Kapitalist Küreselleşme Karşıtı Eylemler

0
61

kapitalist-kuresellesme-karsiti-eylemlerTürkiye’de 68 Hareketinin öncü kadınlarından olan Gülay Ünüvar ile “Kapitalist Küreselleşme Karşıtı Eylemler” konulu bir panel gerçekleştirdik.
Panel duyurusu için günler öncesinden davetiyeler hazırlandı ve bu davetiyeler şehrin merkezi yerlerinde ve çevremizdeki ilişkilerimize dağıtımı yapıldı. Panelin duyurusu için hazırladığımız afişler de Taksim’de bazı yerlere asıldı.
68 Kadın/ Gençlik önderlerinden olan Gülay ablamız bizleri kırmayıp Eskişehir, Ankara, İzmit’te yapılan panellerin ardından İstanbul’daki panelimize katıldı. 7 Haziran günü saat 14.00’de TMMOB/ MMO’da gerçekleştirdiğimiz panel, 68 devrimci önderlerinden Denizler, Mahirler, İbrahimler nezdinde bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından kısaca sunumu yapan arkadaş, Gülay Ünüvar’ı konuşmasını yapmak üzere davet etti.
Ünüvar, 68 Gençlik Hareketinin çıkış koşullarını anlattı. 68 Hareketi’ni sorgulamanın dünden bugüne çıkartılması gereken derslerle dolu olduğunu, 68 kuşağının dünyanın birçok yerinde farklı tutumları olmasına rağmen; Fransa’nın Cezayir’i işgaline karşı aldığı tutum ile Almanya’da gelişen Nazi belasına karşı alınan ortak tutumu anlattı. 68 Hareketi’nin, topraksız köylülerin toprak taleplerine de, eylemlerine de destek verdiğini belirtti. Türkiye’deki topraksız köylülerin birçok yerde toprak işgalleri yaptığını; tütün işçilerinden, çay işçilerine, hatta sarımsak işçilerine kadar tüm köylülerin bu rüzgârın etkisiyle en ücra köşelerde bile örgütlendiklerini anlattı.
Latin Amerika’da da topraksız köylülerin benzer mücadeleler sergilediğini, dünyadaki genel havanın mücadeleden yana olduğunu ifade etti.
Ünüvar, “Amerika’nın Vietnam’a karşı saldırısında, 68 Gençlik Hareketi’nin dünyanın her yerinde savaş karşıtı eylemler yaptı ve emperyalizme karşı bir örgütlenme içerisine girdi. Bu dönem gelişen gençlik hareketlerinin temel düşüncesi ‘Dünyayı Değiştirmek Mümkündür’ şeklindeydi. Gençlik hareketlerinin bir diğer önemli özelliği de kapitalizme karşı olmasıydı. Kapitalizme karşı verilen mücadelede hem soldan hem sağdan saldırılar vardı ve her iki kutubun da temel düşüncesi “sosyalizmin bir ütopya olduğu, uygulanabilir olmadığı” idi. Yapılan bu saldırılar yer yer direk ifade edilmemiş de olsa özünde bu saldırılar post-modern tarzda gidiyordu.
68 Hareketi, yeni dünya düzenine karşı direnenlerin ortak paydada buluşabilmesi için Enternasyonal Komiteler oluşturmuştu. Bu komite uluslararası bir komiteydi. Komitenin temelleri 1990’ların başında atıldı. Ancak 1990’ların ortalarına doğru dağıldı. Bu komitede birlikte yer alan, Halklar Komitesi’nin dağılmasından sonra kendi ülkelerine döndüler” dedi. Ülkelerine dönen halklardan örnek olarak Marcos’un kendi ülkesinde verdiği mücadeleye işaret etti. Marcos örneğinin tüm dünyaya uygulanıp uygulanamayacağı konusunda çok iyimser bir hava içerisinde değillerdi. Çünkü verdiği mücadelenin tüm dünyaya yayılmak gibi objektif bir durum ortada değildi. Nihayetinde küresel bir harekete öncülük edememiş ve direnişin motoru olamamıştır.
1996 yılında Floransa’da ortak bir örgütlülük öne çıktı. Burada Sovyetlerin yıkılmasının ardından ‘yeter artık’ denilip, tek kutuplu dünyaya karşı bir deklarasyon yayınlandı.
1997 yılında Amsterdam’da gelişen bir diğer örgütlülükte çevre ve kadın örgütlenmeleri öne çıkartıldı. Oysa işçi sınıfı hareketinin örgütlülüğünün önde olması gerekiyordu. Bu durumun en yaygın olduğu ülkelerin başında İsveç geliyordu. Amsterdam’daki örgütlülük çevrecilerin lobi faaliyetleri ile öne çıkıyordu. Feminist örgütlenmeler de burada herhangi bir etki yaratamadılar. Yapılan gösterilerde kızıl bayrakların belirgin olması ve Batı Avrupa’da solun ilk defa buluşması heyecan verici bir durumdu.
1999’da Köln’de gerçekleştirilen kurultayda işçilerin öncülüğünde yürüyüşler gerçekleştirildi ve taleplerini dile getirdiler.
Ardından Prag’da militan bir yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün hedefinde Dünya Bankası vardı.kapitalist-kuresellesme-karsiti-eylemler-2
Prag yürüyüşünün ardından Nice’de 125 bin kişi protesto yürüyüşleri yaptı. Fransa’nın işçi sendikalarından SCT, bu gösterilere 70 bin civarında sendikalı işçiyi kattı.
