Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Seçimi

0
24

Cumhurbaşkanlığına İhsanoğlu’nun aday koymak demek Amerikancı İslamiyeti, Türkiye’nin ortak paydası ilan etmektir. Seçimi İhsanoğlu kazanırsa bu, Erdoğan’ın veya bir AKP adayının kazanmasından daha olumsuz sonuçlar doğurur. Çünkü o zaman başta gene Erdoğan olacak ve dinci iktidar perçinlenecektir.

CHP Cumhurbaşkanlığına aday olarak bula bula ömrünü Amerikancı İslama hizmet etmekle geçirmiş olan Ekmeleddin İhsanoğlu adında bir profesörü buldu. Kılıçdaroğlu partisinin cumhurbaşkanı adayını en demokratik bir metotla belirlemek için kılı kırk yarıyormuş gibi yapmaktaydı. Hatta kararı onlarla birlikte vermek istiyormuş gibi ilerici sanatçılarla ve demokratik kitle örgütleriyle buluşmalar yapmıştı. Gerçekte ise Kılıçdaroğlu kimi Cumhurbaşkanı adayı olarak seçmeleri gerektiğini kendi örgütüne bile sormaya tenezzül etmedi. Kimlerle kararlaştırıldığı hala tam anlaşılmayacak şekilde seçilen bir Amerikancı dinci hem CHP örgütüne hem CHP kitlesine dayatıldı.

Yapılan, CHP yöneticilerinin kendilerine oy veren kitle için ”Çaresizler, mecbur kabul edecekler”, şeklindeki geleneksel davranış tarzına uygun duruyor. Adaylarını bu şekilde belirledikten sonra sıra CHP kitlesini ve halkı maipüle etmeye geldi. Kılıçdaroğlu bu konuda Sabahat Akkiraz’a da görev vermiş. Sabahat Akkiraz ”Alevi toplumu akılcı bir toplumdur, hakları konusunda mücadelelerine destek verecek, Aleviler’i kucaklayacak bir adaya sırtlarını dönmez. Seçimde iki kutup olacak ya Alevileri seçim meydanlarında yuhalatan, cemevlerine “Cümbüş evi” diyenlere ya da bunların hiçbirisini hayatının hiçbir zamanında yapmamış olan adayımıza oy verecek” demiş (http://www.ensonhaber.com/kilicdaroglundan-akkiraza-ihsanoglu-icin-gorev-2014-06-23.html). Ekmeleddin Alevileri seçim meydanlarında yuhalatmamış, bu yüzden Aleviler ona sırtlarını dönmezlermiş. Ne akılcılık (!)

CHP yönetimi bu tutumuyla CHP kitlesinin demokratik beklentilerine ihanet etmiştir.
Kılıçdaroğlu daha önce de Melih Gökçek’e karşı Ankara’da bir eski MHP’liyi aday çıkarmış ve seçimleri kaybedince CHP’li gençlere ”Mansur Yavaş Kurtuluşa Kadar Savaş!” sloganı attırmıştı. Böylece ”akılcı” CHPli gençler eski faşist birini Mahir-Hüseyin-Ulaş yerine koymuşlardı.

CHP Türkiye’nin en anti-demokratik partilerinden biridir. Orada demokratik mücadeleyi demokrat insanlar verir, kararları ise başkaları. Demokrat insanlar ve ezilenler orada hep başkalarına çalışırlar. CHP kitlesi için ”Nasıl olsa çaresizler, mecbur gene bize oy verecekler” diye düşünülür. Baykal yıllarca bunu yapmıştı. Şimdi de Kılıçdaroğlu yapıyor.

Gezi direnişinde bazı dürüst CHP’li milletvekilleri ve belli bir CHP kitlesi direnişçilerle birlikte davrandı. Sıra yerel seçimlerde aday belirlemeye gelince CHP Gezi direnişine yüz çevirdi. İstanbul Belediye Başkanlığı için dahi, sırtını Cemaat’e yaslamış olan Sarıgül’ü tercih etti. Ardından da seçimleri utanç verici bir şekilde kaybetti.

Kılıçdaroğlu toplumu ”asgari müşterekte birleştirme” adına gidip Amerikancı ve Suudici çevrelerde makbul bir isme yapışarak dinciliğe teslim oldu. Baykal ”Kutuplaşmayı gidermenin yolu kutuplardan birine gidip teslim olmak değildir” (http://siyaset.milliyet.com.tr/baykal-dan-kilicdaroglu-ni/siyaset/detay/1901347/default.htm) diye tepki göstermiş. Bütün politikayı Erdoğan karşıtlığı üzerine kurmuş olan Kılıçdaroğlu’nun kullandığı metotlar da demokratik olmadığı gibi Cemaatçilerin kurnazlığını hatırlatmaktadır.

Kılıçdaroğlu CHP’de Baykal’ın komployla devrilmesinin ardından daha demokratik bir sürecin yolunu açmak iddiasıyla başa gelmişti. Sonra kendisini başa getiren komploya teslim oldu. Kılıçdaroğlu’nun CHP içinden bir aday bulmak yerine dinciliğe teslim olmasının altında iktidar hesaplarının yattığı da görülüyor. Güçlü olasılıkla Baykal aday olacaktı. O zaman da Baykal’ın parti içindeki gücü artacak belki de Baykal yeniden CHP’nin başına dönecekti. Baykal’ın tasfiyesi Erdoğan dışında kimlerin işine geldiyse Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı da onların işine gelmiştir.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun profesör kimliği Kılıçdaroğlu ekibi tarafından sanki bir erdemmiş gösteriliyor. Oysa profesör olmuş birinin kimliğini inceden inceye araştırmak gerekir. İnsanlar düzenin kariyer basamaklarını tırmanırken kariyer uğruna genellikle güç odaklarıyla özel ilişkiler kurarlar. Bunu yapmaya tenezzül etmeyenlerin bir çoğu ise düzene daha çok yapışırlar. Orduda generallik neyse akademi dünyasında profesörlük odur. Yani bir insan profesör olmuşsa büyük olasılıkla düzene daha çok uyum sağlamış durumdadır.
Cumhurbaşkanlığına İhsanoğlu’nun aday koymak demek Amerikancı İslamiyeti, Türkiye’nin ortak paydası ilan etmektir. Seçimi İhsanoğlu kazanırsa bu, Erdoğan’ın veya bir AKP adayının kazanmasından daha olumsuz sonuçlar doğurur. Çünkü o zaman başta gene Erdoğan olacak ve dinci iktidar perçinlenecektir.

CHP tabanında önemli bir demokrat kitle yer alıyor. Şimdi bu topluluğu Kürt ulusal hareketinin partisi HDP kendisine çekmeye çalışıyor. Türkiye solu bu süreçte pasif kalmayıp kendi içinde ve Kürt ulusal hareketiyle de görüşerek bir aday çıkarmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here