiye sosyalistleri, eleştiriye tahammül, örgüt içi demokrasi ve grupçuluk bakımlarından AKP, MHP, CHP ve HDP’den çok daha iyi değiliz.

Türkiye solu Kürt halkının mücadelesini cesaretle savunmayı başarıyor. O bakımdan durumumuz iyidir. Bir çok sol grup yeri geldikçe Kürt ulusal hareketini de dostça ve cesaretle eleştirebiliyor. Bunlar olumludur. Yukarıdaki tartışmada Türkiye solu için çok önemli sorun ise şudur: Ahmet Hakan gibi kaypak bir insanın bile eleştiri ölçütlerini kendimize uygulayacak cesaretimiz var mı?

Türkiye solu bu cesarete sahip olmak zorundadır. Çünkü biz güç olmak veya iktidar heveslerimizi tatmin etmek için değil bu sistemin tutarlı bir alternatifi olmak için mücadele ediyoruz. Biz her hangi bir toplum ya da bir bürokratik iktidar uğruna değil sınıfısız toplum uğruna, özgürlük uğruna mücadele ediyoruz. Biz Direnişçiler Türkiye solundan bütün gruplarla bütün devrimcilerle el ele vererek kendi gerçekliğimizle yüzleşmek ve devrimci mücadele içinde yenilenmek istiyoruz. Eğitim ve Dayanışma Hareketimiz bunun için var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here