Konservatuvarlarınızı Dağlara Kurun

1
43

Yeşim Kantekin 

“Hayatımızın anlamı sanatın çıkar gözetmezliği… Hakkında konuşuyordunuz. Müziği ele alalım örneğin. Gerçek ile bağlantısı diğer şeylere göre çok az. Bağlantısı olsa bile, bu bağlantı mekanik bir yolla kuruluyor, fikirler yoluyla değil. Yalnızca sesle, herhangi bir çağrışımdan yoksun. Ve buna rağmen müzik, mucize gibi yüreğimize işliyor. Armoni haline gelen gürültüye yanıt olarak içimizde yankılanan… Onu en büyük hazzın kaynağı haline getiren… Bizi sersemleten ve bir araya getiren ne? Tüm bunlara neden ihtiyaç duyuluyor? Ve en önemlisi, kim ihtiyaç duyuyor. “Hiç kimse. Ve hiçbir nedenle” diyebilirsiniz. Çıkarsızca…”
Tarkovsky, Stalker.muzikkapak

Stalker filmini izlerken alıntılamış olduğum sözlerin ekrandan alt yazı olarak geçişi sırasında filmi tekrar tekrar durdurup bu cümleleri not almaya çalışmıştım. Kapitalist dünya düzeninin küresel büyüklükteki “tüketim” kültüründen müzik de payını çoktan aldı. Bu düzen müzik endüstrisini, popüler müziği, piyasa müziğini yaratırken müzik de çıkar sahiplerinin eline geçti. Bütün dünyada müzik, insanları sömürmenin başka bir aracı haline geldi. Öte yandan bütün bu karamsar resmin yanında alternatif müzik yapan kocaman bir dünya var. Kafam uzunca bir zamandır, bu ikili karmaşanın içinde debelenip dururken ilk defa 2015 yılında duyurularını duyduğum, o sene gidemeyip ancak 6-11 Ağustos 2017 (1 Periyod)’de bulunabildiğim MÜZİK KÖYÜ’nden bahsedeceğim.

Tarkovsky’nin dediği gibi “Hayatımızın anlamı sanatın çıkar gözetmezliği…” İşte bu çıkar gözetmeyen durumu Müzik Köyün’nde hissettim. Ülke gündemi yine kötüydü, absürddü, bulantı uyandıracak cinstendi; ama Müzik Köyü insanın içinde bir ağaç yeşertiyordu. Kökleri derinlere inen, dalları koca bir dünyayı saran bir ağaç.

İlk olarak 2015 yılında düzenlenmiş, geçen sene 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle yapılamamış Müzik Köyü’nün bu sene ikincisi, iki periyod şeklinde düzenlenmiş oldu. Anadolu Müzik Kültürleri Araştırma ve Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen Müzik Köyü projesinin, Proje Koordinatörlüğü’nü Aytaç Gökdağ, Genel Sanat Yönetmenliği’ni Mehmet Günay Eser üstlenmekte. Proje ile, besteci ve piyanist Bela Bartok’un “Topraktan kopuk olan her müzik ölmeye mahkûmdur” sözünden yola çıkarak, Doğa ve Müzik arasındaki bağa vurgu yapılıyor. Projenin şiarı, “Konservatuarlarınızı Dağlara Kurun!”

İşte böyle bir köyde bulunma ayrıcalığını kendim için yarattım, beni oraya iten içimdeki en büyük hazzın kaynağı olan “müzik”ti. Gitmeden önce endişeliydim, acaba sıkılır mıyım diye düşünüyordum. Yıllardır kendimce şarkılar, türküler söylüyor, korolara gidiyordum ama enstrüman çalamıyordum. İşte bu sebepten acaba sıkılır mıyım sorusu hep içimdeydi. Bu kadar cümleyi şunun için kurdum, oraya gittiğimde gördüm ki müzikle hiçbir ilgisi olmayan biri dahi gitse, müziğe sevdalanıp tekrar memleketine dönebilir. Ben başka bir yer kürenin içinde gibi hissettim kendimi. Düşlediğim bir dünyanın çeşit çeşit hallerini gördüm. Sınıfsız bir toplum değil belki ama sınıfsız bir anlayışla müzik yapılmaya çalışıldığını gördüm. Elbette tam olarak hiyerarşik bir ilişkilenme biçiminden sıyrılınmış olduğunu söyleyemem ama bunun samimi çabası vardı.

