İsveç’te Sol Etiketli Sağcı Hükümet

0
403

İsveç’te hükümet kurma çalışmaları nihayet bir sonuca ulaştı. Sosyal demokratlarla (S) Çevre Partisi (MP) dışarıdan üç partinin desteğiyle yeni bir koalisyon hükümeti kurdular. Yeni koalisyon hükümetini Liberaller (L), Merkez Parti (C) ve Sol Parti (V) dışarıdan destekliyor.

Varılan yer S Başkanı Stefan Löfven’in geçtiğimiz yıl 9 Eylül’de seçim sonuçlarının ortaya çıkmasından bu yana amaçladığı bir sonuçtu. Lövfen bloklar ayrımını aşan bir hükümet arayışındaydı. İttifak adı verilen ve merkez sağ parti Moderaterna (M), Merkez Parti (C), Liberal Parti (L) ve Hristiyan Demokratlardan (KD) oluşan sağ partiler ittifakının yönlendirici gücü M, hükümeti kurmak için SD’nin dışarıdan desteğini isteyince Alians adı verilen sağ partiler ittifakı çatlamıştı. SD ile iş yapmama kararını gerekçe gösteren C ve L güvensizlik oyu verince İttifak’ın hükümet kurma planı suya düşmüştü (14 Kasım 2018). Bir kısım demokrat kesim C lideri Annelie Lööf’ün tavrını çok beğenmişti ancak C ve L’nin SD ‘ye karşı tavırları ilerici bir tavır olmaktan hayli uzaktı çünkü onlar SD ile Sosyal demokratların az solunda yer alan ve liberal bir sosyalist parti olan Sol Parti (V)’yi SD ile bir tuttuklarını ifade etmişlerdi. Böylece İsveç’in sağa kayması süreci hızlanmaya başlayacaktı.

Ardından sağcı M ve KD partiler tarafından sunulan bir bütçe oylaması yaşandı (12 Aralık). SD bu bütçeye “evet”, oyu verince 2019 bütçesi belli oldu. C ve L partileri bunlarla yetinmeyerek S ile iş güvencesini sınırlayan, sendika aidatlarını artırarak sendikalara üye olmayı zorlaştıran; zenginlerden alınan vergilerin azaltılarak sosyal harcamaların kısılmasının, ücretlerin düşürülmesinin, konut kiralarının yükseltilmesinin ve ormanların yok edilmesinin önünü açan; polis teşkilatının da gücünü artıran bir özel anlaşma yaptılar. Ayrıca Sol Parti V’nin hükümete eşitlikçi ve sosyal adalet yanlısı etkilerde bulunmasının da yolunu kapattılar. Böylece V bu güne kadar kendilerinin de katkılarıyla ülke politikasından dışlanmış olan komünistlerin durumuma düşürülmek isteniyor.

Sol Parti’nin (V) böylesine gerici bir anlaşmaya dayanan hükümete güvensizlik oyu vererek yeniden seçimlerin yolunu açması beklenirken V lideri Jonas Sjöstedt hükümete güven oyu vereceklerini açıkladı. V, aktif bir kampanyayla girmesi gereken yeni bir seçimi göze alamadı.

Kurulan hükümetin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan en zayıf koalisyon hükümetlerinden birisi olacağı belirtiliyor.

Hükümet, 9 Eylül 2018 seçimlerinde ortaya çıkan tablo yüzünden kurulamıyordu. Tabloda zorluk yaratan, İsveç Demokratları (SD) adındaki aşırı sağcı partiydi. SD açıktan açığa Nazi bir geçmişe sahip olduğu için parlamentodaki mevcut partiler tarafından tecrit edilmişti.

İsveç siyasetinde aşırı bulunanlara sırt çevirme, onları tecrit etme yönünde güçlü bir kolektif alışkanlık var. Komünistlerle Nazileri bir tutan Soğuk Savaş ideolojisi, bu kolektif bilinci ve davranışı sürekli yeniden-üretiyor. İsveç’in ana okulundan yüksek öğrenime eğitim sitemi her kademede bu anlayışı gözetecek şekilde kurulmuş durumda. Aynı anlayış sendikalarda, çalışma yaşamında ve medyada İsveç’e özgü bir ustalıkla sıkıca gözetiliyor.

