İyi ki Doğdu Fidel…

0
457

İnan Kaloğulları

Bugün Fidel Kastro’nun doğum günü.  Yaşıyor olsaydı 93  yaşında olacaktı. Fidel Kastro’yu doğum gününde saygıyla ve özlemle anıyoruz.  

“Silahlar ne kadar gelişmiş veya güçlü olursa olsun, düşüncelerin silahlardan daha değerli olduğuna dair derin inancımızla direniyoruz”

Fidel Kastro köylü bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Annesi ve babası ilkokul eğitimi almamış ve okuma yazmayı kendi olanaklarıyla öğrenmişti. Manevi olarak zor koşullarda yatılı okullarda okuyarak büyüyen Fidel, anılarında okulu bitirip Avukat olduğunda çoğunlukla yoksul işçileri savunarak onlardan para almadığını belirtir. Dayanışmacı kişiliği nedeniyle gençlik yıllarında yoksul insanların beslenmesine yardım eden bir oluşumun içinde kendisini büyük borçların içine soktuğu anlatılır. Fidel, mücadeleci ve hümanist özellikleriyle gençlik yıllarında mücadele içinde öne çıkan devrimci gençlik liderlerinden biri olur. Militan düşünceleri giderek benimsediği o yıllarda İktidarı darbe ile ele geçiren Batista’nın demokratik yollardan alt edilemeyeceğini düşünerek mücadeleyi arkadaşlarıyla birlikte başka bir şekilde sürdürmeye karar verirler.

Küba devrimi tarihine yön veren Moncada kışlası baskınını planlarlar ve mücadeleyi farklı bir boyuta taşırlar. 120 kişi olarak planladıkları bu eylemde doksan kişi ile kışlanın içine gireceklerini ve bu eylemin başarılı olacağını düşünürler. Orada ise bin beş yüz askerin bulunduğu belirtilir. Kışla içindeki silahları ele geçireceklerini, halkın zamanla darbe ile iktidara gelen Batista’ya karşı sokaklara döküleceğini sanarlar. Yolunda gitmeyen bir aksilik nedeniyle eylemleri başarısız olur ve eylemcilerin yaklaşık yarısı orada öldürülür. Baskın başarıya ulaşamaz fakat Kübalı direnişçilerin ortaya koyduğu bu eylem, Küba devrimi için çok güçlü bir ilham kaynağı olur. 

Küba’nın özgürlüğü için Fidel ve 120 direnişçinin Moncada kışlasına yaptıkları bu baskın bir intihar eyleminden farksızdır. Fidel ve arkadaşları Küba tarihinde büyük izler bırakan bu eylemlerinden dolayı onun en sevdiği edebi kahraman olan Donkişot’a benzetilir. Direnişçi karakterleri kimi insanlar tarafından mitolojik kahramanlıkla dahi özdeşleştirilir.

Fidel ile birlikte bazı direnişçiler şans eseri bu eylemden sağ kurtulur ve mahkemeye çıkarılırlar. Mahkemeye çıkarıldıklarında yargılamayı tersine çevirerek onu Batista diktatörlüğünün yargılandığı davaya dönüştürürler. Fidel, yargılamayı anılarında şöyle anlatır: “Avukat olarak bütün haydutları, bütün tanıkları sorguladım. İnanılmazdı. Yapamadılar, beni mahkemeden çıkardılar, çünkü suçlamaları gizlemeleri mümkün değildi. Dolayısıyla beni tek başıma bir yaralıyla birlikte hastanenin bir odasında yargıladılar.”  

Fidel’in “Benimahkum edin, sorun değil. Tarih beni aklayacaktır” sözüyle biten o ünlü savunması daha sonra Küba devriminin yolunu açan 26 Temmuz Hareketi’nin çok güçlü dayanağı olur.

Fidel ve arkadaşları Jose Marti’yi kendileri için güçlü bir ilham kaynağı olarak görmüşlerdi. Fidel’in jose Marti’nin devrimci kişiliğine karşı büyük bir hayranlığı ve bağlılığı vardı. Jose Marti bir şair, düşünür ve devrimci bir entelektüeldi. Latin Amerika halkının sömürgeciliğe karşı verdiği mücadelede en önde yer alan Kübalı bir savaşçıydı. Sömürgeciliğe karşı direnmek isteyen Latin Amerika halkını birleştiren liderlerden biriydi. Bu mücadele içinde İlk anti-emperyalist savaşçılar arasında olduğu belirtilir. Kimi kaynaklarda Jose Marti’nin son nefesini savaş alanında vermek istediği söylenir. Uzun bir mücadele hayatının ardından ölümü onun hayalini kurduğu şekilde at sırtında ve savaş alanında çarpışırken gerçekleşir.