Program o kadar doluydu ki, bir atölyeden diğer atölyeye koşturur durumda kalabiliyorduk, akşamları da hoş türkü muhabbetleriyle sürüp gidiyordu. Öyle ki orada bulunduğum süre zarfında sadece bir kere denize gittim. Atölyeleri kaçırmak istemedim. Usta sanatçı Stelios Petrakis ile Girit Müziği ve Girit Dansları, bağlamaya yenilik katmış, bağlama virtüözü Kemal Dinç ile bağlama, Başak Gürcan ile caz vokal, bedenimizin enstrüman haliyle bizi yüzleştiren Özgü Bulut ile beden perküsyonu, Selim Özyol ile Zeybek, Efren Lopez Sanz ile hardy-gardy, Ali Tekbaş ile Hakkari Geleneksel Müziği, Gürkan Özkan ile Tabla, Ali Ulutaş-Ali İhsan Bodur-Mehmet Günay Eser ile üç telli, Raquy Danziger ile Darbuka, Ozan Sari ile Keman,Ador Hooyar ile İran Tenburu, Daf, Erbane, Arslan Hazreti hocamız ile Kamança-Kemane. Sözün özü hepsi birbirinden değerli müzisyenleri yalnızca yüksekçe bir sahne üzerinde değil; doğanın, yeşilin içinde bulmak, daha samimi temas kurmak, birbirimizle sezgisel, duyuşsal paylaşımlarda bulunmak, birlikte öğrenmek yaşanmaya değerdi. Müzik Köyü’nden aklımda kalan bir anekdotta şöyle: yeşil çimlerin üzerinde öylece durdum, bir tercih yapmam gerekiyordu; çünkü bir ağacın altından kemança ve tenbur sesi geliyordu, ilerde çimlerde darbuka atölyesi yapılıyordu, diğer ağacın altında ise bağlama atölyesi vardı. Renklilik için için kaynıyordu o saatlerde. Dolunaya şarkılar türküler eşlik etti, yıldızların ışığı sesimizi aydınlattı.

Genelde böylesi yazılarda olumsuzluklardan bahsedilmediği düşünülür ama samimiyetle belirtmeliyim ki yüreğim böyle akıyor dizelere. Elbette eksik tarafları da vardı ama içine girdiğiniz dünyayı incitecek cinsten değildi.

Ursula K. Legun En Uzak Sahil kitabında “Geçmişi inkar etmek, geleceği inkar etmektir.” diyor. Müzik Köyü’nün mayasında Anadolu’nun kadim sazları, halk ozanları ve Anadolu’nun paylaşım, eşitlik ve özgürlük kültürü var. Karacaoğlan var, Pir Sultan var, Ramazan Güngör var.. Geçmişten aldıklarını özümseyip; geleceğe umut vadediyor Müzik Köyü.

Yazılı ve sözlü edebiyat, şiir, müzik en doğal biçimleriyle yeşermek isteğiyle yanıp tutuşmakta, kök salmak ve yeşermek için ALAN gerek. Alanımız büyüsün, müzik köyleri ve benzeri yerler çoğalsın. Bir sonraki müzik köyüne katılmanız, yeni pencereleri aralamanıza ön ayak olacaktır. Katılmak için uğraşıp, dayanışalım. Aşkla, sevgiyle, hoşgörüyle yoğrulmuş Müzik Köyü’nün hamuruna hepimizin katkısı olsun. Umarım samimiyetini yitirmeden, sevgi yoğunluğuyla yıllarca yapılır Müzik Köyü.

Not: Müzik Köyü hakkında daha detaylı bilgi için bkz. http://www.muzikkoyu.net/

1 Yorum

  1. Bu dünya’nın en yaşlı bir insanı, en genç dağından büyük değil!

    Onun üzerine yapay, suni ve mutani bir köy, hatta bir çok köyler kursa bile, o profesyonellerin , bu konservatuarlarının hepsini topla ve çıkar sen, yine de bir tek – tane Pir Sultan etmezler; edemezler. Şahin Kanbur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here