Seda Şanlıer Yazdı: KADIN DÜŞMANLARINA SIRT ÇEVİRMEK MEŞRUDUR

3
33

Seda Şanlıer

Böyle bir tabloya baktığımızda kadınların AKP’ye ve onun düşmanca politikalarına sırtlarını dönmeleri en meşru haklarıdır. AKP’nin kadını aşağılayan ve onu toplumda ikinci plana koyan bu gerici bakış açısını yıkmak için oluşturulan demokratik kadın örgütlenmelerini, kendimize özgü fikirlerimiz ve anlayışımızla destekleyebiliriz. Böyle bir hareket toplumda geniş bir kadın örgütlenmesini beraberinde getirdiği gibi Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin projelerini de değişik alanlarda tanıtma olanakları yaratır.”

2 Haziran 2015 tarihinde Tayyip Erdoğan miting için Iğdır havalimanından şehrin merkezine giderken, kadınlar tarafından protesto edildi. Iğdırlı kadınlar, Erdoğan’ın otobüsü geçtiği sırada sırtlarını döndüler. Bu protesto üzerine Erdoğan ‘’Şimdi ne anlamada geldiği belli de, tabii edebimiz müsaade etmez’’ diyerek kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısını bir kez daha ortaya koydu. Erdoğan’ın bu sözüne karşı kadınlar, özellikle sosyal medya üzerinden ‘’sırtımızı dönüyoruz’’ adlı kampanya başlattılar. Birçok kadın sırtı dönük şekilde çekilen fotoğraflarını Facebook, Twitter ve İnstagram gibi sosyal iletişim kanalları üzerinden yayınladılar. Bunun yanında bazı şehirlerde, Erdoğan’ın bu söylemine yönelik basın açıklamaları da yapıldı.Erdoğan ve AKP zihniyeti; kendi gibi düşünmeyen ve kendinden görmediği insanları ötekileştiriyor bununla da kalmıyor onlara ayrımcı ve küçümseyen sözlerle hakaret ediyor. Bunlar içinde belki de en çok AKP’nin kadın politikasını eleştiren, iktidar olduğu dönemden bu yana kadın cinayetlerinde %1400 artışa sebep olan yasa ve kanunların değiştirilmesi için uğraşan, eşit ücret- eşit haklar diye taleplerini alanlarda dile getiren, sosyalizm ve demokrasiden yana özlemini haykıran kadınları hedef haline getirmektedir.

Erdoğan ve onun temsil ettiği zihniyet kadınların nasıl giyineceğinden, ne içeceğine, bedeni hakkında nasıl karar vereceğine konusuna kadar her şeye müdahale etti. Hırsızlık, yolsuzluk, talan, rüşvet, insani ve dini değerlerle dalga geçme, ülkelerin iç işlerine karışmayı toplumun ‘’ahlakı’’na uyduran AKP zihniyeti nedense konu kadınlara gelince, onların birçok davranışını toplumun ahlakına ve değerlerine uyduramıyor.

Buradan yola çıkarak Erdoğan’ın Iğdır’da kadınlara söylediği bu cinsiyetçi söylem tesadüf değildir ve kadına, erkek egemen ve gerici anlayışla bakmasının bir ifadesidir. Erdoğan ve AKP zihniyetinin iktidar olduğu dönemlerde kadına yönelik düşmanca söylemlerinden bazı örnekleri aktaralım:

2011 yılı genel seçimler için Hopa’ya (Artvin) giden Erdoğan, Hopalılar tarafından protesto edildi. Eleştiri ve farklı düşüncelere sıfır tolerans gösteren AKP hükümeti ve hükümetin kolluk kuvveti polis, AKP’yi protesto edenlere biber gazı ile saldırdı. Bu saldırı sırasında emekli öğretmen Metin Lokumcu kullanılan biber gazları yüzünden kalp krizi geçirdi ve yaşamını yitirdi. Birkaç gün sonra Ankara’da, Hopa’da yaşanan olaylar nedeniyle eylem yapıldı. Erdoğan, Ankara’da yapılan bu eyleme katılan ve polisler tarafından ağır şekilde dövülerek yaralanan Dilşat Aktaş için ‘’Ankara’da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem. Neymiş Hopa’nın hesabını sormaya geliyormuş!’’ dedi. Kadın- kız ayrımını üstüne basarak vurgulayan bu söz AKP’lilerin erkek egemen zihniyetini ortaya koyan önemli bir örnekti.

