Kimseyi geride bırakma!

    0
    384

    23 Mayıs 2020 günü Almanya’nın Münster şehrinde, içersinde Odak Kültür Merkezi’nin de bulunduğu geniş bir platform tarafından Avrupa Birliği sınırlarında bulunan göçmen kamplarının; insanlık dışı koşullarına dikkat çekmek amacıyla bir etkinlik düzenlendi.

    İlkin şehrin merkezini oluşturan dört meydanda, meselenin değişik boyutlarını işleyen dört ön miting organize edildi. Bunlar sırasıyla;

    Hafenplatz (Klima sorunu ve göç) Stubengasse (Kamplardaki durum ve feminist perspektif )
    Bremer Platz (otoriter şekillenme)
    Servatiiplatz (Kapitalizm, kaçış ve göçmenlik)

    Bu dört alanda saat onbirde başlayan eylem, burada yapılan konuşmalardan sonra tüm grupların oniki buçukta Schlossplatz’da buluştuğu büyük mitingle devam etti. Bizler önce kapitalizm, kaçış ve göçmenlik mitingine, sonrasında da ana mitinge katıldık. Odak adına ana mitingde konuşma yaparak, meselenin kapitalist-emperyalist sistemle bağına dikkat çekmeye çalıştık. Mitingin çoğunluğu gençler oluşturuyordu ve bu mitinge iki yüzü geçkin kişi katıldı.

    Mitinge okunan açıklamayı aşağıda yayınlıyoruz:

    “Bir süredir Dünya, insanlığın başına bela küresel Korona salgını ile uğraşırken, sığınmacıların kamplardaki kötü yaşam koşulları unutuldu.

    Bizler özellikle bu konuya dikkat çekmek istiyoruz.
    Göçmenlerin büyük çoğunluğu batılı ülkelerin neden oldugu savaşlar/çatışmalar ya da kötü hayat şartları nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalıyorlar. Çocuklarının ve kendilerinin geleceği için, birçok insanın hayali Avrupaya geçmek ve burada insanca yaşamak sadece.

    Fakat kimileri için, umuda yolculuk Avrupa’ya varmadan son buluyor. Akdeniz’in derinliklerinde birçok umut yatıyor. Alan Kurdi bebeğin kıyıya vurmuş hali halen hepimizin gözlerinin önünde.
    Avrupa’ya ulaşanların birçoğu da insanlık dışı ve kalabalık sığınma kamplarında yaşamak zorunda bırakılıyorlar.

    Yunanistan adalarındaki kamplara dikkat çekelim!
    Birçok insan Lesbos adasına Moria sığınma kampına yerleştiriliyor.
    Aşırı kalabalık ve kötü şartlar altında yaşıyorlar. Sadece Lesbos adası değil, diğer sığınma kampları da aynı durumda.
    Bu salgın ortasında gerekli güvenlik ve hijyenik önlemler alınmıyor ve bu da salgının hızlı yayılmasına sebep veriyor.

    Batı, sığınmacıları her zaman ucuz işgücü olarak görmüştür. Kamplarda sıkışık bir şekilde yaşamak zorunda bırakılan insanların tıbbi ve sağlık hizmetlerindenden yoksun bırakılması, binlerce insanın sağlığının göz ardı edilmesi bir insanlık suçudur.

    Batılı devletlerin güvenlik güçleri savaştan kaçan ve kişisel haklarını isteyen bu insanlara yardım etmek yerine savunmasız kadın ve çocuklara saldırmaktır.

    Sığınma kampları boşaltılmalı ve insanlara Avrupa ülkelerinde insanca yasama hakkı verilmelidir. Almanya, en çok sığınmacı kabül edebilecek kapasiteye sahip bir ülkedir. Sığınma kamlarının bir an önce dağıtılmasını talep ediyoruz.

    Bu acil talebimiz, uzun vadede dünyayı yaşanmaz kılan kapitalist-emperyalist sistemin ve sorunların temeli olan ulusal devlet sınırlarının kaldırılması talebimizin bir parçasıdır!

    Yaşasın Uluslararası Dayanışma!”

    Odak/Almanya

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.