Gericiliğe Karşı Birleşmeli ve Devrimcileşmeliyiz

0
693

Önce eski rejimin sorumlularını, darbe yapacakları iddiasıyla gözaltına aldılar. Adına Ergenekon, Balyoz ve bilmem ne operasyonları dediler. Bir yandan da, hizmetlerine aldıkları “Yetmez ama Evet”çi liberaller vasıtasıyla halka “Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağına göre bir şey yapmışlar ki tutuklanıyorlar”, düşüncesini empoze ettiler. “Niyetleri dinci diktatörlük kurmaktır, göreceksiniz sıra bize gelecek” diyenler liberal solcular tarafından Ergenekoncu ilan edildi. Ne yazık ki büyük bir kesim kandı ve onlardan etkilendi. Sonra sıra sosyalistlere geldi. Sosyalistler de alakasız iddialarla gözaltına alındı, hapse tıkıldı, cezalara çarptırıldılar. Ancak o aşamadan sonradır ki “Sıra Kimde?” diye sorulmaya başlandı.

Suriye’ye mezhepçi savaş ilan ederek Ortadoğu’yu kana buladılar. İnsanlık tarihinin gördüğü en gerici güçlerden IŞİD ve El Kaide ile ittifak kurdular. Onlara ülkemizi üs yaptılar. Onlara on binlerce TIR dolusu silah yolladılar. Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da yüzlerce insanımız onların besledikleri IŞİD saldırılarında katledildi.

7 Temmuz seçimleriyle kaybettikleri hükümeti zorla almak için seçimleri geçersiz saydılar. IŞİD bombacılarını halkın üzerine salarak kendilerini zorla seçtirdiler. Kürt hareketini inanılmaz tertiplerle kışkırtarak savaşa zorladılar. Ardından da meşru müdafaa yapıyormuş gibi Cizre, Yüksekova, Sur gibi yerleşim yerlerini bombaladı, kurşunladı, yıktı, yaktılar. Binlerce Kürt insanını öldürdüler. Halkın ölenlerini bile defnetmesine izin verilmedi. Anne-babalar, çocuklarının cesetleri çürümesin diye günlerce buzdolabında sakladılar. Diktatörlüğün yeniden başlattığı çatışmalarda yalnızca Kürtler değil yüzlerce yoksul evladı asker de can verdi.
ohal-487Kendi bilgileri ve kontrolleri altında gelişen yani bildikleri halde engellemeyip “Allah’ın bir lütfu” gibi kullanmak maksadıyla yol verdikleri 15 Temmuz askeri darbe girişimini bahane ederek camileri diktatörlüğün borazanı yaptılar. IŞİD ve El Kaide güçlerini devlet eliyle finanse edip onlara sokakları işgal ettirdiler. Emir kulu askerilerin boğazlarını kestirdiler. Olağanüstü hal (OHAL) ilan edip on binlerce insanı işten attılar. Dinci diktatörlük yolundaki adımlarına hız verdiler. İşçilerin, emekçilerin demokratik hak ve özgürlüklerini gasp ettiler. Muhalif basını yasakladılar.

İplerini ellerine aldıkları orduyu El Kaide güçleriyle Kürtlere karşı savaşsın diye Irak’a, Suriye’ye cephelere sürüyorlar. Halkı Kürt Türk-Arap, Alevi-Sünni-Şii olarak etnik ve dinsel temelde kutuplaştırmak için sürekli savaştırmaları gerekiyor. Güçlerini halkı bölüp düşmanlaştırarak artırmaya çalışıyorlar. ÖSO adını verdikleri IŞİD ve El Kaide güçlerine asker toplamak için idari yetkilileri, muhtarlara varana kadar, seferber ediyorlar. Dinci düzenlerini kurmak için başkanlık rejimi getirmeye çalışıyorlar ve taraftarlarını silahlanmaya çağırıyorlar. On milyonu aşkın insan onların çağrısıyla silah satın aldı. Bir o kadarının ise ruhsatsız silah edindiği sanılıyor. Din devleti kurmak için önce Suriye’de iç savaş çıkardıktan sonra şimdi de Türkiye’de iç savaşa hazırlanıyorlar. Tehlike sürekli yaklaşıyor: Eğer direnmezsek ülkemizi de Suriye’ye çevirecekler!