Erdoğan 2011 yılında ise Konya’da katıldığı bir mitingde yine bir kadına çattı. Bu sefer hedefinde gazeteci Nuray Mert vardı. Nuray Mert’in Dersim Katliamına yönelik yazdığı yazıya şu şekilde cevap verdi: ‘’ Dersim’de olduğu gibi kolay harekât yapılsın diye yol inşa ediyormuşuz. Açık açık söylüyorum bu mertlik değil, namertliktir’’. O sırada da AKP’nin birçok yandaş gazetecisi Nuray Mert’e demediklerini bırakmadı. Bugün AKP zihniyeti her konuştuğunda ağızlarından demokrasiyi, kadın mücadelesini, kadınların toplumda yer edinmesinin çok önemli olduğunu düşürmeyenler konu kadına geldiğinde hele de bu kadınlar hükümeti ve politikalarını eleştiren pozisyonda ise sözde savundukları eşitliği, hakları çok çabuk unutuyorlar. Tabii şunu da eklemek gerekiyor. Nuray Mert gibi birkaç gazeteci- yazar zamanında Erdoğan’ı Türkiye’nin demokratikleşme süreci için önemli aktör olarak görmüştü.

Erdoğan’ın kadınlara yönelik bir başka söylemiyse bir öncekilerini aratmadı. 2014 yılının Kasım ayında Erdoğan, hükümetin yandaşı olan ve Sümeyye Erdoğan’ın yöneticisi olduğu KADEM’in ( Kadın ve Demokrasi Derneği) toplantısına katıldı. Konuşmasına kadınların temel haklarının olmadığı bir ülkede demokrasi ve bağımsızlıktan bahsedilemeyeceğini söyledi. Ardında da ‘’ kadını ve erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fıtrata terstir. Çünkü fıtratları terstir. Çünkü fıtratları farklıdır, tabiatları farklıdır, bünyeleri farklıdır’’ diyerek aslında kadınların, iktidarda oldukları süre boyunca erkeklerle hiçbir zaman eşit olmayacağını itiraf etti.

AKP’nin, kadına yönelik cinsiyetçi ve düşmanca sözlerin sahibi ise bu sefer Bülent Arınç’tı. 28 Temmuz 2014 yılında Bursa’da yaptığı konuşma sırasında Arınç şunu söyledi: ‘’…erkek zampara olmayacak, kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak’’. Arınç, kadının ‘’namusunu’’ ne kadar sesli güldüğü ile ölçüyor. Söylediğini tersten okursak; kahkahası çok çıkan kadın, erkeğe cinsel mesaj vermiş oluyor. Bu durumda sokakta yüksek sesle kahkaha atanın erkek tarafından tecavüze ve tacize uğraması bir nevi hak oluyor! AKP hükümeti ne kadar farkında bilinmez ama bu sözler birçok kadın katilinin ve tecavüzcünün cezadan kurtarmak için söylediği sözlerin benzeridir.
Bir de geçen dönem AKP’nin Tokat milletvekili olan ve mecliste başka milletvekillerine tekme ve tokat atmasıyla ünlenen Zeyit Aslan adlı kişinin söyledikleri var. Bu şahıs söylediği cinsiyetçi küfürlerle kadını nasıl anlamlandırdığını bize gösterdi. Önce Kamer Genç’in annesine, sonra da başka bir CHP’li vekile ettiği küfürle gündeme geldi. Sonraki olayı ise kadın gazeteciye yönelik söylediği sözlerdi. Kadın bir gazeteci tarafından, meclis bahçesinde uyurken çekilen fotoğrafına çok sinirlenen bu şahıs gazeteciye hitaben şunu söyledi: ‘’ Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, ahlaksız olurum değil mi?’’. Kadın düşmanı bu adama ise AKP sadece uyarı cezası vermişti.