Kübalı devrimciler Latin Amerika’nın köklerinde yer alan bu yurtsever direnişçi özelliğe güçlü şekilde sahip çıkarak onu halkla buluştururlar. Fidel’in çok birikimli bir Marksist-Leninist olmasının yanında Latin Amerikalı ezilenlerin köklerindeki bulunan bu yurtsever duygulara çok güçlü şekilde bağlı olduğu belirtilir. 

Fidel Kastro tüm dünyada olduğu gibi Türkiye halkı arasında da sevilen bir devrimci kişilik olarak anılıyor.  Onun mücadele üzerine söylediği ünlü sözleri ülkemizdeki umutsuzluk karşıtı ve mücadele yanlısı insanlar tarafından da sevilerek benimsendi.

Biz yenilirsek kalkar yeniden deneriz, diktatörler yenilirse sonları olur”, “O’nun yaptıklarını ben yapamazdım. Asıl devrimci Atatürk’tür.”, “Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek” sözleri Türkiye’de en çok öne çıkarılan sözleri oldu.

Fidel Kastro’nun ardından

Fidel Kastro için “Don Kişot kadar uçuk Odysseus kadar akıllı ve iradeli” diye yazan Odak-Eğitim ve Dayanışma Hareketinin koordinatörü Hamza Yalçın da Türkiye’nin köklerinde bulunan yurtsever birikime güçlü şekilde sahip çıkmak gerektiğini her fırsatta dile getiriyor.

Fidel düşmanlarının bile hayranlık duyduğu, sakalı ve purosu ile özdeşlen bir lider olarak tanındı. Arkadaşlarının istediği ile puro içmeyi uzun yıllar sonra bıraksa da sakalı bir simge olarak kaldı. Che’nin hayatını kaybettiği haberini almalarının ardından ruhsal olarak zordurumda olan ailesinin yanında kaldığı günlerde bir anı olarak, Che’nin küçük oğlunun o uyurken yanına gelerek sakallarıyla oynamayı çok sevdiğini belirtir.

Sakalıyla ilgili sorulan bir soruya “O bana ülkemle ilgili pek çok şeyi hatırlatıyor. Eğer bir gün ülkeme karşı olan tüm sorumluluğumu yerine getirirsem o zaman kesebilirim” demişti.

Hayatının son günlerine doğru yaptığı veda niteliğindeki konuşmasında “Elbette hepimizin zamanı gelecek. Ancak Kübalı komünistlerin idealleri, inançları bu dünya için, insanlık için fayda sağlamaya devam edecek. Bu idealler için savaşmaya devam etmeliyiz” demişti.

Che, Fidel’in kitlelerle kurduğu bağı anlatırken onun güçlü bir sezgisel bağı olduğunu belirtir. Fidel ve kitle arasındaki ilişkiyi giderek güçlenen bir ezgiye ve diyaloga benzetir. “Bu konuda Fidel büyük bir ustadır” der.

Mücadele arkadaşları onun ideallerini ve doğruları savunma konusunda çok güçlü bir kararlığa sahip olduğunu belirtirler. Alçak gönüllü olması ise onun en güçlü özelliği olarak ifade edilir. Sosyalizme derinden bağlı olduğu ve “Bir gün sınıflı toplum yapısı ortadan kalkacak” düşüncesine yürekten inandığı dile getiriliyor.

Mücadele konusundaki İyimserliğinin ise bulaşıcı olduğu anlatılır. Granma ile Küba’ya yaptıkları yolculuk esnasında teknede 82 kişi varken Batista askerlerinin kurduğu pusu sonrası karaya sadece 11 kişi sağ olarak çıkabilir. Hayatta kalan savaşçıların bir birinden kopmasından günler sonra, Fidel, kardeşi Raul Kastro ile karşılaştığında “Ne kadar tüfek var sende? “Beş” “Ben de de iki var, hepsi yedi yapar, artık bu savaşı kazanabiliriz” dediği belirtilir.