Diyarbakır Belediye eş başkanlarının ardından HDP yöneticisi milletvekilleri de içeri alındı. CHP yönetimi ise sessizce sırasını bekliyor. AKP-MHP’li faşistler Kılıçdaroğlu’na kameralar önünde mermi bırakıp gözdağı veriyorlar, CHP milletvekillerine silahlı ve yumruklu saldırılar düzenliyorlar, Kılıçdaroğlu ve arkadaşları; Yenikapı’da Başbakan, Genelkurmay başkanı ve Bahçeli ile birlikte Erdoğan’a destek olmaya koşmaktan fırsat bulup da CHP’yi direnişe geçirmiyor. MHP başından beri sürekli AKP’nin yanında olduğu halde Kılıçdaroğlu “MHP’li kardeşlerim” diyor ama bir türlü “HDP’li kardeşlerim” diyemiyor. Kılıçdaroğlu’nun kardeş bildiği MHP; Kanlı Pazar’da, Maraş’ta, Sivas’ta CHP’lilerin kanına girmiş. HDP’liler ise 1 Mayıslarda, Gezi’de, Denizlerin-Mahirlerin İbrahimlerin anmalarında CHP’lilerle birlikte mücadele ediyor; Ankara’da birlikte katlediliyor. Ülkemizde dinci devlet kurulması için Türkiye cihatçılara üs yapıldı. Alevi yerleşim yerlerine cihatçılar yerleştirilmek isteniyor. Sıra çoktan kendilerine geldi ama Kılıçdaroğlu hala “HDP’li kardeşlerim” diyemiyor.
HDP’li arkadaşlar ne mutlu ki CHP ile MHP’yi bir saymanın nelere yol açtıklarını görmeye başladılar. CHP’yi MHP saflarına itmek belki HDP’ye biraz oy kazandırır ama diğer yandan bundan gericilik kazanır ve olan Türkiye halklarına olur. CHP’yi MHP saflarına itmek demek Türk ve Kürt kutuplaştırması ateşine benzin dökmek demektir. HDP’ye ve Kürt hareketine dostluk etmeye çalışan bazı bilinçsiz sosyalistler anlaşılmaz bir Kemalizm düşmanlığı ile Türkleri faşizmin safına iterek Kürt hareketini yapayalnız bırakıyorlar.
Mücadeleyi kazanmamız için sosyalistler, CHP’liler ve HDP’liler olarak AKP ve IŞİD çetelerine karşı omuz omuza mücadele etmeliyiz. Ne mutlu ki Kürt hareketinden ve CHP’den birlik mesajları geliyor: Demirtaş gözaltına alınmadan önce “Gümbür gümbür geliyor hesap sormanın günü geliyor. Biz o gün görevimizi yerine getirebilirsek işte halklarımıza özgürlüğü armağan ediyoruz dediğimiz güne kadar omuz omuza yürüyelim bu bizim için yük değil sorumluluktur. Bakın anneler yan yana duruyor gelin biz de yan yana duralım. Gelin biz direnenler de yan yana duralım”, dedi. CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi de “Bugün yan yana durma zamanıdır. Faşizme karşı birlikte mücadele etme zamanıdır” dedi. Bunlar olumlu gelişmelerdir.

Mücadeleyi kazanmamız için sol gruplar olarak aramızdaki rekabetçiliğe, birbirimize üstün gelme çabalarına son vererek dayanışma temelinde alternatif ilişkiler geliştirerek devrimcileştirmeliyiz.

Birbirimizi engel değil olanak görmeli, hasım değil yoldaş olmalıyız. Birbirimize görüşlerimizi, değerlerimizi ve hiyerarşimizi empoze etmek yerine birlikte öğrenmeli, birlikte mücadele etmeli, birbirimizin yardımıyla örgütlenmelerimizi geliştirmeli ve solun ortak örgütlenmelerini yaratmalıyız. Sol gruplar olarak ortak paydayı yağmalayarak gelişme stratejisine bir son verip solu büyütme yoluyla gelişme stratejisi yaratmalıyız.

Mücadeleyi kazanmak için Direnişçiler olarak devrimci yenilenme amacımızı hayata geçirebilme yolunda daha örgütlü davranmalıyız. Emperyalistler ezilenleri köleleştirmek için sol saflara liberalizmi yaydılar. Liberalizm örgütü öcü gösterdi ve solu çil yavrusu gibi dağıttı.

Eğer sol, liberalizm tarafından tasfiye edilmiş olmasaydı AKP ve İŞİD olmazdı. Dolayısıyla en kötü örgüt bile örgütsüzlükten daha iyidir. Kadrolarımız, taraftarlarımız ve dostlarımızla Hareketimize sahip çıkmalıyız.

Grup çalışmaları aramızdaki yeni-insan ilişkilerinin yani yoldaşlık ilişkilerinin, devrimci kişiliğimizin gelişeceği temel alanlardır. Kitle çalışmaları içinde nitelikli grup çalışmaları yaparak çevremizi, taraftar ağımızı genişletmeli ve kadrolaşmalıyız. Gün örgütlenme ve kararlı davranma günüdür. Örgütlülük ve kararlılık başarıya örgütsüzlük ve kararsızlık ise yenilgiye götürür.

Cemalettin Can

13/11/2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.