İSVEÇ’İN KORONAYLA MÜCADELESİ

0
2983

HAMZA YALÇIN

İki vatanlı yaşıyorsan onları birbiriyle karşılaştırarak anlamaya ve kavrayışını geliştirmeye çalışıyorsun. Aslında hepimiz fiilen dünya vatandaşıyız. Ülkeler ise şehirlerimizdir. İsveç korona korkutmacasının en az olduğu yerlerden biri. Sokağa çıkma yasağı yok, maskelerle gezilmiyor. Korku burada da var. Bir kısım yaşlıların ve hastaların ölümü hızlanırken, işsizlik ve ekonomik endişeler artıyor. İsveç’te sol adına sokağa çıkma yasağı talep edene henüz rastlamadım.

İsveç sisteminin bildiğim kadarıyla en çok benzediği ülkeler Kuzey ülkeleridir. Ama İsveç koronaya karşı önlemlerini “Biz farklıyız” yaklaşımıyla Danimarka, Norveç, Finlandiya gibi Kuzey ülkelerinden farklı davranarak aldı. İki gün önce Norveç’te işsizlik nedeniyle tekrar şehrimize gelen bir arkadaş ile konuştuk. İsveç’e gelmekle rahatladığını, korona sonrası Norveç’te hayatın çekilmez olduğunu söylüyordu.

İsveç hükümeti koronayla mücadele politikasının sorumluluğunu büyük ölçüde devletin halk sağlığı merkezi kurumuna devretmiş göründü. Halk Sağlığı Kurumu (Folkhälsomyndigheten-FHM) şimdiye kadar biraz Hitler ordularına karşı Stalin savunmasını hatırlatan bir strateji izledi. Hatırlanacağı gibi Stalin önderliğindeki Sovletler Birliği, Hitler ordularıyla asıl savaşı ülke içlerinde verecek bir strateji izlemişti. Hitler ilerledikçe güçten düştü. Koronanın da ilerledikçe güçten düşmesi bekleniyor. Şimdi Kuzey ülkelerindeki önlemleri İsveç merkezli biraz karşılaştımaya çalışacağım.[1]

İskandinavya’da önlemler

Korona hastalığının Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi yani uluslararası salgın olarak tanımlanması 11 Mart 2020 tarihinde oldu.Danimarka önlem almakta sadece Kuzey ülkelerinde değil Avrupa’da da başı çekti. Daha 14 Mart tarihinde sınırlarını kapattı. Hatta havayolu trafiğini de kısmen durdurdu. Danimarka Halk Sağlığı Kurumu okulların kapatılmasını istedi ve hükümet hemen benimsedi. Restoran ve kafeler de kapatıldı. 10 kişiden fazla insan bir araya gelmeyecek, dendi.

Danimarka’yı Finlandiya ve Norveç izledi. Finlandiya hükümeti 16 Mart tarihinde yaşlı ve hastaları ziyaret etme yasağı, 10 kişiden fazla insana toplanma yasağı, sağlık çalışanlarını elde tutmak için onlara seyahat yasağı koydu. İlk öğrenimin büyük kısmını, liseleri ve üniversiteleri okuldan alıp internetten eğitime geçirdi. Müzeleri, kütüphane gibi yerleri kapattı. Herkesi mümkün olduğu kadar evde kalmaya, evden çalışmaya çağırdı.

Norveç de hızlı ve sert tedbirler aldı. 16 Mart’tan itibaren sağlık çalışanlarının küçük çocuklarının gittiği okullar hariç bütün okullar kapatıldı. Yurt dışındaki yurttaşların geri dönmesinin sağlanması dışında bütün havaalanları ve limanlar kapatıldı. Evde çalışılması ve mümkünse kolektif trafikten uzak durulması tavsiye edildi.

İzlanda diğerlerinden daha biraz daha liberal tedbirler aldı. Hükümet ilk öğrenim okulları ve yuvaları açık tuttu. Toplantı ve gösterileri ise 100 kişi ile sınırladı.