Fidel’in çok güçlü bir lider olarak tanınmasının arkasında büyük zorluklara karşı göğüs germesi yatıyor. Onun kararlı bir kişiliğe sahip olduğu, mücadeleye büyük inanç beslediği ve güçlü bir iradesi olduğu belirtilir. Arkadaşları, onun elindeki bütün olanaklarını mücadele için kullandığını, devrimi ileriye taşıyabilmek için çok çalışarak büyük fedakarlıklar yaptığını belirtiyorlar.

Fidel, fikirlerin yaratacağı gücün büyüklüğü hakkındaki inancını anılarında sıkça belirtir. “Eğer büyük kitleleri ikna edebilmişse, fikirler silahlara ihtiyaç duymaz”der. Mücadelenin başarısı için arkadaşlarıyla yaptıkları planlara ve savundukları fikirlere çok güvendiğini sıkça tekrar eder. “Eğer planınız ve inancınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun önemi yoktur” der.

Başarılı devrimci kişiliği sayesinde kazandığı popüler karakterinin ise Küba halkının mücadelesinin başarısı için kullandığı politik zekasının bir ürünü olduğu söylenir.

Birçok Kübalı liberal ve Küba karşıtı güçler Fidel’i baskıcı bir diktatör olarak tarif ederken, Küba halkı ise onun kişiliğine ve fikirlerine karşı bu gün de büyük bir saygı ve bağlılık duyuyorlar.

Che bu bağlılığı hayatta olduğu süre boyunca sık sık belirtti. Ölmeden önce yazdığı veda mektubunda “Başka gökler altında son saatim geldiğinde benim son düşüncem bu halk ve sen olacaksın” diyerek bu duyguları içtenlikle dile getirdi. Che, Fidel’e karşı hissettiği duyguları onunla ilk karşılaştığı günlerde yazdığı  “Fidel’e Şarkı” şiirinde de belirtir: “ Haydi gidelim/Ateşli peygamberi şafağın/Gizli patikalardan ulaşalım/O yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin”

Diktatör olduğu şeklindeki saldırgan propaganda karşısında Fidel, baskın lider kişiliği hakkında sorulan bir soruya“kişisel olarak hiç zafer kazanmayı düşünmedim” yanıtını verir. “Ben diktatör değil halkımın kölesiyim” der.

Dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ettiği, çok okuduğu ve yaşarken dünyadaki ilerici hareketleri merakla izlediği belirtilir. Anılarında “Ben çok kitap okuyorum çünkü insan kitaplardan çok şey öğreniyor” der.

Moncada baskınındaki başarısızlığın onun arkadaşlarını koruma çabasından kaynaklandığını anılarında yüreklice belirtir. Mücadele için emek veren insanlardan büyük bir saygı ve övgüyle söz ederken, onlara karşı büyük hayranlık duyduğunu sık sık ifade eder.

Fidel zor koşullara karşı direnmeyi çok önemli gören bir liderdi. Che’nin hayranlık duyduğu en güzel özelliklerinin birinin onun güçlü iradesi olduğunu övgüyle anlatır. Tarihteki direnişlerden büyük ilham aldığını sıkça söyler. Latin Amerikalı ezilenlerin köleliğe kaşı verdiği mücadeleden ve bu mücadelede kahramanlaşan isimlerden gururla söz eder. Başarısız olsalar dahi olağanüstü çabalar ile ortaya koyulan direnişlerin çok güçlü bir etkisi olduğuna derinden inandığını belirtir. Yargılandığı esnada söylediği “Çaresiz kaldığımda dünyanın bütün güçleri bağrımda toplanır” sözü, ilham aldığı bu büyük mirasın güçlü yanını vurgular.

Fidel ve arkadaşları yaşadıkları süre boyunca Küba’da liderliğin yozlaşmaması için özel bir hassasiyet gösterdiler. Küba’da, devrimin yaşayan liderlerine adanmış herhangi bir heykel, resmi bir portre, cadde ismi ve ya bir eserin bulunmadığı belirtilir. Sokaklarda devlet yöneticilerinin değil sadece devrimci halk kahramanlarının resimlerinin yer aldığı söylenir. Fidel’e, “Che’nin fotoğrafları her yerde sizin neden yok?” şeklinde sorulan bir soruya “Ben devlet adamıyım, Che devrimci bir halk kahramanı, sokaklara halk kahramanları yakışır” yanıtını verdiği belirtilir.  