AKP’li milletvekilleri ve onların zihniyetinde daha neler var. Eski Bakan Vecdi Gönül kadınlar için ‘’evin süsüdür’’ derken, Bakan Müezzinoğlu kadınlar için en büyük kariyerin annelik olduğunu söyledi. Maliye Bakanı Şimşek, işsizliğin artmasını kadınların iş aramasına bağladı. Yandaş hocaları ekranlara çıkarak altı yaşındaki çocuklarla evlenebileceğini ve dizkapağı görünen kadından tahrik olunabileceği gibi sapıkça sözler sarf ettiler. Bu sözlere ses çıkarmayan AKP zihniyeti o sırada kadının kürtajından, kadın-erkek aynı evde kalmamasıyla, hamile kadının dışarı çıkmamasıyla, kadın tecavüze uğrasa da bebeğini asla aldırmaması ile ilgileniyorlardı. Hükümet bunlarla meşgulken yakın zamanda Özgecan Aslan ve Cansu Kaya gibi gencecik isimler feci şekilde öldürüldüler. İHD’nin raporuna göre 2014 yılında toplam 335 kadın hayatını kaybetmiş, 789 kadın ise yaralanmış. Yaralananların 191’ini taciz- tecavüz oluştururken 585’i ise şiddet görerek yaralananlar oluşturmuş. 44 çocuk; ev içinde ve toplumsal alanda şiddet, tecavüz ve tacize uğrayarak ölmüş. Ayrıca bugün Türkiye’de her dört saatte bir kadın ya tecavüze uğruyor ya da erkek şiddetine maruz kalıyor.

Böyle bir tabloya baktığımızda kadınların AKP’ye ve onun düşmanca politikalarına sırtlarını dönmeleri en meşru haklarıdır. AKP’nin kadını aşağılayan ve onu toplumda ikinci plana koyan bu gerici bakış açısını yıkmak için oluşturulan demokratik kadın örgütlenmelerini, kendimize özgü fikirlerimiz ve anlayışımızla destekleyebiliriz. Böyle bir hareket toplumda geniş bir kadın örgütlenmesini beraberinde getirdiği gibi Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin projelerini de değişik alanlarda tanıtma olanakları yaratır.

3 YORUMLAR

  1. SENİN YÜZÜNDEN
    Çile çektim kahırları topladı beynim
    Hasret çektim sevdaları yüklendi yüreğim
    Ömrüm – ömrüm, ömrüm yaşadı içerim yandı
    Tatlı dile, gülen yüze bu gönlüm kandı

    SENİN YÜZÜNDEN, SENİN YÜZÜNDEN,
    BENİM BU HALLERE DÜŞMEM, SENİN YÜZÜNDEN…
    AL YÜREĞİM, VUR SIRTA HEYBENİ GİT ÖTE YÜZE,
    SENİN YÜZÜNDEN, SENİN YÜZÜNDE…

    Dağlara çıksam lele, eşkıya derler
    Sokakta yürüsem babe, can pazar neyler
    Buluttan dökülsem damla zulmün hançeriyle
    Toz duman oldu bu devran neyle®sin kervan

    SENİN YÜZÜNDEN, SENİN YÜZÜNDEN,
    BENİM BU HALLERE DÜŞMEM, SENİN YÜZÜNDEN…
    AL YÜREĞİM, VUR SIRTA HEYBENİ GİT ÖTE YÜZE,
    SENİN YÜZÜNDEN, SENİN YÜZÜNDE…

    Otantik TÜRKÜ Formu
    Ekleme: 04 Temmuz 2015
    Söz & Müzik: Şahin KANBUR

    **(!)**

  2. TÜRKİYE’DE SİYASET VE DEVLET BİLİM DEĞİL, GERÇEK YALAN VE GERÇEK ÇIKAR OYUNUNUN RANT SENARYOSUNUN KURUMUDURLAR VE KURULUMUDURLAR (!)