İsveç’in güneyinde AB protestoları oldu. İsveç Başbakanlarından Olof Palme’nin ölümü yüzünden ABD ile İsveç’in ilişkileri zayıflamıştı. Palme, Vietnam savaşını Nazi saldırısı olarak gördüğünü, açıklamalarından birinde ifade etmişti. Bu tutumu kınayan ABD, Büyükelçisini tepki olsun diye çekmişti.
İsveç’te zamanla Filistin dostluğu gelişti ve İsrail ile de iyi ilişkiler içerisine girildi.
İsveç’te bir hafta boyunca devam eden AB karşıtı gösterilerde polis göstericilerin üzerine gerçek mermilerle saldırıda bulunmuştu.
2001 yılında Cenova’da yapılan gösterilerde tüm güçleriyle göstericilere saldırmış ve büyük çatışmalar yaşanmıştı. Yapılan gösterilere halkın büyük ilgisi olmuştu.
Gelişmiş ülkeler Cenova’dan sonra Kanada da bir dağın tepesinde toplantılarına devam ettiler. Ancak küresel çapta gösteriler örgütleyen hareket Kanada zirvesine katılamadı.
Ardından Strasbourg’da dünya toplantısı oldu. Bu toplantıda NATO’nun 60. yılını kutlamak için bir araya gelmişlerdi. Bu toplantıyı protesto etmek için kente gelen herkesi gözaltına alarak protestoları zayıflatmaya çalışmışlardı.
Panel verilen kısa bir aranın ardından devam etti.
Bir diğer örnek olarak Sevilla’daki İspanya’nın öncülüğünde AB toplantısıydı. Küresel çapta eylemler örgütleyen muhalif hareketin işçi sınıfı ile bağları zayıftı. Ancak İspanya’da yapılan grevle emeklilik yaşının yükseltilmesi yasasını geri çektirmeyi başarmıştı. İspanya dışından gelen işçiler ile içerde bulunan işçiler birlikte davrandılar. Aydınlar göçmenlerin haklarını savunmaya başladılar. İspanyol öğrenciler de işçiler ile birlikte davranmaya başladılar.
Floransa’da sosyalistler bir araya gelmeyi başardı ve gösterilerde 1 milyona yakın insan protesto yürüyüşlerine katıldı. Burada protestolara katılan küçük bir kesimin dışında herkes savaşa ve emperyalizme karşı ortak tutum belirtiyordu. Kapitalizme karşı biraz geri tutum sergileyen gruplar da vardı.
DTÖ ve İMF karşısında 3. dünya ülkelerinin borçlarının silinmesini isteyen bu hareket, yaptıkları Sosyal Forum toplantılarıyla bunu karar altına alıyorlardı.
İngiltere’de yapılan gösterilerde militan bir direniş sergilenmiş ve kısmen de olsa kararlı tutumlar galip gelmişti.
Küresel eylemler örgütleyen hareketin toplantısı yani 6. Sosyal Forum 2010 yılında İstanbul’da oluyor. Bu forumda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi seminerler, paneller, yürüyüşler düzenleniyor. Sosyal forumlar bilgi bankası halinde işlevini sürdürüyor. Yani dünyanın neresinde bir direniş varsa anında bilgi sahibi olunuyor. Forumun koordinasyonu tüm örgütler tarafından sağlanıyor. İçerisinde yeşillerden tutun, kapitalizmi reformlar yoluyla değiştirmeye çalışanlar, komünistler, sosyalistler de var.
Tabi bu komünist partiler İtalya örneğinde görüldüğü üzere Komünist Parti, liberalizme evet diyen, Berlusconi’nin göçmen politikasına evet diyen, Irak’a evet diyen, Marksist politikalardan vazgeçen, devrimci şiddete karşı olan ve tek dertleri iktidar olmak olan partilerdir. İtalya’daki komünist partinin geldiği durum budur. Sosyal demokratlar AB’nin dayattığı her şeye evet diyor. Ayrıldıkları tek nokta sınıf uzlaşmasıdır. Yani liberal politikalarla zamana yayılarak gerçekleştirilmesini istiyorlar.
3. dünyanın borçlarının silinmesini isteyen küresel hareketin önüne koyduğu şey doğrudur. Ancak borçları silinen fakir ülkeler yeniden borçlanacaklardır. Buradaki nihai çözüm kapitalizmin ortadan kaldırılmasıdır.
Küresel eylemler örgütleyen bu hareketin önündeki engellerden biri de sendikal yönetimlerin işçi sınıfının radikal eylemlere girişmesinin önünü kesmek istemesidir. Temel sorun şu, bu reformist sendika yönetimlerinden kurtulmadan dünya çapında etkili direnişler örgütlenemez.
Geçen yıl Amerika’da başlayan küresel kriz ve bunun tüm dünyaya yayılması kapitalizmin miadının dolduğu anlamına gelir. Ancak bu krizden ve kapitalizmden kurtulabilmek işçi sınıfının vereceği mücadeleye bağlıdır. Krizi devrimci bir şekilde atlatamazsak sorun daha da büyüyecektir. Dünyanın birçok yerinde, özellikle Avrupa’da işçi sınıfının söylemlerini kullanan faşistler, sürekli örgütlenmekteler. Bunu eski kafatasçı zihniyet ile değil, daha yumuşak dille halka ulaşıp, bilinç bulanıklığı yaratarak yapıyorlar.
Marksistlerin çıkış noktası çok sağlam bir yerde durmaya devam ediyor. Marksist hareket tüm dışındaki anlayışlarla iyi ilişkiler içerisinde olmalıdır. Eğer ‘başka bir dünya mümkün’ diyorsak; bu durumdan rahatsız olan herkesi bu mücadeleye ortak etmeliyiz.
Panel sorulan sorular ile son buldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here