İsveç Hükümeti 11 Marta 500’ü aşan toplantılar yasakladı ama ilköğrenim ile çocuk yuvaları hala açık. Liselerin ve yüksek öğrenimin internetten eğitime geçilmesi kararı 18 Mart’ta alındı. Yaşlılar yurtlarının ziyarete kapatılması aynı tarihte belediyelere “kuvvetle” tavsiye edilmişti ama hükümetin kesin ziyaret yasağı kararı 1 Nisan’dan başlatılacak şekilde alındı. 50’den fazla kişinin bir araya gelmesini yasaklayan karar ise  27 Mart’ta alındı.

Şimdi sonuçlara bakıyorum[2].

Hastalığa nüfusa oranla en çok yakalanmanın İzlanda’da en yoğun ölümlerin ise İsveç’te olduğu görülüyor. Uluslararası karşılaştırma son 24 saat içinde İsveçte ölümlerin 114 arttığı verilmişti. Ölümler Stockholm’da yoğunlaşıyor. İsveç virüse yakalanmakta oran olarak Danmarka ve Norveç’in gerisinde ancak ölümlerde açık arayla önde bulunuyor. Ölümlerin fazla olma sebebinin hastaları ve yaşlıları korumayla ilgili olduğu sanılıyor. Türkiye hükümeti tarafından dünyaya verilen istatistikler doğruysa Türkiye korona konusunda nüfusuna kıyasla Kuzey ülkelerinden daha iyi durumda.

İsveç korona karşısında sakin görünmeye çalışırken Başbakan Lövfen 22 Mart tarihinde olağanüstü davrandı ve ulusa sesleniş konuşması yaptı. Konuşmada yurttaşlara güven vermeye çalıştı ve toplumdaki dayanışmaya övgüde bulundu. Konuşma yatıştırıcı olmaya ne kadar önem verdiyse de İsveç’te, 2003 yılında Dışişleri Bakanı Ana Lidh’in bıçaklanarak öldürülmesi olayından sonra ilk kez böyle bir konuşma oluyordu.

Hükümet yetkilileri, kararlarını FHM tavsiyesi temelinde aldıklarını açıkladılar.

Hükümet “Biz bir devletiz, herkes kendi işini yapıyor” görünümü vermeye özen gösterdi. Topu FHM sözcüsüne attılar, basınla o muhatap oldu. FHM sözcüsü devlet epidemoloğu Anders Tegnell, tıpkı Olof Palme cinayetinin soruşturulduğu 1980’li yıllardakine benzer şekilde bir anda en tanımış insan oldu.

Eleştiri okları onun üzerinde yoğunlaşınca sosyal medyada Tegnell’e destek  kampanyası gelişti. Kampanya aslında hükümeti savunuyordu.

Ekonomik ve sosyal önlemler

Hükümet her ne kadar ilk önlemleri arasında (16 Mart 2020) 300 milyar dolar bütçe ayırdığını açıklasa da Mart ayı içinde İsveçte, daha önce görülmemiş boyutlarda işten çıkarmalar yaşandı. Yetkililer genel olarak Kuzey ülkelerinin ekonomilerinin özel olarak ise İsveç ekonomisinin krize karşı sağlam yapıda olduğunu ileri sürüyor. İddialarını daha ziyade ülkelerin rekabet gücüne, bankacılık sistemine, eğitilmiş iş gücüne dayandırıyorlar. Dolayısıyla Kuzey ülkelerinin ekonomik krizin etkisini daha kolay aşacağını iddia ediyorlar. Hükümet bu yıl içinde işsizliğin yüzde 9 olacağı tahmin ettiğini açıklasa da rakamın yüzde 10’u geçeceği görülüyor. Maliye Bakanı  ekonomide ise yüzde 4 daralma beklediklerini açıkladı (31 Mart 2020).

