GİZLİCE SARAY’A GİDEN CHP’Lİ İDDİASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

0
199

Sözcü gazetesi Başyazarı Rahmi Turan ünlü bir CHP’linin gizlice Saray’a gidip Erdoğan ile görüştüğünü, Erdoğan’ın onu CHP’nin başına geçmeye davet ettiğini 20 Kasım’da yazınca medyada bir tartışma başlamıştı. Rahmi Turan 22 Kasım’da beklenen açıklamayı yaparak Muharrem İnce’nin adını verdi. Hemen ardından ise iddiayı kendisine veren gazeteci kaynağının Talat Atilla olduğunu açıkladı. Talat Atilla’nın iddiayı daha öncesinden Odatv’de reddetmesi çok ilginçtir.

Tartışmalar hem kamuoyunun hem Rahmi Turan’ın hem de onun haber kaynağı Talat Atilla’nın maniple edildiği yolunda gelişiyor. Böyle bir konuda herkesin bu kadar kolay maniple edilmesinin sebepleri var. Öncelikle Muharrem İnce güvenilir birisi değil. İkinci olarak CHP Genel Merkezi güvenilir değil. Ayrıca geçmişte yaşanan Baykal hadisesi var.

Hatırlanacağı gibi İnce, 24 Haziran 2018 seçimleri için cumhurbaşkanlığına aday olmuştu. Seçimler çok kuşku yaratacak şekilde Erdoğan’ın açık ara kazanmasıyla sonuçlanmıştı. Muhalefet Erdoğan’ın inandırıcı olmayan başarı açıklamasını sorgulamaya çalışırken Muharrem İnce sessiz kaldığı gibi, geceleyin İsmail Küçükkaya’ya attığı bozguncu mesajla “Adam kazandı” demişti. Malum Ergenekon uzmanları hemen İnce’nin “derin devlet” tarafından tehdit edildiğini yazmıştı. Odak ise İnce’nin seçimlerdeki asıl amacının cumhurbaşkanlığı değil CHP genel başkanlığı olması ihtimali üzerinde durmuştu.

Saray’a giden gazeteci tartışması sürerken, Erdoğan’ın muhalif bloku dağıtmaya çalıştığı, CHP’nin içini karıştırmak istediği ve Kılıçdaroğlu yönetiminin hatalı davrandığı dile getiriliyor.

Erdoğan’ın özellikle PKK düşmanlığını kışkırtarak CHP ile İYİP ve HDP’nin arasını açmak, her birini diğerlerine karşı yanına almak ve bu amaçla CHP’nin, HDP’nin ve İYİP’in içlerini de karıştırmak istediği biliniyor. Erdoğan Suriye’ye YPG’ye düzenlediği saldırıyla bunu büyük ölçüde başarmıştı. Türkiye’nin ulusal çıkarlarını savunduğunu iddia eden Erdoğan YPG’nin ABD ile ittifak yaptığını gündeme getirip halkı PKK-YPG’ye karşı kışkırtırken kendisi ABD ile “ittifakını” sürdürmeye çalışmaktaydı. Onu ABD iktidara getirmişti ve “ittifak”a niteliğini veren buydu. Erdoğan, YPG’nin ABD’den silah aldığını söylerken kendisi, ülkenin parasıyla ABD’den silah almaktaydı. Bu silahlar iddia edildiği gibi Türkiye’nin savunması için değil ABD tekellerinin kasasını doldurmak için satın alındı. Erdoğan Türkiye’nin parasını ABD tekellerine yatırdı ki ABD onun iktidarına destek olsun. Erdoğan kendi iktidarını sürdürmek için sadece silah almıyor, Türkiye’nin varını yoğunu emperyalizme ve kendi yandaşlarına pervasızca peşkeş çekiyor. Başta sahte milliyetçi MHP olmak üzere burjuva partileri bu konuda sessiz kalıyorlar. Vatanseverlik, Kemalizm sosyalizm adına davrandığını iddia eden Vatan Partisi de adeta fanatikçe Erdoğan’ı savunuyor ve Erdoğan muhaliflerinin ABD’ye satılmış olduğunu ileri sürüyor.

Muharrem İnce, iddialara daha kendi ismi açıklanmadan tepki göstererek CHP içinden öyle bir hainin çıkacağına inanmadığını söyledi. İddia tam da CHP kurultayı öncesinden gelmişti. Muharrem İnce bu konuda CHP içinde genel merkeze yakın bir grubun sistematik olarak muhalefet aleyhine dedikodu yaymasına işaret ediyor.

Gene de eğer iddia doğru çıksaydı pek şaşırmazdık. Muharrem İnce her ne kadar aksini söylese de CHP’nin içinde ve hem de önde gelen isimler arasında bu oyuna çok elverişli insanlar olduğu görülüyor. İnce’nin kendisi zaten seçim gecesi tutumuyla kuşku uyandırmıştı. Kaldı ki çok daha önemli bir Baykal hadisesi var.

Hatırlanacağı gibi Erdoğan Cemaat ile işbirliği yaparak Baykal’ı bir kaset darbesiyle devirmişti. Baykal’ın yerine Kılıçdaroğlu’nun geleceğini biliyorlardı. Erdoğan sonra da Kılıçdaroğlu’nu “Sen kaset darbesiyle işbaşına geldin” diye her fırsatta aşağıladı. Başka ve çok daha önemli bir husus ise Baykal’ın CHP lideriyken yıllarca seks kaseti şantajına boyun eğerek Erdoğan’a alttan alta destek vererek CHP’yi AKP-Cemaat iktidarının dümen suyunda götürmüş olmasıydı. Evet, Baykal partisinin geleceğini düşünerek hemen istifa etmek yerine yıllarca şantaja boyun eğmişti. Ta ki şantajcılar tarafından tekmeyle koltuğundan düşürülünceye kadar…

Bu tartışma Türkiye’deki burjuva siyasal partilerin durumunu gösteriyor.

ODAK DERGİSİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.