Kayıp Yakınları Yakınlarının Akıbetini Sormaya Devam Ediyor

0
93

207. Hafta

Cumartesi Anneleri’nin yakınlarının akıbeti ve sorumluların yargılanması talepleri için gerçekleştirdikleri oturma eylemleri 207. Haftasında da devam etti.

BOTAŞ kuyularının açılması ve ardından kemiklerin bulunması dolayısıyla toplu mezarların açılması ve “Kemiklerin diğer parçaları nerede?” diye soran kayıp yakınları, 14 Mart Tıp Haftası’na denk gelen günde iki sağlık emekçisinin dosyalarını basın ve kamuoyu ile paylaştı.

Galasaray Lisesi önünde kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kayıp yakınları adına Tiyatro sanatçısı Deniz Türkali’nin gerçekleştirdiği basın açıklamasında; BOTAŞ kuyuları kazıldıkça kemiklerin ortaya çıktığını ancak yapılan kazıları sağlıklı bulmadıklarını, bir kaç kemiğin bulunmasının diğer kemiklerin daha önceden bir yerlere taşındığı şüphesini doğurduğunu ifade etti. Türkali, Sağlık-Sen’in kurucusu ve yöneticisi Ayşenur Şimşek’in 24 Ocak 1995 günü gözaltına alındığını ancak yapılan başvurulara rağmen haber alınamadığını belirtti.

İşkence edilerek katledilen cesedinin 12 Nisan 1995 günü Gölbaşı’nda bulunduğunu belirten Türkali, şimdilerde Ergenekon cephaneliğinin de Gölbaşı’nda çıkmasına dikkat çekti.

Türkali, Doktor Recai Aydın’dan da 2 Temmuz 1994 tarihinde Diyarbakır’daki evinden çıktıktan sonra bir daha haber alınamadığını ifade etti.

Türkali ölüm kuyularının yanı sıra Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Kimsesizler Mezarlığı ve tüm toplu mezarların kazılmasını talep etti.

Deniz Türkali, Ayşenur Şimşek ve Recai Aydın’ın katillerinin bulunması talebiyle konuşmasına son verdi.

208. Hafta

21 Mart günü “Failler Belli Kayıplar Nerede? İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon” pankartının yanı sıra, kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kayıp aileleri, ölüm kuyularına atılarak kaybedilen yakınlarını andılar.

Fehmi Tosun hangi ölüm kuyusunda diye soran kayıp aileleri adına Tiyatro Oyuncusu Aslı Öngören basın açıklamasını gerçekleştirdi. “Kemiklerin devamı nerede, kuyulardan çıkarılan kafataslarının diğer parçaları nerede? Kuyuları kimler boşalttı, kuyuların açılmasını geciktirenler kimler” diye soran Öngören kayıpların sorumlularının açıklanmasını talep etti.

JİTEM gibi kontrgerilla örgütlenmelerinin kayıpların ve katliamların baş sorumluları olduğunu belirten Öngören ölüm kuyularında vicdanlarının çürütülmesine izin vermeyeceklerini kayıpların sonuna kadar takipçisi olacakları sözleriyle açıklamaya son verdi.

Öngören’in ardından Hasan Ocak’ın abisi Hüseyin Ocak, kardeşinin 21 Mart 1995 günü gözaltına alındığını, aylarca aramalarına rağmen yaptıkları tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirtti. Gözaltına alınan Hasan Ocak’ın 58 gün sonra bulunduğunu belirten Hüseyin Ocak kaybedilenlerin hesabının sorulmasını ve katledenlerin cezalandırılmasını talep etti.

Kürt illerindeki kazılar devam ederken bölgede yaşanan kirli savaş ve kaybedilen katledilen insanların kemikleri bulunmaya devam ediyor. Her yeni kazı sonucunda kemikler bulunurken sorumluların ortaya çıkartılamaması kayıp yakınlarının yüreklerini yakmaya devam ediyor.

209. Hafta

Cumartesi Anneleri Galatasaray Lisesi önünde 28 Mart günü gerçekleştirdikleri oturma eyleminde 5 Aralık 1993 günü Urfa’nın Siverek ilçesinde gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya ve Ahmet Kalpar’ın akibetini sordular.

Kayıp yakınları, kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını karanfillerle süslerken; “Failler Belli Kayıplar Nerede? İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon” pankartının açıldığı eylemde; Tiyatro Oyuncusu Mehmet Atak tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Atak dört çocuk babası Hüseyin Taşkaya’nın Bucak Aşireti ile birlikte Üsteğmen Ahmet Şentürk’ün komutasında yapılan ev baskınında Ahmet Kalpar ile birlikte gözaltına alındığını ve bir daha ikisinden de haber alınamadığını belirtti. Susurluk zanlısı Sedat Bucak’ın ailelere “evinize gidin, altı ay sonra devlet bırakır” dediğini ifade eden Atak, sözlerini, kirli savaş suçluları; dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, General Hasan Kundakçı, Yavuz Ertürk ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın tutuklanıp yargılanması gerektiğini ifade etti. Açıklamanın ardından Hüseyin Taşkaya’nın kardeşi kısa bir konuşma gerçekleştirdi.

210. Hafta

Kayıp aileleri her hafta Galatasaray Lisesi önünde kaybedilen çocukları, eşlerinin akıbetini sormak için bir araya geliyorlar.

4 Nisan günü Galatasaray Lisesi önünde saat 12:00’de kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ile bir araya gelen aileler adalet istemlerini haykırmaya devam ettiler.

1 Nisan 1996 günü Tekirdağ’da kaybedilen TSİP Edirne İl Başkanı Talat Türkoğlu’nun dosyası kamuoyu ile paylaşıldı.

Eylemde Talat Türkoğlu’nun kardeşi Nimet Türkoğlu kısa bir konuşma yaptı. Türkoğlu, her yere başvurmalarına rağmen bir haber çıkmadığını, son olarak AİHM’e başvurduklarını belirtti. Kardeşinin “yerini bilen birisi varsa haber versin, onu çok özlediğimizi söylemekten başka birşey diyemiyorum” diyerek sözlerini sona erdirdi. Nimet Türkoğlu’nun ardından, İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Tiyatro Sanatçısı Nilüfer Açıkalın basın açıklaması okudu. Açıkalın açıklamada; TSİP Edirne İl Başkanı Talat Türkoğlu’nun Edirne’den İstanbul’a giderken gözaltına alındığını ailesi ve İHD tarafından gerçekleştirilen çabaların sonuç vermediğini dile getirdi. Dönemin milletvekili Ercan Karakaş tarafından Meclise verilen soru önergesinden de sonuç alınamadığını belirten Açıkalın, itirafçı Kasım Açık’ın, Talat Türkoğlu’nun asker ve itirafçılar tarafından sorgulanıp, Murat Demir ile Murat İpek tarafından katledildiğini, ardınan Meriç Nehri’ne atıldığını itiraf ettiğini sözlerine ekledi. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz başta olmak üzere, İçişleri Bakanı Ülkü Güney, Adalet Bakanı Mehmet Ağar, İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ve Edirne Emniyet Müdürü Ömer Tüzel’in yargılanmasını isteyen Açıkalın konuşmasına son verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here