Seda Şanlıer Yazdı: IŞİD Operasyonları ve Kürt Hareketi

0
69

Geçtiğimiz günlerde Amerika, YPG’nin de içinde bulunduğu Demokratik Suriye Güçleri’yle bir yandan Rakka’ya operasyon düzenlerken diğer yandan da Irak, İran ordusuyla birlikte Felluce’ye operasyonlar gerçekleştiriyor. Her iki operasyonun  görünürdeki amacı bölgeyi IŞİD’ten temizlemek olsa da, emperyalist ülkelerin gerçek amacının  bölge üzerindeki  siyasi geleceğe yön  verme çabasıdır. Ayrıca Batılı devletlerin kendi elleriyle besledikleri IŞİD canavarını, farklı ittifaklarla yok etme çabalarıysa bu devletlerin ikiyüzlü politikasını  bir bakıma açıkça ortaya koymaktadır. Tabii ki Kürtler, Irak ve Suriye kendi ulusal çıkarları için dövüşüyor.

Ortadoğu’daki  gelişmeler oldukça dikkat çekici. Bölgede IŞİD’i başta Türkiye olmak üzere çeşitli devletler  desteklese de uzun süredir hem karadan hem de havadan IŞİD, yoğun saldırılara maruz kalıyor ve gittikçe zayıflıyor. Özellikle Rusya’nın Esad’ın yanında daha aktif ve kararlıca yer alması, Amerika’yı Suriye politikasında düşünmeye sevketti. Çünkü  İran ve Rusya’nın Esad’ı yalnız bırakacağı düşüncesi de boşa çıktı. Hedefinde sürekli Esad olması ve IŞİD’e ciddi anlamda yönelmemesi ayrıca  bu saldırılara karşı Esad’ın  direnmesi Amerika’nın prestijine zarar verdi. AB,  kaybedeceği netleşince, farklı bir yol seçerek bölgede Rusya ile işbirliğine gitmeyi tercih etti.

Rusya ve Amerika her ne kadar işbirliğine gitmiş gibi görünse de  bölgede yoğun rekabet içindeler. Suriye hükümeti Rusya ve  İran ile davranırken Amerika da Kürt Hareketiyle ittifak kuruyor. Hem Rusya hem Amerika  Kürt hareketi ile yakınlaşmaya çalışıyor. Kürt ulusal hareketi Amerika’nın bölgede güç kazanmak için kendisine ihtiyacı olduğunu biliyor. Amerika’nın Ortadoğu’da desteklediği “ılımlı islamcı” çeteler bir bir yok oldular.

Kürt Ulusal Hareketi de bu rekabet ortamını  kendi lehine çevirmeye çalışıyor.  Bu şekilde bölgede Suriye, Irak ve Türkiye’yi ve belki İran’ı da  içine alabilen geniş bölgesel özerkliği sağlamış olacağı gibi zengin petrol yatakları konusunda da söz söyleme hakkına sahip olacak. Bu anlamda AKP iktidarının Irak rejimiyle sorunlu olması ve  Suriye ile dolaylı savaş içinde olması ve Batılıların  bölgeye müdahelelerinin ürünü olan IŞİD saldırıları, Kürt Ulusal Hareketinin hem Türkiye’de  hem de bölgede  gelişmesine yardımcı oldu.

Kürt ulusal hareketinin bölgede böyle etkili bir  misyona sahip olması Türkiye ve Güney Kürdistan’daki Barzani hükümetini  rahatsız ediyor. En son PYD’nin demokratik özerklik açıklamasına Türkiye’den sonra tepki gösterenlerin başında Barzani hükümeti geliyordu.  Barzani bu oluşumu tanımayacaklarını açıklarken  PYD’yi üstü kapalı  tehdit ediyordu.

AKP hükümeti ise içeride Kürtlere karşı başlattığı savaşla onları  geriletmeye çalışıyor. Buna rağmen bölgede Kürt ulusal hareketinin gelişeceği açıktır. Ancak aynı süreç  Kürt hareketini ilerki dönemde  olumsuz etkileyebilir. Çünkü Kürtlerin meşru savunma sınırlarını aşarak bölgedeki krizden yararlanıp  arazi kazanma çabası içinde oldukları ve denize açılmaya çalıştıkları  görülüyor. Eğer Türkiye devleti Suriye ile barış yapar Irak ile de işbirliğine girerse bu durumda Kürt ulusal hareketi Batılı güçler ile baş başa kalabilir.

Bunları ya AKP yapabilir ya da AKP yıkılır ve yerine gelecek hükümetler yapabilir. Kürt hareketinin meşru savunma sınırlarını aşması Arap’larda da tepki yaratacaktır. Ayrıca AKP’nin Türkiye’de körüklemeye çalıştığı milliyetçilik de Kürtlerin durumunu tehlikeye sokar.

Hali hazırda Kürt ulusal hareketi ile Türkiye demokratik güçleri  arasında kader birliği var. Çünkü Kürt ulusal hareketi AKP’nin dinci iç savaş dayatması karşısında örgütlü ve savaştan bir güç. Dinci saldırılardan tedirgin olan Aleviler ve laik insanlar yaşanan süreçte Kürt ulusal hareketini  kendilerine daha yakın görüyorlar.

Gelişmelere bakıldığında Türkiye devrimci hareketi bir yandan kendi bağımsızlığını korurken  diğer yandan ise Kürt ulusal hareketi ile ittifak içinde davranmalıdır. Gelinen aşamada kendi bağımsızlığını korumanın en önemli yanlarından biri de Kürt ulusal hareketinin  sıradan halkın güvenliğini göz ardı ettiği bombalı  eylemlerdir. Bu eylemlerin  son örneği Ovacık’ta yaşandı. İçinde Türkiye Solu da vardı. Bunları biz tasvip etmiyor, şiddetle eleştiriyoruz.  Bu anlamda Hüseyin Aygün’ün eleştirileri olumludur. Türkiye solu bağımsızlığını korumalı ve bu tür eylemlerden kesinlikle uzak durmalıdır.

Seda Şanlıer

27/06/2016

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here