Haftanın özeti

0
318

Son yıllarda halkın sürekli kötüye giden hayat şartlarının daha çok kötüleşeceği görülüyor. Erdoğan, Merkez Bankası ve Hazine idarelerinde yaptığı değişikliklerin ardından, “Ekonomide acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan çekinmeyeceğiz” dedi.

Daha birkaç ay önce Türkiye ekonomisinin “fırlayışta, adeta bir uçuşta” olduğunu söyleyen Erdoğan, şimdi, emekçi ve yoksul insanları “kemer sıkmaya” çağırıyor. IMF’nin adı anılmasa da hayata geçirilecek olan, emperyalist finans kuruluşlarının bilinen programlarından biri olacak.

Yani vergi oranlarının yükseltilmesi, temel gıdalara zam yapılması, istihdamın daraltılması vb. politikalar hayata geçirilecek. Haliyle bu uygulamalar sonucunda, işsizlik artacak, çalışanların ücretlerinin düşük tutulması için baskı oluşacak ve yoksulluk derinleşecek.

Erdoğan’ın “Suriyeli sığınmacıları Avrupa’ya gönderirim” şantajlarının, Doğu Akdeniz’de ülkemizin çıkarlarını koruma adına yaptığı desteksiz gösterilerin etkisizleşmesiyle birlikte dış politika hesapları tıkanmış durumda. Yeni zorlukların kapıda olması sonucu rotayı yine Batı’ya kıran Erdoğan, “Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” dedi.

Erdoğan’ın Avrupa’ya yönelik mesajlarındaki değişikliğin bir nedeni de, AB ülkelerinin 10-11 Aralık tarihlerinde yapacağı zirve. Zirvede, Türkiye ve Doğu Akdeniz üzerinde konuşulacağı ve bu hususta bir takım kararların alınacağı görülüyor. Almanya Başbakanı Merkel de bu konuların görüşüleceğini ifade etmişti.

Yine bir önemli gelişme, Libya’ya gitmekte olan Türk bandıralı yük gemisinin AB kararları doğrultusunda Alman savaş gemileri tarafından durdurularak arama yapılması idi. Ankara’nın tepkisi üzerine aramanın sonlandırıldığı açıklandı. Libya ile ilgili olarak Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya yaptıkları ortak bir açıklamayla “Libya’daki barış sürecini engellemeye kalkışan taraflara ortak tavır alacaklarını” ilan ettiler. Erdoğan’a bir mesaj da böyle verilmiş oldu.

Erdoğan’ın, “Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz” söyleminin ardından, Bülent Arınç’ın yaptığı açıklamalar yeni bir tartışma yarattı. Demirtaş ve Kavala’nın serbest bırakılma durumları olabileceğini dile getiren Arınç, MHP tarafından hedef gösterildi.
Arınç’ın açıklamaları ile ortamı yoklayan Erdoğan, Arınç’ı görevinden istifa ettirecek şekilde tersledi.

Korona salgınının ağır bilançosu sürüyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın günlük paylaştığı verilerin doğru olmadığı, hasta ve ölüm sayısının düşük tutulduğu sürekli dile getiriliyordu. Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul için verdiği ölüm oranı ile yeni bir tartışmaya yol açtı. Bir iki gün sonra Koca’nın paylaştığı rakamlar katlanarak çoğaldı. İktidar, başta Türk Tabipler Birliği (TTB) gibi sağlık örgütlerinin uyarılarını hala dikkate almayarak, risklerin ve ölümlerin artmasına neden olmaktadır. 25 Kasım günü Türkiye’nin korona vaka sayısında dünyada üçüncü sırada olduğu raporlandı.

İktidarın süren baskılarına karşın, emekçiler hakları için mücadeleye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde madencilerin başlattığı ve sosyalist solda dikkatleri çeken bir yürüyüş vardı, şimdi ise metal işçilerinin yürüyüşü. Sendikal haklarının tanınması talebiyle Birleşik Metal-İş üyesi işçiler Gebze’den Ankara’ya yürüyüş başlattılar. İşçilerinin yürüyüşüne saldıran polis 109 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar daha sonra serbest bırakıldı. 25 Kasım’da Korona kısıtlamalarına ve tedirginliğine rağmen kadınların şiddete karşı gösteriler yapması da sevindirici bir gelişmeydi.

Yıllardır ülkeyi Erdoğan’dan kurtaracak inisiyatifi ABD ve AB’den bekleyen muhalefet şimdilerde gene Erdoğan’ın eline bakıyor. Umutlar Bülent Arınç’ın çıkışı vasıtasıyla dile getirilen reform alternatifine kanalize ediliyor. Bir kısım liberal yazarlar reformların başlatılabilmesi için Erdoğan’ın MHP vesayetinden kurtulmasının propagandasını yapıyor. Aynı süreçte ekonomik krizin yükü emekçilerin sırtına yıkılıyor. Korona yoksulların canını alıyor. Emperyalistler ise Erdoğan iktidarına halk aleyhine yeni yaptırımlar dayatmaya hazırlanıyorlar. Zamanında, “Gerekirse papaz elbisesi giyeriz” diyen Erdoğan’ın iktidarda kalmak için her şeyi yapacağı bilinmektedir. Burjuva muhalefet İse Erdoğan’ı kendi sırtına bindirmeye hazır hale gelmiştir.

Burjuva muhalefet bu durumdayken halk güçleri ve Türkiye solunun iktidar tarafından yaratılan gündemlerin peşinden sürüklenmeden, gücümüzü geliştirecek uzun vadeli çalışmalar yapması önem kazanıyor. Kurtuluşumuzun yolu örgütlenme, birlik ve mücadeledir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.