Küba halkı Domuzlar körfezi saldırısının ardından sosyalist politikaları uygulayacağını dünyaya duyururken Orta Amerika ile Afrika’daki devrimleri, zor duruma düşme pahasına güçlü şekilde desteklediler. Dünyadaki emperyalizm karşıtı hareketlerle başarılı ve mütevazi bir dayanışma kurdular. Che ve arkadaşları hayatlarını ortaya koydukları bu enternasyonalsit ruhun en güçlü örnekleri oldular.

Angola’daki Güney Afrika Irkçı Apartheid rejiminin işgaline karşı Küba tarihinin en büyük dayanışmasını gösterdiler. Fidel anılarında, Angola’nın yardım çağrısına Küba’nın kendi devrimini riske atacak yüreklilikte bir dayanışma ile karşılık verdiğini belirtir. Küba, yaklaşık bin kilometre ötesinde bulunan ve ABD’nin yardımıyla atom bombası atılma riske taşıyan bu savaşa 350.000 kişilik Kübalı savaşçı ve sivil destekçi ile katıldı. 2077 Kübalı yurtsever bu savaşta hayatını kaybetti. Bu olağanüstü dayanışma sayesinde Faşist Apartheid rejiminin Güney Afrika’daki varlığına büyük darbe vuruldu. Angola savaşının başarıya ulaşması ile Namimbiya’nın ve Zimbabve’nin bağımsızlık ve kurtuluş yolu da açıldı.

Fidel’in liderliği döneminde çoğu Küba’ya karşı düşmanca politikalar yürüten on ABD başkanı değişti. Kastro’ya 638 suikast düzenlendi ve Küba’ya karşı birçok saldırı planı yapıldı. 1961’de yapılan Domuzlar Körfezi saldırısı başarısızlıkla sonuçlandı ve ABD Küba halkının direnişi karşısında yenildi. Kimi kaynaklar geçmişte 11 Eylül benzeri bir senaryo ile Küba’yı işgal etmek için bir plan dahi yapıldığını belirtiyor.

Trump’da ABD emperyalizmin bu saldırgan geleneğini bozmadı ve iktidara geldiği ilk günlerde “Yakında özgür Küba’ya kavuşacağız” tehditlerini savurdu. Birkaç ay önce ise Küba’ya yeniden ağır ambargolar uygulama kararı aldılar. Küba Dışişleri Bakanlığı bu yeni ambargonun yaratacağı zararın 1 trilyon dolara yakın olabileceğini açıkladı.

Küba halkı özellikle Latin Amerikalı ezilenler için güçlü bir örnek oldu ve onları etkiledi. Bu yüzden hep tehlike olarak görüldüler. ABD emperyalizmi, ambargolara, savaş tehditlerine ve Kübalı liderlere yaptıkları suikastlara rağmen Küba devriminin yönünü değiştirmeyi başaramadı.

Fidel’de Che gibi emperyalizmin vahşi politikalarından hep tiksintiyle söz etti. “ABD dünyayı politik, ekonomik, teknolojik ve askeri gücüyle yağmalıyor” düşüncesini sık sık dile getirdi. 1960 yılında Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı 4.5 saatlik, BM tarihinin en uzun konuşmasında, ABD emperyalizminin sinsi ve yıkıcı barbarlığını en gür sesiyle yargıladı.

Sovyetler Birliği yıkıldığında “Kapitalizmin, yoksulluğa çözüm bulacak ne kapasitesi, ne ahlakı, ne de etik değerleri vardır” dedi.

Küba için  “Biz, liderleri depresyon, enflasyon, pazar eksikliği ve işsizlik sorunlarına deli gibi çözüm arayan ve kriz içinde bulunan gelişmiş kapitalist bir ülke değiliz. Biz sosyalistiz ve öyle olmalıyız!” dedi.