  1. Ekonomik krizin etkilerini karşılamak için yetkililer işverenlerin vergilerini büyük ölçüde düşürdüler, işçilere ücretli izin verlmesi durumunda ücretlerin yarısını 6 aya varacak şekilde karşılama ve patronlara yardımlar yapma kararı aldılar.
  2. İşsizlik kasası için hem kolaylık sağlandı hem de işsizlik ödentisi yükseltildi.
  3. Hem ücretli bir işte çalışıp hem de aynı zamanda tahsil yapanlar varsa maaşları yanında öğrenci tahsil yardımı da alabilecekler.
  4. İşsiz kalanların mesleki eğitimi cömertçe destekleneceği bildirildi.
  5. Kendini iyi hissetmeyenlerin evde kalabilmeleri için kolaylık sağlandı ve ayrıca doktor raporu almaksızın evde kalabilme süresi 1 haftadan 2 haftaya çıkarıldı.

Hükümet basını sürekli bilgilendirmeye önem verdi. Basın da hükümeti sorguluyor olduğunu göstermek için gayret etti. Başbakanın bu anlamda devlet televizyonu SVT tarafından sorgulanması (1 Nisan)  ilgi çekici oldu. Hükümetin korona gerekçesiyle bazı yetkiler istemesi de muhalefet tarafından geri çevrildi. Bunlar İsveç sisteminin prestijini yükseltti. İsveç’te kurumlara zaten yüksek düzeyde güven vardır. Bu güven, biraz da sessizlik kültürüyle karışık bir güvendir. Sosyal devlet uygulaması ise İsveç’te kurumlara güveni artırdı. Örneğin İsveç’te devlet, sadece halk tarafından değil aydınlar tarafından da neredeyse kutsal görülür. Kurumlar, hükümet ve sistem eleştirilirken devletin eleştiri dışında tutulmasına önem verilir. Ayrıca İsveç’te insanların çalıştıkları kuruma o kurum hakkında kamuoyu önünde açıklama yapmayacak kadar sadık olmaları beklenir. Bu anlamda biraz “Kol kırılır yen içinde kalır” kültürü söz konusudur. İsveç’teki basın, toplanma ve ifade özgürlüğü bu yapı  içinde değerlendirilmelidir. İsveç’te ifade özgürlüğü bakımından bir yandan belki de dünyanın en serbest  yasaları vardır, diğer  yandan ise medya kendi kendsine oto sansüre varan sınırlama uygular. Sistemi sorgulamak adeta zıpçıklılık görülür ve genelde iyi karşılanmaz. Bu ülkede böyle şeylere karşı hapis, dayak gibi cezalar verilmez ama kurumlar ve insanlar tarafından tecrit edilmek gibi çok etkili bir  mekanizma geçerlidir. Kamuoyu tarafından tecrit edilemeden sınırları zorlayanları ise Julian Assange’ın başına gelen felaketler bekler.

Ancak korona krizi İsveç’in sağlık tertibatının, özellikle sağlık personali teçhizatının yetersiz olduğunu gün ışığına çıkardı. 6 Mart tarihli gazeteler Finlandiya’nın daha 2012 yılında pandemilere karşı hazırlık için stoklar yapmış olduğunu ama İsveç’in bu konuda yetersiz olduğunu yazdılar. Yetkililer hatayı kabul etti. İsveç’te yetersizliğinden şikayet edilen sağlık cihazlarının Çin’den ithal edilmesi önerisinin hükümet tarafından reddedilmesi çok dikkat çekici oldu. Bunu ben İsveç’in ABD politikalarına bağlılığı ile ilişkilendirdim. İsveç NATO ülkesi olmadığı halde İskandinavya’da ABD’ye belki de en yakın ülkedir. Bunun tarihsel sebepleri de bulunuyor.