İsveç burjuva sistemi bu anlayışla Komünistleri on yıllardır geniş kitlelerden uzak tutmayı ve etkisiz kılmayı başarırken özellikle 1990’lı yılların sonuna doğru aşırı sağ büyümeye başladı. Kökleri Nazist bir hareketten gelen İsveç Demokratları SD, 1988 yılı sonrasında girdiği her seçimde oylarını artırdı. İlk seçimde 1000 civarında oy almıştı. 30 yıl boyunca günde ortalama 90’dan fazla seçmen kazanarak 2018 seçimlerinde 1 milyon 135 bini aşkın oy gücüne sahip oldu. SD merkez sağ parti Moderaterna (M) başta olmak üzere bütün partilerden seçmen kazandı. SD’nin özellikle, Sosyal demokrat partinin geleneksel taban sendikalı işçilerden giderek artan oy kazanması dikkat çekmektedir.

SD’nin yükselişinde 1990’lı yıllarda Yugoslavya’da yaşanan etnik savaş ile 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması önemli dönüm noktaları oldu. Bu olaylar dünyada milliyetçiliği artırdı. 1995 yılında İsveç’in AB’ye girmesi Avrupa’da milliyetçiliğe güç sağlayan başka bir önemli gelişme oldu. Polonya’da, Macaristan’da, Avusturya’da ve İtalya’da sağcı milliyetçilik hükümete gelmekteyken SD’nin gelişmesinde en büyük katkıyı ABD’nin İslam coğrafyasına müdahelesi yaptı. Suriye’deki iç savaşla birlikte birdenbire artan göç dalgası, İsveç halkı arasında ulusal beka sorunu olarak algılandı. “İsveç İsveçli kalmalıdır”, sloganı insanlara daha çekici gelmeye başlayacaktı. Şimdilerde Brezilya’da faşist Jair Bolsonaro’nun Başkan seçilmesi ve Almanya’da AfD adlı faşist partinin gelişmesi de SD’ye elverişli uluslararası ortam hazırlıyor.

SD’nin gelişmesi için ortalama vatandaşın duygularına tercüman olması yetiyor. SD göçmenlere İsveçli değerlerin asimilasyon metoduyla benimsetilmesini istiyor ve özellikle halkın Avrupa ülkeleri dışından gelen göçmenlere karşı ön yargılarını kullanıyor. SD’nin yabancı kökenli İsveç yurttaşları arasında yayılması da dikkat çekici gelişmelerden birisidir. Mevcut İslamdan rahatsız olan yabancı kökenli bir kısım göçmen SD’yi kurtuluş görüyor. Bir kısım Alevilerin de dincilikten çekindikleri için SD’ye sempati duydukları görülüyor.

Parlamentodaki diğer partiler SD ile açık işbirliği yapmaktan uzak durmuş olsalar bile araştırmalar İsveç büyük burjuvazisinin SD’ye güveninin yüksek olduğunu gösteriyor. İsveç’de gelir dağılımındaki eşitsizliklerin ve sermayenin emekçiler karşısındaki gücünün artması ile SD’nin gelişmesi arasında bir doğrusal ilişki gözleniyor. Medyanın yabancıları hedef alan yayınlarının SD’nin gelişmesine katkı sağladığı biliniyor. Devlet aygıtının SD’nin gelişmesi sürecindeki rolü üzerinde İsveç’te pek tartışma olmuyor.

Güven oylamasının hemen ardından C Başkanı Annie Lööf ile SD Başkanı Jimmie Åkesson arasında yaşanan atışma ilginçti. Åkesson Lööf’ü, solun destekçisi durumuna düşmekle suçlarken Lööf cevaben “Üzerimdeki elbise ile Åkesson’un kravatının aynı renkte olmasına dikkat çekerim” dedi. Şimdi Jimmy Åkeson burjuva partileri arasında dışlanmış duruma düştü ama aslında onun fikirlerinin çoğunun iktidarda olduğu ve hem de yolunun daha çok açıldığı görülüyor.

Şimdi S tabanı içinde aldatılmıştık duygusu yaşanıyor. C ve L adlı burjuva partilerin himmetiyle kurulmuş olan S ve MP koalisyon hükümetinin burjuvazinin emekçiler aleyhine gücünü artırması ve sağcılığın önünü daha çok açması bekleniyor. Yaşanan hayal kırıklığının önümüzdeki dönemde bir kısmının SD’ye bir kısmının ise V’ye sempatiye dönüşmesi, maddi durumları daha çok bozulacak olan kesimlerin bir kısmının SD’ye bir kısmının ise V’ye taraftar olmaları büyük olasılıktır. Dünyada yeni bir ekonomik kriz dalgası yaklaşırken İsveç solunun önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı mücadele, ülkenin geleceğinde tayin edici olacaktır.

İsveç / Odak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.