    04 Temmuz 2015, 12:30

    EN SAHTE ANTİ – EMPERYALİST, EN GERÇEK YALAN ANTİ – FAŞİST, TÜRKİYE’NİN EN HAS VATAN HAİNLERİDİR, HALK DÜŞMANLARIDIR, EMEK & İNSAN & HER TÜRLÜ CANLI VE DOĞANIN KATİLLERİDİR BUNLARIN HEPSİ DE & BU PARTİLERİN TÜMÜ DE … & … (!)

    Türkiye’yi en gözde bir halvet yolu ve kerhane kapısı yapanlar, Türkiye’yi en ucuz ve en bedava bir kumarhane işletmesi tutanlar, Türkiye’yi en dip bir terörist savaş sahasına çevirenler, bu ülkede en çok, en yüksek, en büyük, en tek ve en bütün bir sahte millici, taklitçi ve hırsız, milli iradeci ve sahtekar milli cepheci olarak kendisini tanımlayanlardır ve bu memlekette böyle geçinip – gidenlerdir aslında.

    DIŞARIYA KARŞI KREDİTÖRLERİN PARALI SİYASET OYUNCULUĞUNU, OYUNCAKLIĞINI VE GERÇEK YALAN İŞÇİLİĞİNİ YAPAN VE YAPANLAR bunlardır hep … & …

    YİNE BÜTÜN BİR YERLİ İŞBİRLİKÇİ NASYONAL FAŞİSTLER BUNLARDIR HEP … & …

    En empatik, en sempatik, en anti -patik, en mono – matik, en megalogomanik ve en düşmüş pratik BAĞIMLI EMPERYALİST GLADYATERÖRİST ÖRGÜTLERDİR bunların hepsi de… & …

    AYNI ZAMANDA DA EN AŞAĞILIK, EN ALÇAK VE EN DİP BİR KAPİTALİST SERMAYE VE BİR BURJUVA SINIF PARTİLERİDİR bunların hepsi de… & …

    BUNLARIN HEPSİ DE, AYNI ZAMANDA DA HEM İÇERİYE KARŞI EN ÇOK ULUSÇU, EN DOĞRUCU VATAN SEVER VE EN İYİ YETKİN, AĞIRBAŞLI, KANAAT ÖNDER İNSAN, DOĞA VE HALK ERBABI VE BUNUN EDEBİYATINI YAPARLAR, EDEBİYATI OLURLAR VE EZBERLENMİŞ OLAN BU ÇARESİZLİK REPLİKLERİNİ atarlar ortaya, söylerler, her yere ve her taraf bunların gerçek yalanlarını konuşurlar bunların hepsi de … & …

    BÖYLE YAPARAK GEÇİNİP – GİDERLER İŞTE ASLAKÇA & AHMAKÇA & YOZCA & YOBAZCA & ÇÜRÜMÜŞÇE & HAİNCE & DÖNEKÇE bunların hepsi de … & …

    SALT MENFAAT VE ÇIKAR UĞRUNA & UĞRUNDA VARLIK OLURLAR VE GERÇEK bir VARLIK GÖSTERİRLER bunların hepsi de … & …

    DÜŞKÜN, ALÇAK, ASALAK, ÇIKARCI, AHLAKSIZ, YÜZSÜZ, SATILIK, VİCDANSIZ, İNANÇSIZ, HIRSIZ, DEBDEVECİ, VESVESECİ, ZEVZEK, BEDAVACI, YALANCI, DOLANDIRICI, SAHTEKAR, KUMPASÇI, NAMERT, HAİN, KALLEŞ VE DÖNEK TİRLER BUNLARIN HEPSİ DE… & …

    İdeoloji bitti. Dünya çapında nam ve ün salan Kredi törleri Örgütünün satın aldığı ve sattığı, gerçek bir kukla ve oyun meta partisi oldular bunların hepsi de.