Korona virüsünün yaşlılar yurtlarına yayıldığı ve hatta sağlık çalışanlarının virüse yakalandığı saptandı. Son 24 saat içinde 114 arttığı bildirilen ölümlerin Nisan ve Mayıs ayında artarak sürmesi ve Haziran ayında düze çıkılması bekleniyor. Son zamanlarda kamuoyu desteğinin bir ay içinde, yüzde 26 gibi düşük bir düzeyden yüzde 44’e çıktığı belirtilen İsveç Başbakanı Lövfen’in durumunun ne olacağı merak konusudur.

Pandemiler hakkında 25 yıllık araştırma tecrübesi olan Svenn-Erik Mamelund adlı Norveçli bir araştırmacı ve Peter Allebeck adlı bir İsveçli profesör düşük statüdeki işçi ve emekçilerin ve  koronadan etkilenme riskinin yüksek konumdakilere oranla daha fazla ve daha tehlikeli olduğunu ifade ediyorlar. Sağcı partiler krize karşı işverenlerin deteklenmesini savunurken sosyalist sol sağlık sisteminin başarısızlıklarını özelleştirmelerde, sosyal harcamaların kısıtlanmasında görüyor. Revolution adlı bir sosyalist dergi hükümeti yaşlıları, hastaları feda etmekle suçluyor. Komünist Parti (Proletären) özelleştirmelerden, özel sağlık sigortalarından vaz geçilmesini, kapatılmış bölge hastanelerinin yeniden açılmasını, sağlık teçhizatlarının devlet tarafından üretilmesini, iş ve işçi bulma kurumunun (Arbetsförmedlingen) kapatılmayıp desteklenmesini, iş güvencesinin desteklenmesini, işsizlik kasasının güçlendirilmesini, bankaların kamulaştırılmasını, kolektif trafiğin destklenmesini, kiraların kriz döneminde alınmamasını, toplumda korona korkusu yayılmasına son verilmesini, gösteri ve toplanma özgürlüğünün kısıtlanmamasını, toplumda dayanışmanın geliştirilmesini ve bu anlamda ideal sivil toplum kuruluşlarının desteklemesini savunuyor.

Türkiye ile İskandivaya hakkında karşılaştırma yapmak iyi olurdu ama burada ne yazık ki girişemeyeceğim. Gene de bir kaç söz etmek iyi olacaktır. Her ne kadar Erdoğan “ Kuzey ülkeleri batık durumdalar” demiş olsa da Türkiye ekonomisi Kuzey ülkeleri ekonomisinden çok daha zor durumda görünmektedir. Bu durum Erdoğan’ın halktan para istemesinden de bellidir. Erdoğan krizi böylece fırsata çevirmektedir. Türkiye’de halkın kurumlara güveni zayıftır. Erdoğan bu güveni daha da zayıflatmak amacıyla elinden geleni yapmaktadır. Türkiye’de basın iktidardaki partinin ve hatta Erdoğan’ın yayın organı durumundadır. Bununla birlikte sesini çıkarmaya çalışan muhalif basının İsveç’teki basınla kıyaslanamayacak kadar eleştirici olması Türkiye’nin çok lehinedir. Türkiye’de ilerici kesimlerde çok farklı ve gayet olumlu bir devleti eleştirme geleneği vardır. Ünlü filozof Chomsky’nin de dikkatini çeken bu geleneğe ben çeşitli fırsatlarda işaret ettim[3].  Türkiye solu bu geleneği sadece devleti değil kendini de eleştirecek şekilde  yani samimi bir tutumla iyi korumalıdır.

Türkiye’de sosyal demokrat solun sokağa çıkma yasağı talep etmesini ise anlamıyorum ve buna değinmeyeceğim.

06.04.2020


Kaynakça:

[1]https://www.svt.se/nyheter/utrikes/sa-hanterar-de-nordiska-landerna-coronaviruset.   

[2]https://www.worldometers.info/coronavirus/ 7 Nisan 2020 saat 15:19

[3]Solda Birlik ve Devrimci Yenilenme, 2017, Hamza Yalçın,

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.