Hapishaneden Mektup

0
295

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde tutsak olan yoldaşımız Cihat Özdemir’den mektup aldık. Mektubu aşağıda yayınlıyoruz:

“Merhaba Arkadaşlar.

İyi olmanız dileğiyle selamlarımı iletiyor, sıcak duygularla kucaklıyorum. Bizler de koşullar çerçevesinde elimizden geldiğince iyi olmaya çalışıyoruz.

Ankara’da 4 arkadaşımızın gözaltına alınmaları benim için beklenmedik bir durumdu. Ne zaman Eğitim ve Dayanışma Hareketi olarak çalışmaları biraz canlandırsak, çalışmaya katılan yeni gençlerin gelişmelerini sabote etmek için; polisin taciz, korkutma, gözaltı yollarına başvurup gençlerin ailelerine de benzer tutumlar sergileyerek kışkırtması süreklilik kazanmıştı. Son gözaltılar ise çalışmamızın gelişme dönemine rastlamaması, somut eylem iddialarına vs dayanmaması bakımından şaşırtıcıydı. “Örgüt operasyonu” diye başlayan gözaltıların ardından Hasan Özdemir arkadaşımız tutuklanıp, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevine götürüldü.

Hasan arkadaşımıza yöneltilen suçlamalar arasında yasal, kitlesel gösteri ve toplantılar dışında somut bir şey yok bildiğim kadarıyla. Bunların tutuklama gerekçesi olamayacağı açık. Delil diye dosyaya konduğu halde hiçbir suçlamaya konu olamayacak iletişim takip bilgilerine bakıldığında, bu operasyonun gelişme aşamasındaki bir çalışmayı engellemeyi değil, Ankara’daki gelişme dinamiğini çürütmeyi ve Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin genel koordinasyonunu zora sokmayı hedeflediği anlaşılıyor.

Bu sürecin benim için özgün olan yanı ise Hasan’ın babası oluşum. 18 yıllık devrimci tutsaklığıma “devrimci tutsak babası” sıfatını da eklemiş oldum. Tutuklandığımda henüz ilkokul 1. sınıfta olan Hasan’ın tutuklanmasının bende farklı bir duyguya yol açtığını belirtmeliyim. Çocukların anne-babaları gözünde geç büyüdüğünden ve henüz iletişim kuramadığımdan olsa gerek biraz kaygılandığımı eklemeliyim.

“Farklı duygular” derken “ailecilik”e düşmeden hem yoldaşlık hem de aile bağlarından kaynaklanan duyguları kastediyorum. Yoldaşı olarak Hasan’ın yanındayım; cezaevi koşullarım elverdiği sürece, tutuklanan her arkadaşım gibi Hasan’a da destek olacağım. Aile bağları bakımından ise bir boşluk doğurması kaçınılmaz. Bu yönden içimi rahatlatan şeylerin başında geleni, dışarıdaki arkadaşlarımızın Hasan ile dayanışmaya duyarsız kalmayacakları düşüncesidir.
Mücadelede yer alan veya zamanla ayrı düşmüş insanlarımızın çoğunun ailelerine özellikle çocuklarına yaklaşımları, onların devrimci yönelimlerini -dolayısıyla kendi devrimciliklerini- geliştirici olamadı. Çocuklarımız ülke sorunlarına ve sosyal çevrelerine duyarlılıklarını, dayanışmayı, özgüveni teşvik eden demokratik ortamlarda yetiştiler. Koşulları mücadeleye yönelmeleri için elverişli olduğu halde çok azımızın yakını aktif mücadelede yer alabildi.

Bunun bir nedeni gizli/açık, bilinçli/bilinçsiz kayırmacı tutumlardır. Yakınını sahiplenmekmiş gibi gösterilen korumacılıkta tipik olan şey dost ile düşmanın karıştırılmasıdır. Başına “iş” gelmesin diye, korumak adına çocuğunu mücadeleden uzak tutmaya uğraşırsın; ama bireyciliğe, lümpenliğe yani ahlakını reddettiğin düzene teslim etmiş olursun onu. Kafa karışıklığı, polis baskısı ve kışkırtmasıyla çocuklarını mücadeleden ve arkadaşlarından koparmaya çalışan ailelerde daha görünür haldedir.

Hasan’ın mücadeleye ilgisini destekledim, teşvik ettim bugüne kadar. Ezilenlere ve ülkesine karşı sorumluluk duymasından kaynaklanan tercihlerini bundan sonra da bir yoldaşı ve babası olarak desteklemeye hazırım. Yoldaşlarımıza çağrım, Hasan ile dayanışmanın bu özgün dönemde yoldaşlığımızın sınanması olduğunun bilinciyle hareket edilmesidir. Aileden beklentimiz ise polisin kullanmaya çalıştığı hataları istismar etmekten veya suç olmayan faaliyetleri hedef alır duruma düşmekten kaçınmak gerekliliğidir. Düşmanın beklentilerini boşa çıkarmak amacıyla Hasan’ı tutsak edenlere karşı sahiplenmektir. Bunun tersi yaklaşımlar ise Hasan’ın tercihlerine saygı ile bağdaşmaz.

Mektubumu burada sonlandırırken bir de şiirimi eklemek istedim. Umarım beğenirsiniz. Mücadeleye ivme kazandıracağınız inancıyla tüm arkadaşlara selam ve sevgilerimizi iletiyorum.
07.11.2018 / Cihat Özdemir

YALNIZ DEĞİLSİN
İlk yaz ortasında
kar düşerse yüreğine
sana verdiğim papatyaları düşün
açılırsın
Üşürsen apansızın
güneşin altında uzanmışken
yolladığım gülüşlerimi örtün
ısınırsın
Ağlamaklı olup da
kaçarsan ıpıssız sahilde
tutun uzattığım ellerime
dayanırsın
Bir başına kalıp da
dalarsan derin derin
bak gözüme yeşildir
direnirsin.
(10.03.2018-Kırıkkale)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.