    Zaten Türkiye rejimi ilk kuruluşundan bu güne kadar öz ve özlük itibariyle halk devleti değildi ve asla olmadı da.

    Fakat bunun tam tersi bir istikamette derinleşerek ve ilerleyerek gerçekten de iyi, uysal, sahibinin sesi ve kuklası öz ve özlük itibariyle doğru bir emperyalist home ofisinin icraat yaptığı ve buranın içinde & içerisinde köşe kapmaca oynadığı ve cirit attığı, aynı zamanda da küresel kapitalizmin transatlantik bir nitelikle ve nicelikle, stratejik gel – git lerinin, pratik saha uyguladığı, ekonomik ihraca atını ve ithalatını gerçekleştiği, gerçekleştirdiği ve yaptığı en gözde, en muhteşem, en estetik, en kararlı, en tutarlı ve en sürdürülebilinir, en farkındalıklı, en yerindeli kli ve en zamanlı bir rant devleti oldu TÜRKİYE şimdi … & …

    Peki bu devleti kim ya da kimler çekip – çevirecek(?)

    Hangi kadroların omuzlarının ve belinin yükü olacak bu iktidar ağırlığı (?)

    Yani aslında bu rant devletinin kendi içindeki bu tam bağımlılık ilişkilerinin yarattığı bütün bu kapı – kulluk, sahip – kölelik, efendi – uşaklık ve emir – erlik düzeninin ve sisteminin içindeki bu iş yapma, iş yürütme, iş yürütmesi ve iş yürüt(ül)melerinin gerçek sahipleri olmak için bunların hepsini kim ya da kimler yapabilir diye düşünmeyin bunu, demeyin saki – sakın ola, hayrola ve harman ola bu yangın yeri şimdi (!)

    İşte tam da böylesi insanlar yapar ve bu tür sadakat ve bağlılık yemini eden ve andını içen, vatan haini, halk düşmanı, insan ve doğa katili olan sadık bu tür insanlara emanet edilir bu işler.

    Şahin KANBUR & ( 02 – 04 Temmuz 2015 )

    **(!)**

  3. TÜRKİYE REJİMİNİN VE DEVLETİNİN İÇİNDE OLDUĞU VE BULUNDUĞU BU BOZUK DÜZEN VE BU SİSTEM ÇARKI İLE YAPILAN SON GENEL SEÇİMLERİ MÜTEAKİP STRATEJİK ” YENİ TÜRKİYE ” KURMA ÇALIŞMALARI BAŞLATILMIŞTIR (!)

    BU STRATEJİK ÇİZGİDE VE HATTA NE YOK VE NELER VAR BİR BAKALIM DEDİK BU SON DURUMUN İÇİNE (!)

    BİR BAKTIK Kİ VE BİR DE NE GÖRDÜK 3. AKIL GÖZ YAKIN ÇEKİM KAMERA ALGISI İLE :

    BU MEMLEKET DE HALA SÜREKLİ VE KESİNTİSİZ BİR NİTELİKLE VE BİÇİMLE OLMAK ÜZERE SİVAS’TA AYDIN YAKILIR, ROJOVA’DA İNSAN AVLANIR, KARADENİZ’DE AĞAÇ KESİLİR VE ORMAN KIYILIR (?)

    Türkiye rant rejimi ve onun devleti şimdi de Rojova çölüne PANZER, CEMSE, TIR, TOP, TANK, UÇAK, TÜFEK yolluyor; Karadeniz dağlarına ve yaylalarına da DOZER, KEPÇE, GREYDER salıyor (!)

    Ne katil bir rejim ve ne katil bir devlet bu (?)

    CHP’nin ” MERKEZ TÜRKİYE! ” projesi denen şey işte buydu … & … MHP’nin ” KAÇAK SARAY ” diye yutturduğu şey de işte yine buydu. HDP’nin ” BARIŞ SÜRECİ ” dediği şey de sanırım ve zaar ki de yine bu olacak … (?) … & …

    Şahin KANBUR & ( 04 Temmuz 2015 )

    **(!)**

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here