ABD’nin Küba’daki devrimini sayısız yıkma çabasına karşı Küba ise Amerikan halkını hep dost olarak gördü. Eğitim ve sağlık olanaklarından yoksun olan Amerikan vatandaşlarına kapılarını sürekli açık tuttu. ABD’de yaşanan kasırgalarda zarar gören insanlar için ABD yönetiminin redettiği birçok yardım teklifinde bulundu.

ABD ise Küba ve Amerikan halkı arasında bir yakınlık gelişmemesi için Kübalı liderlerin ABD eleştirilerini çoğunlukla halkı aşağıladıkları şeklinde göstermeye çalıştı. Fidel “Amerikan halkını aşağıladığımı kanıtlayacak tek bir örnek göstersinler, elimi keserim” sözleriyle düşmanlarının ABD emperyalizmi olduğunu sık sık vurguladı.

Fidel hakkında yazılmış kapsamlı kitaplardan biri olan “İki Ses Bir Biyografi” kitabının yazarı Ignacıo Ramonet Fidel için şunları belirtir: “Karşındaki kim olursa olsun ilgileniyor, sade bir dille, gösterişe kaçmadan konuşuyor. Haftanın yedi günü çalışıyor, dört saatten az uyuyor. Sonsuz bir merakı var, hiç durmadan kafa yoruyor, fikirleri tartıyor, arkadaşlarını yüreklendiriyor. Doğmalara, emrivakilere, tabulara yönelenlerle taban tabana zıt birisi. Devrimi azimle sürdürmek ve yaymak için sürekli harekete halinde ve yeni bir savaş veriyor. Hep yeni fikirler üretiyor, düşünülmeyecekleri düşünüyor, hayal edilemeyecekleri hayal ediyor. Olağanüstü bir çaba sarfediyor ve olağanüstü bir yüreklilik sergiliyor. Bir proje tartışılıp tamamlandıktan sonra hiçbir engel tanımıyor. Bir şeyin çözülmesiyle hayata geçirmesi bir oluyor. Yaptığı şeye yürekten inanıyor. Onun şevki çevresindekilerin iradesini hayata geçiriyor. Halkla iletişim kurma konusunda duygulara dayalı bir beceriye sahip. Jose Marti onun en büyük esin kaynağı. Yazılarını tekrar tekrar okuyor. Bütün çocukların sağlıklı olmasını istiyor. İnsani yardım ve uluslararası dayanışma fikrine dair binlerce kez dile getirdiği bir tutkusu var. En sevdiği edebi kahraman Don Kişot.”

Fidel bir Marksist-Leninist olduğunu ve hayatının son anına kadar öyle kalacağını belirtmişti. Hayata veda ettiğinde halkı için yapacak çok şeyi olduğu düşünüyordu. Öldüğünde paylaşılan son fotoğrafında üzerinde yeşil üniforması ve beyazlamış uzun sakalıyla görünüyordu.

Fidel güçlü devrimci özelliklerinin yanında en çok emperyalizmin karşısında kükreyen insanı andıran güçlü duruşu ve konuşmaları ile akıllarda ve yüreklerde yer etti.

Sosyalizme, adil ve özgür bir dünya hayaline derinden inandı.

Dünya devrimci hareketleri Fidel ve arkadaşlarından, Küba devriminden çok şey öğrendi. Fidel kendisini yaşarken bir devlet adamı olarak görüyordu fakat o en çok sevdiği jose Marti gibi halkının bağımsız, onurlu ve özgür yaşaması için yıllarca savaştı. Che gibi ezilenlerin özgürlük mücadelesine derinden inandı ve bunun için mücadele etti.

Fidel sosyalizmin en çok zarar gördüğü dönemde ona Che ve devrimci arkadaşları ile birlikte büyük prestij kazandırdı. Sosyalizmin dünyada kazandığı saygınlığa olağanüstü katkıları oldu.  Arkadaşları ve halkıyla birlikte yarattıkları devrimci örnek, sosyalizm açısından incelenmesi gereken büyük bir birikimi oluşturuyor. Küba insanı emperyalizmin yaydığı insan ahlakından daha üstün özellikler barındırıyor. Çalışkanlığı, dayanışmacı özellikleri, güçlü yurtsever duyguları ve yeni-insan ilişkileri yaratmaya dönük verdikleri mücadele ile incelenmesi gereken büyük bir birikimi temsil ediyorlar.

Fidel Kastro’yu sevgi ve özlemle anıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.